T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/764 Esas KARAR NO: 2026/22 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2015/1110 Esas- 2022/601 Karar TARİH: 11/10/2022 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı ist…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/764 Esas KARAR NO: 2026/22 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2015/1110 Esas- 2022/601 Karar TARİH: 11/10/2022 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ticari ilişkiden kaynaklı, karşı taraftan olan cari hesap alacağına karşılık İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... Numaralı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak icra takibine itiraz ettiğini, müvekkilinin muhasebe kayıtlarında davalı şirketin 212.236,15 TL borçlu göründüğünü, icra takibi öncesi ve sonrasında davalının borcunu ödemediğini beyanla İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında 2011-2012-2013 yılları arasında uskumru cinsinden balık ticaretine dayalı ticari ilişki olduğunu, alıcı olan müvekkili ile satıcı davacı arasındaki ticari ilişkinin bir sözleşmeye dayanmadığını, müvekkili şirketin teslim aldığı mala karşılık ödemeleri, çek vasıtasıyla elden teslim ettiği, karşılıklı edimlerin ifa edildiğine dair ibra belgesi imzalandığını, davacı tarafın dava konusunda kötü niyetli davrandığını beyanla davanın redddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinin ıslahına dair tarihli dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında 2014 yılında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davacının cari hesap alacağından 20/09/2014 tarihli ve 81.500 TL tutarlı ödemeyi mahsup etmediğini, yine davacıya ödeme amacıyla 2013 yılında verilen ve karşılıkları ödenen toplam 125.000 TL bedelli çekin de alacaktan mahsup edilmediğini, bu sebeplerle davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafından davalı aleyhine 212.236,15 TL asıl alacak ve 31.576,67TL işlemiş faiz üzerinden takip başlatıldığı, davalı vekilince ödeme savunması kapsamında bildirilen çeklerin akıbetlerinin bankalardan sorulduğu ve çeklerin bir kısmının davalı tarafından ödendiği, iki tanesinin iptal edildiği, tamamının davacı adına keşide edildiğinin tespit edildiği, davalı tarafın ödeme savunması kapsamında sunduğu belgede yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı ve belgede yer alan "8" rakamının belgeye sonradan eklenip eklenmediği hususunda ATK'dan rapor alındığı ve her ne kadar belgedeki imzanın davacıya ait olduğu tespit edilmiş ise de, "8" rakamının sonradan eklendiğinin tespit edildiği, son alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından ödenmiş 110.000 TL çek bedelinin de mahsubu ile davacının alacağının 87.236,15 TL olarak hesaplandığı, bu miktardan davacının imzasını taşıyan belgede yer alan "1.500 TL" ödemenin de mahsup edilmesi gerektiği, buna göre davacının davalıdan toplam 85.736,15 TL alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı, raporlarda davacının alacağından mahsup edilen çeklerin davacının 2011 ve 2012 yıllarına ait ticari defterlerinde kayıtlı oldukları, bu husus belirtilerek rapora itiraz edildiği ancak alınan ek raporda da davacının ilgili yıllara ilişkin ticari defterlerinin incelenmediği, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.Davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemenin, davacının imzasını taşıyan ibra belgesinde yer alan 81.500 TL tutarlı ödemeyi alacaktan düşmesi gerektiği, söz konusu belgenin kendilerine aynen verildiği hali ile muhasebeye ve mahkemeye sunulduğu, herhangi bir ilave veyahut değişiklik yapılmadığı, zira Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 24.01.2019 tarihli raporuna göre söz konusu evraktaki yazıların ...'a ait olduğu, elin ürünü olduğunun tespit edildiği, 10.03.2020 tarihli 2. raporda "8" rakamının sonradan eklendiği belirtilmiş olmakla beraber bu eklentinin davalı veya yetkilileri tarafından gerçekleştirildiğini gösterir bir emare bulunamadığı, her iki tarafın da muhasebe kayıtlarının incelendiği, ortada büyük bir ticaretin mevcut olduğu ve böyle büyük bir ticaret içerisinde 1.500 TL'lik bir ödeme yapılmasının mutat bir uygulama olmadığı, bu sebeple davacının elinin ürünü olduğu ispatlanan bu belgenin 1.500 TL'lik bir ödemeye değil, 81.500 TL'lik ödemeye ilişkin olduğu, Mahkemenin gerekçesinde neye dayanarak söz konusu belgenin 1.500 TL'lik borcu ihtiva ettiğini kabul ettiğini açıklamadığı, iki ATK raporu arasındaki çelişkinin bilimsel bir şekilde giderilmediği, aleyhlerine düzenlenen ATK raporunun gerekçesiz bir şekilde esas alındığı ve karar hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında; davacının ticari defter ve kayıtlarında davalının 2012 yılından 2013 yılına 137.614,00 TL alacaklı olarak devrettiği, davacı tarafından 2013 yılında davalı adına 13 adet ve toplam 404.850,15 TL tutarlı fatura düzenlendiği, faturaların tamamının davalının usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi kayıtlarında 2013 yılında davalının çek ile yaptığı ödemelerin mahsubu ve mükerrer olarak yaptığı 15.000 TL tutarlı kaydın mahsubu neticesinde takip tarihi itibariyle davalıdan 197.236,15 TL alacaklı olarak göründüğü, davalının kendi defterlerinde ise davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığının anlaşıldığı, davalının cevap dilekçesinin ıslahı dilekçesinde 6 adet ve toplamı 110.00 TL olan çeklerin davacı tarafından 2013 yılında hesaplardan mahsup edilmediğini ve yine davacının kendi imzası ile 20/09/2014 tarihinde 81.500 TL'yi elden aldığını kabul ettiğini iddia ederek buna ilişkin bir tutanak sunduğu, davacının tutanaktaki imzasını inkar ettiği ve "81.500" rakamının esasen "1.500" olabileceğini iddia ettiği, Mahkemece tutanak aslı üzerinde inceleme yapılmak suretiyle alınan ATK raporunda imzanın davacıya ait olduğunun ancak "81.500" ibaresinde yer alan "8" rakamının sonradan ilave edildiği ve davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin mütalaa edildiği, buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalının ıslah dilekçesinde belirttiği çeklerin davacıya verilip verilmediği ve davacı tarafından tahsil edilip edilmediği, yine davacının imzasını taşıyan tutanakta belirtilen ve davalıdan elden tahsil edilen rakamın "81.500" TL olup olmadığı noktasında toplandığı, Mahkemece davalının bildirdiği çeklerin tahsili hususunun........bank'dan sorulduğu ve gelen cevap doğrultusunda ek bilirkişi raporu ve başka bir heyetten ayrı bir rapor alındığı, her iki raporda da davalının bildirdiği altı adetin çekin davacının 2013 yılı hesaplarından mahsup edilmediği ancak bir kısmının ödenmiş, bir kısmının ise davalıya iade edilmiş olması sebebiyle bedellerinin elden alındığının kabulü ile hesaptan mahsup edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davalının ticari defterlerinde 2013 yılı ödemelerinin toplu olarak kaydedildiği ve çeklerin bu ödemeler içerisinde olup olmadığının anlaşılamadığı, Mahkemece söz konusu toplam 110.000 TL tutarlı çeklerin bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere davacının alacağından mahsup edildiği, çeklerin tamamının 2013 tarihli olduğu, davacının iddia ettiği gibi, davalı tarafından 2011 ve 2012 yıllarında ileri tarihli olarak düzenlenmeleri ve esasen 2011 ve 2012 yıllarında cari hesaptan mahsup edilmelerinin söz konusu olmadığı, alınan tüm bilirkişi raporlarında davacının 2013 yılından önceki yıllara ait defter kayıtlarının incelendiği ve 2013 yılına devreden borç bakiyesinin bu şekilde belirlendiği, davacının bilirkişi raporuna itiraz ve istinaf başvuru dilekçesinde daha önce hesaptan mahsup edildiğini belirttiği ve dilekçe ekinde sunduğu 2012 yılı muavin kaydında yer alan iki adet çekin ...bank'a ait çekler değil, ... Bankası'na ait çekler olduğu, bu minvalde davacı vekilinin bilirkişi raporlarında 2013 yılı öncesine ait kayıtların incelenmediği, davalının ıslah dilekçesinde belirttiği çeklerin daha önce hesaplara işlendiği ve alacaktan mahsup edildiği, Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin istinaf başvurusunun haksız olduğu, yine Mahkemece, ATK raporunda davacının imzasını taşıyan ve 81.500 TL ödemenin elden alındığı beyanını içeren tutanaktaki rakamın, "1" rakamında oynama yapılması sebebiyle esasen davacının kabulünde olan "1.500" olduğu kabul edilerek davacının alacağından "1.500" TL'nin mahsup edildiği, davalının elden ödeme iddiasını ispat yükü altında olduğu, alınan denetime açık ATK raporu ile tutanakta yer alan "8" rakamının sonradan ilave edildiğinin tespit edilmiş olması ve davacının "1.500" TL elden ödeme almış olduğuna yönelik kabulü karşısında davalının "8" rakamının tutanağa davacı tarafından ilave edildiğini ve davacıya "81.500" TL ödeme yaptığını ispat edemediği, bu minvalde davalı vekilinin elden yapılan ödeme miktarının 81.500 TL olarak kabul edilmesi gerektiğine dair istinaf başvurusunun da haksız olduğu ve Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.856,63 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.464,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.392,48 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.