11. Hukuk Dairesi 2018/2837 E. , 2019/4465 K. "" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen1 03/01/2011 tarih ve 2010/71-2011/2 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya…
**11. Hukuk Dairesi 2018/2837 E. , 2019/4465 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen1 03/01/2011 tarih ve 2010/71-2011/2 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin “Namlı Pastırmacı” ismiyle 1929 yılından bu yana faaliyet gösteren, tanınmış bir şirket olduğunu, “NAMLI” ibaresinin müvekkilince kullanımı sonucu ayırt edicilik kazandığını, önceliki olarak anılan ibare üzerinde hak sahibi olduğunu, müvekkilince 2008/34847 sayılı “NAMLI SİNCE 1929+Şekil” ibareli marka için tescil başvurusunda bulunulduğunu, davalı kurumca, 35. sınıfın 08 alt grubundaki “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar vb. diğer yöntemlerle sağlanabilir)” hizmetler yönünden, 2002/32785 sayılı “NAMLI” ibareli, 2005/44398 sayılı “NAMLI” ibareli, 2007/60041 sayılı ”NAMLI PASTIRMACI” ibareli markaları mesnet alarak 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi uyarınca marka tescil başvurusunun reddine karar verildiğini, anılan karara karşı yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin anılan ibare üzerinde gerçek anlamda hak sahibi olduğunu, bu hususun redde mesnet markalar hakkında müvekkilince açılan davalarla da sabit olduğunu, müvekkilinin reddedilen 35.08 sınıfta tescilli 2006/50734, 2007/62072 ve 2003/36960 sayılı markalarının bulunduğunu, başvuru markasının müvekkilinin markalarının devamı olduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2010-M-256 sayılı kararının iptalini, başvuru markasının reddedilen hizmetler yönünden tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; başvuru markası ile redde mesnet alınan markaların ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, 556 sayılı KHK 7/1-b maddesi koşullarınını oluştuğunu, müvekkilinin karar tarihindeki duruma göre değerlendirme yaptığını, redde mesnet markalar hakkındaki davaların kesinleşmediğini, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.