T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/31 - 2026/265 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/31 KARAR NO : 2026/265 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2021 NUMARASI : 2020/174 E. - 2021/422 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/31 - 2026/265 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/31 KARAR NO : 2026/265 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2021 NUMARASI : 2020/174 E. - 2021/422 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Markanın Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/11/2021 tarih ve 2020/174 E. - 2021/422 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2019/136506 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun davalı şirketin 2017/119937 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusu mesnet gösterilerek, diğer davalı ... Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK’nın 5/1-ç bendi uyarınca reddine karar verildiğini, ret kararına karşı yapılan itirazın da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2020-M-4300 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin "..." ibaresini taşıyan markasını 2008 yılında tescil ettirdiğini ve markanın ayırt edici nitelik kazanmasını sağladığını, uzun yıllar önce "..." markasını tescil ettiren müvekkili şirketin marka üzerinde müktesep hakkının bulunduğunu; müvekkilinin "..." ibaresinin ana unsuru olan "..." ibaresini taşıyan çok sayıda markasının 2004 yılından bu yana tescilli olduğunu, "..." ibareli markanın T/03078 sayılı ile tanınmış marka olarak tescil edildiğini; tanınmış markanın farklı mal ve hizmet sınıflarında dahi korunması gerekirken davalı şirketin 2017/119937 sayılı mesnet markasının müvekkili şirketin markaları ile aynı sınıfta kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı markasının iptal edilmemesinin SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluşmasına sebebiyet verebileceğini, davalı şirketin şarap üreticisi olması sebebiyle ürünlerinde müvekkili şirketin tanınmış markasının kullanılması halinde tüketiciler nezdinde müvekkilinin şarap ürettiği kanısının oluşacağını, şarap ve rakı ürünlerinin aynı mal ve hizmet sınıfında olması nedeniyle müvekkili şirketin tanınmış markasının evleviyetle korunması gerektiğini ileri sürerek, dava konusu YİDK kararının iptaline ve davalı şirket adına tescilli 2017/119937 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, davacı şirketin "..." ibareli marka üzerinde müktesep hakkının bulunmadığını, taraf markalarının farklı sınıflarda tescilli olduğunu, davacının tanınmış markasının "..." ibareli marka olduğunu, tanınmış marka korumasından "..." ibareli markanın yararlanmasının mümkün olmadığını, tannımış markanın tüm mal ve hizmet sınıfları açısından koruma sağlayacağı anlamına gelmeyeceğini, markalar arasında görsel ve fonetik benzerlik ve tüketiciler nezdinde karıştırılması tehlikesinin bulunmadığını, ilgili tüketici kitlesinin dikkatli olduğunu, "..." ibaresinin Ege bölgesi ile özdeşleştiğini, bu bölge üzüm ve şarap bağları ile ünlü olup "..." ibaresinin sembol olarak kullanılmasının oldukça yaygın olduğunu, "..." ibaresinin zayıf ayırt ediciliğinin bulunduğunu, markaların birbirlerinin devamı veya serisi olarak algılanmayacaklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, YİDK kararının iptali istemli dava yönünden, dava konusu markanın kapsamından çıkartılan mal ve hizmetlerin redde mesnet markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür olduğu, her iki markanın da "..." ibaresinden oluştuğu ve markalar arasında subjektif değerlendirmeye alan açacak herhangi bir farklılığın bulunmadığı, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca iltibas bulunduğu, 2008/42938 sayılı markanın kapsamındaki malların farklı olması nedeniyle davacının müktesep hakkının bulunmadığı; hükümsüzlük istemli dava yönünden; dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden emtiaların aynı veya benzer olması şartının sağlandığı; dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar global olarak karşılaştırıldığında, taraf markalarının ortak olarak "..." kelimesini içerdiği, uyuşmazlığın "..." markasının ortaklığından kaynaklandığı, bu kelimenin anlamı olan, orijinal olmayan, bir diğer deyişle ilk defa davacı tarafça türetilmiş bir marka olmamakla birlikte, taraf markalarında ayniyet/benzerlik taşıyan 33 ve 35. sınıf emtialar ile ilişkilendirilebilecek/bağlantı kurulabilecek bir kelime de olmadığı, davacıya ait karma nitelikli markaların esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu marka, davacıya ait karma nitelikli markalar ile görsel olarak düşük seviyede benzer olmakla birlikte, düz yazı ile yazılmış davacıya ait kelime markaları ile iltibas yaratacak seviyede benzer olduğu, davacı markalarının da dava konusu markada olduğu gibi "..." ibaresine farklı kelimeler eklenerek oluşturulduğu, "..." ibaresini içeren marka serisi yaratıldığı, gerekçe markalardan özellikle "...", "... ...", "..." ve "... ..." markalarının dava konusu markada olduğu gibi, "..." ibaresinden önce konumlanan bir sıfat ile oluşturulduğu, bu nedenle, dava konusu markanın davacının markaların serisi, devamı, aynı kökenden türetilen ve aynı yelpazede yer alan benzerlerinden biri olarak ortalama tüketici kesimi algısında kabul edilebileceği, sonuç olarak taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzerlik bulunması, davacıya ait gerekçe olarak gösterilen markalarda yer alan mal ve hizmetler ile dava konusu markada yer alan mal ve hizmetlerin ayniyet ve benzerlik taşıması, "..." kelimesinin orijinal bir ibare olmamakla birlikte 33 ve 35. sınıf mal ve hizmetler ile ilişkilendirilebilecek bir ibare olmaması nedeniyle de tüketici nezdinde somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmayacağı, somut olay bakımından markaların karıştırılması, ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu; davacı şirketin dava aşamasında ve ... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında tanınmışlık iddiasına ilişkin olarak dosyaya herhangi bir delil sunmadığı; davacının tanınmışlığına dayanak olarak sadece ... nezdinde kayıtlı T/03078 sayılı "..." ibareli tanınmış marka belgesini gösterdiği; T/03078 sayılı tanınmış marka başvurusu 14.08.2015 tarihinde yapılmış olup, 24.03.2017 tarihinde "..." markasının "alkollü içecekler" emtialarında tanınmış olduğuna karar verildiği; devralan davacı yanın T/03078 sayılı markasının 24.03.2017 tarihinde idari merciince tanınmışlığına karar verilmiş olmasının, eldeki dava aşamasında davacı yanın bu markasının tanınmış olduğunu tek başına ispat edemeyeceği, davacı yanın, tanınmışlığı teyit edecek nitelikte, dava aşamasında; yoğun kullanım, promosyon, reklam, tanıtım, markanın kullanıldığı coğrafi alanın büyüklüğü vb. gibi destekleyici deliller sunmakla yükümlü olduğu, ancak, davacı yanın, tanınmışlık iddiasını ispatlayacak nitelikte yeterli düzeyde delil ibrazında bulunmadığı, davacı yanın tanınmışlık iddiasından kaynaklı hükümsüzlük iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, 2020-M-4300 sayılı YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu 2017/119937 sayılı markanın hükümsüzlüğü isteminin kabulü ile; 2017/119937 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının aynı sınıfta tescilli olmadığını, taraf markaları arasında "görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik de bulunmadığını, dava konusu markada "..." ibaresinin doğrudan kullanılmadığını, öne çıkartılmadığını, başvurunun farklılaştırıldığını, taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Katılma yoluyla davacı vekili, "..." ibareli markanın tanınmış marka olarak tescil ettirildiğini, ilk derece mahkemesi kararının SMK'nın 6/5. maddesine ilişkin kısmı yönünden hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının mesnet markalarıyla davalının dava konusu başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira, davacının mesnet markalarının esas unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu markada da esas unsur olarak yer aldığı, dava konusu markanın da davacının "...", "... ...", "..." ve "... ..." gibi markalarıyla benzer şekilde oluşturulduğu, bu hale göre dava konusu markanın davacının markalarının devamı gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu, dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden de emtia benzerliğinin gerçekleştiği, öte yandan; davacı tarafın tanınmışlık iddialarını yeterli delillerle kanıtlayamadığı aşılmakla, davalı şirket vekili ile katılma yoluyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket vekili ile katılma yoluyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı ile davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacı ile davalı şirketten ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı ile davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 28/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.