İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili, için takibe vaki davalının haksız itirazını iptalini, takibin devamını ve davalının %2…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/203 KARAR NO : 2025/1162 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/10/2021 NUMARASI : 2019/665 Esas - 2021/678 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili, için takibe vaki davalının haksız itirazını iptalini, takibin devamını ve davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zamanaşımı itirazlarının olduğunu, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle cari hesap alacağı üzerinden takip yapılmasının usule ve kanuna aykırı olduğunu, davacının dayanak gösterdiği cari hesap formundaki imzanın müvekkil şirket yetkilisine ait olmadığını beyanla talep edilen alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda; icra dosyasına yapılan itirazın alacaklı yana tebliğ edilmemiş olması nedeniyle hak düşürücü süre işlemeye başlamadığından davalı vekilinin itirazının yerinde olmadığı, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığından takibe konu alacağın 2007 yılından devreden açık hesaptan kaynaklandığı, her ne kadar alacağın eski olması nedeniyle taraflarca ticari defterler ibraz edilememiş ise de, dosyada bulunan cari hesap ekstresine göre davacı yanın davalı yana kestiği son faturanın 29/03/2007 tarihli olduğu, 24/04/2007 tarihinde davalı yanın çek ile yaptığı ödemesinin kayıtlı olduğu ve ekstredeki son kaydı davalı yanın 10/10/2010 tarihli iade faturasının oluşturduğu, davacı yanın mail adresi üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sırasında tespit edildiği üzere; davalı şirket uzantılı ....com.tr mail adresinden davalı şirketin muhasebe mail adresine 04/04/2017 tarihi saat 15:03'te "31.12.2016 tarihi itibarıyla ... Tekstil Tic. ve San. A.Ş. firmasına olan 115.361,01 TL Alacaklı olduğumuzu ve bu bakiye ile bildiğimiz herhangi bir mutabakatsızlık olmadığını teyit ederiz." şeklinde hazırlanan mutabakat mektubunun mail yoluyla gönderildiği, yine 03/08/2017 tarihi saat 15.38'de "30.06.2017 tarihi itibarıyla şirketimizdeki cari hesabınız 115.361,01 TL Alacak bakiyesi vermektedir." şeklinde bilgisayar ortamında eklenmiş davalı şirketin kaşe ve imzasının bulunduğu mutabakat mektubunun mail ile gönderildiği tespit edilmekle, davalı yanın son ödemede bulunduğu zamanaşımını kesen 24/04/2007 tarihinden ilk mutabakat mektubunun gönderildiği 04/04/2017 tarihine kadar 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin sona ermediği, nitekim zamanaşımı süresi sona ermiş olsa dahi davalı taraf mutabakat mektubu ile davacı yana borçlu olduğunu ikrar etmiş olduğundan sırf bu ikrara dayalı olarak dahi davacı yanın alacak talebinde bulunabileceği, eldeki davaya konu icra takibinin 30/10/2017 tarihinde harçlandırıldığı da nazara alındığında alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından, davalı yanın zamanaşımı definin reddinin gerektiği, davaya konu mutabakat mektupları davacı tarafça davalı şirkete gönderilmeyip, davalı şirket uzantılı ....com.tr mail adresinden davalı şirketin muhasebe mail adresine gönderilmiş olduğundan, davacı yanın davalı yandan alacaklı olduğunu ispatladığı, davalı vekilinin mail adresinin davalı şirketi temsil etme yetkisinin bulunmadığına dair itirazları mevcut ise de, tacirin basiretli olması ilkesi gereğince davalı şirketin çalışanlarını kontrol etmek ve denetlemekle mükellef olduğu, davalı yana iki kez mutabakat mektubu gönderildiği ve aralarında 4 aylık zaman diliminin bulunduğu nazara alındığında ilk mektuptan sonra ikincisinin de gönderilmesinin bilinçsiz olamayacağı, ayrıca mail gönderimlerinden sonra davalı tarafça davacı yana ulaştırılmış mutabakat mektuplarının hataen gönderildiğine dair bir düzeltme beyanının da dosya kapsamında bulunmadığı dikkate alındığında, davalı şirketin basiretli tacir olması gereğinin neticesi olarak tüm dosya kapsamındaki deliller karşısında, davacı şirkete borçlu olmadığı savunmasında bulunamayacağı anlaşıldığından, davanın kabulü ile itirazın iptaline, alacak likit olduğundan takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar, ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan bu davanın öncelikle bu nedenle reddi gerekirken işin esasına girilmesi kararın kaldırılmasını gerektiren ilk unsur olduğunu, davalı şirketin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığı gibi herhangi bir borç ikrarı da bulunmadığını, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının dayanak gösterdiği cari hesap formundaki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, evrakta yer alan imzaya itiraz etmelerine rağmen mahkemece imza incelemesi yapılmadığını, olmayan bir alacak ile ilgili, davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi ayrı bir haksızlık olduğunu, mahkemece verilen karara istinaden tehir-i icra talepli olarak istinaf kanun yoluna başvuru zarureti doğduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, alacak iddiasının hak düşürücü süre ve zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, borç ikrarının bulunup bulunmadığı, mail yazışmalarını davalıyı bağlayıp bağlamadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 115.361,01 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince alınan ticari defterlerin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporunda davacı şirketin T.C. Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2009/887 Esas, 2009/657 Karar sayılı kararla 2007 Hesap dönemi için tüm ticari defterler ve alış satış faturaları ile sevk irsaliyeleri bakımından zayi belgesi verildiği, davacı tarafın dava dosyasına sunduğu cari hesap ektresine göre ise, 10.05.2007 tarihinde davacının davalıdan 148.051,55.-TL alacağının olduğu, 10.10.2010 tarihinde davalı tarafından davacı adına düzenlenen 32.690,54 TL iade faturası neticesi; davacının davalıdan 115.361,01 TL alacağı kaldığı; davalı vekili tarafından dosyaya sunuları beyan dilekçesinde davacının alacak iddiasına konu faturaların 2007 Yılına ait olduğu, 2007 Yılı Ticari defterlerine ait saklama ibraz ödevinin sona erdiğini, bu nedenle mahkemeye defter ve belgelerini sunmayacaklarını belirttikleri, tespit edilmiştir. 05/08/2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre, davalı ...'ne, İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27.07.2016 tarih ve 2016/3302 Değişik. İş sayılı kararıyla şirkete kayyım atanmış ve oluşan yeni yönetim kurulunca müşterek imza ile temsile karar verilmiştir. 05/12/2016 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre ise, davalı şirketin T.C. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İştirakler ve Gayrimenkuller Daire Başkanlığı'nın 23.11.2016 tarih 81514179- 100- E.17011 sayılı yazısı ile bildirilen; Fon Kurulu'nün 23.11.2016 tarih ve 2016/335 sayılı kararı ile yönetim kurulunun Fon tarafından oluşturulmasına ve (...) atanmalarına karar verilmiştir. Davalı şirketin 13/03/2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 24.02.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile de, Türk Ticaret Kanunu 367. ve 371. maddelerine istinaden, şirketi müştereken her hususta sınırsız olarak temsil ve ilzama yetkili olan yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu başkan vekili ile sınırlı yetkili üyeler iç yönerge ile belirlenmiştir.Maillerin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporunda, ....com.tr mail adresi üzerinden ....com.tr mail adresine 03/08/2017 tarihinde saat 15:38' de, konusu “mutabakat mektubu-11” olan ve ekinde “mutabakat mektubu-11.docx” isimli dosyanın bulunduğu mail yazışmasının gönderildiği tespit edilmiştir. Söz konusu mail ekinde yer alan “mutabakat mektubu-11.docx” isimli dosya içeriğinde; “30.06.2017 Tarihi itibariyle şirketimizdeki cari hesabınız 115.361,01 Alacak bakiyesi vermektedir. Mutabık olup / olmadığını bildirmenizi rica ederiz.” ifadesinin yer aldığı görülmüştür. Söz konusu mutabakat mektubu davalı şirket kaşesi üzerine tek imza ile imzalanmıştır. Bu imza dahi davalı tarafça inkar edilmiştir. Bu belgenin aslı dosyaya sunulmadığından imza incelemesi de yapılamamıştır. Söz konusu belgenin ne zaman düzenlendiği belli olmamakla birlikte mail tarihi ve mutabakata esas alınan tarih itibariyle davalı şirket müşterek imza ile temsil edilmektedir. Gerek söz konusu belgenin tek imza ile imzalanmış olması gerekse bu imzanın davalı şirket yetkilisine ait olduğunun ispatlanamaması nedeniyle geçerliliği bulunmayan bu belgeye dayanılarak davalının sorumlu tutulması mümkün değildir. Geçersiz olan bu belgenin davalı çalışanı tarafından davalı şirket uzantılı bir mail adresinden davacıya gönderilmiş olması da belgeye geçerlilik kazandırmaz.Bu durum karşısında davalının zamanaşımı definin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı takibe konu alacağını cari hesap alacağı olarak nitelendirmiş ise de taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olduğu ispat edilememiştir. Davacının sunduğu cari hesap ekstresi başlıklı belge incelendiğinde tarafların açık hesap şeklinde çalıştıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda zamanaşımının açık hesabı oluşturan her fatura yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Sunulan cari hesap ekstresine göre, takip konusu alacağın 126.800,04 TL'si 2006 yılından devretmiştir. Kalan kısım ise 2007 yılı mart ayına kadar düzenlenen faturalardan oluşmaktadır. 24/04/2007 tarihinde 10.000,00 TL bedelli çek girişi ve 10/05/2007 tarihinde toplam 20.228,64 TL bedelli iade faturası bulunmaktadır. Davacının cari hesap ekstresindeki son kayıt tarihi olan 10/05/2007 tarihi esas alınsa dahi, bu tarihten icra takibinin başlatıldığı 30/10/2017 tarihi arasında zamanaşımını kesen veya durduran bir sebep bulunmadığından takip konusu alacak zamanaşımına uğramıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca davacı alacaklı takip başlatmakta haksız ise de kötüniyetli olduğu dosya kapsamındaki delilleri ile ispatlanamadığından davalı vekilinin yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince alacağın zamanaşımına uğramadığın bahisle davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine 3-Başlangıçta peşin olarak alınan 1.970,08 TL harcın işin hitamında alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan fazla olduğu anlaşıldığından, fazla alınan 1.354,68 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya iadesine,4-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 45,50 TL olmak üzere toplam 207,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025