T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1572 KARAR NO : 2026/258 KARAR TARİHİ : 03/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/05/2022 NUMARASI : 2020/572 Esas 2022/475 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 03/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/02/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1572 KARAR NO : 2026/258 KARAR TARİHİ : 03/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/05/2022 NUMARASI : 2020/572 Esas 2022/475 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 03/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/02/2026 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ....Şirketi vekili 08.10.2020 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı sigortalı ...A.Ş.'ye ait emtianın sigortacılarından biri olup emtiayı 2101800083239 numaralı Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile Türkiye'den ABD'ye gönderilmek üzere yüklemesi yapılan 2.130 adet akrilik makine halısı emtiası MRS2018000010223 nolu navlun faturası ve MRS2018000010224 nolu fatura kapsamında MER016855 nolu konşimentoya istinaden CAIU7841710 nolu konteynerde .... plakalı araç ile Gaziantep'ten Mersin Limanına sevk edildiği, Mersin Limanında ... gemisine yüklendiği, İspanya'da gemiden tahliye edilerek ... gemisine aktarıldığı ve bu gemi ile Savannah limanına getirildiği, emtiaların .... gemisinden tahliye edilerek alıcıya varışını müteakip konteyner kapaklarının açılması ile yapılan kontrollerde ıslandığını ve zarar gördüğünün tespit edildiği, zararın kaynağının konteynerin üst tavanında yer alan delikten kaynaklandığının tespit edildiğini, ekspertiz incelemesine davet edilen dava dışı fiili taşıyan .... (...) ve ...'in katılmadıklarını, yurt dışında emtialar üzerinde 18-032441 nolu ekspertiz raporu ile müvekkil şirket nezdinde N 597/18 nolu ekspertiz raporunun tanzim edildiği, müvekkili tarafından teminat kapsamında bulunan hasar bedeli olarak dava dışı sigortalı firmaya dava dışı alıcı firmanın muvafakati ile 24.765,60-TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, yapılan ödeme karşılığı dava dışı sigortalıdan temlikname alındığını, emtiaların sağlam, eksiksiz ve hasarsız bir vaziyette temiz taşıma senedi ile teslim aldığını, davalıların yüke ilişkin çekincesine dair ihtirazı kaydı içerir hiç bir yazılı belge bulunmadığını, sigorta poliçesinin geçerli olduğu bir dönemde meydana gelen hasar ile dava dışı sigortalıya hasar ödemesi yapıldığından ödeme dekontu ile 6102 sayılı TTK m. 1472 hükmü gereği halefiyet şartları, ibraname ile Borçlar Kanunu m. 183 vd hükümleri gereği alacağın temliki şartlarının oluştuğunu, ibranamede sorumlulara karşı rücu hakları kayıtsız ve şartsız olarak müvekkili şirkete devredildiğini, dava dışı sigortalıya poliçe kapsamında yapılan hasar ödemesi ve ödeme karşılığı alman temlikname ile alacağın temliki hükümlerine göre davalı deniz taşımasında akdi taşıyan ... A.Ş. ve kara taşımasını yapan ... A.Ş.'ne karşı başvuru yaptıklarını, ancak ödeme yapmayınca arabuluculuk bürosuna başvurduklarını ve anlaşma sağlanmadığını, bu nedenle İzmir 12. Müdürlüğünün 2019/11793 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazları ile ilgili olarak icra takibinin 22.514,19 TL'lik kısmına ilişkin itirazın iptali ile takibin devamı ve %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı .... Şirketi vekili 02.12.2020 tarihli cevap dilekçesinde; konşimento ile davaya bakmaya yetkili ABD Mahkemeleri olduğu ve ABD Hukuku'nun taşımadan doğacak uyuşmazlıklara uygulanacağının hüküm altına alındığını, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili şirketin adresinin Mersin olması nedeniyle davaya bakmaya yetkili mahkemenin Mersin Mahkemeleri olduğunu, yine davada davacının, aktif taraf sıfatının olmadığını, iddia olunan hasarın ne zaman ve taşımanın hangi aşamasında gerçekleştiğinin belli olmadığını, ürünlerin satıcıdan alıcıya teslimine kadar pek çok taşıma gerçekleştirildiğini, davacı sigortacı, sigortalıya 22.514,19 TL ödediğini ve sigortalının rücu hakkına halef olduğunu iddia ettiğini, davacının aktif husumet ehliyeti olması için zararının doğurmuş olması gerektiğini, bu hakkın bulunmaması halinde sigortacı halefiyet hakkını kullanamayacağını, konteynere su girmesine sebep olduğu iddia edilen deliğin hangi aşamada oluştuğunun belli olmadığını, yine davacının sigortalısının zarar görmemesi halinde yapılan ödemenin exgratia ödemesi olması nedeniyle bu davanın aktif taraf sıfatına sahip olamayacağını, davacının ödemeyi geçerli bir ibraname ile kanıtlamadığını, yine hasarın emtianın konteyner içi istifini yapan sigortalının kötü ambalajından kaynaklanması halinde ödemenin exgratia ödeme olacağını, ayrıca müvekkilinin deniz taşıma işini yüklenmediğini, müvekkilinin kara taşıma işini yüklendiği, hasarın Gaziantep'ten Mersin Limanına iç kara nakliyesi sırasında oluşmasının mümkün olmadığını, konteynerlerin gemiye temiz konşimento ile hasardan ari bir şekilde yüklendiğini, hasarın deniz taşımasını gerçekleştiren diğer davalı... ile fiili taşıyanın kontrolü altına girdikten sonra aktarma limanında veya gemiden boşaltıldıktan sonra fiili taşıyan..., .... .. veya ...'nın sorumluluğunda olduğunu, davanın fiili taşıyanlara ihbarını istediklerini, iddia edilen hasardan fiili taşıyanların sorumlu olduğunu, müvekkilinin diğer davalı tarafından sağlanan konteynerin yalnızca iç kara taşımasını davacı sigortalısından kapalı bir şekilde alarak Mersin Limanına götürdüğü ve konteynerin gümrük yetkilileri tarafından kontrol edildikten sonra hasardan ari bir şekilde temiz konşimento ile gemiye yüklendiğini, davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, yükün müvekkiline, satıcının sahasında ve satıcı tarafından yapılan istifleme ile yükleme neticesinde kapalı olarak teslim edildiği ve müvekkili tarafından konteyner kara taşıması akabinde hasarsız bir şekilde limanda teslim edildiğini, hasardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, yurt dışı nakliyelerde konteynerin yükleme önceki herhangi bir hasarı olup olmadığına dair kontrolün "taşıtan" tarafından mutlak surette yapılması gerektiği, konteyner içi yüklemenin ... tarafından yapıldığını, konteynerde 4 adet büyük çaplı delik var ise bu deliklerin davacının sigortalısı tarafından görülmemesinin - tespit edilmemesinin mümkün olmadığını, müvekkilin taşımayı gerçekleştirdiği tarihlerde Gaziantep- Mersin arasındaki karayolu seyri sırasında hava açık ve güneşli olması sebebiyle, konteynerin müvekkil zilyetliğinde delindiği iddiasını kesinlikle kabul manasına gelmemek üzere, emtianın yağmur suyu sebebiyle ıslanması mümkün olmadığını, konteynerdeki delikler incelendiğinde bu deliklerin konteynerin gemiye yüklenmesi esnasında kullanılan vinç/forklift sebebiyle oluştuğunun aşikâr olduğunu, güvertede taşman emtia sebebiyle taşıyan sorumlu tutulamayacağını, hasardan diğer davalı .... ve Fiili Taşıyan ile beraber Gönderenin / Taşıtanın sorumluğu olduğunu, TTK'nın 1185. Maddesi uyarınca zıya ve hasarda en geç bildirim süresi teslimden itibaren 3 gün olup, bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı zaman zarar ve ziyadan taşıyanın sorumlu olmadığı, konteynerdeki deliklerin 10.12.2018 tarihinde tespit edildiği, müvekkiline ilk hasar ihbarının 18.03.2019 tarihli rücu bildirimi ile yapıldığı, süresinde yapılmayan bu ihbarın geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, işbu taşımada taşıyanın sorumluluk sınırı TTK'nın 1186. maddesinde belirlenen sınırları ve TTK hükümlerince belirlenen miktarı aşamayacağını, belirterek öncelikle yetkisizlik sebebiyle, yetki itirazı yerinde görülmediği takdirde aktif ve pasif husumet itirazından reddine, esasa girildiği takdirde haksız davanın reddine ve davacı aleyhine %20 oranından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilme sine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... Şirketine 05.11.2020’de tebligat yapılmıştır. Davalı ... Şirketi vekili süresinde sunulmayan 17.02.2021 tarihli cevap dilekçesiyle; müvekkili firmanın ... . firmasına izafeten acente vasfıyla konşimentoyu imzaladığını, TTK’nın ilgili hükümlerine göre acenteye doğrudan husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu taşımanın ana konşimento taşıyanı olan .. .tarafından gerçekleştirildiğini, davanın ... gemisi donatanına yöneltilmesi gerektiği, konşimentoda yetkili mahkemenin New York Güney Bölgesi ABD Mahkemeleri, taşımadan doğacak uyuşmazlıklarda ABD hukukunun uygulanacağı, davacı ve diğer davalı tarafından keşide edilen ihtarlara 08.04.2019 tarihinde cevap verdiklerini, daha sonra müvekkili şirket aleyhine İzmir 12. İcra Müdürlüğü’nün 2019/11793 Esas numarası ile icra takibi başlatıldığını ve müvekkilinin 04.09.2019 tarihinde icra takibine itiraz ederek takibi durduğunu, ekspertiz raporunda hasarın kimin sorumluluk alanında gerçekleştiğine dair somut bir bilgi ve bulgu bulunmadığını, bu raporun hiçbir bağlayıcılığı olmadığını, davacının taşıyana noter kanalıyla gönderdiği bir ihtarname ve bu sebeple oluşan bir temerrüt söz konusu olmadığını (TTK m. 18), faizin sorumluluk üst sınırını aşan talebi kabul etmediklerini (TTK m. 1186 ve 1188), davacı tarafından iddia edilen alacağın likit ve kesin olmayıp tespitinin gerektiğini, icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın husumetten ve yetkisizlikten reddini, esasa girildiği takdirde davanın reddini ve kötü niyetli olarak takip açan davacı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili 03.03.2021 tarihli ihbar talepli dilekçesiyle; müvekkili firmanın, .....'e izafeten konşimento tanzim ettiğini, fiili taşıyanın ..... olduğunu, davanın fiili taşıyan ....’ya İzafeten .... A.Ş'ye ihbar edilmesini talep etmiştir. Davalı... A.Ş. vekili 04.03.2021 tarihli ihbar talepli dilekçesiyle; davanın, ...’ya İzafeten Türkiye Acentesi ...Şirketine, ...’ye İzafeten Türkiye Acentesi .... Şirketine, ....’ya İzafeten Türkiye Acentesi .... Şirketine, ...’ye İzafeten Davalı... A.Ş.’ne davanın ihbar edilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili 04.03.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkilinin davaya konu taşımanın yalnızca Gaziantep’ten Mersin’e kadar olan ön kara nakliye işini gerçekleştirdiğini, deniz taşımasında taşıyan sıfatının bulunmadığını, diğer davalı tarafından tedarik edilen konteynerin davacının sigortalısı ... tarafından konteyner içi yüklemesi yapılarak müvekkiline kapalı olarak teslim edildiği ve yükleme limanına ulaşması akabinde diğer davalı... tarafından (navlun faturasında açıkça free in olarak belirtildiği üzere) gemiye yüklemesinin temiz konşimento ile hasardan ari bir şekilde gerçekleştiğini, müvekkili ... tarafından davacının sigortalısı ... tarafından konteyner içi yüklemesi yapılarak kapalı şekilde konteynerin müvekkiline teslim edildiğini ve müvekkilinin buna istinaden sigortalı ...A.Ş. firmasına nakliye bedeli faturası düzenlendiğini, konşimentonun müvekkilinde bulunmadığını, iç kara taşıma sözleşmesi için kanunda aranan bir şekil şartı bulunmadığını (TTK m. 856) belirterek davanın yetkisizlik, husumet ve esasa girildiği takdirde de davanın reddini ve kötü niyetli olarak takip açan davacı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı talep ettiklerini beyan etmiştir. Davacı vekili 04.03.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; davalı... A.Ş.'nin süresi içerisinde yetki itirazında bulunmadıklarını, HMK m. 6 ve 7 mahkemenin yetkili olduğunu, zira HMK m. 7'ye göre davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir hükmünün bulunduğunu, davalıların yetki itirazlarının reddini, 1 nolu davalı ... A.Ş.’nin taşıyan olarak dava dışı sigortalı adına navlun faturası kestiği, bu nedenle sorumlu olduğunu, hasara ilişkin olarak emtialar üzerinde müşterek ekspertiz yapılması amacıyla dava dışı fiili taşıyan ... (...) ve ...'in davet edildiğini, ancak katılmadıklarını, ekspertiz raporunun ilk olay inceleme tutanağı niteliğinde olduğunu ve gerçek zarar miktarının tespitindeki en önemli belge ve delil olduğunu, davaya konu icra takibinin asıl alacak yönünden açıldığı ve asıl alacağa takip öncesi herhangi bir faizin işletilmediğini, davalı ... A.Ş.'nin sınırlı sorumlu olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, ekspertiz raporu ile emtialar da meydana gelen zarar miktarının hesapladığı ve alacağın likit hale geldiğini, davalı tarafından da dava dışı sigortalıya ait emtialar da meydana gelen zarar ile ilgili bugüne değin makul ve kabul edilebilir hiç bir açıklama getirilmediğini, Yargıtay içtihatlarına göre davalı taşıyan kötü niyete eşdeğer kusurunun var olduğunu, ağır kusurlu olarak kabul edilmesi gerektiğini ve emtialar da meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğunu, bu nedenle sınırlı sorumluluk ilkesinden yararlanamayacağını, icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi şartlarının oluşmadığını beyan etmiştir. Davacı vekili 31.03.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; sigortacının TTK m. 1409 ve 1421 hükmü uyarınca geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra kural olarak oluşan rizikolardan sorumlu olduğunu, sorumludur. Sigortacının sigorta güvencesi sağladığı rizikoya bağlı olarak meydana gelen zarar/hasar için TTK m. 1427 vd hükümleri uyarınca tazminat ödemekle yükümlü olduğunu, sigorta poliçe ve sigortalıya yapılan hasar ödemesi dekontu ile sigorta teminatı kapsamında ödeme yapıldığı ve rücu haklarının müvekkili davacı şirkete geçtiğini, halefiyet şartlarının oluştuğunu, dava dışı sigortalıya hasar ödemesi yapıldığından davalının aktif husumete ilişkin itirazlarının reddinin gerektiğini, sigortalı şirket tarafından müvekkil şirkete verilen ibraname (temlikname) ile de sorumlulara karşı rücu haklarını davacı şirkete devrettiğini, yapılan hasar ödemesi ve karşılığında sigortalıdan alınan ibraname (temlikname) ile müvekkil şirketin hem kanuni hem akdi halefiyet (TTK) kapsamında hem de alacağın temliki (TBK) kapsamında işbu davada dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsiline ilişkin sigortalının haklarına halef olduğunu belirterek davalıların aktif husumete ilişkin itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar Olunan... A.Ş. vekili 14.04.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; müvekkili şirketin ... A.Ş. adına 420001005956-9 numaralı 12.05.2018-12.05.2019 vadeli yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesi düzenlendiğini, emtiaların ABD’de .... isimli gemiden indirildiğini ve.... tarafından kontrol edildiğinde ıslanma hasarı olduğunu, konteynerde 2 önde ve 2 arkada olmak üzere 4 adet delik olduğunu ve 134 halının ıslandığını, hasar ihbarında bulunulması üzerine müvekkili şirketin ***********-1 numaralı hasar dosyasını açtığını ve eksper incelemesi yapıldığını, Mersin limanına kadar olan taşıma işinin müvekkili şirket sigortalısının, konteynır temini ana taşıyıcı (...) .... A.Ş. tarafından yapıldığını, konteynırdaki deliklerin müvekkili şirket sigortalısı tarafından yapılan taşımada meydana geldiğini gösterir bir belge veya tutanak bulunmadığından sigortalının kusuru/sorumluluğunun tespit edilmediğini, hasarın, karayolu seyri sırasında değil (Sigortalı ... A.Ş.'nin mükellef olduğu sevkiyat), muhtemelen liman sahalarındaki indirme, bindirme, aktarma aşamalarında vinç kilit mekanizmasının konteynere üstten sert bir şekilde çarparak konteyner tavanında delikler açması ve bu aşamalar ile gemi seyri sırasında (Mersin - USA/Los Angeles Seyri aşaması) konteyner üst sacındaki deliklerden yağmur/deniz/okyanus suyunun girmesi sonucu halı emtiasının ıslandığını, hasarın poliçe teminatı dışında olduğunu, müvekkili şirketin tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkili ... A.Ş. aleyhine yapılan başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 01.06.2021 tarihli beyan dilekçesiyle; sigortacının TTK m. 1409 ve 1421 hükümleri uyarınca geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra kural olarak oluşan rizikolardan sorumlu olduğunu, TTK m. 1427 vd hükümleri uyarınca sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçtiğini sigortalıya hasar ödemesi yapıldığından ödeme dekontu ile TTK hükümleri gereği halefiyet şartlarının oluştuğunu, davalının aktif husumete ilişkin itirazlarının reddinin gerektiğini, sigortalının verdiği ibraname (temlikname) ile de sorumlulara karşı rücu haklarını davacı şirkete devrettiğini, müvekkili şirketin hem kanuni hem akdi halefiyet (TTK) kapsamında hem de alacağın temliki (TBK) kapsamında işbu davada dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsiline ilişkin sigortalının haklarına halef olduğunun ispat edildiğini, davalı ..... A.Ş.’nin süresi içerisinde yetki itirazında bulunmadığından yetki itirazının reddinin gerektiğini, ancak HMK m. 6 ve 7 kapsamında mahkemenin yetkili olduğunu, HMK m. 7’de ''Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir'' hükmünün düzenlendiğini, davalı ... A.Ş.’nin adresinin ''... Sok. No:... Kat: ....'' olduğugöz önüne alındığında davanın yetkili mahkemede açıldığını, davalıların yetki itirazlarının da reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ... A.Ş.’nin husumet itirazının da reddi gerektiğini, davalı ... A.Ş.’nin, dava dışı sigortalı adına navlun faturası kestiğini, Yargıtay içtihatları ve TTK m. 850/2’de yer alan 'Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.'' hükmü gereğince akdi taşıyıcı olduğunu, taşıyanın kendi nam ve hesabına üstlendiği taşıma işini şahsen yerine getirmeyip, alt taşıyanlara devretme hakkı bulunduğunu, taşıyan, bu sözleşmeler ile devrettiği taşıma işinin mesuliyetinden kurtulduğunu, gönderene karşı taşımanın tümünden sorumlu olmaya devam ettiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 19.09.2011 tarihli, 2010/1541 E. 2011/10474 K. sayılı ilamı uyarınca navlun faturası düzenleyen kişinin taşıyıcı olduğunu, davalının husumete ilişkin itirazlarının reddi gerektiğini, sigorta primi, hukuki niteliği itibariyle bir para borcu olduğunu, sigorta ettirenin sözleşmede gösterilen adresinde (aranacak borç) ve kural olarak peşin ödeneceğini, primin peşin ödenmesinin emredici olmadığını, prim ödeme borcu ifa edilmediği sürece, sigortacının gerçekleşen rizikolar nedeniyle sigorta tazminatı ödeme yükümlülüğünün doğmayacağını, bu kuralın emredici olmadığını, sigorta ettirenin aleyhine olmamak şartıyla aksinin kararlaştırmasının mümkün olduğunu, müvekkili şirket tarafından dava dışı sigortalıya hasar ödemesi yapıldığını, bu ödemeye ilişkin olarak dava dışı sigortalıdan ibraname alındığını, primlerin tahsil edilip edilmemesi hususunun irdelenmesinde hukuki yarar bulunmadığını, dava dışı sigortalıya yapılan hasar ödemesi nedeniyle müvekkili şirketin dava dışı sigortalının kanuni halefi olduğu gibi temlikname-ibraname ile de müvekkili şirketin, dava dışı sigortalıya akdi halef olduğunu, dava konusu olayda hasarın geminin denize, yola ve yüke elverişsiz olmasından dolayı kaynaklandığını ve bu nedenle taşıyıcının sorumlu olduğunu (TTK m. 1141), yükteki ziya ve hasarın konteynerdeki elverişsizlikten kaynaklandığını belirterek davalıların aktif husumete ve yetkiye ilişkin tüm itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf davadan önce davalıyla arabuluculuk görüşmesine başladığı ve 05.10.2020 tarihinde arabuluculuk görüşmesinin bila ikmal tamamlandığı belirlenmiştir. MAHKEMECE: "...Dava; sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketlerinin karşı sigorta konusu malın hasara uğramasına istinaden açılan rücuen tazminat davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13891 E. sayılı dosyası, poliçe, ihtarname, faturalar, konşimento, ekspertiz raporları, fotoğraflar, Mersin Gümrük Müdürlüğünden ve Mersin Liman Başkanlığından gelen kayıtlar incelenmiştir. İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13891 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ...A.Ş. takip borçlusu ... A.Ş. ve .... A.Ş. aleyhine 26.08.2019 tarihinde 24.765,60 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ilamsız icra takibine geçtiği, ödeme emrinin borçlu ... A.Ş.'ne 29.08.2019 tarihinde, .. A.Ş.'ne 02.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu ... A.Ş.'nin 02.09.2019 tarihinde ve borçlu ... A.Ş.'nin 05.09.2019 tarihinde itiraz ettikleri,...A.Ş. itirazında borca ve ferilere, ... A.Ş. ise yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ederek, takibi durdurduğu belirlenmiştir. Davalı tarafın yetki ilk itirazı ve husumet itirazı değerlendirilmiştir. Yetki ilk itirazı mahkememizce ret edilmiştir. Davalı ...vekilinin yetki itirazının değerlendirilmesinde; öncelikle acentelik sıfatıyla birlikte husumet itirazında bulunmuş olması ve konşimentoda kendisinin de acente olduğunu belirtmiş olması ve doğrudan davanın acenteye karşı açılmış olması, acentenin kayıtlı adresinin İzmir olması nedeniyle yetki itirazının yerinde olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca verilen itiraz dilekçesinde yapılan tercümeye göre “işbu konşimentodan kaynaklanabilecek dava veya ihtilaf vukuunda, birden fazla davalı gösterme ya da üçüncü kişinin yasal yollara başvurması da dahil olmak üzere taşıyanın yargısını kabul edebileceği ABD Güney New York Bölgesi mahkemesin de çözüme kavuşturulacağı” asimetrik yetki kaydının her iki taraf için belirli bir mahkemeyi yetkili kılmadığı, taraflardan birinin menfaatlerinin üstün tutulduğu ve karşılıklı dengenin bulunmadığı bir mahkeme seçimi yapıldığı görülmektedir. Uluslararası Usul Hukuku açısından bu tür yetki kayıtları “Asimetrik Yetki Kaydı” olarak anılmaktadır. Bu tür kayıtların mahkemenin belirli olmaması sebebiyle geçerli olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca bu durum, genel işlem şartı denetimi dışında ortaya çıkmaktadır. Mahkemeye sunulan asimetrik yetki kaydının geçersizliği için genel işlem şartı denetimine başvurmaya dahi gerek yoktur. Sonuç olarak, MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince 6098 sayılı TBK m. 25 uyarınca başvurulacak içerik denetimde bu tür yetki kayıtlarının evleviyetle dürüstlük kuralına da aykırı olacağı açıktır. Dolayısıyla gerek genel usul hukuku ilkeleri gerekse de BK m. 25-özelinde söz konusu mahkeme kaydının geçerli bir uluslararası yetki sözleşmesi olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Yetki itirazına dayanak yapılan konşimento kaydının geçerli olmadığından bu yöndeki yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir. Davalılardan....A.Ş. vekilinin cevap dilekçesiyle konşimentoya dayanarak yetkili mahkemelerin ABD mahkemeleri olduğundan bahisle hem icra dairesinde ve hem de mahkememize verdiği cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş ise de, kendisine verilen süre içerisinde müvekkilinde konşimentonun örneğinin bulunmadığı, konşimentonun diğer davalı ... tarafından düzenlendiğini belirterek yetki itirazını tekrar etmiştir. Oysaki davalının düzenlemiş olduğu faturanın nakliye bedeline ilişkin olup, kara taşımasını kapsadığı ve akdi ve fiili taşıyanın düzenlediği konşimentolarda taşımanın Mersin’den başlayarak Savannah’a kadar sürdüğü ve kara taşımasını kapsamadığı, dolayısıyla bu davalının düzenlemediği, ilişkisine taraf olmadığı, bir konşimentoya dayanması hakkı bulunmadığından bu yöndeki yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Yine bu davalının aktif husumet itirazı da incelendiğinde; davacının sigorta şirketi olarak sigortalı firma ... A.Ş. ile birlikte yine sigortalı olmayan alıcı ....firmasından aldığı muvafakatname ve temlikname/ibraname ile alıcını zararının ancak alıcının muvafakatiyle satıcı ... A.Ş.’ne ödendiği ve bu şirketten alınan ibranameyle tespit edilmekle TTK m. 1472 ve TBK m. 183 gereğince aktif husumet itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalıların pasif husumet itirazı incelendiğinde; davalı ... A.Ş.’nin .... firmasına acentelik yaptığı iddiası bulunmakla pasif husumet itirazının hükümle birlikte değerlendirilmesi gerekmiştir. Davacı....A.Ş.’nin dosyaya ibraz etmiş olduğu 17.06.2021 tarihli dilekçeyle; Davalı .... A.Ş.’nin acente olduğu kabul edilecek olursa HMK m. 124/3f gereği beyanda bulunma hakkını saklı kalmak kaydıyla taleplerinde düzeltme yaptıklarını beyan etmekle birlikte bu konuda herhangi bir talepte bulunmayıp HMK m. 124/3’e göre davalı tarafa düzeltir şekilde dilekçe vermedikleri ve davalıya tebliğ ettirmedikleri tespit edilmiştir. Bunun dışında yine dosyada mevcut olan konşimento incelendiğinden konşimentonun da ... tarafından (MER016855 nolu konşimentonun) düzenlendiği ve acentenin.... A.Ş. olarak yer aldığı, ayrıca ....’nin düzenlediği faturada da konşimentonun faturasını taşıyan geminin ve diğer unsurların yer aldığı, böylece davalı olarak gösterilen.... A.Ş.’nin acente olduğu belirlenmiştir. Davacı buna rağmen usulüne uygun olarak husumet göstererek dava açmamıştır. Ayrıca davacının davası itirazın iptali davası olmakla husumette de yapacağı değişikliğin takip dosyasını etkilemeyeceği ve takip dosyasında da borçlu olarak ... A.Ş.’yi gösterdiği, böylece HMK m. 124/3’ün uygulanması halinde dahi bu davalının / borçlunun değişmesi mümkün olmadığından HMK m. 124/3’ün uygulanmasının da mümkün olmadığı tespit edilmiştir. İtirazın iptali davasında takip talebinde değişiklik yapılamayacağından (kaldı ki bu yönde bir talebi olmaksızın) bu hükümlerin uygulanması da mümkün olamayacaktır. Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesi ile alınan 01.04.2022 tarihli raporda; davacı ve davalıların iddiaları ve meydana gelen zarara ilişkin tekstil mühendisi tarafından yapılan incelemede Poli propilen elyafından üretilen halıların dış mekan kullanımı için uygun oldukları, yine akrilik elyafından üretilen halıların ise iç mekan kullanımı için uygun oldukları, bu iki tıp halının hava ile teması kısıtlanmadıkça suya ve küflenmeye dayanıklı oldukları halıların taşıma rotasına göre tuzlu su veya yağmur suyu ile temas etme olasılıklarının bulunduğu ekspertiz raporunda Gümüş nitrat testinin negatif çıkmasına bağlı olarak tuzlu su ile temas etmiş olmaları halıların plastik poşetlere sarılı olarak konteyner içinde yaklaşık 1 ay süreyle taşındığı ekspertiz raporu ile tespit edilen konteyner üzerindeki deliklerin yağmur suyu birikmesine yol açacak büyüklükte olduğu, ekspertiz raporunda halıların 155 m2 – 134 adet halı hasar gördüğü ve 8,25 USD birim fiyatına göre toplam hasarın 24.765,60 TL olduğu, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalıya 24.765,60 TL nin 21.12.2018 tarihinde ödendiği, konteynerin üst 4 köşesinde bulunan kilitleme yuvalarına Spreadlerin geçirilerek konteynerlerin kaldırıldığı yükleme ve tahliye operasyonları sırasında konteynerlerin bu kısımlarında delikler oluştuğu, konteyner taşımacılığında zaman zaman böyle bir zararın ortaya çıktığı aktif ..... Şti tarafından yapılan tespitlerinde deliklerin bu şekilde oluştuğu belirlendiği, davaya konu olan CAIU784171-0 nolu konteynerin Mersin Limanından ... gemisine 09.09.2018 yüklendiği, 20.09.2018 tarihinde Valensiya / İspanya limanında tahliye edildiği, 07.10.2018 tarihinde Valensiya limanından... gemisine yüklenerek 09-10.10.2018 tarihinde Savannah / USA limanında tahliye edildi. 11.10.2018 tarihinde konteyner içinde ıslak emtiaların bulunduğu, bu kronolojik sıralamaya göre konteynerlerin aktarmalı taşıma ile 2 gemi aracılığıyla taşındığı, konteynerin aktarma limanı Valensiya da yaklaşık 17 gün boyunca Transit yük beklediği, bu tarihler arasında Poseidon sitesinde yapılan incelemeye göre 25.09.2018 ve 26.09.2018 tarihlerinde yağmur yağdığı, konteyner içerisine yağmur sularının girme ihtimalinin yüksek olduğu, yine konteynerin deniz taşıması sırasında konumlarını gösteren Bay plan bulunmadığından taşınma sırasında yağmur suyunun girip girmediğinin belirlenemediğini, ambar üzerine yüklenmiş olması halinde yağmur yağması durumunda bu suyunda konteynere gireceğini, 10.12.2018 boşaltma tarihinde konteyner üzerindeki deliklerin tespit edildiği ve konteynerdeki delik nedeniyle 4.357,98 USD hasarın oluştuğu ve bu hasarın bulunduğu emtianın imha edilmesi yönünde ekspertizin tavsiye niteliğinde görüş bildirdiği, davacının dava dışı satıcının sigortalısı olduğu, poliçe ve ödeme dekontu kapsamında satıcının zararını karşılandığı, aynı zamanda gönderilen tarafından verilen temlikname ile de tüm hakların davacıya verildiği, gümrük beyannamesi ile dikkate alındığında mal mukabeli olarak kararlaştırıldığı, bu nedenle davacının sigortalısının malları teslimi ile mal bedelini aldığı, davacının aktif husumetinin bulunduğu, 2 nolu davalı.... AŞ’nin düzenlediği nakliye faturasında sadece Gaziantep Mersin karayolunu taşımasını üstlendiği, karayolu taşıyıcısı olduğu, ana ve ara konşimentoda bir şerh bulunmaması dolayısıyla TTK m. 1239/2 f uyarınca “taşıyanın eşyanın haricen belli olan halini konşimentoda beyan etmeyi ihmal ederse konşimentoda eşyanın haricen iyi halde olduğuna dair beyanda bulunmuş sayılır“ lehe bir karine doğduğu ve bu karine uyarınca ... AŞ’nin taşıyanı iyi hale teslim ettiğini, kabul edilmesi gerektiği, dava dosyasında bu karineyi çürütecek ve bu emtiada meydana gelecek hasarın bu davalının zilyetliğinde meydana geldiğini ispat edecek bir delil bulunmadığını, ve delik konteynerinde davalıya ait olmaması nedeniyle TTK m. 875 uyarınca sorumluluğunun tesis edilemeyeceği, yine 1 nolu davalı ... AŞ’nin de TTK m. 926 uyarınca taşıma işleri komisyoncusu olduğu, konşimento ve fatura tetkik edildiğinde konşimentoyu acente sıfatıyla imzaladığını gösterir herhangi bir kayıt bulunmadığını, acente sıfatı ile kutucuğunu boş kaldığını, bu davalının taşıyanın sorumluluk rejimine tabii olduğunu, TTK m. 1178 e göre yüke özen yükümlülüğün taşıyanda bulunduğunu, TTK m. 1179-1180-1181 ve 1182 yükümlerine istinaden taşıyanın sorumluluk şartlarının oluştuğunu, TTK m. 1185 uyarınca süresinde yapılmış bir ihbar bulunmadığını eşyanın deniz taşıma senedinde yazılı olduğunu gibi teslim ettiğine ilişkin bu zararın (dosyadaki eksper raporlarına göre konteynerda delik olduğu, bu delik nedeniyle hasarın gerçekleştiği belirlendiğinden) taşıyan lehine doğan sorumsuzluk karinesinden yararlanma imkanının bulunmadığını, bu nedenle TTK m. 1178/2f göre taşıyanın sorumlu tutulabileceği, dava dışı...’nin TTK m. 1191/2-4f gereğince, konteynerin delik olma sebebi ile fiili taşıyan olarak sorumlu olduğu, 134 adet halının ağırlığının 1267 kg olarak belirlendiği, TTK m. 1186/1f uyarınca hasarın sınırının 756.396,56 TL olarak belirlendiği ve zarar miktarının bu miktarın altında kaldığını, belirtilmiştir. Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; Davalılardan.... AŞ aleyhine açılan davada bu davalının acente sıfatı ile konşimentoda yer aldığı, Mersin – 11.09.2018 tarihli konşimentoda .... AŞ ‘NİN ..... Adına konşimento düzenlediği aynı zamanda yine dosyadaki mecut faturaya istinaden ... Inc. Adına düzenlenen 07.09.2018 tarihli faturada da vergi istisnası kapsamında kaldığını taşıyan adına acentenin düzenlediği, konşimentoda geminin adı konşimento numarası ve faturanın bu konşimentoya istinaden sigortalı ... AŞ adına düzenlediği belirlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/3418 Esas 2016/1186 Karar sayılı 09.02.2016 tarihli karar ile Mahkememiz hükmü bozulmuştur. Bozma gerekçesinde “…Dava, demuraj alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, icra takibine dayanak teşkil eden faturaların davacı tarafından düzenlendiği, bu faturalarla davacının taşıma işini bizzat üstüne aldığı ve taşıyıcı sayılması gerektiği, taşıyıcı sayılan davacının kendi adına icra takibi yapması gerekirken acente sıfatıyla takip başlattığı gerekçesiyle aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, icra takibine dayanak faturalarda, açıkça demuraj alacağının doğduğu iddia olunan taşımaya ilişkin bilgiler yer aldığı gibi konşimentolara da atıf yapılmıştır. Söz konusu faturalarda atıf yapılan konşimentolardan, davalı şirketin yükleten, kendisine izafeten dava açılan şirketin ise taşıyıcı olduğu, .... A.Ş'nin ise bu konşimentolarda acente sıfatıyla yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ....A.Ş'nin, taşıyıcının acentesi olduğunun ve taşıyıcıya izafeten dava açmasında bir usulsüzlük bulunmadığının kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” yer almıştır. Bu karardan da anlaşılacağı üzere bilirkişinin raporunda yer alan davalı .... AŞ’nin taşıyan sıfatını kabul edilmesi ancak ...’e izafeten ... AŞ’nin gösterilmesi halinde gösterilmesi halinde mümkün olacaktır. Aksi halde bu davalıya doğrudan husumet yöneltilmesi mümkün olmayacaktır. Bu nedenle bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Yine diğer davalı .... AŞ’nin ise sadece KARA taşımasını üstlendiği TTK m. 1239/2f uyarınca "Taşıyanın eşyanın haricen belli olan halini konşimentoda beyan etmeyi ihmal ederse konşimentoda eşyanın iyi halde olduğuna dair beyanda bulunmuş sayılır." karinesine istinaden eşyanın bu davalıya iyi halde teslim edildiğine dair karinenin oluştuğu ve bu nedenle bu davalı hakkında TTK m. 875 uyarınca sorumluluğunun bulunmadığı, belirlenmiştir. Ayrıca somut olayda zararın konteynerin üzerinde bulunan deliklerden zararın meydana geldiği, tespit edilmiş olmakla birlikte konteyneri temin eden tarafın... AŞ olmayıp ihbar olunan ...tarafından temin edilmiş olduğu, aynı zamanda kara taşıma sırasında da bir zararın meydana geldiğinde ilişkin tutanak bulunmadığından bu davalı yönünden açılan davanın da reddi gerektiği, belirlenmiştir."gerekçesi ile; HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; 1-Davacının davalılardan...AŞ’ye karşı açmış olduğu davaya karşı ... AŞ’nin akdi taşıyan ... Firmasına izafeten konşimento ve fatura düzenlediğinden, akdi taşıyan olan ....’e izafeten .... AŞ’yi göstererek takip yapması ve dava açması gerekirken TTK m.105/2’ye aykırı olarak doğrudan acenteye karşı ve onu hasım göstererek doğrudan takip yaparak dava açmış olması nedeniyle; davacının davasının bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davalı.... AŞ aleyhine açılan davanın ise zararın bu davalının sorumluluğunda oluşmadığı, konteyner üzerindeki deliklerden akan su nedeniyle konteyner içerisindeki malın hasarlandığı, kara taşıması sırasında bu zararın meydana gelmediği, belirlenmiş olduğundan, bu davalı yönünden açılan davanın reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1 nolu davalı tarafın, husumete ilişkin itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiğini, kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, 1 nolu davalının, dava dışı sigortalı adına navlun faturası kesmiş olduğunu, Yargıtay'ın istikrarlı içtihatları gereği akdi taşıyıcının, 17.11.2020 tarihli delil listelerinin 9. Sırasında EK-B-8 olarak sunduğu navlun faturasında da görüldüğünün üzere 1 nolu davalı, dava dışı sigortalı adına navlun faturası kestiğini, hem Yargıtay içtihatları hem de TTK'nın 850/2 maddesinde yer alan ''taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.'' hükmü karşısında taşıyıcı olduğunu, taşıyanın kendi nam ve hesabına üstlendiği taşıma işini şahsen yerine getirmeyip, alt taşıyanlara devretme hakkının bulunduğu, taşıyan kendi nam ve hesabına yapacağı taşıma sözleşmeleri ile üstlenmiş olduğu taşıma işini kısmen veya tamamen alt taşıyıcılara bırakabileceğini, taşıyanın, bu sözleşmeler ile devrettiği taşıma işinin mesuliyetinden kurtulmakta, gönderene karşı taşımanın tümünden sorumlu olmaya devam edeceğini, Mahkemece aldırılan 31.03.2022 tanzim tarihli bilirkişi heyet raporunda ''Davacının aktif husumet ehliyetini haiz olduğu, Davalı 1'in konişmentoyu ve faturayı kendi adına düzenlemek suretiyle akdi taşıyan sıfatını haiz olduğu ve TTK m.1178 vd hükümleri tetkik edilmek suretiyle sorumluluğunun tesis edilebileceği, dava dışı ...'nin de TTK m.1191, f.2 hükümleri dairesinde akdi taşıyan Davalı 1 ile müteselsilen sorumlu olduğu ve son olarak sorumluluklarının TTK m.1186 hükümleri dairesinde yapılan hesaplama neticesinde bulunan miktarın davaya konu hasar miktarını aşması sebebiyle işbu hükümden yarlanmak suretiyle sınırlanmasına imkan bulunmadığı'' yönünde değerlendirmeler yapıldığını, mahkemece raporda bulunan bu tespitin ve değerlendirmelerin dikkate alınmadığını, 2 nolu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 07.11.2020 tarihli delil dilekçesinin 15. Numarasında belirtilen ve ek-b-14 olarak mahkeme dosyasına sunulmuş olan e-posta yazışmalarında 2. Davalının konteyner sahibi olan firma olduğunun belirtildiği, bu hususun hasar dosyasında yer alan eksper raporunda da belirtildiğini, ; dava konusu olayda, meydana gelen zararın taşımada kullanılan konteynerin yüke elverişsizliğinden kaynaklandığını, TTK m.1141’e göre taşıyanın yolculuğun başladığı ana kadar (gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen keşfedemediği elverişsizlikler dışında) olan zaman dilimi içerisinde geminin denize, yola ve yüke elverişsiz olmasından sorumlu olması nedeni ile konteynerdeki elverişsizliğin yüke elverişsizlik kapsamına girdiğini, yükteki ziya ve hasarın konteynerdeki elverişsizlikten kaynaklandığının kabul edildiği, bu hususlar da değerlendirildiğinde, dava konusu olay nedeni ile 2. Davalının da hasar nedeni ile sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiğini, Mahkemece, bu davalı yönünden de davanın reddine karar verilmiş olması nedeni ile işbu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurma gereğinin hasıl olduğunu, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/572 E. 2022/475 K. 05/05/2022 tarihli ilamının kaldırılmasını, talep doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosyada bulunan 05/11/2018 tarihli survey raporunda taşınan halılarda ıslanma olduğu, hasarın konteynerdeki delikten su girişi sonucu oluştuğu belirtilmiştir. Navlun faturası davalı ... AŞ tarafından dava dışı sigortalı..... AŞ'ye kesilmiş, faturanın altında da gemi adı belirtilerek konişmentoya atıfta bulunulmuştur. Davacı sigorta da ekspertiz raporu almış, bu raporda da hasar belirlenmiş ve hasar nedeni konteynerin üst tavanındaki deliklerden içeriye yağmur suyu girmesi olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafça davalılara karşı 24.765,60 TL üzerinden takip yapılmış, dava dilekçesinde ise fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 22.514,19 TL üzerinden itirazın iptali talep edilmiştir. Dosyada bulunan konişmento da davalı ... nin acente olarak konişmentoyu imzaladığı anlaşılmaktadır. Mahkemece aldırılan 01/04/2022 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; 1- Konteynır içinde nakliyesi yapılan halıların yağmur suyu ile temas ettikleri, 2- Normalde yapı olarak suya dayanaklı olan ürünler olmasına karşılık halıların poşetle sarılı olmalarından kaynaklı hava temasının kısıtlanması nedeniyle küflenmiş oldukları, 3- Küfün temizliğinin mümkün olmadığı, sovtaj bedeli bulunmadığı ve halıların ancak ikame ile edilmesi zararın tanzim edilebileceği, 4- Konteynır zeminindeki ürünlerin zarar görme derecesine bakarak yağmur suyunun zeminde birikip halıların suyun içinde bekledikleri bunun da küflenmeye neden olabileceği, 5- Konteynırın ölçüleri ile değerlendirildiğinde ekspertiz raporunda 155 m2 olarak belirtilen zarar gören ürün miktarının uygun olduğu, 6- Konteyner içine giren yağmur sularının liman operasyonlarında konteynerin elleçlenmesi sırasında oluştuğu, 7- Taşımanın ... şirketine ait iki gemi tarafından yapıldığı ve konteynerin yaklaşık 17 gün boyunca Valensiya/İspanya limanında transit yük olarak beklediği ve bu periyotta 25-26 Ekim 2018 tarihlerinde Valensiya limanında hava durumunun yağışlı olduğu saptanmıştır. Her iki gemideki konteynerin konumuna dair bilgi dava dosyasında mevcut değildir. Ancak konteyner üst sacındaki deliklerden girdiği sabit olan yağmur suyunun, konteynerin fiili taşıyanın sorumluluğunda olduğu süreçte girdiği, 8- Sigortaçı firmanın hasar tazminatı ödemesine ilişkin olarak 21.12.2018 tarih ve 24.765,60-TL tutarlı ..-***********/1 DS ödeme açıklamalı, dava dışı .... A.Ş. firmasına ödeme dekontu bulunduğu, 9- Piyasa şartları değerlendirildiğinde ekspertiz raporunda belirtilen 8,25 USD m2 birim fiyatının halıların türüne göre uygun olduğu, toplam zararın 24.765,60TL olduğu, 10-Davacı'nın aktif husumet ehliyetini haiz olduğu, Davalı 2'nin karayolu taşıyıcısı sıfatını haiz olduğu ve dava dosyasına mübrez konişmentolar üzerinde herhangi bir kayıt (şerh) bulunmadığından TTK m.1239, f.2 uyarınca emtiayı denizyolu taşıyanına temiz bir şekilde teslim ettiği karinesinin doğduğu, dava dosyasında bunu çürütecek ve hasarın karayolu taşımasında gerçekleştiğini işpat edecek bir delil bulunmaması dolayısıyla Davalı 2'nin sorumluluğunun tesis edilemeyeceği, Davalı 1'in konişmentoyu ve faturayı kendi adına düzenlemek suretiyle akdi taşıyan sıfatını haiz olduğu ve TTK m.1178 vd. hükümleri tetkik edilmek suretiyle sorumluluğunun tesis edilebileceği, dava dışı ....nin de TTK m.1191, f.2 hükümleri dairesinde akdi taşıyan Davalı 1 ile müteselsilen sorumlu olduğu ve son olarak sorumluluklarının TTK m.1186 hükümleri dairesinde yapılan hesaplama neticesinde bulunan miktarın davaya konu hasar miktarını aşması sebebiyle işbu hükümden yararlanmak suretiyle sınırlanmasına imkan bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı .... rapora itirazında Konişmentoyu "as agent only" olarak imzaladığını sol kutuda yer alan bu ibarenin sadece acente olarak anlamına geldiğini .... firmasına izafeten konişmentoyu imzaladıklarını bilirkişilerin bu nedenle raporuna katılmadıklarını belirtmiştir . Somut olayda; davalı .... nin düzenlediği navlun faturasında konişmentoya atıf olduğu, Konişmentoyu da ... nin acenta sıfatıyla imzaladığı, bu durumda davalı ... acente olduğundan acenteye husumet yöneltilemeyeceği, diğer davalı da kara taşımasını yaptığından ve zararın da deniz taşıması sırasında oluştuğu belirlendiğinden bu davalı yönünden de verilen red kararında bir isabetsilik olmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/05/2022 tarih, 2020/572 Esas ve 2022/475 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 03/02/2026