11. Hukuk Dairesi 2011/13590 E. , 2012/20739 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Zile Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/07/2011 tarih ve 2010/66-2011/280 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/13590 E. , 2012/20739 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Zile Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/07/2011 tarih ve 2010/66-2011/280 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Abone Otobüs İşletmesi İnş. Tah. Nak. Tic. Ltd. Şti. aleyhine 74.886,80 TL alacağını tahsili amacıyla Zile İcra Müdürlüğü'nde icra takibi başlatıklarını ve takibin kesinleşmesi üzerine borçlu İlhan Özkan'ın şirketteki payına ve kişisel mallarına haciz konulduğunu, hacze konu olan malların müvekkilinin alacağını karşılamadığını, borçlunun ortağı bulunduğu şirketin türünün limited şirket olduğunu, TTK'nun 145 ve 522. maddelerine göre ortağın kişisel alacaklısı ortağın şirketteki kâr payına haciz koyabileceği gibi ortağın şirketteki payını da haczettirebileceğini, bu hacizli payın cebri icra yolu ile satışının mümkün olmadığını, alacaklının şirketin feshini isteyip alacağının tasfiye payından alması gerektiğini, ileri sürerek davalı borçlunun ortağı bulunduğu Abone Otobüs İşletmesi İnş. Tah. Nak. Tic. Ltd. Şti.'nin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, öncelikle davacının davasını açarken bu dava için gerekli olan ön şartı yerine getirmediğini, bu nedenle açılan davanın da dinlenemeyeceğini, ortada geçerli bir haczin bulunmadığını, TTK 522. maddesi çerçevesinde davanın ön şartı olarak görünen 6 ay önceden haber verme şartını yerine getirilmediğini, pay haczi ile kar payı haczinin nasıl yapılacağı hangi usuli merasime tabi olacağı gerek TTK ve gerekse İİK 'nda açık ve sıralı şekilde belirtildiğini, bu sürecin hiç birisini yerine getirmeden davacının tamamen kötü niyete müstenit olarak kısa yoldan şirketin tasfiyesini talep etmesinin hiçbir yasal ve hukuki yönü bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.