T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/285 KARAR NO : 2026/518 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/11/2025 NUMARASI : 2025/206 E. - 2025/486 K. DAVANIN KONUSU : Tasarım Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/285 KARAR NO : 2026/518 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/11/2025 NUMARASI : 2025/206 E. - 2025/486 K. DAVANIN KONUSU : Tasarım Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/11/2025 tarih ve 2025/206 Esas - 2025/486 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin tuzlu yiyecekler üreten ve bunları pazarlayan bir şirket olarak 1973 yılında Yunanistan'da kurulduğunu, 1991'de ayrı ayrı paketlenmiş ve fırınlanmış uzun raf ömrüyle ... kruvasanlarını ve mini kruvasanlarını piyasaya sürdüğünü, müvekkilinin hâlihazırda TÜRKPATENT nezdinde, 29 ve 30. sınıf mallar üzerinde tescilli 22.07.2014 tarih ve 2013/82275 sayılı, 30. sınıf mallar üzerinde tescilli 12.01.2016 tarih ve 2015/24882 sayılı ve 30. sınıf mallar üzerinde tescilli 12.01.2016 tarih ve 2015/24888 sayılı markaların sahibi olduğunu, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden ürünlerin tespiti için ürünün üreticisi olduğunu tespit ettikleri şirketlere 29 Kasım 2019 tarihinde ihtar göndererek üretimin durdurulmasını talep ettiklerini, üretici şirketlerin cevabi ihtarnamelerinde davalı Şirketi distribütör olarak gösterdiklerini, üretici şirketlerin bu kapsamdaki iletişimlerinde, davalının paket dizaynından da sorumlu olduğunu bildirdiklerini ve bu kapsamda davalıyı müvekkilinin ihtarından haberdar ettiklerini, dava konusu davalı tescilinin müvekkilinin tescilli tasarımlarıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, davalıdan çok daha önce müvekkili tarafından davaya konu ambalaj tasarımlarının kullanıldığını, kamuya sunulduğunu, kamuya sunulan tasarım ile tescile konu tasarım arasında çok küçük farkların ayniyete engel olmaya yetmediğini, müvekkiline ait tesciller dikkate alındığında davaya konu ambalaj tasarımlarının kullanıcı nezdinde de genel izlenim itibarıyla belirgin bir farklılık yaratamadığını, davaya konu davalı tasarımının, tasarım hukuku anlamında yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini haiz olmadığını, davalı tasarımı ile müvekkiline ait tasarımın gözde ve zihinde bıraktıkları bütünsel izlenim itibariyle çok benzer olduğunu, fiili kullanımda bu benzerliğin çok daha ileri gideceğini, davalının müvekkilinin tasarımlarından haberdar olduğunu ve tasarımlarında yer alan görsellerin, müvekkilinin Türkiye ve dünyadaki marka tescillerinde yer alan fiili kullanımlarını birebir kopyaladığını, görseller karşılaştırıldığında, davaya konu tasarımda yer alan ... logosu ile müvekkilinin ... markasının, karıştırma ihtimali yaratacak surette benzer olduğunu, davaya konu markanın tıpkı müvekkilinin markasında olduğu gibi kırmızı bir küre şeklinin merkezine beyaz stilize harflerle marka kelime unsurunun konulması ile oluşturulduğunu, davaya konu tasarımda, müvekkilinin markasındaki gölgelendirme, ışıklandırma, yazı tipi, kelime unsurlarının pozisyonları ve gölgelendirmelerinin birebir aynen kopyalandığını, müvekkiline ait markaların, yetkisiz bir şekilde davaya konu tasarımda kullanıldığını, söz konusu davalı tasarımının kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini ileri sürerek, davalıya ait 2019/06330 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli markanın bulunduğunu, müvekkili markasının davacının markalarından farklı olduğunu, genel görünüm itibariyle de benzerliğin olmadığını, markalardaki ibarelerin konumlarının, yazılış şekillerinin, renk tonlarının ve kullanılan yazı tiplerinin farklı olduğunu, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, mal sınıfları yönünden de farklılığın olduğunu, müvekkilinin Türkiye'de değil, Irak'ta faaliyet gösterdiğini, raf görüntülerinden de anlaşılabileceği gibi müvekkilinin Irak'ta çeşitli marketlerle anlaşma yaparak kendi ürünlerinin satımı için raflar kiraladığını, bu kapsamda da müvekkilinin geniş yatırımlarının bulunduğunu, Türkiye'de müvekkilinin bu yönlü satışı olmadığından davacının işbu davada hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu 2019 06330-5 numaralı tasarımın, davacının mesnet markaları karşısında ayırt edici niteliği haiz olmadığı, davacının önceki kullanımları karşısında dava konusu 2019 06330-2,3,6,7,8 ve 12 numaralı tasarımların ayırt edici niteliği haiz bulunmadığı, davalı tasarımlarının mutlak yenilik niteliğini etkileyecek başkaca bir görsele ulaşılamadığı, bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı bakımından davacının mesnet gösterdiği markalar ile davalının 2019 06330-1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12 numaralı tasarımlarında kullanılan "..." ifadesinin benzerlik arz ettiği ve davalı tasarımlarının uygulanacağı ürünlerin işletmesel kökenlerinin, davacı markalarıyla aynı olduğu doğrultusunda bir izlenim uyandırabileceği, davacının hükmün ilanına ilişkin talebinin yasal dayanağının bulunmadığı, davacının kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu 2019/06330 sayılı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık ve bariz şekilde hatalı olduğunu, söz konusu rapora yaptıkları itirazların da mahkemece dikkate alınmadığını, taraf ürünlerindeki renk, şekil ve unsurların biçimlendirmesinin benzer olmadığını, kullanılan renk tonlarının farklı bulunduğunu, ambalajlar üzerinde yer verilen ürünlerin de çok farklı olduğunu, tarafların ürün ambalajları arasında hiçbir benzelik bulunmadığını, davacının ürün ambalajları üzerindeki görsel olan "..." ibaresinin koyu kırmızı ve parlak bir tasarım içerdiğini, müvekkilinin ürün ambalajları üzerindeki görsel olan "..." ibaresinin ise açık kırmızı ve mat bir tasarıma sahip olduğunu, rakam ve yazıların davacı tasarımında yuvarlak daire üzerinde yayılarak oluşturulduğunu, müvekkili tasarımında ise rakamlar ve yazıların düz bir şekilde zemin üzerine oturtulduğunu, davacı tasarımından farklı olarak yuvarlak görselin bir kare içerisine yerleştirildiğini ve yazıların farklı karakteristik özelliklere sahip olduğunu, davacının sırf "..." ibareli bir tasarımının olmasının, bütün zaman dilimlerini içeren tasarımlar üzerinde davacıya bir hak bahşetmeyeceğini, yine renkler yönünden de davacının bir tekel hakkının olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, içinde tasarım uzmanları da olan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacı adına tescilli 2013/82275, 2015/24882 ve 2015/24888 sayılı markalar karşısında davaya konu 2019 06330/5 nolu tasarımın yeni ve ayırt edici olmadığı, dava konusu tasarım başvuru tarihinden önce kamuya sunulan davacı ambalaj tasarımları karşısında davaya konu 2019 06330/2,3,6,7,8 ve 12 nolu tasarımların ayırt edicilik niteliklerini haiz bulunmadığı, belirtilen bu tasarımlar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 16.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 2013/82275 sayılı "..." ibareli markası ile dava konusu tasarımlar üzerinde kullanılan "..." ibareli görselin karıştırılabileceği, bu nedenle bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımının söz konusu olduğu açıklanmış ve mahkemece de bu doğrultuda davaya konu tasarımların tamamı yönünden hükümsüzlük kararı verilmiştir. SMK'nın 77/1-a maddesinde, bir tasarımın, başkasına ait bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içermesi, hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiş, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince de, davacıya ait 2013/82275 sayılı "..." ibaresi ile karıştırılabilecek nitelikteki "..." ibaresinin, dava konusu tasarımlarda kullanılması, başkasına ait bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımı olarak değerlendirilmiştir. Dava konusu davalı tasarımları, kırmızı ve yuvarlak bir logo içerisinde, beyaz renkte 52 sayısı ile sayının hemen altında çok daha küçük bir şekilde yazılmış "..." ibaresini içermektedir. Davacı adına tescilli 2013/82275 sayılı marka ise yine kırmızı yuvarlak logo içine yazılmış "7" rakamı ile Türkçe'de günler anlamına gelen İngilizce "..." sözcüğünden meydana gelmektedir. Davacı markası ile davalı tasarımında kullanılan ibare arasındaki tek ortaklık, kırmızı yuvarlak bir logo içine kelimelerin beyaz olarak yazılmasından kaynaklanmaktadır. Bunun dışında, markalarda yer verilen kelime unsurları arasında herhangi bir benzerlik söz konusu değildir. Taraf markalarını oluşturan rakam ve kelimelerin farklılığı, davacı iddiasının aksine belirtilen bu unsurlar arasında kavramsal bir benzerliğin de bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı markası ile davalı tasarımında kullanılan ibare ve şekil arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmamaktadır. Birbiri ile hiçbir benzerliği olmayan kelime ve rakamların, sırf kırmızı yuvarlak bir logo içerisine beyaz harfle yazılmalarının, işaretlerin karıştırılması sonucuna yol açmayacağı kabul edilmiştir. Nitekim, davacının aynı ibareli markalarına dayalı olarak, davalı tasarımlarında kullanılan şekli içeren "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü istemiyle açılan davada, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair Dairemizce verilen karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.04.2025 tarih, 2024/4841 Esas, 2025/2839 K. sayılı ilamı ile onanmıştır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kararı yerinde görülmemiş, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları haklı bulunmuştur. Yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesince, dava konusu 2019 06330/1,4,9,10,11 nolu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini haiz olduğu, bu tasarımların, başkasına ait bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını da içermediği, dolayısıyla anılan tasarımlar yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, bunlar dışında kalan dava konusu tasarımların ise yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini haiz olmadıklarından hükümsüzlüklerine karar verilmesi gerektiği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/11/2025 gün ve 2025/206 Esas - 2025/486 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı Şirket adına tescilli bulunan 2019 06330/2,3,5,6,7,8,12 nolu tasarımların HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE, 4-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL peşin karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 450,00-TL tebligat ve posta masrafı, 20.600,00-TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 21.050,00-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 10.525,00-TL'ye 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 10.643,60-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 336,50-TL tebligat ve posta masrafı, 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.338,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 1.169,25-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...