11. Hukuk Dairesi 2012/17327 E. , 2014/6088 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada verilen 09.07.2012 tarih ve 2010/343-2012/192 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinle
**11. Hukuk Dairesi 2012/17327 E. , 2014/6088 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davada verilen 09.07.2012 tarih ve 2010/343-2012/192 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.03.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, dava dışı finansal kiralama yoluyla aldığı ekskavatörlerin müvekkilince leasing sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü alındığını, sigortalı iş makinelerinde arıza meydana geldiğini, söz konusu makinelerin imalatçısı c. olup bu firmanın temsilcisinin ise olduğunu, zarardan sorumlu olan n alacağın tahsili için “.” şeklinde husumet gösterilerek esas sayılı dosyalarında ilamsız takip başlatıldığını, icra dosyalarında borçlunun , in borçlu sıfatı bulunmadığı,.’nin temsilcisi(acentesi) olduğunu, ödeme emirlerinin de bu sıfatlar belirtilmek suretiyle gönderildiğini, ödeme emirlerinin tebliği üzerine temsilcisi olduğu. adına değil kendi adına itiraz dilekçeleri vererek, borca itiraz ettiğini, adına yapılmış geçerli bir itiraz bulunmadığını, takibin yönünden kesinleştiğini, merkez ve şubesi bulunmayan yabancı şirketler hakkında temsilci aleyhine de dava/icra takibi açılabileceğini, takibe itirazında temsilci olmadığını bildirmeyip sadece borca itiraz ettiğinden temsilci olduğunu zımnen kabul ettiğini, bu nedenle temsilci hakkında da icra takibi yapılması ve dava açılmasının mümkün olduğunu ileri sürerek, davalının her iki icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, %40'dan az olmak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin ’nin temsilcisi olmayıp aralarında sadece bayilik ilişkisi bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin 18. maddesinde de müvekkiline temsil yetkisi verilmediğinden müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. .../... -2- Davalı müvekkilinin temsilcisi olmayıp icra dosyalarında anılan şirkete tebligat yapılamayacağını, geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı borçlu temsil ettiğini ispat etmesi gerektiği, davacı tarafa verilen sürelere rağmen davacının bu konuda herhangi bir delil getiremediği, davalı borçlu şirket tarafından dosyaya sunulan bayilik sözleşmesi ile. ile arasındaki ilişkinin bayilik ilişkisi olduğu ve bayilik sözleşmenin 18. maddesinde açıkça temsil ilişkisi bulunmadığı ifade edildiğinden borçlu icra ve mahkeme aşamasında temsil edemeyeceğinin anlaşıldığı, bu sebeple yapılan hukuki işlemlerin ve tebligatların hükümsüz olduğu, icra dosyalarında yapılan ödeme emri tebliğlerinin hukuki sonuç doğurmaması sebebi ile tebligatların yenilenmesi gerektiği sonucuna varılarak asile tebligat yapıldığı, ancak davacının icra dosyalarında davalı borçluya usulüne uygun ödeme emri tebliğ ettirmediği, dava itirazın iptali davasında dava şartı olarak usulüne uygun yapılmış bir icra takibi ve bu takibe karşı yapılan itirazın bulunması gerektiği kanaatiyle davalı asıl bor açılan davada borçlu aleyhine yapılmış ve usulüne uygun olarak yapılan ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlunun yaptığı herhangi bir itiraz da dosya da mevcut olmadığından yetkisiz temsilciye yapılmış olan ödeme emrinin geçersizliği nedeniyle zamansız açılan itirazın iptali davasının usul yönünden reddine, davacı taraf davalı temsilci olarak icra takibinde ve dava dosyasında göstermiş ise de bu şirketin davalı asıl borçlu temsil yetkisi bulunduğu ispat edilemediğinden davacının işbu şirketin davalı temsilcisi olduğuna ilişkin iddiasının da reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma ve kalet ücretinin davacıdan alıanrak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.