11. Hukuk Dairesi 2016/9815 E. , 2018/2583 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/07/2016 gün ve 2016/146-2016/459 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi asli müdahil ... vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Dava, zayi nedeniyle çek/bonoların iptali istemine ilişkin olup, bu davalar, özelliği itibari ile hasımsız açılan davalardandır. Yapılan yargılama sıras
**11. Hukuk Dairesi 2016/9815 E. , 2018/2583 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/07/2016 gün ve 2016/146-2016/459 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi asli müdahil ... vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Dava, zayi nedeniyle çek/bonoların iptali istemine ilişkin olup, bu davalar, özelliği itibari ile hasımsız açılan davalardandır. Yapılan yargılama sırasında çek/bono hamilinin ortaya çıkması durumunda, çek iptali davasını açan davacıya, mevcut çek/bono hamiline karşı istirdat davası açması konusunda süre verilmeli, istirdat davasının açılması halinde, çek/bono iptali davasının konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı, istirdat davası açılmaması halinde ise davanın reddi yönünde hüküm kurulmalıdır. Nitekim TTK sistematiği ve Dairemiz yerleşik uygulaması da bu yöndedir. İlke temelinde; hasımsız olarak açılan davalarda, üçüncü kişilerin davaya müdahaleleri halinde davanın çekişmeli duruma gelmesi mümkün ve gerekliyse de; çek/bono iptali davalarında yukarıda açıklanan bu prosedür gereğince, hasımsız şekilde açılan davaya çek/bono hamili üçüncü kişilerin asli ya da fer’i müdahale imkanı mevcut olmayıp, ancak anılan usul gereğince hareket etme olanağı bulunmaktadır. Yapılan genel nitelikteki bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa; mahkemece görülüp, sonuçlandırılan davada verilen hükmün, çek hamili olan üçüncü kişi tarafından temyiz edildiği, bu hali ile değinilen ilkeler ışığında, mümeyyiz çek hamili ...'un davada taraf sıfatının bulunmadığı ve esasen eldeki davanın tarafı olma imkanının da mevcut olmadığı anlaşılmakla, çek hamili ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asli müdahil ... vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1- Dava, zayii nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir. 2- Davaya konu somut olayda, davacı vekili, müvekkili tarafından keşidecisi üçüncü kişiler olan toplam 403 adet çeşitli meblağlardaki çek ve bir adet senedin, fabrika binasındaki silahlı soygun sırasında faillerce gasp edildiğini ve akıbetlerinin bilinmediğini ileri sürerek söz konusu çeklerin zayii nedeniyle iptallerine karar verilmesini talep edilmiştir. 3- Mahkemece, 6102 S. TTK’nın 818/1–s bendi yollamasıyla TTK’nın 757.maddesi uyarınca, 27.01.2014 tarihli kararla, çek keşidecilerinin söz konusu çek bedellerini çekleri elinde bulunduran kişilere ödememeleri için “ödemeden men” kararı verilmiştir. 4- Mümeyyiz ... vekili, yargılamanın devamı sırasında 18.05.2016 tarihli dilekçeyle mahkemeye müracaat ederek, bahsi geçen ve üzerinde ödeme yasağı bulunan 4.000 TL bedelli bir adet çekin, satmış olduğu mallara karşılık ...- ... Aydınlatma isimli tacirden ciro yoluyla devi aldığını ve iyi niyetli üçüncü şahıs oldğuunu ileri sürerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 5- Mahkemece, müdahale yoluyla çekteki ödeme yasağının kaldırılması talebi hiç dikkate alınmaksızın 12.07.2016 tarihli kararla davanın kabulü ile çeklerin ve bir adet senedin iptaline karar verilmiştir. 6- 6102 s. TTK’nın 757 vd. maddelerinde düzenlenen zayi nedeniyle iptal davalarında, davacının öncelikle davaya konu çek ya da senedin kendi elinde iken kaybolduğunu inandırıcı delillerle ispat edecek delilleri sunması, senedi elinde bulunduran kişiler bilinmiyorsa, mahkemece Ticaret Sicili Gazetesinde ilan yapılmasına karar verilmesi ve en az üç ay süreyle senedi elinde bulunduran kişilere senedi mahkemeye sunmaları için süre verilmesi gerekir. Şayet bu süre içerisinde senedi eline geçiren kişi ortaya çıkarsa veya TTK m. 758 uyarınca, senedi elinde bulunduran baştan itibaren biliniyorsa, mahkeme, davacıya senedin istirdadı davası açması için uygun bir süre verir. Somut olayda, davacının verilen süre içinde davayı açmaması halinde ise, mahkemenin, muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırması gerekir iken, yazılı talepte bulunan mümeyyiz alacaklının beyanını hiç dikkate almaksızın, bedeli ödenmeyen dava konusu çek yönünden ödeme yasağına ilişkin ihtiyati tedbir kararını ortadan kaldırmadığı gibi çekin de iptaline karar vermiştir. Açıkça kanuni düzenlemelere ve hukuka aykırı olan kararın bozulmaması halinde, temyiz eden müdahilin yegane başvuracağı yol, Dairemizin içtihatları doğrultusunda ortaya çıkmış olan “iptalin iptali” davasıdır. 7- Zayi nedeniyle çek (kıymetli evrakın) iptali davaları, HMK m. 382/1-e-6. Bent uyarınca çekişmesiz yargı işlerinden olup, HMK Geçici 3/2 maddesi uyarınca, ancak 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar yönünden istinaf incelemesine tabidir. Bununla birlikte, çekişmesiz yargı işleri 12.07.2016 karar tarihi itibariyle 1086 sayılı HUMK’nın 2004 öncesindeki hükümleri doğrultusunda temyiz kanun yoluna tabidir. 1086 S. HUMK’nın 26.09.2004 T. ve 5236 S. K. ile değişiklikten önceki metninde yer alan “Madde 427 - (Değişik madde: 16/07/1981 - 2494/23 md.) Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla, hükmü temyiz edebilir” hükmü uyarınca, temyiz yoluna başvurabilecek kişiler yönünden kanunda bir sınırlama yapılmamıştır. Nitekim, Yargıtay HGK’nın 17.05.1967 T. ve 4/322-265 sayılı kararında da, “hüküm ile kendisine bir külfet yüklenen veya bir hakkı ihlal olunan kimsenin de kararı temyize hakkı vardır” şeklindeki içtihatla, açık bir şekilde menfaati zedelenen üçüncü kişilerin kararı temyize haklarının bulunduğu kabul edilmiştir. 8- Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyip bu kararlara karşı, sadece davanın tarafları değil, hukuki durumu bu karardan olumsuz etkilenen üçüncü kişilerin de kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğunun kabulü gerekir (Hakan Pekcanıtez, Medeni Usul Hukuku, C.3, s.2140-2141). Davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin karar aleyhine kanun yoluna başvurma hakkının varlığı HMK m. 394 de de açıkça ifade edilmiştir. Bunun asgari şartı ise menfaatinin bu karar nedeniyle olumsuz etkilenmiş olmasıdır. Anılan nedenlerle, zarar gören üçüncü kişi mümeyyiz Müslüm Tenekeci’nin temyiz isteminin reddine dair Dairemiz çoğunluğunun görüşüne katılmıyoruz.