TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2017/502 Esas 2023/649 Karar DAVA : İtirazın İptali ( İşçi- İşveren İlişkisinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/07/2017 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik verilen hükme ka…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1906 Esas 2025/1574 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1906 KARAR NO : 2025/1574 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2023 NUMARASI : 2017/502 Esas 2023/649 Karar DAVA : İtirazın İptali ( İşçi- İşveren İlişkisinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/07/2017 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın usulden reddine yönelik verilen hükme karşı, davacı tararfından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı; Davalı ile arasındaki vekalet ve acentelik sözleşmesi ile davalının, bağımsız acente olarak ... Acentesi olarak ticari faaliyette bulunduğunu, acentelikte yapılan sayımda kasa açığı bulunduğunun, müşterilerden tahsil edilen taşıma ücretlerinin şirket hesabına yatırılmadığının, acente olarak resmi kurumlara borçların bulunduğunun tespit edildiğini, acentelik sözleşmesine aykırı bu davranışlar nedeniyle tarafından Beyoğlu 41. Noterliğinin 15/11/2016 tarih, 28661 sayılı ihtarnamesi ile vekalet sözleşmesi, acentelik sözleşmesi ve alt kira sözleşmesinin feshedildiğini; şirketin ticari defter kayıtlarına göre 14/11/2016 tarihi itibariyle davalının 110.058,55-TL cari hesap borcu bulunduğunun tespitiyle Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün 2017/572 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını ancak davalının itirazıyla takibin durduğunu ileri sürerek vaki itirazın iptali ile %20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı; İşbu davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, 23/01/2014 tarihinden 15/11/2016 tarihinde işten çıkarılıncaya kadar davacı şirkette çeşitli pozisyonlarda işçi statüsünde çalıştırıldığını, daha sonra davacı şirketin muvazaalı işlemlerle kendisini şubedeki diğer çalışanların işvereni konumuna getirdiğini, oysa 4857 sayılı İş Kanunu 2/8 fikrasına göre daha önce işyerinde çalışan kişi ile alt işveren ilişkisi kurulamayacağına hükmedildiğinden kendisini alt işveren olarak gösteren sözleşmelerin batıl olduğunu, işveren vasfının olmadığını, takibe konu alacağın şubedeki diğer işçilere ödenen kıdem tazminatları ve diğer külfetlerin kendisine ait cari hesaba kaydedilmesinden kaynaklandığını, kendi işçilik haklarını talep etme hakkından yoksun kaldığını, şube işçilerinin tüm ücret ve tazminat haklarından davacının sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın asıl işveren -alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve bunun işçilik haklarına etki edip etmediği noktasında toplandığı, davalının, Acente olarak kabul edilebilmesi için belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak faaliyet icra etmesi ve bu faaliyetini meslek edinmiş olması gerektiği, somut olayda ise davacı işverenin şubelerini acenteye çevirdiği ve şube müdürleriyle muvazaalı şekilde acente sözleşmeleri imzaladığının anlaşıldığı, davacı şirket ile şube müdürü arasında imzalanan "Vekalet Sözleşmesi "başlıklı sözleşmenin muvazaalı olduğu, gerçekte şube müdürü olan kişiye acente sıfatı verilmek suretiyle davacı işverenin işyerindeki faaliyetini sürdürdüğü, bu değişikliği kabul etmeyen işçilerin işten çıkartıldığı, davalının da davacı şirket işçisi olduğu kanaatine varıldığı ve taraflar arasındaki işçi işveren ilişkisinin tartışmasız olduğu, İstanbul 30. İş Mahkemesi 14/04/2022 tarihli 2021/243 Esas 2022/208 Karar sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi 17/07/2023 tarihli 2022/1520 Esas 2023/1255 Karar sayılı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 28/04/2014 tarihli 2014/5571 Esas, 2014/7838 Kararı dikkate alındığında mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle; " dava dilekçesinin mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine, dosyanın görevli Ankara İş Mahkemelerine gönderilmesine " ilişkin karar verildiği, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; davalının, acentelik sözleşmesinin haklı feshine kadar acente olarak faaliyet gösterdiğini, davalının işçi sıfatını haiz olmayıp başlı başına bağımsız bir işveren acente olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin gerçek bir sözleşme olduğunu, iş teftiş kurulu tarafından davalı işyerinde yapılan incelemede davalının işveren olduğunu kabul ettiğini, muvazaa olduğu varsayılsa bile sözleşmenin tarafının kendi muvazaasına dayanarak hak talep edemeyeceğini, davalının, işçisi olmadığını, acentelik sözleşmesi ve cari hesap sözleşmesine istinaden acente olarak faaliyet gösterdiğini, davalının bağımsız bir işveren olup kendi adına vergi ve Bağ-kur kaydı bulunduğunu, acentede çalıştırdığı işçilerin işvereni olduğunu, kendi adına işveren sgk işveren kaydı bulunduğunu, davacının iddiasının aksine taraflar arasında iş akdi imzalanmadığını, davaya bakmaya ticaret mahkemelerinin görevli bulunduğunu, ... Kargo ile acenteler arasında alt-üst işveren ilişkisi bulunmadığını, acentelik sözleşmesi ve cari hesap sözleşmesinin TTK'da düzenlendiğini, TTK'nun 4. madde hükmü uyarınca mutlak ticari davalardan olup, uyuşmazlığın ticaret mahkemeleri tarafından görülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; acentelik ve vekalet sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine yönelik olarak vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2017/572 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde: alacaklısının ... Kargo Servisi A.Ş., borçlusunun ... olup toplam 110.058,55-TL için ilamsız takip başlatıldığı, takibin dayanağının ise acentelik sözleşmesinden doğan ve ödenmeyen cari hesap alacağı olduğu anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK'nun "Ticari Davaların Görüleceği Mahkemeler" başlıklı 5/1 maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalara bakmakla görevli olduğu hükme bağlanmıştır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde iş mahkemelerinin görevi İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi denilmek suretiyle belirlenmiştir. Somut olaya gelince, davacı yanca acentelik ve vekalet sözleşmesi gereğince cari hesap sözleşmesine dayanılarak alacağın tahsiline yönelik ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibine itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı görülmüştür. İlk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere dava ve takibin dayanağı olan acentelik ve vekalet sözleşmelerinin muvazaalı olduğunun iddia edildiği, sözleşmelerin muvazaalı olup olmadığı hususunu değerlendirme görev ve yetkisinin İş Mahkemesine ait olup ayrıca davacı ile davalı arasındaki temel ilişkinin işçi ve işveren ilişkisi olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden, 6102 sayılı TTK'nun 5/1. maddesi yollaması ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca davanın, iş mahkemesinde görülmesi gerekir. Bu durumda iş mahkemesi'nin görevli olduğuna ilişkin ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygundur (Emsal mahiyette Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 15/02/2021 tarih 2020/6605 Esas 2021/3734 Karar sayılı kararı ile Dairemizin 2024/582 E., 2024/718 K. sayılı, 2021/2004 E., 2022/1450 K. sayılı, 2021/1808 E., 2022/1368 K. sayılı kararları). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu alındığında HMK'nın 362. c maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.11/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi