11. Hukuk Dairesi 2013/15971 E. , 2014/12971 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.07.2013 tarih ve 2008/557-2013/315 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2013/15971 E. , 2014/12971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.07.2013 tarih ve 2008/557-2013/315 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan ...'in davacı şirketin ... eski bayisi olan ... Klima Soğuk Hava-Cihazları San. ve Tic. Ltd. Şti'nin yetkilisi olduğunu, diğer davalının ise aynı şirketin ortağı olduğunu, şirketin son ilanına göre 1.000 TL olan sermayesinin 200.000 TL'ye çıkarılmış olduğunu, şirket ortaklarının sermayenin yaklaşık 140.000 TL'lik kısmını 31/12/2010 tarihine kadar ödemeyi taahhüt ettiklerini, geri kalan 13.161,98 TL'lik kısmın geçmiş yıl kârlarından ödendiğini yeni bir nakit sermaye girmediğini, böyle olduğu halde davalı ... ...'in anılan şirket üzerinden, şirket sermayesinin kat kat üstünde olan borçlanmalara girdiğini, sadece davacı şirketten 400.000 TL'nin üzerinde mal satın aldığını, mal bedeli için verilen kambiyo senetlerinin öz kaynak yetersizliği nedeniyle ödenmediğini, davalının kötü niyetli olduğunu, davalıların ortağı olduğu şirketin faaliyet kapsamı dikkate alındığında mevcut sermayesinin yeterli olmadığını, davalıların kasten yetersiz bir özkaynakla şirketi borçlandırdıklarını, yetersiz özkaynak dolasıyla tüzel kişinin borçlarından dolayı şirket ortaklarının ve yöneticilerinin de sorumlu tutulması gerektiğini, tüzel kişiliğin paravan olarak kullanılarak üçüncü şahıslara verilen zararlardan şirket ortak ve yetkilerinin sorumlu olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, sermaye şirketlerinin sorumluluğunun kendi mal varlığıyla ve ortakların sorumluluğunun taahhüt edilmiş olan sermaye ile sınırlı olduğunu, şirket borçlarından dolayı ortakların şahsen sorumlu olacağına dair bir hukuki düzenleme bulunmadığını, müvekkillerinin ortağı olduğu şirketin bakiye 140.000 TL ödenmemiş sermayesinin, ana sözleşmede ön görüldüğü üzere 31/12/2010 tarihine kadar ödenmesinin taahhüt edildiğini, dava tarihi itibariyle vadenin henüz gelmediğini, taahhüt edilen sermaye ile sınırlı sorumluluk esası dikkate alındığında ancak bu vadenin dolmasından sonra davacının talepte bulunabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların şahsi sorumluluğunu doğuracak yasal koşulların dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği ve dava tarihinde bakiye sermaye borcunun muaccel olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 119,00 TL temyiz başvuru harcı ile 25,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08.07.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY YAZISI Dosyada bulunan bilirkişiler Yrd. Doç. Dr. ...ve mali müşavir ... tarafından düzenlenen rapora göre; davalıların ortağı bulunduğu ... Ltd. Şti'nin 31.12.2006 tarihli ayrıntılı bilançoda, şirketin kayıtlı ödenmiş sermayesinin 1.000,00 TL ancak sermaye düzeltilmesi olumlu sonucu ile sermayenin 5.312,67 TL, aktif toplamının 382.366,88 TL kısa ve uzun vadeli borçlarının 326.261,77 TL ve öz kaynaklarının ise 56.105,11 TL olduğu, dönen varlıklar toplamının 352.619,76 TL olduğu bu kalem için de 107.850,00 TL ticari mal bulunduğu, maddi duran varlıkların (amortismanlar hariç) 46.218,24 TL olduğu, bu maddi duran varlık içinde 18.811,81 TL değerinde bir adet de taşıt aracı göründüğü, bütün bu varlıkların 01.11.2007 tarihinde yapılan haciz sırasında ise yok olduğu, sadece 800,00 TL değerinde bir adet hava kompresörü, 600,00 TL değerinde iki adet bilgisayar, 100 TL değerinde bir adet yazıcı toplam 1.500,00 TL üç adet demirbaş bulunduğu saptanmış olup, bunun neticesinde; 1-Davalıların ortağı oldukları ... Ltd. Şti'nin sermaye artırımı ile ödemeyi taahüt ettikleri 140.000,00 TL'yi 31.12.2010 tarihine kadar ödememeleri; 2-Şirket defterinin inceleneceği tarihlerde ... Ltd. Şti'nin 2007 yılı defterlerini ibraz etmekten kaçınmaları; 3-Davalıların ortağı oldukları ... Ltd. Şti'nin açtığı ve davalı ... A.Ş. ile aralarındaki süreriz bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedilmesi nedeniyle tazminat istemine dayanan ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/653 Esas sayılı dosyası ile davacı ... Ltd. Şti'nin tazminat talebini reddedilmesi, davalı-karşı davacı ... A.Ş'nin alacak davası ise kabul edilmesi; 4-Özellikle davacı ... A.Ş'nin davalıların ortağı olduğu ... Ltd. Şti. aleyhine yaptıkları 11 adet icra takibinde tahsilatın yapılmaması, daha önce şirket bilançosunda mevcut olan şirket varlıklarının hacizler sırasında birdenbire yok olması, kısacası davalılar tarafından şirket varlıklarının başka bir yere kaydırıldığı hususları birlikte düşünüldüğünde; 5-Davalıların yükümlülük ve borçtan kurtulmak için ... Ltd. Şti'nin tüzel kişiliğini bir araç olarak kullandıkları, taahhüt edilen ancak ödenmeyen sermayesi ile işletmenin faaliyet kapsamı ve üstlendiği riskler arasında açık bir dengesizlik bulunduğu; 6-Davalıların ... Ltd. Şti'nin tüzel kişilik kalkanını (perdesinin) MK'nın 2. maddesi anlamında açıkça kötüye kullandıkları ve bu durumun adalet duygusunu zedelediği, bu nedenle tüzel kişilik kalkanın (perdenin) kaldırılabileceği; 7-Sakarya Ticaret Sicil Memurluğu'nun 16 Ocak 2007 tarihli yazısına göre, ... Ltd. Şti'yi temsil ve ilzama ...'in 10 yıl süre ile müdür olarak münferiden atandığı; 8-Limited ortaklıklarda müdürlerin sorumluluğuna TTK'nın 556. maddesinin yaptığı yollama sonucunda 305-311 ve 336-346 maddeleri uygulandığı; 9-Yukarıda izah edilen sebeplerle, ... Ltd. Şti. müdürü davalı ...'in kusurlu ve kötü yönetimi ile şirketin faaliyetlerinin durmasına sebebiyet verdiği, ortaklık aleyhine yapılan takipler sonucunda alacaklı ... A.Ş'nin alacağını tahsil edememesine neden olduğu, bu nedenle davacı ... A.Ş.'ne karşı doğrudan sorumlu olduğu tespit edilmiştir. "Tüzel kişilik perdesinin aralanması/kaldırılması (...)" kavramı, uzun yıllardır Alman, İsviçre, İngiliz, Amerikan ve Türk hukuklarında tartışılan bir kavramdır. Türk Hukuk sisteminde, tüzel kişilik kimliğinin ortakların kimliğinden tamamen farklı bir kimlik olduğu,-ortaklardan bağımsız, kendine ait bir kimlik olduğu-felsefesi kabul edilmektedir. "Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması" teorisi bu sistemi sorgulamakta ve hakkın kötüye kullanıldığı bazı hallerde bu iki ayrı kimliğin, birbirinden bu denli keskin hatlarla ayrılmaması gerektiğini savunmaktadır. Bu teori, sistemin özüne dokunduğu için, ancak münferit olaylarda, halin icabına göre uygulanmalıdır. Türk Hukukunda teorinin hukuki dayanakları MK'nın 50/3. maddesi ve MK'nın 2. maddesidir. (bkz. ... ..., Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Teorisi I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması", 2 Şubat 2008, s.147; AKÜNAL Teoman, Türk Medeni Hukukunda Tüzel Kişiler, ... 1995, s. 16 vd. ve 18) Sorun tüzel kişilik kalkanının kullanılmasına "nereye kadar izin verilmesi gerektiği" noktasında toplanmaktadır. Doktrindeki hâkim kanaat, tüzel kişilik kalkanının kullanılmasına, açıkça hakkın kötüye kullanıldığının (MK'nın 2. maddesi anlamında) ve adalet duygusunun zedelendiğinin tespit edildiği anlarda artık, tüzel kişilik kalkanına izin verilmemesi ve kalkanın (perdenin) kaldırılması gerektiği yönündedir. Diğer bir ifadeyle, yükümlülük ve borçtan kurtulmak için tüzel kişilik bir araç olarak kullanılıyorsa, artık perde kaldırılmalıdır. (bkz. YILMAZ Lerzan, Anonim Şirketlerde Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Meselesi Hakkında İsviçre Federal Mahkemesi Kararları Işığında Düşünceler, I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması", 2 Şubat 2008, s. 256) Tüzel kişilik perdesinin kaldırıldığı haller şu şekilde sıralanabilir: a.) Tüzel kişi ile ortaların alanlarının organizasyon ve malvarlığı bakımından birbirine karışması b.) Yetersiz sermaye c.) Kurumsal kötüye kullanma d.) Yabancı yönetim e.) Çapraz olarak perdeyi kaldırarak sorumlu tutma. (bkz. ÖZTEK Selçuk/MEMİŞ Tekin, Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması", 2 Şubat 2008, s. 205 vd; SAĞLAM İpek, Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Kavramına Genel Bir Bakış, I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması", 2 Şubat 2008, s. 157 vd Bu sebeplerden yetersiz sermaye ele alındığında: Bir sermaye ortaklığı kurmak isteyenler, o işin ekonomik gerekleri ile bağdaşan bir sermayeyi ortaklığa getirmelidirler. Türk hukukunda şirket tiplerine ilişkin temel sermaye öngörülmüş olmasına rağmen, işletmenin iştigal konusu veya faaliyet hacmi ile orantılı bir sermaye donatılması konusunda doğrudan bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak şirketin faaliyetleri ile orantılı bir sermayenin ortaklığa konulmaması halinde, bazı durumlarda tüzel kişilik perdesi aranabilmektedir. Buna örnek olarak, şirketin sermayesi ile işletmenin faaliyet kapsamı ve üstlendiği riskler arasında açık bir dengesizlik bulunması gösterilebilir. (bkz. ÖZTEK Selçuk/MEMİŞ Tekin, Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyum, "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması", 2 Şubat 2008, s. 205 vd. ve 207) Ancak elbette sadece sermayenin az miktarda olması durumu, her yetersiz sermaye ile ilgili davada örtünün kaldırılması için yeterli değildir, başka koşulların da bulunması gerekir. Bu hususu takdir ederken, her somut olay kendi gerçekleri içinde değerlendirilmelidir. SAĞLAM İpek, Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması Kavramına Genel Bir Bakış, 1. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, "Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması", 2 Şubat 2008, s. 160 ve 161) (ek rapordaki açıklamalar) Talimat bilirkişi raporunda davacı alacağı 304.895,93 TL olarak hesaplanmış olup, davacı 98.500,00 TL alacak için 11 ayrı icra dosyasında takip yapmış, ancak şirket mal varlığı olarak sadece 1.500,00 TL demirbaş eşya haczedilmiştir. Bilançoda yazılan değerlerin akıbeti, 2007-2008 yıllarına ait defterler davalılarca sunulmadığından tespit edilememiştir. Bu durumda şirketin acz içinde bulunmasından davalılar sorumludurlar. Bu bu nedenle kararın bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.