11. Hukuk Dairesi 2009/3155 E. , 2010/9292 K. MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2008/3 - 2008/394 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tu…
**11. Hukuk Dairesi 2009/3155 E. , 2010/9292 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2008/3 - 2008/394 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 24.12.2007 tarihinde davalı geminin İstanbul Boğazı Umuryeri Güney Çakarı önlerinde makine arızası nedeniyle sürüklenerek deniz tehlikesini maruz kaldığını, İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri Müdürlüğü’nün talimatıyla Kurtarma 3 ve Kurtarma 4 römorkörlerinin ekipmanları ile güç kullanmak suretiyle kazazede geminin karaya çıkması önlenerek olası daha büyük tehlikelerin önüne geçildiğini, başarılı şekilde verilen kurtarma-yardım hizmeti neticesinde geminin deniz tehlikesinden kurtarılarak emniyet altına alındığını ve Büyükdere’ye demirletildiğini, 34.000.000 USD kurtarılan gemi, 203.370 USD bunker, 3.014.400 USD yük, 5.652.000 USD navlun olmak üzere toplam 42.869.770 USD’lik kurtarılan değerler üzerinden 8.000.000 USD kurtarma-yardım teminatı talep edilmesinin uygun görüldüğünü, gemi ve yük ilgililerince teminat yatırılmadığından 2007/31 D.İş sayılı dosya üzerinden seferden men kararı alındığını, TTK’nun 1232. maddesi gereğince müvekkili kurtarıcının emniyet altına alınan veya kurtarılan şeyler üzerinde rehin hakkı, emniyet altına alınan şeyler üzerinde teminat verilinceye kadar hapis hakkı olduğunu ileri sürerek, Panama Bayraklı SV EVDOKIA adlı gemi ve gemi üzerinde bulunan yük için 8.000.000 USD üzerinden müvekkili lehine kanuni rehin ve hapis hakkı tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, verilen hizmetin TTK'nun 1224/3. maddesi uyarınca cer (römorkaj) niteliğinde sayılamayacak derecede fevkalade hizmetlerden olması gerektiğini, gemi ve yükün tam olarak deniz tehlikesi içinde olmadığını, ses kayıtlarından römorkörlerin gemiye müdahale etmek üzere çağrılmasında gemi kaptanının telkini olmadığını, müdahale takdirinin Kılavuz Kaptan ile Sektör Kavak ilgilisi arasındaki konuşma sonrasında kararlaştırıldığını, gemi batma, oturma veya ziya tehlikesi içinde bulunmadığından çekme hizmetini aşan mahiyette fevkalade bir hizmet verilmediğini, fevkalade emek harcanmadığını, harcanan zamanın kurtarma-yardım hizmeti için çok az bir süre olduğunu, talep edilen miktarın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu, ayrık rapor ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 1232. maddesinde düzenleme karşısında bir kurtarma-yardım alacağı doğmuş ise rehin hakkının da anılan hüküm gereği doğduğu ve tanınmasına gerek olmadığı, davacı vekilinin kanuni rehin ve hapis hakkı tanınması davasında karar verilebilmesi için SV. EVDOKIA gemisine verilen hizmetin kurtarma-yardım olup olmadığı, dolayısıyla bir kurtarma-yardım ücreti alacağının doğup doğmadığının belirlenmesi ve kurtarma-yardım alacağının doğup doğmadığı hususunda temel meselenin SV. EVDOKIA gemisinin tehlikeye maruz bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, davaya konu olaydaki haberleşme kayıtlarının tam çözümü yapılıp dosyaya sunulmadığından ayrık raporda çözümünün yapıldığı, bu rapora göre davacı kuruluşun Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetleri Sistemi'ni Denizcilik Müsteşarlığı adına işleten davacı ... Emniyetinin, Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Tüzüğü'nün 15. maddesi ve Tüzüğün uygulama esaslarının 17. maddesi gereğince arıza dolayısıyla demirlemek zorunda kalan geminin resen emniyetli bir yere alınmasını sağlamak ve uygun demirleme yerine çektirmekle yükümlü olduğu, davaya konu hizmete ilişkin haberleşme kayıtlarından çekme işi mahiyetinde sayılamayacak derecede fevkalade bir hizmet verilmediği, bu nedenle davacı tarafından TTK'nun 1224. maddesi gereğince yapılan işlemin çekme olduğu, kanuni rehin hakkı vermeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Mahkemece verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, bu temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içerisinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nun 434. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının da yatırılmış olması gerekmektedir. Temyiz isteminde bulunan davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava kurtarma ve yardıma dayalı kanuni rehin ve hapis hakkı tanınması istemine ilişkin olup, davacı taraf klavuz kaptanın talebi üzerine verilen hizmetin kurtarma yardım olduğunu ileri sürmüş, davalı ise yapılan hizmetin bir cer hizmeti olduğunu savunmuştur. Mahkemece de özel ve teknik bilgiyi gerektiren bu çekişmenin halli hususunda HUMK’nun 275 ve devamı maddeleri uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Alınan bilirkişi kurul raporunda teknik görüş bildiren 2 bilirkişi yapılan hizmetin kurtarma-yardım hizmeti olduğunu, hukukçu bilirkişi ise yapılan hizmetin cer hizmeti olduğunu belirtmiş ve mahkemece hukukçu bilirkişinin görüşü doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. HUMK’nun 275. vd maddeleri uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiğinde alınan rapor her ne kadar mahkemeyi bağlamaz ise de bu husus mahkemenin kendiliğinden karar verebileceği sonucunu doğurmayıp özel ve teknik bilgiyi gerektirir hususta başka bir kurul vasıtası ile inceleme yaptırılması gerektiği anlamındadır. Bu itibarla mahkemece, çoğunluk bilirkişi görüşüne itibar edilmediğinde, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği mahkemece de kabul edilen uyuşmalık ile ilgili olarak yeni bir inceleme yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.