7. Hukuk Dairesi 2013/20322 E. , 2013/14800 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalı işyerinde " İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı" olarak çalıştığını ve iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve işe başla…
**7. Hukuk Dairesi 2013/20322 E. , 2013/14800 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davalı işyerinde " İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı" olarak çalıştığını ve iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının davalı şirkette genel müdür yardımcısı olarak değil sadece bir acente çalışanı olduğunu,işyerinde çalışan işçi sayısının 9 olduğunu, davacının davranışları ve yetersizliği nedeniyle tazminatları verilerek iş sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, feshin geçerli nedene dayanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir. İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre,işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütünü sevk ve idare edenlerin 18'nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Dolayısıyla bir banka şubesi ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, ... iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu'nun 18'nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Dosya içeriğine göre somut uyuşmazlıkta davacı tarafından şirkete ait organizasyon şeması sunulmuş olup davacının genel müdür yardımcısı olarak doğrudan genel müdüre bağlı olduğu, şirketin uygulama modeli başlıklı çalışma düzenine dair açıklamaları içeren belgeye göre de davacının, ziyaret programlarını genel müdür onay ve talimatları doğrultusunda düzenleyeceği açıklanmış ve yine davacıya şirket tarafından verilen kartvizitte genel müdür yardımcısı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca dosyaya sunulan bordrolarda davacının ücretinin 2012 ve 2011 yılları itibariyle brüt olarak 6.500,00-7.000,00 TL civarlarında olduğu, davalı şirketin söz konusu acentesinde çalışanları gösterir hizmet döküm belgelerinde şubede en yüksek ücreti aldığı da anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar ve davacının iddiası dikkate alındığında davacının, yurt dışı kaynaklı davalı şirketin Türkiye yapılanmasında genel müdüre bağlı genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığı ve doğrudan genel müdürün direktifleri uyarınca çalıştığı görülmekle işveren vekil yardımcısı olarak kabulü gerekir. Dolayısıyla davacının, iş güvencesi hükümleri kapsamı dışında kaldığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davacının işveren vekili olmadığının kabulü ile sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir. ... 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Alınması gereken 24,30 TL harçtan peşin alınan 21,15 TL harcın mahsubu ile kalan 3,15 TL harç giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına 4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 62,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 7-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, KESİN olarak 16.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.