11. Hukuk Dairesi 2010/5276 E. , 2011/16122 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.11.2009 tarih ve 2008/425 - 2009/417 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları …
**11. Hukuk Dairesi 2010/5276 E. , 2011/16122 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.11.2009 tarih ve 2008/425 - 2009/417 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin, Ermenek markası ile ve tescil edilmiş özel bir model ile “Kara Lastik” adı verilen lastik ayakkabı ürettiğini, müvekkiline ait tescil edilmiş ve endüstriyel tasarım tescil belgesi alınmış olan “kara lastik” cinsi ayakkabıların davalılar tarafından aynen benzetilerek hem üretilmiş ve hem de pazarlanmış olunduğunu, davalılar tarafından iltibas yaratacak şekilde müvekkiline ait tescilli modeli kullanmaları nedeniyle müvekkilinin önemli ölçüde maddi zarara uğramış olduğunu, bu tip ayakkabıların kullanıcısı olan pazarın, müvekkilinin firma mamullerine olan güveninin de sarsıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları mahfuz kalmak kaydıyla 1.000.000.000.-TL maddi, 1.000.000.000.-TL manevi tazminatın 13.08.1997 tespit tarihinden itibaren reeskont ve ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, derdestlik ve zamanaşımı itirazında bulunarak, müvekkillerinin davacı şirkete herhangi bir zarar vermediğini, davacı şirketin mamullerine olan inancın sarsılmasına neden olacak bir davranışta bulunulmadığını, tasarıma tecavüzün yapılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda davalının defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının zararının tespit edilemediği, davacının, tasarıma tecavüz iddiası nedeniyle zararının varlığını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerinin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, endüstriyel tasarıma tecavüz nedeni ile tazminat istemine ilişkindir. Kesinleşen Mahkeme kararı ile davalıların eyleminin endüstriyel tasarıma tecavüz olduğunun belirlenmesine göre, Borçlar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, davalıların defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacının zararının tespit edilememesi nedeni ile maddi tazminata hükmedilmemesi, yine Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gözetilerek uygun bir manevi tazminata hükmedilmemesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.