11. Hukuk Dairesi 2009/12621 E. , 2011/12518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/07/2009 tarih ve 2009/348-2009/480 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.10.2011 gününde davacılar avukatı ... ile davalı avukatları .... ve .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan
**11. Hukuk Dairesi 2009/12621 E. , 2011/12518 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/07/2009 tarih ve 2009/348-2009/480 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.10.2011 gününde davacılar avukatı ... ile davalı avukatları .... ve .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin ortak olduğu davalı şirketin aile şirketi niteliğinde bulunduğunu, büyük pay sahibi ortağın temsile yetkili müdür olduğunu, şirket müdürünün seçimi, süresi ve yetkileri içerikli gündem ile müvekkilleri toplantıya çağırdığını, müvekkillerin gündeme eklenmesini istediği hususların dikkate alınmadığını, oylama sırasında tartışma çıktığını, toplantı gerçekleşmeden karar alındığını, anılan kararın toplantı ve karar nisabını içermediğini, her ne kadar büyük ortak 8.000.000 TL sermayeli şirkette %70.82 oranında pay sahibi ise de, anasözleşmede bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı yönünde hüküm bulunduğunu, dava dışı ortağın 2.666.000 YTL sermayeyi temsil ettiğini, karar için 4.080.000 YTL sermayeyi temsil eden olumlu oyun gerektiğini ileri sürerek, davalı şirketin 25.03.2009 tarih ve 83 numaralı ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline ve yapılan 337.74 YTL masrafın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, ortaklar kurulunun usulüne uygun toplandığını, toplantı ve karar nisabına uyarak karar aldığını, iddiaların yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin müdürünün çoğunluk oy sahibi olduğu, tek başına oluşturduğu gündem ile toplantının icra edildiği, anasözleşmenin 9. maddesi uyarınca esas sermayenin yarısından fazlasına sahip ortağın müdür seçimine ilişkin aldığı kararın, kanun, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı bulunmadığı, yine anasözleşmenin 15. maddesinin değiştirilmeden önceki düzenlemesini aynen içerdiği ve bu hükmün uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, limitet şirkete müdür atanması, süresinin belirlenmesi ve yetkilerinin tayinine ilişkin ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davalı limitet şirketin üç ortaklı olarak 16.01.1990 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazandıkları, bu ortaklardan ...’nun ölümü sonrasında davacıların miras yoluyla ortak sıfatını kazandığı, 01.07.2007 tarihinden sonra altı ortaklı limitet şirket haline geldiği, yokluğu talep edilen ortaklar kurulu kararının, müdür atanması, süresinin belirlenmesi ve yetkilerinin tayinine dair karar olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, davalı şirketin anasözleşmesinin 9. maddesinde TTK'nun 536/3. maddesine paralel olarak müdürlerin şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını temsil eden ortaklar kurulu kararı ile değiştirileceği, 15. maddesinde her ortağın oy hakkının sermayesine göre hesap edileceği, her 500.000 TL’nin bir oy hakkı vereceği, ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı, 17. maddesinde ise, anasözleşmede bulunmayan hususlar hakkında TTK hükümlerinin uygulanacağı, uyuşmazlık konusu kararın, %70.82 oranında pay sahibi dava dışı ortağın kararı ile alındığı ve geriye kalan payların davacılar ile dava dışı diğer ortağa ait olduğu yönleri de davalı şirketin ticaret sicili kayıtları ve dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki çekişme, alınan kararın yok hükmünde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. TTK'nun 536/3 ve davalı şirket anasözleşmesinin 9. maddeleri uyarınca böyle bir kararın geçerli olabilmesi için, esas sermayenin hiç olmazsa yarısından fazlasını temsil eden ortakların müzakere edilen husus lehine oy kullanması gerekmektedir. Davalı şirket anasözleşmesinin 15. maddesinde, oy hakkının sınırlandırılması kapsamında, bir ortağın ancak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı yönünde düzenleme mevcuttur. Anılan düzenleme, davalı şirketin anasözleşmesinin 17. maddesinin atfı nedeniyle sözleşme hükmü haline gelen, tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan TTK'nun 537. maddesi ve hatta 559 sayılı KHK ile değişik hali karşısında geçerli ve ortakları bağlayıcı niteliktedir. Bu düzenleme, oy hakkından yoksunluğa dair bir sözleşme hükmü değildir. TTK'nun 537. maddesi uyarınca kanun koyucunun ortaklara verdiği oy hakkının sınırlandırılması yönündeki yetkinin kullanılmasına ilişkindir. Esasen, davalı anasözleşmesinin yasal değişikliklere intibak ettirilmediği dikkate alındığında, uyuşmazlığa sözleşme hükmü haline gelen ve davalının tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan TTK'nun 537. maddesinin uygulanacağı da çekişmesizdir. Bir an değişik halinin uygulanacağı düşünülse bile, eski metin gibi değişik metinde de oy hakkının kullanılmasıyla ilgili ortakların şirket anasözleşmesine hüküm koyabilecekleri ve yine oy hakkından yoksunluğa dair anasözleşme düzenlemesinin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. O halde, oy kullanılmasına dair anasözleşme hükmünün de kararın geçerliliği bakımından dikkate alınması gerekmektedir. Bu durum karşısında, %70.82 oranında pay sahibi ortağın, anasözleşme hükmü karşısında toplam payların 1/3 ü oranında oy kullanmış kabul edileceği, bu ortak dışında diğer ortakların karara katılmadığı, değişiklik için gerekli esas sermayenin yarısından bir fazlasını temsil eden ortakların karar lehinde oy kullanmadığı, karar nisabı hesaplanırken oy sınırlamasına tabi ortağın kullanamadığı oyların da hesaba dahil edileceği, başka bir anlatımla, karar nisabının, fiilen kullanılan oylara göre değil, toplam sermayeye göre tespit edileceği, bu haliyle kararın yok hükmünde olduğu dikkate alınmadan yazılı gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.