T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/1967 Karar No : 2025/4278 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-... 2-... 3- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca ve davalı yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmekt…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1967 E. , 2025/4278 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/1967 Karar No : 2025/4278 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-... 2-... 3- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca ve davalı yanında müdahil tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin yakını ...'nın gerçekleştirilen mide küçültme ameliyatı sonrasında vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 264.882,42 TL) maddi ve 5.000,00 TL manevi, ... için 5.000,00 TL (miktar artırımı ile 39.712,55 TL) maddi ve 5.000,00 TL manevi, ... için 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 04/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K... sayılı kararıyla; dava dosyasındaki belgeler ve bilirkişi raporunun değerlendirilmesinden, müteveffanın sağlık sorunları nedeniyle yapılan ameliyat operasyonunda tetkik ve tedavilerin tıbbi ilkelere ve uygulamalara uygun olduğu, ameliyat sonrası gerçekleşebilecek komplikasyonların yönetilmesi açısından gerekli teşhis ve tedaviyi gereği gibi yapmayan davalı idare personelinin kusurunun etkili olduğu, dolayısıyla, yükümlü olduğu kamu hizmetini kötü işleten davalı idarenin, "hizmet kusuru"nun bulunduğu sonucuna varıldığı, maddi tazminat istemi yönünden; davacıların, müteveffa ...nın eşi ve çocukları olduğu, vefat nedeniyle destekten yoksun kalınan tazminatın 25/02/2021 tarihli raporda ...'nın toplam destek zararı 264.882,42 TL, ...'nın toplam destek zararı 39.712,55 TL, ...’nın destek zararının olmadığı belirtildiğinden, ... için toplam 264.882,42 TL tazminatın; dava dilekçesinde belirtilen 5.000,00 TL'nin davalı idareye başvuru tarihi olan 05/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, kalan 259.882,42 TL kısmı açısından miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 14/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, ... için toplam 39.712,55 TL tazminatın; dava dilekçesinde belirtilen 5.000,00 TL'nin davalı idareye başvuru tarihi olan 05/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, kalan 34.712,55 TL kısmı açısından miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 14/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, ...'nın 21 yaşında olduğu ve öğrenci olduğuna dair bir belgenin de dosyaya sunulmadığı, bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı, manevi tazminat istemi yönünden; davacıların her birinin dava dilekçesinde 5.000,00 TL manevi tazminat istemlerinin miktar artırım dilekçesiyle ... için 150.000,00 TL, ... için 100.000,00TL, ... için 100.000,00TL’ye 08/03/2021 tarihinde artırıldığı, manevi zararın niteliği gereği sonradan gelişen veya öğrenilen yeni bir olgu olmadığı sürece kişinin manevi varlığında oluşan zararın arttığından bahsedilemeyeceği, bu kapsamda; müteveffanın manevi desteğinden yoksun kalmalarının acı, elem ve ızdırap duymalarına neden olduğu, sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmak ve insanlık onurunun korunması olgusu ile sebepsiz zenginleşme yasağı arasındaki denge de gözetilmek suretiyle, davacıların oluşan manevi zararının karşılanması amacıyla her bir davacı için ayrı ayrı dava dilekçesinde belirtilen 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 05/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddi, ...’nın annesinin vefatı nedeniyle oluşan acı ve ızdırabının bir nebze karşılığı olarak dava dilekçesinde belirtilen 5.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 05/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu yapılan Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını ve yeni bir karar verilmesini gerektiren bir neden bulunmadığı, ancak miktar artırılan kısım için yürütülen faizin başlangıç tarihi bakımından, Mahkemece kabul edilerek hüküm altına alınan maddi tazminat miktarlarının tamamı için davalı idareye başvurunun yapıldığı, yani idarenin temerrüde düştüğü 05/11/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği, bu nedenle, Mahkemesince kabul edilerek hüküm altına alınan maddi tazminat miktarlarının tamamı için idareye başvurunun yapıldığı 05/11/2018 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davalı idare ve müdahilin istinaf başvurularının reddine, davacıların istinaf başvurusunun düzeltilerek reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda manevi tazminat bakımından da miktar artırımında bulunulabilmesini kısıtlayan bir hüküm bulunmadığı, müteveffanın ölümüne yol açan sürecin basit bir müdahale ile önlenebilme ihtimalinin bilirkişi raporunda vurgulandığı, ...'nın öğrenci olup olmadığına ilişkin araştırma yapılabilecek olmasına rağmen dosya kapsamında bu araştırma yapılmadan maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği, davalı idare tarafından, idarelerinin harçtan muaf olduğu, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir mahiyette olmadığı, ortaya çıkan sonuçların komplikasyon olduğu, hizmet kusurunun bulunmadığı, davalı yanında müdahil tarafından, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı, kusurunun bulunmadığı, aktüerya raporunun dikkate alınamayacağı, dosya kapsamında davacılara Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanıp bağlanmadığı hususunun araştırılmadığı, tazminat istemlerine başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI: Davacılar, davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından, karşılıklı olarak temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, davacılar yakını ...'nın 14/08/2017 tarihinde Çanakkale Devlet Hastanesinde Laparoskopik Sleeve Gastrektomi (morbid obezite ameliyatı) geçirdiği, ameliyattan 2 ay sonra kusma şikayetleri başlayan hastada herhangi bir tıkanıklık, yada komplikasyon bulunmadığından bahisle taburcu edildiği,19/10/2017 tarihinde göğüs ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede EKG bulguları normal olarak değerlendirilerek taburcu edildiği, 27/10/2017 tarihinde bacaklarda güç kaybı nedeniyle gittiği hastanede beyin tomografisi ve diffüzyon MR çekilerek nörolojiye sevk edildiği, oradan da ileri tetkik ve tedavi için sevkinin istenildiği, 28/10/2017 tarihinde Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen hastanın solunum yetersizliği üzerine entübe edildiği, genel durumu kötü olan hastanın 04/11/2017 tarihinde vefat ettiği, davacılar tarafından 05/11/2018 tarihinde maddi ve manevi zararların ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine ...'nın gerçekleştirilen mide küçültme ameliyatı sonrasında vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık ... için 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi, ... için 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi, ... için 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 04/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince, olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan İstanbul Üniversitesi (Cerrahpaşa) Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı tarafından düzenlenen ... tarih ve... sayılı raporda -özetle-; "...'nın diyete rağmen aşırı kiloları nedeniyle 07/08/2017 tarihinde Çanakkale Devlet Hastanesi genel cerrahi servisine yatırıldığı, diyet ile zayıflayamayan hastanın morbit obezite ameliyatı olmasının uygun olduğu, hastanın 14/08/2017 tarihinde opere edildiği, operasyon sonrası bir komplikasyon gözlenmeyen hastanın 17/08/2017 tarihinde taburcu edildiği, morbid obez olarak tanımlanan beden kitle indeksi 40 kg/m2 fazla olan hastalarda uygulanan laparoskopik sleeve gastrektomi (tüp mide) operasyonu endikasyonu tıbbi gerekliliğinin bulunduğu, ameliyat öncesi gerekli prosedürlerin (sağlık kurulu kararı, aydınlatılmış onam alınması) yerine getirildiği, ameliyat tekniğinin günümüz tıbbında kabul gören bir yöntem olduğu, ameliyat sonrası yapılan kontrol ve tetkiklerde ameliyat yöntemine bağlı tıbbi bir kusur niteliğinde bulgu tanımlanmadığı, hastanın 10/12/2017 tarihinde (operasyondan yaklaşık 2 ay sonra) başlayan bulantı ve kusma şikayetleri nedeniyle Çanakkale Devlet Hastanesi Genel Cerrahi servisinde tekrar yatırıldığı, hastanın şikayetlerine yönelik semptomatik tedavi uygulandığı, hastanın yakınmalarının düzelmesi üzerine 16/10/2017 tarihinde taburcu edildiği, bu tip cerrahi operasyonlar sonrası ortaya çıkabilecek ve zamanında müdahale edildiğinde tedavi şansı bulunan nörolojik komplikasyonların bulunup bulunmadığı yönünden, özellikle inatçı bulantı kusmaları olan klinikte yatan hastaya nöroloji konsültasyonu istenmemesinin tıbbi eksiklik olarak nitelendirildiği, hastanın taburcu edildikten sonra 16/10/2017 ile 26/10/2017 tarihleri arasında kardiyoloji, kulak-burun-boğaz, gastroenteroloji, psikiyatri poliklinik ve acil servis şartlarında uygulanan tanı ve tedavi yöntemlerinde tıbbi kusur ya da ihmal tespit edilmediği, 27/10/2017 tarihinde acil servise her iki bacağında güç kaybı şikayeti ile başvuran hastada alt ekstremitede güç kaybı saptanması nedeniyle ileri bir merkezi olan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesine 28/10/2017 tarihinde sevk edildiği, nöroloji tarafından konsülte edilen hastada belirgin organik patalojinin düşünülmediği, taburcu planlanan hastanın solunum yetmezliği gelişmesi üzerine entübe edilerek yoğun bakım ünitesine sevk edildiği, 04/11/2017 tarihinde de vefat ettiği, kişinin ölümünün mide küçültme ameliyatı sonrası gelişebilen komplikasyon niteliğinde olduğu, B grubu vitaminleri (tiamin) ve mikronutrient yetersizliğine bağlı olarak ortaya çıkan ensefalomyelopatiye bağlı geliştiği kanaati oluştuğu, bu tür ameliyatlardan sonra özellikle inatçı-süregelen bulantı kusma görülen hastalarda tespit edilen nörolojik ve görüntüleme bulgularının ensefalopati lehine değerlendirilmesi gerektiği, kesin tanı konulması yönünde kısıtlılıklar olsa bile (kanda B1 vitamini düzeyine bakılamaması gibi) tanıyı da destekler mahiyette iyileşme bulgularının damar yolu ile B1 vitamini uygulanması gerekliliğinin günümüz tıbbi standartlarında kabul gördüğü, ancak dava konusu süreçte hem Çanakkale Devlet Hastanesi hem de S.B.Ü Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen tıbbi belgelerde söz konusu ön tanıya hiç vurgu yapılmadığı gibi tedavi yönünden herhangi bir gişirimde bulunulduğuna dair bilgiye de rastlanılmadığı, ensefalopati tedavisinde erken tanı ve tedavinin önemine binaen kesin teşhis konulamasa bile her türlü sağlık altyapısında uygulanma imkanı bulunan yaşam kurtarabilme etkinliği kanıtlanmış damar içi B1 (tiamin) tedavisi uygulanmamasının komplikasyon yönetiminde eksiklik olarak nitelendirilebileceği.." yönünde görüş bildirilmiştir. Anılan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, tarafların ve müdahilin istinaf başvuruları da düzeltilerek reddedilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerine yönelik kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, manevi tazminat istemlerine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat istemlerine yönelik kısmının incelenmesi: Destekten yoksun kalma tazminatının amacı; desteğini yitiren kimsenin, ölümünden önce bulunduğu sosyal ve ekonomik yaşam düzeyinin devamını sağlayacak yardımın karşılığı olan paranın ödettirilmesidir. Dolayısıyla, destekten yoksunluk zararı, ölüm olayı olmasaydı desteğin yapacağı varsayılan yardım tutarı geleceğe yönelik olarak belirlenmek suretiyle hesaplanmaktadır. Eşin ölümü durumunda onun desteğinden yoksun kalan diğer eş yararına, kural olarak destekten yoksun kalınan süre ile sınırlı olarak destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Sağ kalan eşin yeniden evlenmesi durumunda ise, ölen eşin desteğine olan ihtiyacı yeni evlilik ile sona ereceğinden, sağ kalan eş yararına sadece yeniden evlenme tarihine kadar olan süre ile sınırlı olarak destekten yoksun kalma tazminatı hükmedilmesi gerekmektedir. İdare Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya raporunda, davacı eşin evlenme ihtimali hiç değerlendirilmeden muhtemel bakiye ömrünün tamamı için destekten yoksun kalma zararı hesaplandığı görülmekte ise de UYAP bilgi sisteminden ulaşılan nüfus kayıt örneği incelendiğinde, davacı ...'nın 30/10/2021 tarihinde yeniden evlendiği dolayısıyla bu tarihten itibaren davacının ölen eşinin desteğine olan ihtiyacının sona erdiği anlaşıldığından davacı ...'nın destekten yoksun kalma zararının, yeniden evlendiği tarih olan 30/10/2021 tarihine kadar hesaplanması gerekmektedir. Öte yandan, dosyada mevcut hesap bilirkişisi raporunda, destek süresinin de ülkemize özgü olan ve güncel verilere göre hazırlanan TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenmesi gerekirken, PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlendiği dikkate alındığında, yapılan hesaplamanın tazminat hukukunun yerleşik ilke ve kurallarına aykırı olduğu ve bu haliyle raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmaktadır. C) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata yönelik yargılama giderlerine ilişkin kısmının incelenmesi: Manevi tazminatın patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp manevi tatmin aracı olduğu, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışının manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, manevi tazminata hükmedilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi ve idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması veya şeref ve haysiyetinin rencide edilmiş bulunması gerektiği yargısal içtihatlar ile sabittir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' cümlesi, aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır:" cümlesi eklenmiştir. Miktar artırım müessesesi, davanın görülmesi sırasında tarafların kusurlarında, zararı doğuran nedenlerin ve olayların tespitinde ve uğranılan zararın miktarında bir değişiklik olması durumunda maddi tazminat için işletileceği gibi; zararı doğuran olaydan sonra yeni ortaya çıkan bulgu ve tespitler sonucu, kişilerin manevi yönden çok daha fazla etkilendiğinin saptanması halinde manevi tazminat için de uygulanabilir. Ancak bu durumun istisnai bir durum olduğu ve manevi zararın sonradan gerçekten artmış olduğunun tespiti halinde işletilebileceği kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta, davacılar açısından sonradan oluşan veya öğrenilen yeni bir olgu bulunmadığından miktar artırım yoluyla manevi tazminat tutarının artırılmasına olanak bulunmamakta olup, davacıların manevi zarara ilişkin taleplerinin dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden değerlendirilmesi, bir başka anlatımla artırılan manevi tazminata ilişkin kısmın dikkate alınmaması ve bu kısım yönünden hüküm kurulmaması gerekmektedir. Bu doğrultuda manevi tazminata ilişkin yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıların dava dilekçesinde talep ettikleri manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanması gerektiği açıktır. Bu durumda; İdare Mahkemesince manevi tazminata yönelik miktar artırımı sonucu artırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilerek haklılık oranının bu duruma göre belirlenerek yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlık davacıların bu yönden yaptığı istinaf başvurusunun reddedilmesinde ise hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının, manevi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminat istemlerinin kabulüne ilişkin kısmı ile manevi tazminata yönelik yargılama giderlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. harç //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };