T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/13956 Karar No : 2025/10473 DAVACI :... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararının iptali…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13956 E. , 2025/10473 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/13956 Karar No : 2025/10473 DAVACI :... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu meslekten çıkarma kararının savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, hakimlik teminatının, suç ve cezaların kanuniliği ve geçmişe yürümezliği, hukuk devleti, hukuk güvenliği, ölçülülük, eşitlik ve silahların eşitliği ilkelerinin, kişi özgürlüğü ve güvenliği ile gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2022 tarih ve E:2017/4113, K:2022/5232 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3681, K:2024/746 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararının iptaliyle, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır. Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin iptaline , davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3681 ; K:2024/746 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptali, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 21/06/2022 tarih ve E:2017/4113, K:2022/5232 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3681, K:2024/746 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dairemizin 21/06/2022 tarih ve E:2017/4113, K:2022/5232 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3681, K:2024/746 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle davacının yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile hükmün onanarak kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Dairemizin 21/06/2022 tarih ve E:2017/4113, K:2022/5232 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3681, K:2024/746 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir: 1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları. 2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri. 3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası. 4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Dairemizin 21/06/2022 tarih ve E:2017/4113, K:2022/5232 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3681, K:2024/746 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere; 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3681, K:2024/746 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 21/06/2022 tarih ve E:2017/4113, K:2022/5232 sayılı kararda; Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanık E.T.'nin, davacının örgütle bağlantısına yönelik gözlemlerinden ve duyumlarından hareketle çıkarımda bulunmaya çalıştığı, davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını "desteklediğine" ve bağımsız adaylar tarafından yapılan toplantılara katıldığına ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, E.T. isimli şahsın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; davacının seçimlerde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğini, onlar lehine seçim çalışması yürüttüğünü, seçimde örgüt adına/lehine sandık müşahitliği yaptığını ya da örgütsel herhangi bir faaliyette bulunduğunu ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idare tarafından da dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, F.G. isimli tanığın beyanının, davacının örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Davacıya sicil notu olarak yüksek puan verilmesi hususu yönünden; davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle sicil notu olarak yüksek puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacı hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitler ve kamu davası açılmış olması hususu yönünden; davacı hakkında düzenlenen iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden; her ne kadar davalı idare tarafından, FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapmasının ve örgütün finans kuruluşu olan Bank Asya ile örgüte müzahir Kimse Yok Mu Derneğinden davacıya mesaj gelmesinin, davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olması veya bu kurumlardan mesaj almış olmasının (örgütsel saikle gönderildiğine ilişkin somut bir veri bulunmadığından) davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı, 02/04/2017 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Asya Katılım Bankası hesabı yönünden; davacının Asya Katılım Bankası hesabına ilişkin dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının Asya Katılım Bankası hesabında FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönem de dahil olmak üzere herhangi bir hesap hareketliliğinin tespit edilmemiş olması karşısında, davacının Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacının kendi beyanı yönünden, davacının, çocuklarını örgüte müzahir ortaokuluna gönderdiği hususu gerek Millî Eğitim Bakanlığınca Dairelerinin ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgelerle gerekse de davacının kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, davacının eğitim saikiyle böyle bir tercihte bulunduğu hususunun aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığının görüldüğü, netice itibarıyla davacının çocuklarını örgüte müzahir okula gönderdiğine yönelik beyanlarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının eşi E.M'nin FETÖ/PDY Terör Örgütü ile iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ve eşinin Bank Asya'da hesabının bulunması yönünden; davacının eşi E.M. hakkında verilen beraat kararında, Bank Asya'daki hesabında rutin bankacılık işlemleri yapıldığı ve örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda hareket ederek Bankaya para yatırma işleminin olmadığı hususunun tespit edilmiş olduğu, ayrıca E.M. hakkındaki ceza yargılamasında yer alan diğer tespit ve belgelerde de davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediğinin görüldüğü, bu nedenle, davacının eşi E.M.'nin FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile Bank Asya'da hesabının bulunmasına dair tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Davacının kardeşleri ile ilgili tespitler yönünden; davacının kardeşleri hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının kardeşlerine yönelik tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden; Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin...sayılı) soruşturma dosyasının derdest olduğu, ayrıca Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin E:...sayılı dosyasında,... tarih ve K:...sayılı kararı ile inceleme maddelerinde öne sürülen iddialardan dolayı soruşturma izni verilmesine yer olmadığı hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına, soruşturma maddesindeki eylem yönünden gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesine tevdiine dair karar verildiği, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturmaları kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmaların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacıya ilişkin sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 20/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan nitelikte herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu karar nedeniyle davacının yoksun kaldığı mali haklarının davalı idarece davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir. Dairemizin 21/06/2022 tarih ve E:2017/4113, K:2022/5232 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3681, K:2024/746 sayılı kararıyla; "... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; ... sicil numarasıyla ve Hâkim unvanıyla görev yapan davacının, 09/07/1997 tarihinde Hâkim Adayı olarak göreve başladığı, 23/07/1999-05/07/2002 tarihleri arasında Tarsus, 05/07/2002-18/06/2004 tarihleri arasında Patnos/Malazgirt, 18/06/2004-24/07/2006 tarihleri arasında Gaziantep/Nurdağı, 24/07/2006-10/07/2008 tarihleri arasında Edirne/Uzunköprü, 10/07/2008-20/09/2010 tarihleri arasında Bodrum, 20/09/2010-29/11/2016 tarihleri arasında Samsun Hâkimi olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Başsavcısı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan E.T.'ye ait, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Müfettişlerince düzenlenen 30/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Ben 2011 yılı Mart ayında Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı olarak atandım. 2014 yılı Ocak ayında da Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atandım. Bana sormuş olduğunuz ...’in Samsun iline ne zaman atandığını tam olarak hatırlamıyorum. Kendisini Samsun’da hâkimlik yaptığı dönemde tanıdım. Mardinli olduğunu biliyorum. Kendisinin inşaat işi vardı, benim de bu işlerden biraz anlamam nedeniyle birkaç kez bu konuda sohbetimiz oldu. Gerek 17-25 Aralık süreci gerekse 2014 yılı HSYK seçimleri dönemine girildiğinde kendisi anlamadığım bir şekilde benimle irtibatını kesti. Ben ...’in FETÖ’yü öven, onunla irtibatını gösterir herhangi bir söz veya davranışına şahit olmadım. Ancak o dönem Samsun’da görev yapan bazı arkadaşlarımdan ...’in FETÖ’ye yakın isimlerin bulunduğu karşı gruba meyil ettiğini duydum. Seçim öncesinde Samsun iline gelen Yargıda Birlik adaylarına karşı Mehmet Emin’in olumsuz bir tavır ve davranışını görmedim, bağımsız adı altındaki adayları gezdirdiğine de şahit olmadım, ancak yemek ya da toplantılarına katılmış olabilir diye düşünüyorum. Seçim günü de Mehmet Emin’in ön plana çıkan bir davranışına şahit olmadım. Oy sayımı sırasında salonda değildi. ...’in ne şekilde okuduğu, nerelerde kaldığı hususlarında bilgi sahibi değilim. ..."; Cumhuriyet Başsavcısı ve Başsavcı vekili olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan F.G.'ye ait, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Müfettişlerince düzenlenen 22/02/2018 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Halen Samsun Bölge Adliye Mahkemeleri Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yürütmekteyim. 2012-2015 yıllarında Samsun Cumhuriyet Başsavcı vekilliği görevinde bulundum. Sonrasında da Samsun BAM başsavcılığı görevini yürütmekteyim. H.D., S.T. ve ... hakkında Samsun Adliyesinde aynı dönem çalışmamız nedeniyle bilgi sahibiyim. H.D.; 2014 HSYK seçimleri sırasında sözde bağımsız FETÖ/PDY adayları karşısında mücadele eden Yargıda Birlik Platformu adaylarını destekliyor gibi göründü. Ancak o tarihlerde adliyede FETÖ/PDY bağlantılı olduğu bilinen A.K., R.K., R.B. ve Z.B. gibi isimlerle sürekli iletişim halindeydi. Seçimlere 15 gün kala açık bir şekilde sözde bağımsız FETÖ/PDY adaylarını savunmaya başladı. Sözde bağımsız adayların aleyhine söylemlerde bulunduğum, bunların o dönem cemaat olarak bilinen FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olduklarını söylediğimde sözde bağımsız FETÖ/PDY adaylarını savunmaya başlardı. Ayrıca Yargıda Birlik Platformu adayları aleyhine konuşmaları da vardı. HSYK seçimlerinden sonraki süreçte de FETÖ/PDY bağlantılı olduğu bilenen yukarıda isimlerini zikrettiğim hâkim ve savcılarla ilişkilerini sürdürmeye devam etti. 15 Temmuz darbe girişiminde sonra tutuklanan V.T. tahliye olduktan sonra ziyaretime geldiğinde H.D.'nin cezaevinde FETÖ/PDY mensuplarının ritüellerine uyduğunu, dua ve beddualarına katıldığını, onlarla ortak hareket ettiğini, ayrıca FETÖ/PDY mensuplarının H.D.'nin eski cezaevi savcısı olması nedeniyle aralarındaki gardiyanlardan sorumlu olma görevini tevdi ettiklerini söyledi. Bunun dışında hâlen Samsun Cumhuriyet Savcısı M.S.N. 2014 HSYK seçimleri sırasında H.D.'nin sözde bağımsız FETÖ/PDY adaylarının bir kısmının selamını getirdiğini söylemişti. ... ...; aynı dönem Samsun Adliyesinde birlikte görev yaptık. 2014 HSYK seçimleri öncesinde ve sonrasında adliyedeki ilişkilerinde sürekli olarak FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle meslekten ihraç edilen A.K., R.K., R.B., Z.B. ve isimlerini hatırlayamadığım diğer örgüt bağlantılı hâkim ve savcılarla birlikte hareket ederdi. Hatırladığım kadarıyla 2015 yılının mayıs ayı içerisinde FETÖ/PDY taraftarı hâkim ve savcılar grubu Sinop’a ailece gezi düzenlemişlerdi. Bu geziye duyduğum kadarıyla R.B., R.K., Y.P., Z.B., Y.Ç., E.K. ve M.Y. gibi FETÖ/PDY taraftarı hâkim ve savcılar katılmıştı. ...’in de bu geziye ailesiyle birlikte katıldığını duymuştum. Zaten bu gezi ... tarafından Twiter hesabında ifşa edilmişti. 2014 HSYK seçiminin yapıldığı gün adliye koridorunda FETÖ/PDY adaylarının sonuçlarını takip etmek ve sandık kurulunun işlemlerini gözlemlemek için beklemişti. Hatırladığım kadarıyla bu bekleyişleri sırasında S.S., E.O. ve R.K. isimli FETÖ/PDY taraftarı hâkim ve savcılarla birlikte koridorda bekledi. V.T. cezaevinde ...’in de FETÖ/PDY mensubu hâkim ve savcılarla hareket ederek dua, beddua gibi ritüellere katıldığını söylemişti. ..." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur. Tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden; tanıklar ile davacının aynı tarihlerde (ve 2014 HSK seçimleri döneminde) Samsun Adliyesinde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanlarının da birbirini destekler mahiyette ve örgütün yoğun propaganda çalışması yaptığı 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu görülmüştür. Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra hâkim ve savcılar arasında belirgin bir şekilde ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı şeklinde birbiriyle örtüşen beyanlara yer verildiği anlaşılmaktadır. Davacıya ait dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen 02/04/2017 tarihli Bilirkişi Raporunda, davacıya ait ... seri numaralı 30 GB kapasiteli sabit disk imajı ve ... seri numaralı 250 GB kapasiteli sabit disk imazı üzerinde yapılan detaylı teknik çalışma sonucunda her iki sabit disk imajı içeriğinde, ..., ..., ..., ..., ..., ...r isimli sitelere erişim yapıldığı,... imei numaralı cep telefonu ve telefona takılı sim kart imajının incelenmesinden ise www.rotahaber.com isimli siteye erişim yapıldığı ve BankAsya, Başarı UNV, Kimse Yokmu, FezaEğitim gibi yerlerden mesajların geldiğinin görüldüğü tespitlerine yer verilmiştir. Danıştay Beşinci Dairesince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı olup olmadığının sorularak, var ise söz konusu kaydın tespitine ilişkin belge ve raporların gönderilmesinin istenilmesi yönünde yapılan 20/10/2021 tarihli ara kararına, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından verilen 13/01/2022 tarihli cevabın incelenmesinden; davacının A.N.M. ve Z.R.M. isimli çocuklarını Samsun İlinde faaliyet göstermekte iken (23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki liste ile) kapatılan Özel Feza Berk İlkokuluna (2010-2016 yılları arasında) gönderdiği anlaşılmaktadır. UYAP kayıtları üzerinden yapılan incelemelerde ise; davacının eşi olup, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe konulan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan E.M.'nin; - "Silahlı Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme" suçundan yargılandığı davada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile; "... Her ne kadar sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de; sanığın örgüt içi haberleşme programlarını kullandığına dair herhangi bir tespitin olmadığı, sanığın örgüte müzahir herhangi bir sendika, dernek veya vakıf kaydının olmadığı, sanığın Bank Asya'da 19/11/2012 tarihinde ... müşteri numarasıyla hesap açtırdığı, bu hesaba bağlı olarak ayrıca altın ve dolar hesaplarının da açıldığı, bunun yanında sanığın 21/03/2013 tarihli 4.495 TL, 08/11/2013 tarihli 66.800 TL, 20/01/2014 tarihli 22.242,49 USD tutarlı, 20/01/2014 tarihli 7.875,77 Euro tutarlı, 18/03/2014 tarihli 12.237,42 TL, 19/11/2014 tarihli 817,5 gram altın, 06/02/2015 tarihli 62.000,42 TL tutarlı 7 adet katılım hesabı açtırdığı, 06/02/2015 tarihli 62.000,42 TL tutarlı katılım hesabının Bank Asya'nın TMSF'ye devrinden sonra olacak şekilde 01/04/2016 tarihinde kapatıldığı, sanığın Bank Asya'da hesap açtırdığı tarihten itibaren nakit yatan, ATM'den para çekme, nakit çekilen, hesaplar arası virman, döviz alış gibi rutin bankacılık işlemlerinin gerçekleştirildiği, sanık savunmasında özetle "üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, herhangi bir talimatla Bank Asya'ya para yatırmadığını, TL birikimlerini altın, dolar ve euroya çevirerek değerlendirdiğini, işlemlerini internet bankacılığı üzerinden yaptığını" beyan ettiği, sanığa ait Bank Asya hesap hareketleri, bilirkişi raporu ve sanık savunması bir bütün halinde değerlendirildiğinde iddianameye konu edilen para yatırma eylemlerinin rutin bankacılık işlemleri kapsamında sayılması gerektiği, durum karşısında sanığın örgüt ele başının talimatıyla hareket ettiğine ve dolayısıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden arınmış, kesin, somut ve tam inandırıcı delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle ..." CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği; - Kamu görevinden çıkarılma işlemine karşı yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "davacının, ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile, Bank Asya hesap hareketlerinin örgüt talimatı ile yapıldığının net olarak ortaya konulamadığı ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma/yardım etme suçu için mahkumiyetine yeter delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği anlaşılmakta ise de, örgütün talimat tarihleriyle uyumlu şekilde gerçekleşen Bank Asya hesap hareketlerinin ve bankanın TMSF'ye devrinden sonra katılım hesabının kapatılmasının ceza yargılamasından bağımsız olarak davacının terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı yönünden Mahkememizce hükme esas alınabileceği ... davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından davacının başvurusunun reddine ilişkin dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık görülmemiştir." yolundaki gerekçeyle davanın reddine karar verildiği; bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği; bu kararın da temyiz incelemesinin Danıştay Beşinci Dairesinin E:2023/17273 sayılı dosyasında devam ettiği görülmüştür. Hâkim ve savcılar açısından sadakat yükümlülüğü, "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkmakta, bu bağlamda, Türk Yargı Etiği Bildirgesi'nin 2.5. ve 3.2. maddeleri ile AİHM kararlarında belirtildiği üzere, yargıya olan güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için hâkim ve savcıların "bağımsız ve tarafsız olmaları" kadar, "bağımsız ve tarafsız görünmeleri" de önem taşımaktadır. (Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, 28/06/1984, Seri A No. 80, § 40, paragraf 78; D.N./İsviçre, Başvuru No. 27154/95, 29/03/2001, paragraf 41-46 ve 48-57) Nitekim yargı mercilerinin ve bu mercilerde görev yapan hâkim ve savcıların, davaya taraf olanlar ve kamuoyu nezdinde güven uyandırmaları ve bu bağlamda bağımsızlık ve tarafsızlıklarından en ufak bir kuşku duyulmasından kaçınmaları gerekmektedir. FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin FETÖ silahlı terör örgütü ile irtibatının olduğu yönündeki yargı kararı da dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin durumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatı bulunduğu kanaatinin oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının; 2014 HSYK seçim döneminde FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı şeklinde birbiriyle örtüşen tanık beyanları, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken olağanüstü hâl kapsamında 686 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının eşi hakkındaki yargı kararlarında yer verilen hususlar ve bu tespitlere uyumlu yukarıda aktarılan diğer hususların birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/04/2024 tarih ve E:2022/3681, K:2024/746 sayılı bozma kararında; davacının, 2014 HSYK seçim döneminde FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı şeklinde birbiriyle örtüşen tanık beyanları, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken olağanüstü hâl kapsamında 686 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının eşi hakkındaki yargı kararlarında yer verilen hususlar, davacıya ait dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan tespitler ile davacının çocuklarını 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki liste ile kapatılan okula gönderdiğine dair tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına, 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden...TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ...TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. harç //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };