T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/13726 Karar No : 2025/12883 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih v…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/13726 E. , 2025/12883 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/13726 Karar No : 2025/12883 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, maddi ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu meslekten çıkarma kararı tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, isnat edilen suçlamanın belirli olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ya da iltisaklı olduğu değerlendirilebilecek kriterlerden hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/05/2022 tarih ve E:2017/626, K:2022/3766 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2024 tarih ve E:2022/3545, K:2024/2420 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle müvekkilinin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle Hâkimler ve Savcılar Kuruluna karşı açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesince dava konusu kararın iptali, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi yolunda verilen kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 26/05/2022 tarih ve E:2017/626, K:2022/3766 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2024 tarih ve E:2022/3545, K:2024/2420 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dairemizin 26/05/2022 tarih ve E:2017/626, K:2022/3766 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2024 tarih ve E:2022/3545, K:2024/2420 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile anılan karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi, maddi ve sosyal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "Sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğini gösterir, her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine yeterli, inandırıcı ve kesin delil elde edilemediğinden, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi de gözetilerek üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,'' ibaresinin çıkartırılarak yerine ''Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediği sabit olması nedeniyle, sanığın CMK 223/2-b maddesi uyarınca BERAATİNE'' ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE," denilmek suretiyle düzeltilerek esastan reddedildiği ve bu kararın temyiz yoluna başvurulmamak suretiyle 27/11/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Dairemizin 26/05/2022 tarih ve E:2017/626, K:2022/3766 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2024 tarih ve E:2022/3545, K:2024/2420 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir: 1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları. 2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri. 3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası. 4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Dairemizin 26/05/2022 tarih ve E:2017/626, K:2022/3766 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2024 tarih ve E:2022/3545, K:2024/2420 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere; 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2024 tarih ve E:2022/3545, K:2024/2420 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle düzeltilerek beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 26/05/2022 tarih ve E:2017/626, K:2022/3766 sayılı kararda; Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanıkların ifadeleri incelendiğinde, davacının paralel yapı mensuplarının Hakkari Adliyesinde seçim öncesinde düzenledikleri toplantı ve organizasyonlara katıldığına dair tanıkların doğrudan görgüye ve somut verilere dayalı herhangi bir bilgilerinin bulunmadığı, davacının adliyede yapılan bir kısım toplantılara halen görevde olan tanıklarla birlikte katıldığı ve davacının 2014 yılı HS(Y)K seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını "desteklediğine" ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı, Nitekim davacının yargılandığı ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı gerekçeli kararında, "Tanık anlatımları incelendiğinde, tanıkların özde birlik gösteren yargılama aşamasındaki beyanlarında, 2014 HSYK seçimleri esnasında, sanığın kendilerinden herhangi bir şekilde oy istediğine, sözde bağımsız gerçekte ise paralel yapının adayları desteklediğine ya da oy kullanma esnasında seçimi takip ettiğine dair herhangi bir anlatımda bulunmadıkları görülmektedir. O tarihte Hakkari Adliyesinde görev yapan sanığın, adliye ziyaretleri esnasında paralel yapının adaylarını seçim çalışmaları esnasında yardımda bulunduğuna, faaliyetlerini takip ettiğine dair herhangi bir dosyaya yansıyan bilgi ve belge de bulunmamaktadır. Yine tanıkların anlatımlarına göre, o tarihte paralel yapıya mensup olanların yargıda birlik derneğinin adaylarına destek veren meslektaşlarla görüşmedikleri ancak sanığın mahkemece tanık olarak dinlenen ve halen görevde olan hakim/savcılarla ise görüşmeye devam ettiği, dolayısıyla sanığın adliyede oluşan paralel yapılanma grubunun içerisinde bu şekilde yer almadığı da anlaşılmaktadır. Yine tanık anlatımları incelendiğinde, sanığın paralel yapı mensuplarının Hakkari Adliyesinde seçim öncesinde düzenledikleri toplantı ve organizasyonlara katıldığına dair adliyede tevatür şeklindeki bilgi dışında tanıkların doğrudan görgüye dayalı herhangi bir bilgilerinin bulunmadığı, sanığın bir kısım toplantılara halen görevde olan tanıklarla birlikte katıldığı da değerlendirilmektedir. Buna göre sanığın, 2014 yılındaki HSYK seçimlerindeki tutum ve davranışlarının bir kısmı soyut olmakla birlikte, lehe anlatımlar da içeren tanık beyanları karşısında, sempati ve iltisak boyutunda dahi olmadığı kanaatine varılmaktadır." tespitlerine yer verildiği, Yukarıda yer verilen tüm değerlendirmeler ışığında, netice itibarıyla, davacı hakkındaki tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Dijital materyaller yönünden, davacının yargılandığı ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı gerekçeli kararında, "Sanık (davacı) hakkında düzenlenen dijital inceleme raporlarına bakıldığında, toplam dört adet müzahir haber sitesi niteliğindeki internet sitelerine erişim yapıldığının belirtildiği, sanığın buna ilişkin savunmasında, bu internet sitelerine yönlendirmeyle de girmiş olabileceğini, herhangi bir özel amacının bulunmadığını, ayrıca bakanlık tarafından kendisine tahsis edilen bilgisayarla ilgili başkaca şahıslar tarafından bilgisayarına giriş yapılmış olacağına ilişkin şikayette bulunduğunu belirttiği, dijital inceleme raporu incelendiğinde de farklı sicil numaraları ile bilgisayara giriş yapıldığının belirtildiği, bu bakımdan sanık savunmasının dijital inceleme raporuyla örtüştüğü, ayrıca müzahir internet sitelerine giriş sayısı nazara alındığında, internet tabanlı uygulamalar nedeniyle bu haber sitelerine yönlendirilmiş olabileceği de değerlendirildiğinden, bu durum sanık (davacı) aleyhine sempati ya da iltisak boyutunda kalan eylemler olarak değerlendirilmemiştir." tespitlerine yer verildiği; netice itibarıyla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin dijital materyallere yönelik olarak söz konusu tespitleri de göz önüne alındığında, anılan tespitin davacının terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyası dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Diğer hususlar yönünden, 20/05/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 07/09/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyasında yapılan 20/05/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve maddi ve sosyal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Dairemizin 26/05/2022 tarih ve E:2017/626, K:2022/3766 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2024 tarih ve E:2022/3545, K:2024/2420 sayılı kararıyla; "...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; - Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan D.T.T.'ye, HSK müfettişlerince düzenlenen 27/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... FETÖ irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen Hakim ...’yu Hakkari adliyesinde birlikte görev yapmamız nedeniyle tanıdım. Benim eşim Hakkari Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanınca yukarıda belirttiğim tarihte Hakkari adliyesinde görev başladık. ... ile de 6 ay süreyle aynı mahkemeye ½ baktık. Adliyede ben ve eşimin 2014 HSYK seçimlerinde YBP’yi açıkça desteklediğimiz için bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen bir kısım bayan meslektaşlar bizim yanımızda fikirlerini açıkça söylemiyorlardı. ...’da seçim sürecinde çok renk vermeyen, ketum davranan birisiydi. Bununla birlikte benim haberdar olmadığım, bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen meslektaşların kendi aralarında yaptıkları toplantılara ...’nun da katıldığını biliyorum. Özellikle bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarından Hakkari ve ... eski Cumhuriyet Başsavcısı M.K. için seçim çalışması yapmak üzere Hakkari’ye gelen isimlerini hatırlamadığım 3 meslektaş ile lojmanın lokalinde öğlen yemeği yediklerini, bu yemeğe ...’nun da katıldığını duydum. Aynı gün öğlen nerede olduğunu kendisini göremediğimi söylemem üzerine ..., bu yemeğe kendisinin de katıldığını ifade etti. Hakkari adliyesindeki bayan meslektaşlar arasında bir whatshap gurubumuz vardı. Ben bu guruba niye yazmadınız, bizim neden haberimiz olmadı diye sorduğumda kendisinin de bu yemeğe, sonradan HSYK tarafından Fetö irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen Hakim K.O. tarafından çağrıldığını söyledi ve yemeğin içeriği ile ne konuşulduğu noktasında herhangi bir şey söylemeden konuyu değiştirdi. (...) ...’nun benim yanımda HSYK seçimlerine ilişkin açık ve net bir söylemi olmadı. Ancak Hakkari’de bulunduğum dönem içerisinde sözde bağımsız paralel yapı adaylarını destekleyen hakim savcılarla birlikte hareket ettiğini gözlemledim. Daha sonraki süreçte Fetö irtibatı nedeniyle meslekten ihracı yapılan hakim ve savcılardan tayin olanlar kendi aralarında ayrı bir veda programı düzenliyor, bu programlara eşim ve ben davet edilmediğimiz gibi haberdar da edilmedik. Ancak ... bu programlara davet edilmiş ve katılmıştı. 2014 yılı Temmuz ayında Hakkari iline atandığımızda adli tatil kullanmıştık. O dönemde Hakkari adliyesine gelen sözde bağımsız paralel yapı adayı H.Ü.’ın toplantısına ...’nun da katıldığını duymuştum. Benim bütün bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur. - Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.A.'ya, HSK müfettişlerince düzenlenen 21/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...’yu 2014 yılı yaz kararnamesi ile Hakkari Adliyesine hâkim olarak atandığında benim de aynı adliyede Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyor olmam nedeniyle tanıyorum. ... ile Hakkari Adliyesinde 1 yıl kadar çalıştık, kendisiyle özel bir samimiyetimiz yoktu. Ben 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra FETÖ irtibatı olan hakim ve savcılar tarafından dışlanmaya başladığımı hissettim, 2014 yılında Hakkari Başsavcısı olarak atanıp halen ... Cumhuriyet Savcısı olan E.T. ve yine 2014 yılında Hakkari Komisyon Başkanı olup halen ... Komisyon Başkanı olan M.A.Y.’de geldikten sonra 2014 yılı HSYK seçim çalışmaları başladığında FETÖ irtibatı olan hakim ve savcılar tarafından dışlanmıştı, seçimlere yaklaştıkça bu dışlanma daha da belirginleşti, 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde Hakkari Adliyesinde bağımsız adı altında seçime girip sonrasında FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan HSYK üye adaylarını destekleyen hakim ve savcılar ile Yargıda Birlik Platformunu destekleyen hakim ve savcılar arasında keskin bir ayrım oluşmuştu. ..., seçimlerden önce adliyedeki tüm hakim ve savcılarla aynı seviyede iletişim kuruyordu. Bağımsız adı altında seçime giren HSYK üye adaylarını destekleyen hakim ve savcılar ise bir arada hareket ediyorlardı, HSYK seçimlerinden sonra bağımsız adı altında seçime giren HSYK üye adayları seçimi kaybedip Yargıda Birlik Platformu adayları seçimi kazanınca bağımsız adı altında seçime giren adayları destekleyen hakim ve savcılar Yargıda Birlik Platformu’nu destekleyen hakim ve savcılar ile iletişimi tamamen kesmişlerdi. ... ise Yargıda Birlik Platformunu destekleyen hakim ve savcılar olarak bizlerle irtibatını tamamen kesmemişti, ancak seçimlerden önce daha sık iletişim kurduğu halde seçimlerden sonra iletişimin sıklığını azalttı. Seçimlerden önce ... benim odama gelirdi, ben de kendisinin odasına giderdim, herhangi bir neden olmaksızın seçimlerden sonra odama gelmemeye başladı. Bağımsız adı altında seçime giren HSYK üye adaylarını destekleyen hakim ve savcılarla iletişimini ise devam ettirdi. Seçim neticesinde Hakkari Adliyesinde Yargıda Birlik Platformu lehine az sayıda blok oy çıkmıştı, hatırladığım kadarıyla YBP adayları lehine 6 adet blok oy çıkmıştı, sözde bağımsız adaylar için çıkan blok oylar ise ezici çoğunluktaydı, Hakkari Adliyesinde Yargıda Birlik Platformu adaylarını seçimlerden önce açıkça destekleyen hakim ve savcılar belliydi, ... bu kişiler arasında değildi, bu nedenle ben ...’nun bağımsız adı altında seçime giren adaylara oy verdiğini düşünüyorum, ...’nun HSYK seçimlerinden önce herhangi bir HSYK üye adayı için oy istediğine şahit olmadım. Ayrıca şu hususu da belirtmek istiyorum, 2014 yılı HSYK seçimlerinden önce Hakkari adliyesine gelen sözde bağımsız paralel yapı adayı H.Ü.’ın toplantısına ...’nun da katıldığını biliyorum, bu toplantıya ben çağrılmamıştım, bu nedenle içeriği hakkında da malumatım yoktur. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Temyize konu Daire kararında, dosyadaki mevcut delillerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında 2014 yılı HSK seçimleri dönemindeki tutumuna dair tespitler de içeren tanık ifadelerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.... ... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2024 tarih ve E:2022/3545, K:2024/2420 sayılı bozma kararında; davacı hakkında 2014 yılı HSK seçimleri dönemindeki tutumuna dair tespitler de içeren tanık ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına, 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. vergi //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };