10. Hukuk Dairesi 2025/16846 E. , 2026/958 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/125 E., 2025/196 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilek…
10. Hukuk Dairesi 2025/16846 E. , 2026/958 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/125 E., 2025/196 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde, 01.04.2005-05.09.2017 tarihleri arasında makine teknisyeni olarak aralıksız çalıştığını, ancak davalının uzun süre sigortasız çalıştırdığını, 2011 yılında kısa bir dönem 10.06.2011-31.01.2012 arasında davalının ortağı olduğu ...İnşaat Ticaret Ltd. Şti.'de sigortalı olarak gösterdiğini, sonrasında ise 29.03.2014 tarihinde kendi şahıs şirketinde sigorta girişini yaptırdığını, 05.09.2017 tarihinde de sebepsiz olarak işten çıkardığını, davalı tarafın 22.02.2012 tarihinde diğer çalışan ... ve kendisini ortak göstererek... Limited Şirketini kurduğunu, ancak bu şirketin işlevinin olmadığını ve içi boş şirket olarak kaldığını, 01.10.2013 tarihli belgede de aylık 2.000,00 TL net ücretle çalıştığının anlaşıldığını beyanla 01.04.2005-05.09.2017 tarihleri arasında aralıksız olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 5510 sayılı Kanun kapsamında beş yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığını, yani 4857 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi kapsamında iş sözleşmesi niteliğinde hukuki bir ilişkinin mevcut olmadığını, aksine 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 620/1. maddesi kapsamında adi ortaklık mahiyetinde bir hukuki ilişkinin mevzu bahis olduğunu, zira bu durumun 04.01.2007 tarihli taraflarca imzalanmış sözleşme ile ve aynı tarihli tutanaklar ile sabit olduğunu, yine davacının ortaklığı sona erdirdiğine dair 17.10.2017 tarihli imzalı belgenin de mevcut olduğunu, buna göre adi şirket ortaklarının, aynı şirkette bir hizmet akdine dayalı olarak çalışmaları yasal olarak mümkün olmadığı ve ancak Bağ-Kur'lu olarak çalışmalarının mümkün olduğundan dolayı davacının hizmet tespitine ilişkin haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının davalı iş yerinde çalışan diğer ortak (adi ortaklık ortağı) ... gibi davalı iş yerinde SGK kapsamında çalışan olduğu, ancak 29.03.2014-05.09.2017 arasında SGK kaydı bulunduğundan dolayı bu dönem tespit harici olarak; SGK kaydının bulunmadığı, 04.01.2007-09.06.20 11... .02.2012-28.03.2014 arasında ise 4857 sayılı Kanun'un 4/a bendi kapsamında çalıştığı kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulüne, davacının 04.01.2007-09.06.20 11... .02.2012-28.03.2014 arasında davalı ...'a ait iş yerinde 4857 sayılı Kanun mad. 4/a bendi kapsamında 2373 gün asgari ücretli olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece; "Dosyada mevcut, davacı ile davalı arasında imzalanan 04.01.2007 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ve 17.10.2017 tarihli hisse devrine ilişkin belgede bulunan imzaların davacıya ait olduğu kendisi tarafından duruşmada ifade edilmiş bulunmakla, İlk Derece Mahkemesince davacının davalıya ait iş yerinde hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilen dönemde taraflar arasında hizmet akdine dayalı bir çalışma söz konusu olmayıp adi ortaklık ilişkisi mevcut olduğundan, anılan belgeler karşısında eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Bozma ve bozma üzerine yapılan yargılamada, davacının davalı işveren yanında yıllarca çalıştığını gösteren sigorta kayıtları, davalının imzasını taşıyan belgeler, maaş ödemelerini gösteren banka kayıtları, dosyaya sunulan fotoğraflar, tanık beyanları ve davalı işverenin duruşmalarda durumu kabul eder nitelikteki beyanları göz ardı edilerek sadece bazı yazılı belgelere dayanılmış olmasının kabul edilemeyeceğini, 2. 04.01.2007 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ve 17.10.2017 tarihli hisse devrine ilişkin belgenin, davalının müvekkili davacıyı ve dava dışı ...’ı yıllarca kandırarak, onların emeklerinden uygun şartlarla yararlanmak için kullanmak amacıyla düzenlenmiş, davalı asil açısından hiçbir samimiyeti olmayan ve hiçbir zaman da yazıldığı şekilde uygulanmamış belgeler olduğunu, bu belgelerin olsa olsa orada yazılı birkaç araç ve makinenin sahipliği üzerinde bir ortaklık ifade ettiğini; ancak işçi-işveren ilişkisini ortadan kaldırmadığını, 3. Banka kayıtlarında müvekkiline bir çok ödeme yapıldığının görüldüğünü,bunların maaş veya işin görülmesi için masraf ödemesi olarak yapıldığının ortada olduğunu, 2016 Haziran ila 2016 Kasım arası asgari ücret ölçüsünde bankadan yatırılan maaş ödemelerinin de yine bunun açık göstergesi olduğunu, 4.Bozması sonrası verilen yeni kararda belirtilen gerekçelerin, dosyadaki diğer delillerle örtüşmediğini, gerçek durumu gözardı ettiğini ve büyük bir haksızlığa sebebiyet verdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.