11. Ceza Dairesi 2026/545 E. , 2026/1632 K. "" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/131 E., 2014/50 K. SUÇ : Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2014 tarihli ve 2…
11. Ceza Dairesi 2026/545 E. , 2026/1632 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/131 E., 2014/50 K. SUÇ : Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2014 tarihli ve 2013/131 Esas, 2014/50 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-a, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 14.04.2014 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 24.12.2025 tarihli ve 2025/36469 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155716 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155716 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanık ile fikir ve eylem birliği içerisinde yer alan diğer sanığın temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 09.04.2018 tarihli ve 2016/2652, 2018/2389 karar sayılı ilamında "...Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, ..." şeklinde yer alan açıklama nazara alındığında, sanık hakkında diğer sanıkla birlikte işlediği dolandırıcılık suçu nedeniyle alt sınırdan olmak üzere 2 yıl hapis cezasına hükmedilmiş olmasına rağmen adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, gün para cezasının altı sınırının 5 gün yerine, tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle 30 gün karşılığı adli para cezası belirlenerek fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. Suç tarihinde yürürlükte bulunan, 5237 sayılı Kanun’un "Nitelikli dolandırıcılık" başlıklı 158. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; "(1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, ... İşlenmesi halinde, iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur." Denilmektedir. 3. 5237 sayılı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61/1. maddesinde; "(1) Hakim, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.", aynı maddenin sekizinci fıkrasında ise "(8)(Ek: 29/6/2005 – 5377/7 md.) Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur." Hükümleri yer almaktadır. 4. Adli para cezalarına ilişkin esaslar, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında; "(1)Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. (2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir. (3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir." Şeklinde belirlenmiştir. 5. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 19.06.2007 tarihli ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; "...yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi dayanılan gerekçelerin de yasal ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerekmektedir." 6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında, nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken, temel hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 158/1-a. maddesi uyarınca alt sınırdan tayin edilmesine müteakip, adli para cezasının herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan ayrılmak suretiyle belirlenmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle; 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2014 tarihli ve 2013/131 Esas, 2014/50 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; hüküm fıkrasının ikinci paragrafında yer alan "30 gün", üçüncü paragrafında yer alan "25 gün", altıncı paragrafında yer alan "25 gün" ve "500,00 TL" ibarelerinin hükümden çıkartılarak, yerlerine sırasıyla "5 gün", "4 gün", "4 gün", "80,00 TL" ibarelerinin eklenmesine, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, 16.02.2026 tarihinde karar verildi.