12. Ceza Dairesi 2025/7752 E. , 2026/2788 K. "" B O Z M A Ü Z E R İ N E NMAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1389 E., 2025/1635 K. SUÇ : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık ..., sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Mu…
12. Ceza Dairesi 2025/7752 E. , 2026/2788 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E NMAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1389 E., 2025/1635 K. SUÇ : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık ..., sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanıklar hakkında sahte belge düzenleme suçundan ayrı ayrı beraatlarına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde; ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, sanıkların 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 43... maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiş sanıkların temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.05.2024 tarih, 2021/41618 Esas, 2024/7102 Karar sayılı ilamı ile, "..Sanıklar hakkında sahte fatura düzenleme suçundan verilen hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.11.2018 tarihli ve 2018/339 Esas, 2018/536 Karar sayılı kararı uyarınca farklı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan, asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mâhkumiyetine karar verilmesinin savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde olduğu belirtildiğinden; UYAP sisteminden yapılan sorgulamaya göre sanık ...'ın hüküm tarihinde yargı çevresi dışında ...Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunun anlaşılması karşısında; savunmasında duruşmalardan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, kısa kararın okunduğu oturumda hazır edilmeksizin ya da ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) aracılığı ile savunması alınmaksızın hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması," gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "..İlk derece mahkemesince, atılı suçun sabit olmadığı gerekçesi ile beraat hükümleri kurulmuş ise de; Sanıkların bir birlerini suçlayıcı ve tevili ikrar içeren savunmaları, şirketin kuruluş aşamasında 06/01/2014 tarihli vergi dairesine verilen dilekçede sanık ...'nin imzasının bulunması, mağdur ...'ın beyanları, tanık ...'in ve vergi müfettişlerince ifadelerine başvurulan sahte faturaları kullanan mükelleflerin, 'üç sanığında birlikte veya farklı zamanlarda iş yerinde bulunarak fatura kestiklerini işaret eden'' beyanları ve de bu mükellefler hakkında yapılan karşıt incelemelerde tamamının sahte fatura kullanma yönünden özel esaslara tabi olmaları, (15 şirket) sahte kira sözleşmesinde sanık ...'nın imzasının bulunduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiş olması ve ayrıca sanıkların işlettiği şirkete mal sattığını beyan eden ...l mühendislik LTD ŞTİ' nin, karşıt inceleme raporuna göre sahte fatura düzenleme yönünden özel esaslara tabi olduğu gibi temsilcisinin de dosya sanığı ... olması, şirketin...Bankası ... ...şubesinde bulunan hesabından sanıklar... ve...un vekaleten, sanık ...'nin ise bizzat, ... ... ...şubesinden ve ...... ... şubesinden bulunan hesabından sanıklar... ve...un vekaleten elden para çektiklerine ilişkin cevabi yazılar, mükellef şirketin 06/01/2014 tarihinde faaliyete başlayıp resen terkin edildiği 31/07/2014 tarihine kadar kısa sürede 217 adet fatura karşılığı 6.841.655,00 TL satış yapması, işçi bildirimi bulunmaması, sadece 1875 TL gider bildirilmesi, 29/05/2014 tarihli yoklama tutanağındaki iş yerinin sürekli kapalı olduğu ve ticari bir faaliyetin bulunmadığına dair tespitler, terkin tarihinden (31/07/2014) sonrasında da 10 adet fatura karşılığı 448.312,00 TL tutarında sanıkların işlettiği şirketten mal alındığına dair fatura bildirimlerinin bulunduğunun tespit edilmesi, fatura karşılığı ödemelerin yatır-çek yöntemi ile muvazaalı(fiktif) şekilde yapılıp gerçek bir ödemenin bulunmadığına dair tespitler birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların iştirak iradesi altında, sanıklardan Yunus Emre adına mükellefiyet tesis ettirerek fatura bastırdıkları ve her hangi bir gerçek ticari faaliyetleri olmamasına rağmen komisyon karşılığı içeriği itibari ile sahte faturalar düzenleyerek müsnet suçu iştirak halinde ika ettikleri sübut bulduğu halde hatalı değerlendirmeyle beraatlerine karar verilmesi, Hukuka aykırı, sanık ... ve katılan Gelir İdaresi Başkanlığı ... vekilinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan; taraf olunan Uluslararası Sözleşmeler ve Anayasa ile yasalardan kaynaklanan temel hakların korunması hususları, Bölge Adliye Mahkemelerinin inceleme ve kovuşturma usulleri ile ceza yargılamasında istinaf kanun yoluna başvuru şartlarının düzenlendiği CMK'nun 272-285. maddeleri ile 5235 sayılı Kanun'un 37. Maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesi gereğince iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin 1. fıkrası ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı ilkesi, 25.03.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 10.03.2016 tarih ve 6684 sayılı Kanun'la onaylanan 11 No’lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokol'ün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinde yer alan "kural olarak herkes aleyhine verilen mahkumiyetin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir" düzenlemesi ile “istinaf kanun yolu” adı altında ikinci derece yargılama yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesine verilmesinin gerekçe ve amacı gözetilerek hükümlerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1 ve 280/1 maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle, 213 sayılı Kanun'un 3 59... . Maddelerinde yapılan değişiklikler gözetilerek yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine iadesine," karar verilmiş, ilk derece mahkemesince "..Her ne kadar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 10/10/20 24... /1539 Esas-2024/1718 karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan mahkememizce verilen beraat hükümlerinin kaldırılarak, her 3 sanığında Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan yeniden yargılanmak üzere dosya mahkememize iade edilmiş ise de; Mahkememizin 04/06/2017 tarih ve 2016/450 (E) - 2017/543 (K) sayılı kararı ile sanıkların Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 22/10/2019 tarih ve 2018/2290 (E) - 2019/1068 (K) sayılı kararı ile Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan mahkememizce verilen beraat hükümlerinin kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi ile duruşma açılmak suretiyle her 3 sanığın da Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi tarafından verilen mahkumiyet hükümlerinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 22/05/2024 tarih ve 2021/41618 (E) - 2024/7102 (K) sayılı kararı ile Ankara Bölge Adliyesi 10. Ceza Dairesi tarafından Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesinin b bendi uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verildiği, Yargıtay tarafından CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca yeniden inceleme yapılmak ve hüküm verilmek üzere dosyanın hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verildiği halde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 10/10/20 24... /1539 (E) - 2024/1718 (K) sayılı kararı ile sanıklar hakkında mahkememizin 04/06/2017 tarih ve 2016/450 (E) - 2017/543 (K) sayılı kararı ile Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan verilen beraat hükümlerinin ikinci defa kaldırılmasına ve her 3 sanığın Vergi Usul Kanuna Muhalefet suçundan yeniden yargılanmak üzere dosyanın mahkememize iadesine karar verildiği, ancak mahkememizin 04/06/2017 tarih ve 2016/450 (E) - 2017/543 (K) sayılı kararının zaten daha önce Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 22/10/2019 tarih ve 2018/2290 (E) - 2019/1068 (K) sayılı kararı ile kaldırıldığı, mahkememizin beraat hükmünün istinaf dairesi tarafından kaldırılıp yeniden hüküm tesis edilmesinin ardından bu hükmün temyizen bozulmasının ardından, ilk derece mahkemesinin beraat hükmünün geriye dönülerek yeniden kaldırılmasının ortada hukuken denetlenebilir bir beraat hükmü bulunmadığından hukuki sonuç doğurmayacağının değerlendirildiği, Yargıtay tarafından bozulmasına karar verilen hükmün mahkememiz hükmü olmayıp Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 22/10/2019 tarih ve 2018/2290 (E) - 2019/1068 (K) sayılı mahkumiyet hükmü olduğu ve Yargıtay bozma ilamında açıkça bozma sonrası yargılamanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi tarafından yürütülmesine karar verildiği, buna karşın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 10/10/20 24... /1539 (E) - 2024/1718 (K) sayılı kararı ile daha önce kaldırılmasına karar verilmiş beraat hükmünün istinaf konusu olmadığı halde yeniden kaldırılmasına ve dosyanın mahkememize iadesine ilişkin kararın mahkememize karşı görevsizlik kararı mahiyetinde olduğu kabul edilmiş," gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 30.04.2025 tarih, 2025/753 Esas ve2025/5854 Karar sayılı ilamı ile yerinde görülmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 10.10.2024 tarihli ve 2024/1539 Esas, 2024/1718 sayılı görevsizlik kararı niteliğindeki bozma kararının kaldırılmasına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde; ilk derece mahkemesinin kaldırılması ile sanıkların 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan ayrı ayrı 213 sayılı Kanunun 359/b, 5237 sayılı Kanunun 43... maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... müdafiinin ve sanık ...'in temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ...'in temyiz istemi; dosyasının Yargıtayın ilgili ceza dairesine gönderilip temyiz kanun yoluna gönderilmesini istediğine ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; müvekkilinin gerçek dışı hiçbir ticareti olmadığına, kabul etmemekle birlikte sahte olduğu belirtilen faturaların müvekkilce düzenlenip düzenlenmediği ya da kullanılıp kullanılmadığı tespit edilmeden, cezalandırmaya yeter somut deliller eksiksiz toplanmadan müvekkilin cezalandırılmasına karar verildiğine, suçun manevi unsuru olan kast unsuru oluşmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, sadece 2014 yılına ilişkin faturalara dayalı olarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağının açıkça ortada olduğuna, müvekkilinin öncelikle beraatine karar verilmesini, mahkeme aksi kanatteyse ve derhal beraat kararı vermeyecekse atılı suça yönelik eylem açısından aradan geçen zaman nedeniyle TCK'nın 66. maddesinde öngörülen zamanaşımı süreleri dolmuş olması nedeniyle düşürülmesine, müvekkil hakkında lehe hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; sanıkların bir birlerini suçlayıcı ve tevili ikrar içeren savunmaları, şirketin kuruluş aşamasında 06/01/2014 tarihli vergi dairesine verilen dilekçede sanık ...'nin imzasının bulunması, mağdur ...'ın beyanları, tanık ...'in ve vergi müfettişlerince ifadelerine başvurulan sahte faturaları kullanan mükelleflerin, 'üç sanığında birlikte veya farklı zamanlarda iş yerinde bulunarak fatura kestiklerini işaret eden'' beyanları ve de bu mükellefler hakkında yapılan karşıt incelemelerde tamamının sahte fatura kullanma yönünden özel esaslara tabi olmaları, (15 şirket) sahte kira sözleşmesinde sanık ...'nın imzasının bulunduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiş olması ve ayrıca sanıkların işlettiği şirkete mal sattığını beyan eden ...l mühendislik LTD ŞTİ'nin, karşıt inceleme raporuna göre sahte fatura düzenleme yönünden özel esaslara tabi olduğu gibi temsilcisinin de dosya sanığı ... olması, şirketin...Bankası ... ...şubesinde bulunan hesabından sanıklar... ve...un vekaleten, sanık ...'nin ise bizzat, ... ... ...şubesinden ve ...... ... şubesinden bulunan hesabından sanıklar... ve...un vekaleten elden para çektiklerine ilişkin cevabi yazılar, mükellef şirketin 06/01/2014 tarihinde faaliyete başlayıp resen terkin edildiği 31/07/2014 tarihine kadar kısa sürede 217 adet fatura karşılığı 6.841.655,00 TL satış yapması, işçi bildirimi bulunmaması, sadece 1875 TL gider bildirilmesi, 29/05/2014 tarihli yoklama tutanağındaki iş yerinin sürekli kapalı olduğu ve ticari bir faaliyetin bulunmadığına dair tespitler, vergi mükellefiyetinin terkin edildiği tarih (31/07/2014) sonrasında da 10 adet fatura karşılığı 448.312,00 TL tutarında sanıkların işlettiği şirketten mal alındığına dair fatura bildirimlerinin bulunduğunun tespit edilmesi, fatura karşılığı ödemelerin yatır-çek yöntemiyle (fiktif) muvazaalı şekilde yapılıp gerçek bir ödemenin bulunmadığına dair tespitler birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların iştirak iradesi altında, sanıklardan Yunus Emre adına mükellefiyet tesis ettirerek fatura bastırdıkları ve her hangi bir gerçek ticari faaliyetleri olmamasına rağmen komisyon karşılığı içeriği itibari ile sahte faturalar düzenleyerek müsnet suçları ika ettikleri sübut bulduğu gerekçesiyle sanıklar hakkında mahkumiyet kararları verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Sanıklar hakkında 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan açılan kamu davasında, vergi tekniği raporu içeriğinde dökümü yapılan son fatura ve suç tarihinin 21.06.2014 olduğu belirlenerek yapılan incelemede; A.Sanık ...'in temyiz istemi yönünden yapılan incelemede Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/6-600 Esas, 2023/265 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK'nın 294/1. maddesinde yer alan "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır." şeklindeki düzenlemeye rağmen sanığın "... Dosyamın Yargıtayın ilgili ceza dairesine gönderilip temyiz kanun yoluna gönderilmesini istiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ve talep ederim." biçimindeki temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararında sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca ... 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde karar verildi.