10. Hukuk Dairesi 2025/10020 E. , 2025/16821 K. "" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2349 E., 2025/858 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/262 E., 2023/409 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlan…
10. Hukuk Dairesi 2025/10020 E. , 2025/16821 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2349 E., 2025/858 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/262 E., 2023/409 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... ile Çorum 1. Aile Mahkemesinin 2017/240 Esas sayılı dosyasının 13.03.2018 tarihli kararı ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşandıklarını, Mahkeme dosya içeriğinden de anlaşılacağı üzere boşanmaya ilişkin davanın 11.04.2017 tarihinde müvekkilinin başvurusu üzerine çekişmeli olarak başladığını, dava tarihinden 8 ay sonra aralarında yaptıkları anlaşma protokolü çerçevesinde boşanmasına karar verdiğini, boşanma kararı neticesinde herhangi bir geliri ve birlikte yaşayabileceği aile ferdi bulunmayan müvekkilinin ebeveynlerinin vefat etmiş olması sebebi ile davalı Kuruma kendisine ölüm aylığı bağlanması talebi ile başvuruda bulunduğunu, koşulların sağlanmış olmasına binaen davalı Kurumun da davacı müvekkiline ölüm aylığı bağlandığını, davacı müvekkilinin bugüne kadar ebeveynlerinin vefatından hak kazanmış olduğu ölüm aylığını sorunsuz bir şekilde kullandığını, müvekkili hakkında CİMER vasıtası ile şikayette bulunduğunu, şikayetin sebebinin ise davacı müvekkilinin dava dışı eski eşi olan ... ile fiili olarak beraber yaşadıkları iddiası olduğunu, şikayet sebebi ile davalı Kurumca müfettiş görevlendirilip müfettişin hazırladığı rapor neticesinde davacı müvekkilinin anlaşmalı boşanmanın muvazaalı olduğu iddiası ile ölüm aylığının kesilmesi ve bugüne kadar ödenen aylıkların geri ödenmesine karar verildiğini, boşanmanın muvazaalı olarak gerçekleşmediğini, davacının ve boşandığı eşinin boşandıktan sonra fiilen birlikte yaşamadıklarını belirterek; muvazaalı boşanma iddiası ile davalı Kurum tarafından tesis edilen müvekkilinin ölüm aylığının kesilmesine ve müvekkili adına borç tahakkuk edilmesine dair işlemlerin iptaline, müvekkilinin davalı Kuruma borçlu bulunmadığının tespitine, müvekkilinin davalı Kurumca kesilen ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline, kesilen aylığın yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve yersiz olup reddi gerektiğini, ...'e müteveffa sigortalısı ... (babası)'den dolayı eşinden boşanması nedeniyle ölüm aylığı bağlandığını ve İl Müdürlüğünün 23.03.2021 tarihli denetim raporuna istinaden adı geçen hak sahibinin babasından dolayı aylık almış olduğu dönemlerde boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin son fıkrasında "eşinden boşandığı halde fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır" hükmünü amir olduğunu, ayrıca 2018/38 sayılı genelgede "boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeniyle aylığı kesilen hak sahibinin, kendisinin üçüncü bir kişiyle evlenerek boşanması, birlikte yaşadığı tespit edilen eşinin ölmesi veya eşinin başka biri ile evlenmesi hallerinde, hak sahibi eş veya kız çocuklarının aylıkları; mülga kanunlara göre bağlanmışsa kendilerinin boşandıkları tarihi veya boşandıkları eşlerinin ölüm veya evlenme tarihlerini takip eden ay başından, Kanun'a göre bağlanmışsa talep tarihlerini takip eden ay başından hesaplanacaktır." hükümlerinin amir olduğunu, denetim raporuna istinaden hak sahibinin boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı tespit edilen dönemlerde almış olduğu aylıkların iptal edildiği ve adı geçen hak sahibine 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi hükümlerine göre borç oluşturulduğunu ve bahse konu borcun iptal edilmesinin ayrıca yukarıda bahsi geçen mevzuatsal durumlardan herhangi birinin oluştuğu tespit edilmediğinden tarafına kesilen aylıkların geri ödenmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtilen kanun ve yönetmelik hükümleri gereğince mevzuat hükümlerine uygun olarak yapılan Kurum işlemlerinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin yaşamakta olduğu apartmanın zil kısmında davacı müvekkilinin eşinin isminin yazmasının ise davacı müvekkilinin davalı Kuruma vermiş olduğu ifadesinde "komşular beni ... sanmasın, dedikodu oluşmasın" düşüncesi ile açık bir şekilde anlatıldığını, Mahkemenin bu hususu göz önünde bulundurmaksızın davanın reddine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.