10. Hukuk Dairesi 2025/10856 E. , 2025/15790 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/237 E., 2025/160 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA D…
10. Hukuk Dairesi 2025/10856 E. , 2025/15790 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/237 E., 2025/160 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yetim aylığı almaktayken, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle aylık kesme işlemi tesis edildiğini, müvekkilinin boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadığını, işlemin iptali ile yetim aylığı bağlanması ve yasal faizleri ile ödetilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli kararı ile Kurum işleminin hukuka uygun olduğu kanaatine varılarak açılan davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2022 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 25.03.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, ".. Dosya kapsamından, davacı ile dava dışı ...'nın 12.10.1989 tarihinde evlendikleri 02.11.2010 tarihinde boşandıkları, davacının babası ... 'den ölüm ve yetim aylığına bağlandığı, daha sonra Kurum tarafından beraber yaşadıkları gerekçesiyle 25.12.2010 - 24.02.2015 arasında ödenen yersiz aylıklar için borç tahakkukunda bulunduğu, bunun üzerine davacı tarafın Kurumun davacının maaşını kesip, boşandığı tarihten itibaren aldığı aylıkları talep etmesi işleminin iptali için eski eşiyle boşandıktan sonra birlikte yaşamadıkları iddiası ile Kuruma karşı ... İş Mahkemesinde 2015/114 Esas sayılı davayı açtığını, davanın 2016/185 Karar sayısı ile 16.05.2016 tarihinde karara çıktığını, davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 21. HD. onamasından geçerek kesinleştiği, 11.09.2019 tarihinde davacı tarafından yeniden ölüm aylığı tahsis talebinde bulunduğu, Kurumca reddedildiği, Kurum işleminin iptali için işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşama olgusunun varlığına ilişkin Mahkeme kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup hatalı değerlendirme ile hüküm kurulmuştur. 2010-2015 dönemi ile ilgili düzenlenen 10.12.2014 tarihli denetim raporu ve içeriği esas alınarak hüküm kurulmuş ise de davacın kesilen aylığına ilişkin Kurum işlemi Mahkeme kararı ile kesinleşen bir dönem için olup, bu tarih sonrası dönemi kapsamamaktadır. İnceleme konusu davaya ilişkin olarak eldeki kayıtlar incelendiğinde; davacının 11.09.2019 tarihli tahsis talebine istinaden davalı Kurumca herhangi bir araştırma yapılıp denetmen raporu hazırlanmamış, Mahkemece de yeni dönem ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın, kesinleşen karar dosyasındaki deliller ile hüküm kurulmuştur. Yapılacak iş; davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres bilgilerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, getirtilen nüfus adres bilgileri raporunda kayıtlı bulunan, davacı ve boşandığı eşine ait tüm adreslerde, ilgili dönemde birlikte yaşayıp yaşamadıkları kolluk marifetiyle araştırılmalı, söz konusu adreslerdeki komşular tespit edilerek ifadelerine başvurulmalı,bütün adreslerde mahalle muhtar ve azaları dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, MEDULA sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır. ..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların 2010 yılında boşandıkları, davacının babasından dolayı ölüm aylığı almak için Kuruma başvurduğu anlaşılmış olup denetmen raporunda her ne kadar önceki tarih bahsedilmiş ise de bozma ilamında bahsi geçen inceleme dönemi itibari ile Mahkemece araştırma yapılmış, bu döneme ilişkin denetmen raporuna rastlanmamış, MEDULA kayıtlarının incelenmesinde tarafların birlikte yaşadıklarına işaret edecek bir bilgiye rastlanmamış, seçmen kağıtlarına göre davacı ve eski eşin aynı tarihte farklı illerde oy kullandıkları anlaşılmış, nüfus müdürlüğü kayıtlarından davacı ve boşandığı eşin aynı yeri adres olarak bildirmediği, kolluk araştırmasında tarafların boşanmaya rağmen halen bir arada yaşadığının ispat edilemediği, kaldı ki davacı ve boşandığı eşin resmi makamlara beyan ettiği adreslerde fiilen ikamet ettiği, davacı ve eski eşinin boşandıktan sonra fiilen bir arada yaşadıklarına ilişkin görgüye dayalı tarafsız tanık beyanının dosya kapsamında yer almadığı, davacı ve boşandığı eşin boşandıktan sonra fiilen birlikte yaşadığının ispat edilemediği anlaşılmış davacının davasının kabulü ile Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık,davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle 5510 sayılı Kanun'un 56/2. maddesine göre kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması, aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.