10. Hukuk Dairesi 2025/11238 E. , 2025/17978 K. "" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2705 E., 2025/1146 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/279 E., 2023/86 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından h…
10. Hukuk Dairesi 2025/11238 E. , 2025/17978 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2705 E., 2025/1146 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/279 E., 2023/86 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının boşandığı eşiyle beraber yaşadığı gerekçesiyle davalı Kurum tarafından tesis edilen ölüm aylığının kesilmesi ve davacı adına toplam 46.471,11 TL tutarında borç tahakkuk edilmesine dair işlemin hatalı olduğunu belirterek söz konusu Kurum işleminin iptaline, davacının davalı Kuruma borçlu bulunmadığının tespitine, davalı Kurumca kesilen ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline ve kesilen aylığın yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; ...'nın hak sahibi kızı davacı ...'ya 16.01.2020 tarihli tahsis talebine istinaden 15.01.2020 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığını ancak 14.09.2021 tarih ve GGT Y/... 9/093 sayılı araştırma raporu ile 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesine göre davacı ile boşandığı eşi ...’ın aynı adreste fiilen beraber yaşadığı tespit edildiğinden 25.01.2020 - 24.10.2021 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıklar nedeni ile kendisine borç çıkarıldığını, Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1-Davacının 14.09.2021 tarihli denetmen raporu gereğince kesilen yetim aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksi yöndeki Kurum işlemlerinin iptaline, 2-Davacının maaşının kesildiği tarihten itibaren ödenmeyen aylıkların ödenmesi gerektiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, 3-Davacının yargılama konusu maaş kesme işlemi nedeniyle davalı Kuruma borcu olmadığının tespiti ile aksi yöndeki Kurum işlemlerinin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kurum denetim elemanlarınca titizlikle yapılan araştırmada davacının evine gelip gidenin ...’nın eşi olduğunun, hatta apartmanda çıkan bir tartışmada davacının eve gelip giderken görülen bu şahsı eşi olarak tanıttığının tespit edildiğini, ifadesine başvurulan tutanak tanıklarının da davacı ile boşandığı eşinin beraber yaşadıklarını beyan ettiklerini, davacının çevre soruşturması tarihi olan 21.04.2021 tarihinden sonra ikamet adresini değiştirdiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali ile yeniden yetim aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanunun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Eldeki davada, davacı ile eşi ...'ın 14.01.2020 tarihinde boşandıkları, 16.01.2020 tarihli tahsis talebi üzerine davacıya ölen babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, davalı Kuruma 09.02.2021 tarihinde yapılan isimsiz ihbar ile davacı ile eski eşi ...'ın "... Sivas" adresinde aylık almak amacıyla boşandıkları halde beraber yaşadıklarının ihbar edilmesi üzerine Kurum denetim elemanları tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 14.09.2021 tarihli raporunda davacının kayıtlı adresi ile eski eşinin kayıtlı olduğu iki adreste yapılan çevresel soruşturma gereğince tarafların boşanma tarihinden sonra beraber yaşadıklarının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, dosya kapsamında mevcut kayıtlara göre davacının davalı Kuruma itirazlarının ise reddedildiği, bu defa aldığı aylığının, kesilme tarihi itibariyle yeniden bağlanması amacıyla huzurdaki davanın açıldığı, mahkemece yapılan araştırma kapsamında davanın kabulüne karar verilmişse de; sonuca eksik inceleme ve araştırma ile gidilmiştir. Dosyaya sunulan kayıtlara göre, davacının sigortalı babasından hak sahibi olan annesinin 06.11.2019 tarihinde vefat ettiği, davacı tarafından annesinin vefatından kısa bir süre sonra olan 11.12.2019 tarihinde anlaşmalı boşanma davası açılarak 13.12.2019 tarihinde boşanmalarına karar verildiği ve kararın 14.01.2020 tarihinde kesinleştiği, tarafların beraber yaşadıklarına dair ihbarda bahsi geçen adresin davacının 13.01.2020 - 07.06.2021 tarihleri arasında kayıtlı adresi olduğu ve anılan adreste Kurum denetmenleri tarafından yapılan çevresel soruşturma sonucu düzenlenen 21.04.2021 tarihli tutanakta; aynı adreste No:... adresinde ikamet eden ... ile görüşüldüğü, kendisinin beyanında No:... adresinde davacı ve eşinin 2 oğulları ile yaklaşık 2-3 yıldır ikamet ettiklerini, eşinin adını bilmediğini, ancak gelip geçerken gördüğünü beyan ettiği, yapılan gözlem sonucu eşi olduğunu net ifadelerle belirttiğinin yazılı olduğu, öte yandan davacının eski eşi ...'ın boşanmadan sonraki ilk adresi olan "... Sivas" adresinde yapılan çevresel soruşturmada davacı ve eski eşinin tanınmadıklarının anlaşıldığı, 08.09.2020 tarihinden sonra kayıtlı olduğu "... Sivas" adresinde ise eski eş ...'ın anne ve babasının ikamet ettikleri, annesi ...'ın mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde "...Bana boşandıklarını söylemediler. Aynı evde ikamet ettiklerini biliyorum" şeklinde beyanda bulunduğu, yine davacının eski eşi ...'ın özel bir bankaya verdiği ve 05.01.2021 tarihinde güncellenen adres kayıtlarına göre resmi adresinin "... Sivas", ev adresinin ise davacının kayıtlı adresi olan "... Sivas" olarak bildirildiğinin anlaşılması karşısında davalı Kurum denetim raporunda yer alan boşanma tarihinden itibaren davacı ve eski eşinin beraber yaşadıklarına dair tespitin yerinde olduğu gözetilerek davanın reddi gerekirken kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.