4. Hukuk Dairesi 2023/9204 E. , 2024/382 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1605 E., 2023/2091 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... Mirasçıları: a. ... b. ... c. ... d. ... e. ... f. ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 04.04.2016 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Taraf Vekillerinin İstinaf Başvurularının Kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararı Kaldırılarak Yeniden Esas Hakkında Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Kısmen Kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : …
**4. Hukuk Dairesi 2023/9204 E. , 2024/382 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1605 E., 2023/2091 K. DAVACILAR : 1. ... 2. ... Mirasçıları: a. ... b. ... c. ... d. ... e. ... f. ... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 04.04.2016 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Taraf Vekillerinin İstinaf Başvurularının Kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararı Kaldırılarak Yeniden Esas Hakkında Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Kısmen Kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/255 E., 2023/94 K. Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'nın...Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğü sırada HIV virüsü taşıyan kan verildiğini, HIV virüsü taşıyan kanın verilmesinden sonra hastanede bu virüse karşı tedavilere başlanıldığını ve tedavinin halen devam ettiğini, müvekkili ...'nın tedavisi için Van'dan İstanbul'a taşınmak zorunda kaldıklarını, bir kısım tedavi masrafının aile tarafından karşılandığını, müvekkillerinden ...'nın diğer müvekkilinin babası olduğunu, hastanede yapılan araştırma sonucunda HIV virüsü taşıyan kanın davalıdan temin edildiğinin öğrenildiğini, virüslü kanın müvekkiline verilmesinde hem hastanenin hem de davalının sorumluluğu bulunduğunu, olaya ilişkin ceza soruşturmasının devam ettiğini belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere davacılardan ... için 5.000,00 TL maddi ve 400.000,00 TL manevi tazminatın, davacılardan ... için 5.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın Sağlık Bakanlığı ve bağışçıya karşı açılması gerektiğini, davaya konu olayda müvekkili tarafından teknolojik veriler ile gerekli testlerin yapıldığını ve testlerin negatif sonuçlanması nedeniyle bağışçının kan bileşenlerinin müvekkili tarafından alındığını, müvekkilinin tüm tıbbi sorumluluklarını yerine getirdiğini ve gerekli özeni gösterdiğini, davacıya söz konusu virüsün bulaşmasına neden olan bağışçı tarafından doldurulan form ve yapılan tetkikler neticesinde bağışçının kan bağışına uygun olmadığına dair bir emare bulunmadığını, bağışçıya yapılan tetkiklerde virüse rastlanamamasının nedeninin bağış yapıldığı dönemde virüsün pencere döneminde olması olduğunu, bağışçıya yapılan testin pozitif sonuç verebilmesi için bağışçının virüse maruz kaldıktan sonra 2-12 hafta geçmesi gerektiğini, müvekkilinin meydana gelen talihsiz olayda kusuru olmadığını, davacı baba ...'nın tazminat talep edemeyeceğini, talep edilen miktarların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ...'nın 2014 yılında tedavi gördüğü sırada davacıya HIV virüsü taşıyan kanın verildiği, virüslü kanın davalı tarafından tedarik edildiğinin sabit olduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre davacı ...'nın iş görmesini engelleyecek şekilde maluliyeti bulunmadığı, ancak ilaç fark bedelleri yönünden maddi zararının bulunduğu, diğer davacı ...'nın ise oğlu olan ...'nın tedavisi için İstanbul'a taşındığı, yine oğlunun tedavisi için belgelenmesi mümkün olmayan bir kısım tedavi gideri yapmasının olağan olduğu, bu tazminat kalemleri yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi gereğince 4.900,00 TL maddi tazminat talep edebileceği, her ne kadar davacının aktif maluliyeti bulunmasa da davacı ...'nın hastalığının her zaman tekrar etmesinin mümkün olması, hastalığı taşımakta olduğu süreç içerisinde hem kendisinin hem de çevresinin olayın toplumsal olarak algılanmasındaki tezatlıklara maruz kalmasının mümkün olması, bu yönde sosyal baskının değişik düzeyde ve değişik zamanlarda psikolojik etkilenimler gösterebilecek olması, davacının HIV virüsü taşıması nedeniyle gerek virüsün pozitif olduğu dönemdeki süreç ve gerekse de bunun negatif olsa bile her zaman tekrarlanma ihtimali ile ömür boyunca yaşabileceği tedirginlik halinin olağan olması ve söz konusu virüsün toplumsal çevrede salt bir hastalık değil, gayri ahlaki durumlara yorumlanabilecek nitelikte algı yaratması hususları dikkate alındığında davacı ...'nın manevi yönden de zararının olduğu, davalı kurumun virüslü kanın temin edilmesi yönüyle doğrudan kusur sorumluluğu olmasa dahi tehlike sorumluluğu bulunması nedeniyle ortaya çıkan ağır sonuçtan bu kapsamda tazmin borcu olduğu, diğer davacı ...'nın ise ağır zarara uğrayan davacı oğlu ...'ya bağlı 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi kapsamında manevi zarara uğradığı, talep edilen manevi tazminat miktarlarının olay tarihi ve olayın meydana geliş şekliyle uyumlu olduğu, davacı ...'nın yargılama sırasında vefat etmesi nedeniyle mirasçılarının davaya devam ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacılardan ... için 400.000,00 TL, davacılardan ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacılardan ... için 1.160,64 TL, davacılardan ... için 4.900,00 TL maddi tazminatın 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Adli Tıp Kurumu raporlarıyla birlikte davacı ...'nın HIV virüsü taşıyıcısı olduğunun, her zaman için hastalık yani AIDS ve pozitif duruma geçebileceğinin, enfeksiyonların da baş gösterebileceğinin, hayatının her anlamda olumsuz olarak etkileneceğinin, sürekli risk altında olduğunun ispatlandığını, raporlarda da belirtildiği üzere HIVRNA'nın her an pozitif olabileceği gibi, pozitif olmasa da davacı ...'nın immün sistem baskılanması yaşadığını, her an başka hastalık ve yan etkilerle karşı karşıya olduğunu, bu nedenle davacı ... için aktüerya raporunda %100 malul olduğu üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olduğunu, uzman doktor ve eczacı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda HIV taşıyıcısı birinin kullandığı ilaçların ağır yan etkileri ile HIV'den kaynaklı vücutta oluşacak diğer sorunların ve hastalıkların detayları ile belirtildiğini, üstelik davacı ...'nın bu ilaçları HIV virüsü testleri negatif de olsa pozitif de olsa kullanması gerektiğini, Yönetmelik kapsamında halihazırda maluliyet tayini yapılamamasının ve davacı ...'nın muayene olduğu anda aktif patoloji saptanmamasının aktüerya hesabı yapılmasına engel olmadığını, çünkü tüm raporlarda davacı ...'nın karşılaştığı ve her an karşılaşacağı fiziksel ve manevi sorunların detaylı bir şekilde açıklandığını, Adli Tıp Kurumu raporları ile uzman doktor ve eczacı bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacı ...'nın %100 malul olduğu kabul edilerek aktüerya hesabı yapılmasının hukuka uygun olduğunu, hesap raporunun 2023 sonrası için Yargıtay’ın uygulamada kabul ettiği asgari ücret artış oranının yıllık % 10 olduğu ve peşin ödeme nedeniyle her yıl için yapılacak indirimin de aynı oranda hesaplanması gerektiği belirlemesinin asgari ücrete geçmiş yıllarda ve şu an uygulanan artış oranı %10'nun üzerinde olması nedeniyle hatalı olduğunu, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili kurumun bağışçılara tüm testleri eksiksiz uyguladığını, gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, bağışçı kan verdiği sırada virüsün pencere döneminde olması nedeniyle testlerin negatif çıktığını, müvekkiline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığından maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi raporlarıyla davacının aktif maluliyeti bulunmadığının tespit edildiğini, yalnızca ihtimaller ışığında müvekkili kurum aleyhine fahiş miktarda manevi tazminatlara hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili kurumun bir ihmali ve kusuru olmadığının sabit olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusu yönünden hükmedilen maddi tazminatın istinaf sınırı altında olduğundan davalının hükmedilen maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun miktar itibarıyla reddinin gerektiği, davalının temin etmiş olduğu kan ile davacı ...'ya HIV virüsü bulaştığı, davalının iş bu eyleminin haksız fiil teşkil ettiği ve davacıların eylem sonucu üzüntü ve sıkıntı çektiği izahtan vareste olduğundan 6098 sayılı Kanun'un 58 inci maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluştuğu, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yerinde olduğu, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporları ile davacının kalıcı maluliyeti olmadığının tespit edildiği, bu nedenle davacı vekilinin %100 maluliyet üzerinden maddi tazminata hükmedilmesi isteğinin yerinde olmadığı, ancak davalı harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun isabetli olduğu, maddi tazminatın reddedilen bölümü üzerinden davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin davacı lehine hükmedileni geçemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince davalı lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacılardan ... için 400.000,00 TL, davacılardan ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacılardan ... için 1.160,64 TL, davacılardan ... için 4.900,00 TL maddi tazminatın 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tedavi gördüğü sırada davalı tarafından temin edilen kan bileşenlerinden davacı ...'ya HIV virüsü bulaşması nedeniyle davacı ... ile babası olan diğer davacı ...'nın uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 50 nci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, Adli Tıp Kurumu tarafından davacının sürekli maluliyeti olmadığının bildirilmiş olmasına, meydana gelen zarardan davalının sorumlu olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.