(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/14931 E. , 2013/13217 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalıya kasko poliçesi ile sigortalı araçla davacının seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda ya…
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2012/14931 E. , 2013/13217 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalıya kasko poliçesi ile sigortalı araçla davacının seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davacı kaza esnasında alkolsüz olduğu halde davalıya yapılan başvuru sonucunda kazanın alkol etkisiyle meydana geldiğinden bahisle ödeme yapılmadığını belirterek araçtaki hasar bedeli ve tedavi gideri toplamı 32.949,00TL nin 01.09.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, kaza sonrası sürücünün alkollü olduğunun belirlendiği ve kazanın da alkolün etkisi altında meydana geldiğinden davacının talebinin teminat dışında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; toplanan delillere göre, davacının kaza anında aşırı alkollü olduğu ve kazanın alkolün etkisi altında meydana geldiği, davacının talebinin teminat dışında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak trafik kazası nedeniyle araçtaki hasar bedeli ve tedavi giderlerinin tahsili istemine ilişkindir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda kazadan sonra düzenlenen adli muayene formunda davacının fiziki muayene bulguları ile alkollü olduğu tespit edilmiş,kaza tespit tutanağında ise, "alkol durumu tespit edilemedi" ibaresi yer almış,mahkemece alınan ikili bilirkişi raporunda ise, davacı sürücünün aşırı alkollü olması nedeniyle güvenli araç kullanma yeteneğini kaybettiği,kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiği yönünde görüşe varılmıştır. Somut olay ve davacı tarafın savunmaları dikkate alındığında bu konuda mahkemece alınan rapor yetersizdir.