T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/416 KARAR NO: 2025/1361 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/12/2024 NUMARASI: 2023/326 Esas - 2024/752 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 17/09/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/416 KARAR NO: 2025/1361 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/12/2024 NUMARASI: 2023/326 Esas - 2024/752 Karar DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 17/09/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eşi ile birlikte 30.01.2014 tarihinde ... Caddesi üzerinde yaya geçidinden karşıdan karşıya geçerken, ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ağır bir şekilde yaralandığını, uzun süre Bakırköy ... Eğitim Araştırma Hastanesi, Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine ve İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servisinde yatarak tedavi görmek zorunda kaldıklarını, meydana gelen yaralamalı trafik kazasından sonra, Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/600E. sayılı dosyası ile taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan davalı ... hakkında ceza dava açıldığını, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere söz konusu kazaya, ... plakalı araç sürücüsü ...'in tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise kusursuz olduğunu, davalılardan ... A.Ş. kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracı Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile teminat altına aldığını, şu ana kadar herhangi bir ödeme yapmadığını, diğer davalı ...'in ise, kazaya sebebiyet veren aracın maliki olup hukuki sorumluluğunun bulunduğunu davanın kabulü ile fazlaya ait talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi 30.01.2014 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için uyguladığı avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketinin sorumluluğu poliçede belirtilen azami teminat ile sınırlı olmak üzere) tazminine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; bahsi geçen ... plakalı aracın müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe kapsamında olmadığını, müvekkili şirketin düzenlenen poliçe sebebi ile sigorta araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması durumunda sorumluluklarının azami limit ile sınırlı olacağını beyanla davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki ve görev itirazlarının bulunduğunu, dava konusu kazada müvekkillerinin herhangi bir kusurlarının bulunmadığını, müvekkiline isnat edilen eylemin niteliği dikkate alınarak davacının hayati tehlike geçirmesinin kazaya mı uzun süredir zatürre hastası olmasına mı bağlı olduğunun, davacının vücudunda ortaya çıkan kemik kırıklarının kazaya bağlı olarak ortaya çıkıp çıkamayacağının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini beyanla davanın müvekkilleri yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; davacının tüm davalılar aleyhine açmış olduğu maddi tazminat isteminin kabulü ile 8.596,36 TL geçici, 227.833,39 TL sürekli iş görmezlik ve 2.891,70 TL bakıcı gideri alacağı olmak üzere toplam 239.321,95 Tl den taleple bağlı kalınacak şekilde 215.753,06 TL nin davalı sigorta yönünden 29/04/2015 temerrüt, diğer davalılar yönünden 30/01/2014 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının davalılar ... ve ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat istemli davanın Kısmen Kabulü ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın meydana geliş şekli ve kusur oranı, paranın satın alma gücü nazara alınarak takdiren 20.000 TL sinin kabulü ile kaza tarihi olan 30/01/2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte iş bu davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı sigorta şirketine açılan manevi tazminat istemli davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, maluliyet oranı %4.1 iken 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olup maluliyet oranı %22,2'ye (5,5 kat) artmış olmasına rağmen yine aynı miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, hükmedilen tazminat miktarı olayın oluş şekline, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine ve paranın alım gücüne göre çok az olduğunu, manevi tazminat talebinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı ... A.Ş.'nin maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun poliçe kapsamı ile sınırlı olduğu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen ve sigorta şirketinin poliçe kapsamında manevi tazminat sorumluluğunun bulunup bulunmadığının dava açılırken tarafımızca bilinmesinin mümkün olmaması ve bu durum ancak yargılama sırasında ortaya çıkabilecekken Mahkemece tüm bu hususlar göz ardı edilmiş ve sınırlı taleplerinin dikkate alınmaksızın manevi tazminatın davalı ... A.Ş.'den doğrudan talep edildiği varsayımına dayanılarak haksız bir şekilde vekalet ücretine hükmedildiğini, ... A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmesine dair yerinde olmayan kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; iki seçenekli olarak hesaplanan bilirkişi hesap raporundaki usuli kazanılmış haklara riayet edilmediğini, maluliyet hesaplamasındaki çelişki giderilemediğini, dava konusu destekten yoksun kalma hesaplamasının PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, maddi tazminat yönünden reddedilen davaya ilişkin vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece kusur değerlendirmesi hatalı yapıldığını, davacının geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik süresi konusunda dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, mevcut haliyle düzenlenen 4 rapor arasındaki çelişkileri giderecek şekilde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan yeni bir rapor alınması gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ve davacının kabul ettiği Dr. ... Eğt. ve Arş. Hastanesi'nin 04/08/2021 tarihli raporunda dahi böyle bir tespit yapılmadığını, bahsi geçen rapor incelenecek olur ise nöroloji bakımından engel oranının %0 olarak belirtildiği görüleceğini, öte yandan bugüne kadar davacı tarafın meydana gelen kaza sebebiyle tat ve koku kaybı yaşadığına dair herhangi bir iddiası olmadığını, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının daha önce farklı hastanelerde iki kez nörolojik muayenesi yapıldığını, bu iki epikriz raporu incelendiğinde davacının kazadan dolayı tat ve koku kaybı yaşadığında dair herhangi bir iddiada bulunmadığı görüldüğünü, davacının iddiası doğru olsaydı, bunu daha önce kendisini muayene eden doktorlara söyleyeceği açık olduğunu, özellikle kazadan 6 ay sonra, 13/06/2014 tarihinde ... Hastanesi'nde düzenlenen epikriz raporunda, herhangi bir tat ve koku kaybından bahsedilmemesi, kazaya bağlı olarak böyle bir rahatsızlık yaşanmadığını net bir şekilde ortaya koyduğunu, maddi tazminat hesabı yapılırken ilk karar sonrasında asgari ücrette meydana gelen artışların dikkate alınamayacağı ve davacının geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanmadığı gözetilmediğini, davacının talebi aşılarak bakıcı giderine hükmedilmesi hatalı olup, davacının maddi tazminata ilişkin talebini kısmi dava olarak açması sebebiyle, ıslah ile artırılan kısım bakımından ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği gözetilmediğini, mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat tutarı fahiş olduğunu, hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte hesaplamanın PMF-1931 tablosuna ve prograsif rant yöntemine göre yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 05/04/2023 tarih, 2022/2750 Esas ve 2023/659 Karar sayılı kararı ile " .. Kusur, kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi, PMF-1931 tablosu esas alınarak hesaplama yapılması istinaf itirazının reddine, davacı vekili dava dilekçesinde, manevi tazminat talebi için ayrım yapmadan tüm davalılardan talepte bulunmuştur. Bu durumda mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğine göre karşı vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili bilirkişi raporuna karşı süresinden sonra itirazda bulunmuş ise de bu yönden davalı vekili istinaf itirazında bulunmadığına göre davacı vekilinin itirazı yerinde değildir. Kaza tarihi itibariyle 69 yaşında olan davacının Yargıtayın bu konudaki yerleşmiş içtihatlarına ve uygulamalara göre kural olarak aktif çalışma yaşı sonu (60) olarak kabul edildiğinden davacı aktif devresini tamamlamış olup, maddi zararının tamamı pasif dönemde olduğu ancak davacı pasif dönemde her hangi bir işte çalışmasa ve emekli olsa dahi “kendi yaşamsal aktivitelerini sürdürmek için emsallerine göre daha fazla efor sarf edeceğinden” malûliyet maddi zarar hesabının yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. ... kazayla ilgili tüm tedavi evrakları temin edildikten sonra, dosyada bulunan tüm raporlar da irdelenerek ve davacının bizzat muayenesi de yapılarak olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacıda kaza nedeni ile çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı (kalıcı iş göremezlik), varsa oranı konusunda çelişkiyi giderecek ve maluliyetin kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığını net ve kesin olarak açıklayacak şekilde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli maluliyet raporu düzenlenmesi için resen seçilecek üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlığından maluliyet raporu alınması, tespit edilecek maluliyet oranına göre hükme esas alınan aktüer rapor tarihi itibariyle aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazının ise maluliyet raporu yeniden alınması gerektiğinden şimdilik değerlendirilmemiştir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporunun istinaf talep eden davalı ... A.Ş. vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur ve maluliyet oranları ile aktüerya raporunda ki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusur, maluliyet ve aktüerya raporunda ki hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, Dairemiz kararında kusura ilişkin istinaf itirazının reddine karar verilmiş olup davalı sigorta vekilinin ilk karara karşı istinaf talep etmediğinden davacı yaranına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Davalı ... A.Ş. vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinafına gelince; mahkemece maddi tazminat talebi kabul edilmiş olduğundan davalı Sigorta şirketi lehine lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında usul yasaya aykırılık görülmemiştir. Manevi tazminat yönünden ise zaten red edilen miktar üzerinden bu davalı lehine AAÜT gereğince vekalet ücreti belirlenmiştir.Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf itirazları bakımından; Hükme esas hesap raporunda yaşam tablosuna, faiz başlangıç tarihine, davacının yaşına göre geçici maluliyet hesaplanamayacağı ve kusura ilişkin önceki kararda değişiklik olmadığı ve Dairemiz kararında da bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar verildiğinden aynı konudaki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Yine ilk karardan önce davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki arttırılan miktar içinde bakıcı gideri bulunmadığı, istinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararında da ıslahla bağlı kalınarak karar verildiği görülmekle zaten bakıcı giderine hükmedilmediği anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.02.2022 tarih, 2021/(21)10-188 Esas ve 2022/87 K. sayılı kararında "Kamu düzeniyle ilgili durumlarda, kazanılmış usulî haktan söz edilemeyecektir. Bu niteliği dikkate alındığında asgari ücretteki değişiklikler de usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunup aynı davada ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.01.2004 tarihli, 2004/10-24 E., 2004/47 K. sayılı kararında da aynı yaklaşım benimsenmiştir. Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır. Bu durumun “gerçek belli iken varsayıma gidilemez” ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarih 1991/9-102 E., 1991/267 K. sayılı kararında da belirtilmiştir.Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumlarında gözetilmesi gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik maddi tazminat hesabı noktasında temyiz itirazı bulunmadığı veya Yargıtay Hukuk Dairesince maddi tazminat hesabı yönünden bir aykırılık görülmediği takdirde bu raporun esas alınması gerektiği konusunda usuli kazanılmış hak oluşacağından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesi usulî kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olacaktır." şeklinde karar verilmiştir.Bu karar ışığında somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı davacı tarafça istinaf talep edilmiş olup kararın yeniden rapor alınmasını gerektiren bir sebeple (tazminat hesabının maluliyet raporuna göre yeniden hesaplanması) kaldırılmasına karar verildiğinden davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan bahsedilemeyeceğinden hüküm tarihine en yakın tarihteki 01/01/2022 tarihli asgari ücret verileri esas alınarak yapılan tazminat hesaplamasına göre karar verilmesinde usul, yasa ve Yargıtay içtihatlarına göre isabetsizlik bulunmadığından davalılar vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda davacı hakkında alınan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'nın 10/06/2024 tarihli raporunda geçici iş göremezlik süresinin 18 aya kadar uzayacağı ve maluliyet oranının %22,2 olup davacının geçici iş göremezlik döneminin ilk (3) aylık döneminde bakıcıya ihtiyacının olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri incelenerek ve muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Dairemiz kararında; "... Davacı vekili dava dilekçesinde, manevi tazminat talebi için ayrım yapmadan tüm davalılardan talepte bulunmuştur. Bu durumda mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğine göre karşı vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir." şeklinde davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olmakla yeniden aynı konudaki istinaf itirazı yerinde değildir. Davacı vekilinin istinafında belirttiği; davalı sigorta şirketi için manevi tazminat red sebebi ile diğer davalıların kısmen red sebebi ortak olmadığından davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti belirlenmesinde usul yasaya aykırılık görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uymadığı, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığından bu yöne değinen davacı vekili istinaf talebi yerinde görülmüştür. Bu nedenle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :A-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine,B-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, Buna göre:Davanın KISMEN KABULÜ ile;1-Davacının tüm davalılar aleyhine açmış olduğu maddi tazminat isteminin kabulü ile 8.596,36 TL geçici, 227.833,39 TL sürekli iş görmezlik ve 2.891,70 TL bakıcı gideri alacağı olmak üzere toplam 239.321,95 TL'den taleple bağlı kalınacak şekilde 215.753,06 TL'nin davalı sigorta yönünden 29/04/2015 temerrüt, diğer davalılar yönünden 30/01/2014 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Davacının davalılar ... ve ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat istemli davanın kabulü ile 50.000 TL'nin kaza tarihi olan 30/01/2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte iş bu davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,3-Davalı sigorta şirketine açılan manevi tazminat istemli davanın REDDİNE, 4-Maddi tazminat talebi yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 14.738,09-TL harçtan peşin ve ıslah harcın mahsubu ile bakiye 13.830,23-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Manevi tazminat talebi yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 3.415,50-TL harcın davalılar ... ve ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığının ... sayılı raporu nedeniyle tanzim olunan 14/07/2020 tarih 7761476201 numaralı fatura bedeli olan 1.378-TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,7-Maddi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 34.520,49-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,8-Manevi tazminat talebi yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine,9-Manevi tazminat talebine ilişkin davalı ... A.Ş. yönünden dava red edildiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3. uyarınca 20.0000-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... A.Ş.'ye ödenmesine,12-Davacı tarafından yapılan ilk gider, tebligat ve müzekkere gideri, bilirkişi ücreti olmak ile 514,50-TL Adli Tıp Faturası olmak üzere toplam 6.777,87-TL yargılama giderinin davalılardan tahsili davacıya verilmesine,Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 13-HMK 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde davacıya iadesine, C-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-a-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 14.738,09 TL harçtan peşin alınan 3.685,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.053,09 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 14.738,09 TL harçtan peşin alınan 4.300,040 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.437,69 TL harcın davalılar Sebahattin ve ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-Davalıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/09/2025