Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından İşyerim .... Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... . Şti.'nin ilgili bulunduğu iş yeri ve iş yerinde bulunan emtiaların davalı tarafın sorumluluğunu gerektirir şekilde meydana gelen yangın sonucu hasara uğradığını, işbu olay sebebiyle, müvekkili şirketin; eksper marifetiyle hasar tespiti yaptırarak sigorta tazminatı ödediğini, gerek sigortalının tespit ve beyanı, gerekse mezkur olay nedeniyle hazırlanan ekspertiz raporu, b
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete ait ... ... Kurumları markasının müvekkili tarafından "süresiz" kullanılmasını öngören 23/09/2016 tarihli Franchise Sözleşmesine göre davalı tarafından hukuki dayanaktan yoksun, keyfi ve soyut birtakım asılsız nedenlerle, haksız şekilde sözleşme süresi sona ermeden feshedilmiş olduğunu, Franchise Alan statüsündeki müvekkilinin markayı geliştirmesine ve yönetici olduğu çevrede oldukça saygın bir tanınırlığa erişmesine tanıklık eden davalı marka sahibinin 22/12/2016 tarihli ihtarnameyi ve sonrasında ise 19/01/2017 tarihli tek taraflı fesih beyanı göndererek, tamamen sözleşmeye uygun şekilde ve başarıyla yürütülmekte olan eğitim-öğretim faaliyetini Sözleşmeye aykırı şekilde sonlandırmış olduğunu, fesih sürecine yol açtığı iddia edilen sebepler ise tamamen dedikodudan oluşan keyfi gerekçeler olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun bu sebepler ile yıpratıcı hal ve hareketler sonucunda gerçekleşen feshin haksız olduğunun tespiti ve de davacı müvekkilinin haksız fesihten kaynaklı tüm zararlarının faiziyle beraber karşılanması için dava açma zorunluluğu doğmuş olduğunu, Franchise Sözleşmesi haklı sebep olmaksızın Davalı tarafından keyfi şekilde feshedilmiş olduğunu, müvekkilinin ... Eğitim Kurumları ... Şubesi'nde Mart 2015 tarihinde Fransızca Eğitmeni olarak göreve başlamış olduğunu, bu görevini başarıyla yerine getiren müvekkilinin, 1 Eylül 2015 - 1 Haziran 2016 tarih aralığında ise bizzat davalı tarafından ... Şube Koordinatörlüğü görevine getirilmiş olduğunu, şubedeki başarılı eğitim-öğretim faaliyetini ve koordinatörlüğü yakından takip eden davalı şirket kurucusu...'ın müvekkiline bu şubeyi Franchise Sözleşmesi kapsamında devralarak işletmesi teklifinde bulunmuş olduğunu, bu teklifi kabul eden müvekkili ile davalı şirket arasında 23/09/2016 tarihinde iş bu dava konusunu teşkil eden "süresiz" Franchise Sözleşmesi'nin imzalanmış olduğunu, taraflar arasında ciddi bir "güven ilişkisi" gerektiren Franchise Sözleşmesi’nin bu temel özelliğini dikkate alan müvekkilinin, bu sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini hassasiyetle, eksiksiz şekilde yerine getirmiş olduğunu, müvekkilinin söz konusu markanın medya hesabını yönetmek, ders içeriğini hazırlamak, ... gibi prestijli projeleri yönetmek, birçok kaliteli eğitmeni işe almak, marka değerini artırmak gibi özverili çalışmalarda bulunarak ... markasını daha da ileriye götürme amacına ... hizmet etmiş olduğunu, "..." isimli projenin ortaya çıkarılmasında müvekkilinin doğrudan etkisi olup, projenin tasarımında yer alan tüm çizimler de yine müvekkiline ait olduğunu, müvekkili ile davalıların anlaşmasına göre ... isimli proje sonucunda .... Eğitim Kurumları’na gelen her bir öğrenci başına müvekkilinin belirli bir ücret almakta olduğunu, söz konusu projenin davalı tarafından hala kullanıldığını, davalı tarafın resmi kurumsal web sitesi olan ... adresinde açık bir şekilde görülmekte olduğunu, davalının müvekkilinin hazırlamış olduğu projeden Türk Ticaret Kanunu m. 55/1-c bağlamında yetkisiz bir şekilde yararlanarak halen kârlar elde etmekte olup, fakat sözleşmenin haksız feshi ile birlikte müvekkilinin bu kârlardan mahrum bırakmakta olduğunu, müvekkilinin öğrenciler-veliler ile eğitmenler tarafından takdir gören bu özverili çalışmalarına rağmen davalının "karşılıklı güven" ile bağdaşmayacak şekilde anlaşılması zor yıpratıcı hal ve hareketlerde bulunmuş olduğunu, davalının öncelikle; ... 22. Noterliği 22/12/2016 tarih ve ... Yevmiye numaralı İhtarnameyi yollayarak Fransızca eğitmenlerinden birisinin işten çıkartılması için müvekkiline baskı yapmış olduğunu ve ayrıca, ... şubesinde çalışanlar dahil tüm eğitmenlerden özür dilenmesi gibi kabulünün zor ve rencide edici şartlar ileri sürmüş olduğunu, bununla yetinmeyen davalı tarafın görevinin başında olan müvekkiline haberi olmaksızın "yeni yer açmakla" itham etmiş ve gıyabında veliler ile öğrencilere mesajlar attığını, ayrıca Franchise Sözleşmesi'ne aykırı şekilde; fesih beyanı göndermeksizin ve davacının bilgisi dışında alelacele müvekkilinin ... sayfa yöneticiliğinin kaldırılmış olduğunu, kurumsal e-mailinin iptal edilmiş ve veliler ile öğrencilerin olduğu Whatsapp grubu üyeliğinden müvekkilinin çıkarılmış olduğunu, davalının ayrıca; ... Şubesi’nin tüm veli ve öğrencilerine müvekkilinden gizlice "derslere ara verildiği" ve "yeni bir yere taşınılacağı" yönünde e-mailler de atılmış olduğunu, ortada henüz fesih ihtarı dahi yokken yani hala Franchise Sözleşmesi her iki taraf için de yürürlükte olmasına rağmen; davalının bu yıpratıcı ve sözleşmenin lafzı ve amacıyla bağdaşmayan hal ve hareketleri hukuki ve ahlaki gerekçeden yoksun olduğunu, sözleşme henüz sona ermemesine rağmen davalı taraf; eğitimleri devam eden öğrencilerin yaşayabilecekleri muhtemel mağduriyetleri de tamamen göz ardı ederek, Franchise Sözleşmesi gereği Şube’ye bırakılmış sınıf takımı gibi zaruri eşyaları derhal teslim almakta ısrar etmiş olduğunu, müvekkilinin her ne kadar Franchise dönemi ortasında ve daha ortada fesih ihtarı bile yokken bu tür bir alelacele taşınmanın eğitim-öğretim faaliyetine zarar vereceğini vurgulamışsa da davalının ısrarcı olduğunu, talebi kabul etmekten başka şansı kalmayan müvekkilinin hiç olmazsa teslim tutanağı karşılığı ile eşyaları teslim edebileceğini belirtmişse de davalının tutanağı imzalamaktan imtina ettiğinden durum müvekkili tarafından güvenlik güçlerine bildirildiği gibi, Teslim Tutanağı’nda "feshe rızasının ve feshe dair bilgisinin olmadığını" da belirtmiş olduğunu, Franchise Sözleşmesi madde 5’e göre; "Franchise Veren, sebepsiz şekilde tek taraflı fesih hakkına sahip değildir." Üstelik Franchise Sözleşmesi’nin devam edip etmeyeceği konusunda; tarafların her yıl Nisan ayının ilk haftası içerisinde toplantı yaparak ortak karar verecekleri de düzenlenmiş olduğunu, aksi taraflarca belirtilmediği sürece ise, Franchise Sözleşmesi’nin bir sonraki sene için de devam edeceği yani "süresiz" sözleşme yapıldığı da açıkça anlaşılmakta olduğunu, feshe ilişkin usulü açıklayan madde 5’e göre ayrıca; taraflardan birinin sözleşmeye aykırılığını tespit ederse öncelikle ihlalde bulunan tarafa "aykırılığın giderilmesi" için "yazılı" ihtarda bulunacağını, eğer 15 gün içinde bu aykırılık giderilmez ise; ihtarda bulunan taraf "yazılı fesih bildirimi" yoluyla Franchise Sözleşmesi'ni "derhal ve tazminatsız" olarak feshedebilecek olduğunu, ancak dava konusu olayda sözleşmenin bu şartı kesinlikle uygulanmamış olduğunu, yukarıda belirtildiği üzere davalı tarafın haksız ve sebepsiz feshe giden süreçte sergilediği yıpratıcı hal ve hareketlerin ne madde 5’te karşılıklı mutabakatla öngörülen fesih usulü ne de Franchise Sözleşmesi’nin temelinin oluşturan iyi niyet ve karşılıklı güven ilkeleri ile bağdaşmakta olduğunu, asılsız olan ve davalının ispatını gerektiren çoğunlukla dedikodu boyutunda kalan iddiaların yer aldığı 22/12/2016 tarihli İhtarnamenin hiçbir suretle Fesih İhtarnamesi yerine geçemeyeceği gibi, bu soyut iddialarla süslenmiş ihtarnameye cevap vermemenin de başlı başına fesih için "haklı neden" teşkil etmediğini, Sözleşmede öngörülen usule uyulmamasını, Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere feshi haksız ve geçersiz kılmakta olduğunu, Franchise Sözleşmesi'nin daha ilk 3 ayını doldurmaktayken; Franchise veren davalı tarafından alelacele yapılan ve yıpratıcılığı hedefleyen hal ve hareketlerden dolayı müvekkilinin maddi ve manevi zararlara uğramış olduğunu, ortada feshi gerektiren bir haklı neden olmadığı gibi, madde 5’te öngörülen usule uygun şekilde işletilmediğinden ötürü; müvekkilinin gerek bu tür eylemler nedeniyle gerekse haksız fesih nedeniyle uğramış olduğu tüm zararların karşılanmasının bir zorunluluk olup, hakkaniyetin de bunu gerektirmekte olduğunu, şubenin kirası ile diğer masrafların Franchise Sözleşmesi kapsamında yürütülen eğitim faaliyetlerinden karşılanmakta olduğunu, İlk senesi Eylül 2017’de dolması beklenen Franchise Sözleşmesi’nin davalı tarafından 19/01/2017 tarihinde haksız ve geçersiz bir usulle erken bir zoraki fesih sürecine sokulmasından ötürü ekonomik durumu sarsılan kiracı müvekkilinin sözleşme süresi ortasında yani Şubat 2017’de daireden çıkmak zorunda kalmış olduğunu, Eğitim-öğretim faaliyetini durduran gizli e-mailler nedeniyle, müvekkilinin Şubat ayında da herhangi bir gelir elde edemediği gibi Şubat 2017 kira bedeli olan 4.300-TL tutarını da önce ödeyememiş devamında ise mal sahibi ... tarafından bu durum karşısında müvekkiline ... 15. Noterliği 09/02/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamenin keşide edilmiş olduğunu, bunun üzerine de müvekkilinin ... 20. Noterliği 13/02/2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile franchise’ını almış bulunduğu marka ile arasında yaşanan olumsuzluklar nedeniyle kiralananı tahliye etmek zorunda kaldığını belirterek Şubat ayı kirasını da kendi cebinden ödemiş olduğunu, sürecin devamında da kiraya veren taraf olan ... tarafından ....İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile 21.500-TL tutarında kira sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle kiralanan yerin boş kaldığı sürelere ilişkin olarak doğan alacağın tahsili amacıyla müvekkilinin aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, borca karşı süresinde yapılan itiraz neticesinde takip işlemleri durdurulmasına karşılık, alacaklı tarafça İstanbul .... .... Sulh Hukuk Mahkemesi 2017... E. Sayılı dosyasıyla "İtirazın İptali" davası ikame edilmiş olduğunu, işbu iptal davası da halihazırda derdest olup, müvekkilinin henüz somut olmayan asıl alacak, faizler, yargılama gideri vs. gibi başkaca zararlarının da doğması muhtemel olduğunu, haksız ve erken fesih ile madde 5 başta olmak üzere Franchise Sözleşmesi maddelerine aykırılık dolayısıyla, müvekkilinin uğradığı maddi zararlar elbette bu kira bedeli ile sınırlı olmadığını, fesih bilindiği üzere ileriye doğru etkili olduğundan, Şube faaliyetinin fiilen ve zoraki durdurulduğu 19/01/2016 ile 01/09/2016 tarihleri arasında müvekkilinin elde ettiği aylık karı temel alınarak tespit edilen mahrum kaldığı toplam kar tutarının da maddi zarar olarak karşılanmasının elzem olduğunu, mahrum kalınan karın hesabında dikkate alınması amacıyla müvekkilinin fiili olarak faaliyette olduğu döneme ilişkin kestiği faturaların da dilekçeleri ekinde sunulmuş olduğunu, 03/09/2016 – 31/12/2016 tarihleri arasında düzenlenen fatura toplamı ise 54.915-TL tutarında olduğunu, aylık kira gideri 4.300-TL, aylık franchise bedeli 2.000-TL, bu süreçte çalışanlar için yaklaşık 5.820-TL, fatura ve diğer giderler için de toplamda 1.200-TL ödeme yapılmış olduğunu tüm bu kalemler mahsup edildiğinde müvekkili ortalama olarak aylık 5.500-TL Kâr elde etmekte olduğunu, sözleşme davalı tarafından haksız şekilde ve erkenden olarak feshedilmese idi 01/09/2017 tarihine kadar yaklaşık sekiz ay daha aylık ortalama 5.000-TL gelir elde edileceğini, dolayısıyla 8x5.000=TL= 40.000-TL mahrum kalınan kâr söz konusu olduğunu, bu gelirden mahrum kalmasının yanında sözleşmenin haksız ve geçersiz şekilde davalı tarafından feshedilmesi nedeniyle 2.660-TL (2.160+500) tutarında miktarı da müşterilerine iade etmek zorunda kalmış olduğunu, bu maddi tazminat kalemlerine ek olarak, müvekkilinin manevi zarara uğradığının da yadsınamaz bir gerçek olduğunu, müvekkili aleyhinde; haberi olmaksızın rencide edici, onur kırıcı e-mailler atılmış ve gerek veli gerek öğrencilerle durum paylaşılarak hakaretin kamusal alanda yayılmasına da bilinçli şekilde müsaade edilmiş olduğunu, veliler ile öğrenciler nezdinde müvekkiline "başka kuruma öğrenci nakletme", "kurumu küçük düşürücü beyanlarda bulunma", "yeni yer açma" gibi tamamen asılsız ve dedikodu boyutunu geçmeyecek iddialarla kişilik haklarına da saldırıda bulunan davalılar aleyhine de Manevi Tazminata hükmedilmesi hak ve hakkaniyete uygun olacağını, ayrıca davalı ile müvekkili arasında yapılan görüşmelerin dava dışı kişilere izinleri ve bilgileri dışında gönderildiği yönünde taraflarınca duyumlar alınılmış olunduğunu, müvekkilinin haksız fesih sonrası maddi sarsıntının yanında asılsız iddialar nedeniyle manevi çöküntü de yaşamış olduğunu, manevi sıkıntıları sebebiyle de tıbbi destek almış, sağlık durumunun elvermemesi nedeniyle de lisansüstü eğitimine raporla ara vermiş olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 107. maddesi kapsamında alacak miktarının bu aşamada belirlenebilir olmaması nedeni ile taleplerinin ileriki aşamalarda belirlenebilir hale gelmesi halinde artırılabileceği kaydıyla; Franchise Sözleşmesi’nin haksız feshedildiğinin tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla beraber, temerrüt faizi ile karşılanamayacak munzam zararlarına ilişkin talep haklarının da saklı tutarak belirlenebilir hale geldiğinde artırılmak üzere 1.000-TL tutarında maddi tazminatın üzerine ticari temerrüt faizi eklenmek suretiyle ödenmesini, davalı tarafından kasıtlı ve haber vermeksizin yapılan kişilik hakkı saldırıları dolayısıyla, davacı müvekkil’e 10.000-TL tutarında manevi tazminatın davalı(lar) tarafından ödenmesini, sözleşmenin haksız feshi ile yetkisiz bir şekilde yararlanılan ... projesi sonucu elde edilen kârın bilirkişiler marifetiyle tespit ettirilerek davacı ile davalı arasında taksim edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmilini, karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.