1. Hukuk Dairesi 2016/6842 E. , 2017/2126 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil/tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.04.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilenler vekili Avu…
**1. Hukuk Dairesi 2016/6842 E. , 2017/2126 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil/tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 25.04.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilenler vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davalı ..., davalı ..., temyiz edilen asli müdahil ... gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil; olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir. Davacı-birleştirilen dosya davacıları; murisleri ...arafından düzenlenen vekaletnamenin ölümünden sonra kullanılmak suretiyle murisin dava konusu taşınmazlardaki paylarının vekil vasıtasıyla satıldığını, ölümle vekaletin son bulduğunu, işlemin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu iptali-tescile; aksi takdirde taşınmaz bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, vekaletin ölümden sonra da geçerli olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, kısa kararda: "Davanın kabulü ile 6.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren, 17.990,12 TL’nin ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine," şeklinde hüküm kurulmuş; daha sonra davacılar vekilinin 09.11.2015 tarihli dilekçesi ile, birleşen 2013/203 esas sayılı dava için karar verilmediğini bildirip bu konuda ek karar verilmesini istemesi üzerine; mahkeme, tarafların yokluğunda duruşma açarak birleşen 2013/203 esas sayılı dava bakımından da ek kısa karar oluşturmuştur. . Bilindiği üzere, yargılama sonucunda uyuşmazlığın esası ile ilgili nihai kararın verilmesinden, hakimin bu şekilde dosyadan el çekmesinden sonra, re'sen ya da tarafların talebi ile dosyanın tekrar ele alınması ve yeniden bir hüküm kurulması mümkün değildir. Hakim, verdiği (tefhim ettiği) hüküm ile bağlıdır. Sonradan hükmün yanlış veya eksik olduğu kanısına varsa bile, artık hükmü değiştiremez. Başka bir ifade ile mahkeme davayı tekrar ele alıp yeni ve başka bir hüküm veremez. Mahkemenin nihai kararla el çekmiş olduğu dosyanın, ancak kanuni yollardan geçmek suretiyle hakimin önüne yeniden gelmesi halinde tekrar ele alınabilmesi mümkün olabilir. Yukarıda değinilen ilke karşısında, mahkemece oluşturulan "ek kısa karar"ın hukuki bir sonuç doğurmayacağı kuşkusuzdur.