Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu 12/7/2012 tarihinde bel ağrısı şikâyetiyle Karabük Devlet Hastanesine başvurmuştur. Ağrı kesici ve kas gevşetici iğne yapılan başvurucu o günden sonra topallamaya başlaması nedeniyle Karabük Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş ve iğneyi yapan personelden şikâyetçi olmuştur. Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığı İhtisas Kurulunun Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlık evrakı kapsamında alınan 27/6/2014 tarihli raporu; Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinin 9/8/2009 tarihli ve 19/1/2012 tarihli epikrizi, Karabük Devlet Hastanesinin 12/7/2012 tarihli epikrizi ve poliklinik defteri incelenerek hazırlanmıştır. Başvurucu, zararının tazmini için 12/6/2015 tarihinde Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna (İdare) başvurmuş ancak bir cevap alamamıştır. Başvurucu, Ankara İdare Mahkemesi nezdinde 8/10/2015 tarihinde tam yargı davası açmıştır. Mahkeme 14/10/2015 tarihli kararıyla davanın yetki yönünden reddine ve dava dosyasının Kastamonu İdare Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmesine karar vermiştir. Mahkeme 5/5/2016 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Karar gerekçesinde, konu ile ilgili başlatılan adli soruşturmada hazırlatılan ATK raporuna atıf yapılmıştır. Kararda; söz konusu ATK raporunda başvurucuya yapılan ağrı kesici ve kas gevşetici enjeksiyon içindeki ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceğinin, bunların tekniğine uygun yapılsa bile öngörülemeyecek ve önlenemeyecek arazlara neden olabileceğinin tıbben bilindiğinin, bu durumun her türlü tıbbi özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiğinin, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğuna dair tıbbi bir delil tanımlanmadığının, yapılan tıbbi işlemle ilgili olarak sağlık personeline atfı kabil bir kusur bulunmadığının belirtildiği vurgulanmıştır. Kararda ayrıca ATK raporunda idarenin başvurucuya enjeksiyon yapan sağlık personelinin kayıtlardan tespit edilemediğinin belirtildiği, hastanenin kayıt tutma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle gerekli araştırma ve inceleme yapamamak suretiyle maddi gerçeği açıklığa kavuşturmadığı ifade edilerek başvurucunun maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak olmasından duyduğu elem ve üzüntünün karşılığı olarak 000 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 30/5/2017 tarihli kararıyla vekâlet ücreti yönünden bozulmuş; diğer kısımlar yönünden onanmış ve karar düzeltme istemi de Dairenin 18/9/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 7/11/2018 tarihinde tebliğ aldıktan veya öğrendikten sonra 6/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.