T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI :... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İHBAR OLUNAN : ... [15474-74770-67173] UETS DAVANIN KONUSU :Bankacılık Söz…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI :... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İHBAR OLUNAN : ... [15474-74770-67173] UETS DAVANIN KONUSU :Bankacılık Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (Tazminat) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket müdürü ...'nün 24/09/2024 tarihinde saat 16.30 sularında, işletme ile ilgili rutin işlemlerini yapmak maksatlı şirket adına kayıtlı... TR... Iban numaralı hesaba ait internet bankacılığı hesabına, şirket bilgisayarında yüklü, ...' ye ait uygulama üzerinden giriş yaptığını, şirket müdürü siteye giriş yaptıktan sonra hesabın içerisinde akıllı rehberinden para transferi yapmak istediği kişiyi seçtiği anda bankanın güvenlik açığının olmasından kaynaklı, şirkete ait ...numaralı sabit telefon, kendisini ... Genel Merkezden arıyorum şeklinde tanıtan, vermiş olduğu kimlik bilgilerini şirket müdürünün hatırlayamadığı şüpheli şahıs tarafından arandığını, telefondaki şahısın şirket kartının süresinin dolduğunu ve değişmesi gerektiğini, bu işlem için de adres güncellemesi yapılması gerektiğini söylediğini, şirket bilgilerini, çalışan sayısını, şirket vergi numarasını, adresini eksiksiz şekilde söyleyen telefondaki şahıs, bilgilerin güncelleneceğini, doğru olup olmadığını söylediğini, şirkete ait bilgilerin teyit edilmesi ile bir an için bankadan arandığını düşünen şirket müdürünün kendisine gelen kodu telefondaki şüpheliye söylediğini, kodun söylenmesine müteakip şüpheli şahısın kodun süresinde söylenmediğini, tekrar kod gönderdiğini ve bu yeni kodu söylemesini şirket müdüründen istediğini, telefonunda 99.000,00 TL lık onay mesajını gören şirket müdürünün şüphelendiğini ve hemen telefonu kapattığını, şirket müdürünün telefonuna tek bir doğrulama kodu gönderilmiş olmasına rağmen, 3 kere 99.000,00 TL tutarında banka havalesi gerçekleştiğini, işlemin banka sisteminde kayıtlı olmayan başka bir cihazdan yapılmış olması ve üç kere havale yapılmasına karşılık tek bir doğrulama kodu gönderilmesi, bir dakika içerisinde 3 kez limit tutarında banka sistemine kayıtlı olmayan başka bir cihazdan havale gerçekleşmesinin şüpheli işlem olduğunun açık olması, muhattap bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı davrandığının açıkça göstergesi olduğunu belirterek, davalı bankanın özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle oluşan 297.000,00 TL lik zararın 24/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; kesinlikle davacının arandığını iddia ettiği telefon numarasının, davalı...'nin kullanmış olduğu bir telefon numarası olmadığını, bu telefon numarasının davalı ... ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, kesinlikle davacı şirketin temsilcisinin davalı ....'ye ait telefon numarasından aranmadığını, davalı banka kayıtları incelendiğinde, davacı şirket yetkilisinin 24/09/2024 tarihinde saat 16:39'da ...'nun ... Bankasındaki IBAN No: TR... hesabına 99.000,00 TL internet bankacılığıyla gönderdiğini, 24/09/2024 tarihinde saat 16:40'ta ...'nun ...Bankasındaki IBAN No: TR... hesabına 99.000,00 TL internet bankacılığıyla gönderdiğini, 24/09/2024 tarihinde saat 16:41'de ...'nun ... Bankasındaki IBAN No: TR... hesabına 99.000,00 TL internet bankacılığıyla gönderdiğini, davacı şirket temsilcisinin internet bankacılığına girerek kendi serbest iradesiyle ihbar olunana 297.000,00 TL'yi gönderdiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanın dolandırıcılık/ sahtecilik/hırsızlık eylemiyle karşı karşıya kaldığını iddia ettiğinden zararın tazminine dair istemini, müvekkili bankaya değil; bu eylemleri gerçekleştiren kişi ve kişilere yöneltmesi gerektiğini, ilgili süreçte herhangi bir güvenlik zaafiyeti bulunmayan müvekkili bankaya yöneltilen husumet haksız olduğundan işbu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, ayrıca davacının dolandırıldığını iddia ettiği ...'na davanın ihbarını talep ettiklerini, dava konusu işlemlerin yalnızca davacı şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde olan şifrenin kullanımı ile ... mobil üzerinden gerçekleştirilmiş olduğundan müvekkili bankanın herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, şifre güvenliğinin müşteri tarafından sağlanmaması sebebiyle söz konusu işlemlerin gerçekleştiğinin tespit edildiğini, bu bakımdan müvekkili bankaya atfedilir bir kusur bulunmadığını, söz konusu işlemlerin davacının ağır kusuru sonucunda gerçekleştirildiğini, olası dolandırıcılık girişimlerine karşı müşterilerin şifre ve tek kullanımlık cep şifresini üçüncü kişilerle paylaşmaması gerektiğini, davaya konu işlemlerin davacının egemenlik alanında bulunan kendisine tanımlı şifreler kullanılmak suretiyle yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulduğundan İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle bir bankacı ve bir bilişim uzmanı bilirkişiye dosyanın tevdi ile bilirkişilere yerinde inceleme ve örnek alma yetkisi de verilmek suretiyle uyuşmazlık konuları uyarınca rapor tanzim edilmesi istenilmiş olmakla "Davacı tarafından ... Cumhuriyet na yapılan 08.10.2024 tarihli... soruşturma no.lu suç duyurusunda bulunan ifadesinde şikayette bulunulduğu, Bahse konu davada Davacı şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde olan şifrelerin kullanımı ile gerçekleştirilen işlemler ile ilgili güvenlik SMS, bilgilendirme ve onay mesajlarının Davalı Banka tarafından gönderildiği, işlemlerin yapıldığı, Davacı şirket yetkililerinin bildiği bilgileri 3. Kişilere vermeden (isteyerek veya farkına varmayarak) söz konusu işlemlerin yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle Davacının sorumluluğu bulunduğu, kendisine sunulan özel şifrelerin verilmemesi şeklinde kararı doğrultusunda kusurlu olduğu, davacı egemenlik alanında ve sorumluluğunda olan elektronik bankacılık sistemine bizzat davacının bilgileri ile giriş yapıldığı, Şu halde güvenlik yönünden anılan elektronik bankacılık sisteminin güvenlik zafiyeti barındırdığından bahsedilemeyeceği, Dava konusu olayda yetkisiz kişilerin sisteme haksız girişine rastlanmamakla, inceleme konusu elektronik bankacılık sisteminin, kimlik doğrulama (authentication) yönünden de zaafından söz edilemeyeceği, Davalı Bankanın, güvenlik prosedürüne uygun işleyişi sağladığı ve yasal mevzuatı yerine getirdiği " tespit edilmiş olmakla yapılan işlemlerde davalı bankanın hizmet kusurunun bulunmadığı, tüm bu tespitler ve mevcut deliller ile tanzim ettirilen detaylı, yargı denetimine elverişli ve itibar edilebilir nitelikte olan ve tüm uyuşmazlık konuları ile teknik hususları belirleyen bilirkişi heyet raporundaki tespitler nazara alınarak, davaya konu edilen bankacılık işlemlerinin davacının kendisine sunulan özel şifrelerin 3. Kişilere verilmesi doğrultusunda kusurlu olduğu kanaatine varılmış ve davaya konu bu talepler bakımından davacının davalı bankadan talep edebileceği herhangi bir tazminat alacağı bulunmadığının anlaşılması gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece verilen kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucunda verildiğini hükme dayanak oluşturan yalnızca 23/06/2025 tarihinde sunulan bilirkişi heyet raporu olduğunu, taraflarınca bu rapora karşı itirazlarının 30/06/2025 tarihli dilekçeleri ile sunulduğunu, ancak yerel mahkemenin itirazlarını dikkate almaksızın tek bir raporu hükme esas alarak karar verdiğini ve davayı reddettiğini, davacının bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar mahiyette inceleme yapılmaksızın, itiraza uğramış bilirkişi raporuna değer verilerek sonuca gidilmesinin isabetli olmadığını, hükme esas raporda BDDK tebliğinin 34/7 maddesine atıf yapıldığını ve madde hatalı yorumlanarak "internet bankacılığı işlemlerinde bankaların hesap sahiplerinin cep telefonuna SMS ile OPT ya da doğrulama kodu gönderme zorunluluğu olmadığı" şeklinde kanaat bildirildiğini, ancak bildirilen tebliğ maddesinin devamında "Uygulamanın kullanılamaz olması durumunda SMS ile OPT ya da doğrulama kodu gönderilmesi bu fıkra hükmüne aykırılık teşkil etmez" denildiğini, somut olayda internet bankacılığı uygulamasının kontrolünün üçüncü kişilerde olduğu, müvekkili yönünden uygulamanın kullanılamaz hale geldiği değerlendirildiğinde dolandırıcılığın önüne geçmek adına davalı banka tarafından OPT ya da doğrulama kodu gönderilmesinin gerekliliğinin açık olduğunu, bu sebeple raporda davalı bankanın kod göndermek zorunluluğunda olmadığı yönündeki görüşün hatalı olduğunu, yine anılı raporda davalı bankanın şüpheli işlem izleme ve alarm sistemine ilişkin bir inceleme ve değerlendirmede bulunulmadığını, somut olayda üçüncü kişilerce bir dakika içerisinde 99.000,00 TL tutarında 3 işlem gerçekleştirildiğini, işlemin 3 kez yapılması, çok kısa süre içerisinde yapılmış olması göz önüne alındığında şüpheli işlem olduğunun açık olduğunu, ayrıca para transferi üçüncü kişilerce gerçekleştiğinden, banka uygulamasına kayıtlı olmayan farklı bir cihazdan bu işlemlere girişildiğinin de açık olduğunu, davalı bankanın bu şüpheli işlemlere ne için onay verdiğini, işlemlere ilişkin banka sistemine kayıtlı ... numaralı telefona doğrulama kodu gönderilmesi ile söz konusu işlemlerin müvekkilce yapılmadığı anlaşılacakken davalı bankanın bu yolu seçmemesinin zarara sebebiyet verdiğini, raporda bu hususların yeterince araştırılmadığını ve değerlendirme yapılmadığını, işlemin gerçekleştiği banka hesabının geçmiş kayıtları, hesap hareketleri incelendiğinde üçüncü kişilerce yapılan işlemlerin olağan dışı olduğunun açık olduğunu, davalı bankanın müvekkilin banka hesabında alışılmış işlem desenini analiz edebilecek imkan ve yetkiye de sahip olduğunu, bu şekilde büyük tutarlı ve olağan dışı işlemler için davalı bankanın, müşterisine SMS, e posta, telefon araması ile doğrulama vs. şeklinde yapmadan işlem gerçekleştirmemesi gerekirken bu prosedüre uyulmadığını, müvekkili şirket müdürünü, şirketin sabit hattından arayan üçüncü kişilerin davalı banka ile paylaşılan şirkete ait kurumsal bilgileri söyleyerek güven kazandığını, kendilerinin banka personeli olduğuna müvekkilini inandırdıklarını, söz konusu bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçmesi hususunda davalı bankanın zafiyeti ve sorumluluğu olup olmadığı hususunun da raporda değerlendirilmediğini, bu bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçmesi hususunda davalı bankanın sorumluluğu olduğunu, raporda buna ilişkin de değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, internet bankacılığı yoluyla dolandırıcılık iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Bankalar; faaliyet alanları, kuruluşları, yönetimleri, iç denetim sistemleri, finansal raporlamaları, öz sermayeleri, sermaye yeterlik oranları ve bağımsız denetimleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile düzenlenen güven kuruluşlarıdır. Bankaların hukuki sorumlulukları, başta TBK olmak üzere birden fazla mevzuatta düzenlenir. 6102 sayılı TTK uyarınca, tüm tacirlerin ticari işleriyle ilgili olarak basiretli bir tacir gibi davranmaları gerektiği düzenlenir. Bankalar, kamu nezdinde güven uyandıran kuruluşlar olarak kendi faaliyet alanlarının gerektirdiği ölçüde basiret ve özenle davranmalıdır. Kamu nezdinde oluşturulan bu güven bankaların işlemlerinde sıradan bir tacirden daha yüksek bir özen göstermelerini gerektirir. Güvenin korunması ilkesi, güvenen nezdinde bir güven unsurunun oluşmasına sebebiyet veren güvenilenin, yarattığı bu güvene uygun davranışlarda bulunması ve bunun sonuçlarına da katlanması anlamı taşır. Bankalar, yükümlülüklerini yerine getirirken objektif özen ile davranmak durumunda olup birer itimat kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından da sorumludurlar. Bankaların, sözleşmeden kaynaklanan veya bu kapsamda değerlendirilen borçlarını, hiç ya da gereği gibi yerine getirmemelerinin sonucu Borçlar Kanunu’nda genel hatlarıyla açıklanmıştır. Buna göre alacaklı hakkını kısmen veya tamamen alamamış ise borçlu olan taraf, kendisinde hiçbir kusur olmadığını ispat edemedikçe bundan dolayı doğan zararı karşılamak zorundadır. Bankaların, kendilerine güvenen müşterilerine, onların yakınları olan üçüncü kişilere ve bilgi almak ya da ilişki kurmak amacıyla kendilerine başvuran kişilere karşı koruyucu nitelikte bir özen borcu vardır. (Bu yönde bknz. Yargıtay 11. HD. 2014/5594 E.-2015/3276 K., 2014/7378 E.-2015/4805 K., 2014/6057 E.-2015/3684 K., 2017/1260 E.-2017/3990 K.). Niteliği gereği bir güven kurumu olan bankalar, TBK'nın 115. maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumludur. İnternet bankacılığı sistemini kurup hizmete sunan banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan (ve diğer yatırım araçlarından) güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır (Yargıtay 11. H.D'nin 16/12/2014 tarihli 2014/13736 Esas - 19841 Karar sayılı ilamı). İnternet veya telefon bankacılığını müşterilerine özendiren davalı bankanın kendisine emanet edilen mevduatı koruma özel yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapıyı sağlayarak güvenlik önlemlerini almak zorundadır (Y. 11. HD 09/09/2019 tarih ve 2018/3563 Esas 2019/5115 Karar sayılı ilamı). İnternet bankacılığı ile yapılan işlemlerde şubeden yapılan işlemlerde olduğu gibi mevduat banka kontrol ve sorumluluğundadır. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. (Yargıtay 11.HD'nin 2011/4104 Esas 2012/11588 Karar sayılı). Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, davacının 0258 alan kodlu numarayla aranmasına karşın bankanın genel merkezden aranmadığını bilmesi gerektiğine, yine davacının sms ile gelen şifreleri arayan kişiye paylaşarak zararın oluşmasında doğrudan kusurlu olduğuna, davalı bankanın sms şifresi davacı tarafından paylaşıldıktan sonra somut olayda alabileceği ek bir güvenlik önleminin saptanamadığına, bu haliyle davalı bankanın zararın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığına göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/09/2025 tarih, ...Esas...Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi.26/03/2026 ... Başkan ... Üye.... Üye ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.