(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/2519 E. , 2008/7851 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı kardeşi ... adına kayıtlı bulunan taşınmazın 1979 yılında yapılan sözleşme ile dava dışı ... …
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/2519 E. , 2008/7851 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı kardeşi ... adına kayıtlı bulunan taşınmazın 1979 yılında yapılan sözleşme ile dava dışı ... ’e davalı tarafından satıldığını, sözleşme ile davalının satış bedelini iade etmesi halinde tarlayı geri alabileceğinin kararlaştırıldığını, davalının bilgisi ve onayı ile alıcı ... ’ya sözleşmede kararlaştırılan bedeli kendisinin ödeyerek bir miktarda davalıya para vermek suretiyle tarlayı kendisinin satın aldığını, 1982 yılından beri tarlayı malik sıfatıyla kullanmakta iken arazi toplulaştırması çalışmaları sırasında davalının tarlayı kendi adına tescil ettirdikten sonra dava dışı şahsa tapudan sattığını, aslında bu yerin kendisine ait olması nedeniyle satış bedeli kadar zarar ettiğini ileri sürerek 11.000,00 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 11.000 TL (11,00 YTL) ‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-HUMK’nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK’nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı 2008/2519-7851 kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kararın gerekçesi ile hüküm sonucunun da birbirinden farklı olması mahkemelere olan güven duygusunu zedeler. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Temyize konu davada, kısa kararda “...11.000 TL (11 YTL) ‘nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, davacının dava dışı ...’e ödediği 6.000 TL’yi talep edebileceği açıklandıktan sonra kısa karar ile gerekçeli kararın aynı olması gerektiğinden ve kısa kararda 11.000 TL’ye hükmedilmiş olması nedeniyle 11.000 TL’nin tahsiline karar verilmek suretiyle hükmün gerekçesi ile hüküm sonucu arasında çelişki yaratılmıştır. Mahkemece, 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar ve gerekçe arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.