1. Hukuk Dairesi 2024/4703 E. , 2026/1898 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1159 E., 2024/1854 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/625 E., 2023/219 K. Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Davacı vekili; yüklenici olan ...’in arsa sahibi ile imzalamış olduğu ... . Noterliğinin 21.07.1993 tarih ve ... yevmiye numaralı k…
1. Hukuk Dairesi 2024/4703 E. , 2026/1898 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1159 E., 2024/1854 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/625 E., 2023/219 K. Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Davacı vekili; yüklenici olan ...’in arsa sahibi ile imzalamış olduğu ... . Noterliğinin 21.07.1993 tarih ve ... yevmiye numaralı kat karşılığı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile inşa edilecek sitede yüklenici ...’a kalacak dairelerden 7 nolu (175/11040 arsa paylı) bağımsız bölümün davalı ...’ya devredileceği konusunda anlaştıklarını, ihbar olunan ... ile davalı ... arasında 06.10.1994 tarihinde "... Konutları Gayrimenkul Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşme imzalandığını, davalı ...’nın daire karşılığında 266.000 USD ödediğini ancak inşaatın tamamlanmadığını, bunun üzerine ... tarafından toplam 171.486 USD’nin davalı ...’ya iade edildiğini, ayrıca davacı Şirketin inşaatı devam eden dava konusu 1 12... parseldeki 6 nolu bağımsız bölümü davalı ...’nın kızı olan diğer davalıya emaneten bedelsiz olarak devrettiğini, bu aşamadan sonra davacı Şirketin ekonomik sıkıntıları dolayısıyla inşaatın durması sebebiyle ... ile davalı ... arasında yeniden bir anlaşma yapıldığını, bu anlaşmada inşaatı yarım kalan 1 12... parseldeki 6 nolu bağımsız bölümün tapusunun emaneten olduğu haliyle kalması ve fakat daha sonra talep edildiği ve şartları oluştuğunda davacıya iade edilmesinin ve ... ’taki inşaatı bitmiş havuzlu sitedeki 1 22... 'lik dairenin bakiye 94.514 USD'ye sayılacağının, ayrıca ilave 15.000 Euro bedelin davacıya ödenmesi halinde davalı ...’na devredileceğinin kararlaştırıldığını, davacının ...’daki dava dışı taşınmazı temlik ettiğini ancak dava konusu 1 12... parseldeki emaneten temlik edilen 6 nolu bağımsız bölümün davalılar tarafından iade edilmediğini, kaldı ki 94.514 USD + 15.000 Euro ödenerek alınan ...’daki taşınmazın değerinin çok daha yüksek olduğunu, dava konusu taşınmazın emaneten değil de gerçekten satın alınmış olduğu düşünülse dahi edimler arasındaki aşırı nispetsizlik oluştuğunu ve hayatın olağan akışına, ticari hayatın gereklerine aykırı bir durum bulunduğunu, dava konusu 112 ada, 14 parseldeki 6 nolu bağımsız bölümün davacı Şirket tarafından davalıya emaneten devredildiğini, iade şartlarının oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı Şirket adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili; dava konusu taşınmazın 04.04.2004 tarihinde satış bedeli ödenerek satın alındığını, herhangi bir borç bulunmadığını, zamanaşımı süresinin de geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı tarafından yazılı delil ya da delil başlangıcı sayılabilecek bir delil sunulmadığı, yemin delilinin davacıya hatırlatıldığı, davacı vekilinin 15.03.2023 tarihli dilekçe ile yemin teklif edilmeyeceğini beyan ettiği, inançlı işlem iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacının, inanç sözleşmesine ilişkin iddiasını 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlayabileceği, yazılı delil veya "delil başlangıcı" yoksa inanç sözleşmesinin ikrar, yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesinin olanaklı olduğu, davacı tarafça asıl inanç ilişkisinin davalı ... ile fer'i müdahil ... arasındaki taşınmaz satış ilişkilerinden kaynaklandığının belirtildiği, dosyaya sunulan başka bir taşınmaza ilişkin satış sözleşmesi ve düzenlenen senetlerde dava konusu taşınmazla ilgili herhangi bir belirtme ve atıf bulunmadığından yazılı delil başlangıcı sayılamayacağı, yazılı delil ve yazılı delil başlangıcı bulunmadığından tanık dinlenmesinin de mümkün olmadığı, davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olsa da yargılama sırasında hatırlatılmasına rağmen yemin teklifinde bulunulmadığı, inanç sözleşmesinin varlığının kesin delille ispatlanamadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.03.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle HMK’nın duruşma yapılmadan verilecek kararlar başlıklı 353. maddesinin "b" bendinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilebileceğinin düzenlendiği gözetildiğinde temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 304,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılar vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.