Başvurucu, 27/4/2010 tarihinde Adana 3. İş Mahkemesinde açtığı işe iade davasının reddedilmesinin ve yargılamanın uzun sürmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, 27/4/2010 tarihinde Adana İş Mahkemesinde açtığı işe iade davasının reddedilmesinin ve yargılamanın uzun sürmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüş ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Başvuru, 14/2/2014 tarihinde Adana İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 27/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. İkinci Bölümün 10/4/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığı, 20/5/2014 tarihli yazı ile başvuruya ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun özel bir iş yerinde çalıştığı sırada iş akdi, işveren tarafından feshedilmiştir. Başvurucu, 27/4/2010 tarihli dilekçesiyle, bölge sorumlusu olarak çalıştığı sırada haklı olmayan nedenlerle iş akdinin feshedildiği iddiasıyla, işveren aleyhine işe iade davası açmıştır. Adana İş Mahkemesi, 23/7/2010 tarih ve E.2010/373, K.2010/601 sayılı kararıyla davanın kabulüne, feshin geçersizliğine, başvurucunun işe iadesine karar vermiştir. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 27/2/2012 tarih ve E.2011/9244, K.2012/2772 sayılı ilamıyla, eksik incelemeye dayalı karar verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu, 18/7/2012 tarih ve E.2012/212, K.2012/874 sayılı kararla, davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/11/2012 tarih ve E.2012/25592, K.2012/26174 sayılı ilamıyla hüküm tekrar bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu, 12/7/2013 tarih ve E.2013/15, K.2013/356 sayılı kararla; başvurucunun davalı işyerinde bölge sorumlusu olarak çalıştığı, görev tanımında işçi alma ve çıkarma yetkisinin bulunduğu, işveren vekili konumunda olup iş güvencesi kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2013 tarih ve E.2013/23245, K.2013/17083 sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucu, onama kararını 14/2/2014 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu, 14/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.” 5521 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında hüküm verilir.” 5521 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “Bu Kanunda sarahat bulunmıyan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.” 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Fesih bildirimine itiraz ve usulü” kenar başlıklı maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.” 4857 sayılı Kanun’un “Feshin geçerli sebebe dayandırılması” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.” 4857 sayılı Kanun’un “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:I- Sağlık sebepleri:…II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:…b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.…d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi.III- Zorlayıcı sebepler:…İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.”