Başvurucu, 22/3/2005 tarihinde İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı vekalet alacağının tahsili davası sonunda faize hükmedilmediğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 22/3/2005 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı vekalet alacağının tahsili davası sonunda faize hükmedilmediğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep etmiştir. Başvuru, 24/6/2013 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 8/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Birinci Bölümün 29/1/2014 tarihli ara kararı gereğince, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 28/2/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 22/3/2005 tarihinde Fatih Asliye Hukuk Mahkemesinde, H.G. aleyhine açtığı alacak davasında, davalının vekili olarak katıldığı davada sebepsiz olarak vekaletten azledildiğini, vekâlet ücretinin ödenmediğini ileri sürerek, 189 TL vekâlet ücretinin tahsilini talep etmiştir. Davalı, karşı davasında, başvurucunun vekâlet sözleşmesine aykırı hareket ettiğini ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı H.G.'nin yargılama sırasında vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir. Fatih Adliyesinin kapatılması üzerine yargılamaya, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmiştir. Mahkemece, 11/12/2012 tarih ve E.2005/61, K.2012/485 sayılı kararla; başvurucunun vekâlet sözleşmesinin gereklerine uygun olarak vekâlet görevini yaptığı sırada haksız olarak vekâletten azledildiği, azil tarihine kadar vekâlet ücretine hak kazandığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 023 TL vekâlet ücreti alacağının davalılardan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Davalıların temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 16/4/2013 tarih ve E.2013/7697, K.2013/9685 sayılı ilamıyla karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere hüküm onanmıştır. Başvurucu, 25/5/2013 tarihinde Yargıtay onama kararını öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu, 24/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 19/3/1969 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.” 1136 sayılı Kanun’un maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” 1136 sayılı Kanun’un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” 11/2/1959 tarih ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Vekile ve kanuni mümessile tebligat” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır.”