T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2025/1376 KARAR NO:2026/292 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:14/01/2025 NUMARASI:2023/41 Esas - 2025/29 Karar DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:12/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2025/1376 KARAR NO:2026/292 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:14/01/2025 NUMARASI:2023/41 Esas - 2025/29 Karar DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:12/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.02.2015 tarihinde, davacıya ... poliçesi ile sigortalı ... A.Ş. ye ait ... plakalı araca davalıya ait ... plakalı iş makinesinin çarpması sonucu hasara uğradığını, davalı araç maliki sürücüsünün kusurlu olduğunu, zarar görenlere ödeme yapan müvekkilinin sigortalısının haklarına halef olduğunu davalılar aleyhine İstanbul 13.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında başlatılan takibin itiraz durduğunu, bu nedenle fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla 11.286,00 TL hasar bedelinin, ödeme tarihi olan 03/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait terminal işletmesinde oluşan söz konusu hasarın, davacı şirketçe sigortalı aracın sürücüsünün kusur ve ihmali sonucunda meydana geldiğini, müvekkili şirketin kusuru olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davacının davasının reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda yer alan kanaatler harici gerekçe bildirilmeksizin davanın reddi yönünde hüküm kurulmuşsa da, istinaf başvurusuna konu yerel mahkeme kararı açıkça BAM bozma kararına aykırı olarak yetki aşımı yapılmak suretiyle tanzim edilen bilirkişi raporunun kül halinde hükme esas alınarak kurulduğundan hukuka aykırı olup bozma dışındaki hususlarda da inceleme yapıldığını, talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda mahalde hazır bulunan ve davalı tarafından usulüne uygun olarak tanık listesinde bildirilmeyen, dava dışı başka bir araç sürücüsü tanık olarak dinlenmiş, davalı tarafın söz konusu uyarıların olduğu hususunda bir iddiası olmadığı gibi, limana giriş öncesi eğitim verildiği v.s. hususunda mahkeme huzurunda dinlenen tanık dahi beyanda bulunmadığını, operatör işin doğası gereği olarak meydana gelebilecek tehlikeleri göz ardı ettiğinde, konteynırı kontrol etmeksizin kaldırdığını, operatör icra ettiği tehlikeli işin gereği olan gözetim/denetim/özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, kaldırdığı konteynırı tırla birlikte iki metre kaldıracak kadar kontrolsüz davrandığını, esasa ilişkin tespitleri ise kendi içerisinde açık tutarsızlıklar barındıran mesnetsiz ve soyut kabule dayalı kanaatler ile tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınması ve itirazlarının hangi gerekçe ile değerlendirilmeksizin reddedildiği dahi belirtilmeden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 30/11/2022 tarih, 2020/2016 Esas, 2022/2189 Karar sayılı kararı ile "...Dosya kapsamından, 13.02.2015 tarihinde davacıya ... sigortalı ... plakalı tır aracının sürücü ... sevk ve idaresinde iken davalının işlettiği terminaldeki ... vinci arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasına ilişkin kaza tespit tutanağının, olay yeri krokisinin düzenlenmediği, kazaya ilişkin her iki aracın sürücüsü ve görgü tanıkları tarafından hasar tespit tutanağının düzenlendiği, tutanak içeriğinde kaza oluşunun anlatıldığı, hasarlanan bölge ve miktarı ile kusur değerlendirilmesi yapılmadığı görülmüştür. Mahkemece hükme esas bilirkişi raporunda kazanın kusur değerlendirilmesinin dayanağı mevzuat maddesi atıfı yapılmadığı görülmektedir. Bilirkişi tarafından tespit edilen kaza mahallinin kaza tespit tutanağı bulunmadığı için denetlemesi yapılamamaktadır. Mahkeme huzurunda keşif yapılıp kaza mahalli tespiti yapılmamıştır.Tarafların kusur durumunun tespiti için kaza mahallinde araçların konumları ve manevraları ve öncelik durumunun, çarpma noktasının tespiti önemlidir. Mahkemece kusur durumu tespit edilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, ilgili liman müdürlüğünden kazanın vuku olduğu alanda yükleme ve boşaltma alanlarına ilişkin yapılan planlama, yükleme için bekleme yapan araçların konumlarının bulunması gereken noktaların nasıl belirlendiği ve vincin çalıştığı alanın koordinatlarının temin edilmesi ile kazanın gerçekleştiği yerin tam olarak saptanması için başka bir bilirkişi refakatiyle olay yerinde keşif yapılarak başka makine mühendisi bilirkişiden kazaya karışan tırı da inceleyerek rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi olmalıdır. " gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda keşif yapılarak kusura ilişkin rapor alınması için İzmir Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış ve bilirkişi raporu düzenlenmiştir.Talimat mahkemesince yapılan keşifte;Park alanı güney duvarı üzerinde herkesin rahatlıkla görebileceği şekilde, "... - ...!" ibareleri olan yaklaşık 1,5 m x 1,5 m ebadında oldukça büyük bir uyarı levhası bulunduğu belirtilmiştir.Keşif sonucu düzenlenen 05/09/2024 tarihli raporda;"... plakalı tır aracın sürücüsü ...' ün 13.02.2015 olay tarihinde 51 yaşında olduğu, 05.06.1991 tarihinde alınmış E sınıfı sürücü belgesi sahibi olduğu, sürücü belgesi alış tarihi dikkate alındığında olay tarihine kadar 24 yıl ağır vasıta sürücülüğü yapmış olan, ağır vasıta sürücülüğü konusunda çok tecrübeli bir sürücü olduğunun anlaşıldığı, olay tarihinde görevli olduğu, kendi beyanına göre 3,5-4 yıldır şöförlük yaptığı, ... Holding'de İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri ile Güvenli Araç Kullanma Eğitimleri alıp almadığı bilinmese de, yaşı, E sınıfı sürücü belgesi sahibi olması ve ağır vasıta sürücülüğündeki 24 yıllık tecrübesi itibarıyla, liman terminal park sahasında tüm dorse kilitlerini güvenli bir şekilde açtığından emin olmadan vinç altına yanaşmasının tehlike yaratabileceğini idrak edebilecek durumda olduğu, nasıl ki konteyneri dorseye yüklediği çıkış noktasında, trafiğe çıkmadan önce, trafikte seyir güvenliğini sağlamak için, tüm dorse kilitlerini güvenli bir şekilde kilitlemek görevi ve sorumluluğunda ise, aynı şekilde varış noktasında da istife girmeden önce tüm dorse kilitlerini tutukluk, takılma, kasıntı yapmayacak şekilde açmak ta görevi ve sorumluluğunda olduğu, ancak olay günü yaptığı tüm dorse kilitlerini açma çalışma sırasında iş güvenliğini sağlamak bakımından gerekli dikkat ve özeni göstermediği, tüm dorse kilitlerini güvenli bir şekilde açtığından emin olmadan vinç altına yanaşmak suretiyle tehlikeli ve hatalı davranışlarda bulunmuş olduğu, Bu durumun Sürücü ...'ün "... (...)... limanına geldiği, kilitlerini açtığı, vinç altına yanaştığı, vinç operatörü konteynırı alırken sağ kilidin takılı kaldığı" yönündeki beyanından anlaşıldığı, sağ kilidin takılı kalması, kilidin güvenli bir şekilde açılmamış olduğununu gösterdiği,keşif sırasında; Park alanında kilitlerini açıp vincin altına yanaşan tır üzerindeki konteynerin sorunsuz bir biçimde vinç tarafından alınıp istiflenmesi işleminin yaklaşık 7 - 10 dakika sürdüğü bir konteyner istif işleminde, sürücü ...'ün tüm dorse kilitlerini güvenli bir şekilde açtığından emin olmadan vinç altına yanaşmak suretiyle hatalı ve tehlikeli davranışlarda bulunması ve güvenli çalışma kurallarına uymaması sonucunda dava konusu olayın meydana gelmesine neden olduğu, %100 kusurlu olduğu, "Dava dışı operatör ...'un ... vinci ile çalışırken kabinden inerek ... açması veya açılıp açılmadıklarını kontrol etmesi mümkün olmadığı için kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı",Liman sahası girişinde bulunan alanda eğitim ve kontrol merkezi kurarak limana gelen şoförlere limana giriş yapmadan önce iş sağlığı güvenliği bilgilendirme eğitimi verilmesini sağladığı, eğitimi geçen sürücü adına İş Sağlığı ve Güvenliği Taahhütnamesi ile 1 yıl süreli Liman Giriş Kartı düzenlediği, giriş kartını alamayan sürücünün limana girişine izin vermediği, dorse kilitlerinin kilitli olup olmadıkları ve arızalı olup olmadıkları kontrol edilerek arızalı kilit olması durumunda sürücüden kilidin yenisiyle değiştirilmesi veya tamir ettirilmesi istediği, arızalı kilidi bulunan araçların hiçbir şekilde liman terminal sahasına sokulmasına izin vermediği, bu uygulamanın 2013 yılından beri kesintisiz ve eksiksiz bir şekilde uygulanmasını sağladığının tespit edildiği ve vinç operatörü olarak istihdam ettiği ...'un dava konusu olayın meydana gelmesine etken olabilecek herhangi bir hatalı, tehlikeli davranışı tespit edilmediğinden, davalı işveren şirket ... A. Ş.'nin dava konusu olayın meydana gelmesinde iş güvenliği ve teknik yönden herhangi bir etkisinin bulunmadığı" tespit edilmiştir.Bu durumda mahkemece olay yerinde keşif yapılarak alınan kusur raporunun kaza mahalli, olayın oluş şekli de incelenerek düzenlenmesi nedeniyle gerekçeli ve yeterli olduğu, hükme esas alınabileceği, bu rapora göre kazanın davacıya sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana geldiği, davalı şirkete yüklenecek bir kusur bulunmadığı anlaşılmasına göre kusursuz olan davalıya rücu koşulu oluşmadığından davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026