1. Ceza Dairesi 2026/556 E. , 2026/2011 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/535 E., 2022/666 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yumurtalık Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/535 Esas, 2022/666 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında basit yargılama usû…
1. Ceza Dairesi 2026/556 E. , 2026/2011 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/535 E., 2022/666 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yumurtalık Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/535 Esas, 2022/666 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında basit yargılama usûlü uygulanması suretiyle kasten yaralama suçundan, 1. Şikâyetçi ...'a yönelik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2-2, 86/3-a, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251/3, 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddeleri gereğince 4.040,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 2. Şikâyetçi ...'e yönelik 5237 sayılı Kanun’un 86/2, 86/3-a, 5271 sayılı Kanun’un 251/3, 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddeleri gereğince 27.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, itiraz edilmeksizin 18.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 22.12.2025 tarihli ve 2024/33681 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/153055 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.01.2026 tarihli ve KYB - 2025/153055 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1) 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 'Tebellüğ edecek şahsın hasım olması' başlıklı 39. maddesindeki 'Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz.' şeklindeki, 5271 sayılı Kanun'un 251/2. maddesinde, 'Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir' şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, mahkemesince sanığın savunmasının tespiti için yapılan tebligatın müşteki olan eşi ... ...'a 07.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, bu haliyle yapılan tebliğin usulsüz olduğu, mahkemesince kovuşturma aşamasında usûlüne uygun şekilde savunması tespit edilmeyen sanık hakkında savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, 2) Dosya kapsamına göre, somut olayda sanığın 09.05.2022 tarihli müşteki ... ...'a yönelik kasten yaralama eylemine ilişkin Yumurtalık Asliye Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanunu'nun 86/2-2. cümlesi uyarınca adli para cezası seçilmek suretiyle temel cezanın 200 gün olarak belirlendiğinin anlaşılması karşısında, anılan maddede yer alan kasten yaralama suçunun cezası '4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adlî para cezası' iken, suç tarihinden sonra 27.05.2022 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanunu'nun 86/2. maddesine eklenen 'suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı 6 aydan az olamaz' şeklindeki ek cümle ile değiştirildiği cihetle, suç tarihinin 09.05.2022 olması karşısında aleyhe kanun değişikliğinin sanık hakkında uygulanamayacağı, kaldı ki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki 'Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.' şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması gerekirken, yazılı şekilde lehe kanun değerlendirilmesi yapılmadan fazla cezaya hükmedilmesinde, 3) Sanık hakkında müşteki ... ...'a yönelik kasten yaralama eylemine ilişkin hüküm kurulurken temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 86/2-2.cümlesi gereğince 200 gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesini müteakip, aynı Kanun'un 86/3-a maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılarak hesaplanan 300 gün karşılığı adlî para cezası üzerinden, 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapılırken hesap hatası yapılarak 225 gün karşılığı adlî para cezası yerine, 202 gün karşılığı adlî para cezasına karar verildiği ve sonuç olarak 225 gün karşılığı 4.500,00 Türk lirası adlî para cezası yerine, 4.040,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmek suretiyle eksik ceza tayin edildiğinin gözetilmemesinde, 4) Sanık hakkında müşteki ... ...'a yönelik eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a, 52/2 ve 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddeleri uyarınca belirlenen 135 gün adlî para cezasının, anılan Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 20,00 Türk lirasından adlî para cezasına çevrilmesi neticesinde 2.700,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmesi gerekirken, hesap hatası yapılarak 27.000,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun'un, Basit yargılama usûlü başlıklı 251. maddesinin inceleme konusu ile ilgili ikinci fıkrası; “Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; hükümlü hakkında açılan davanın basit yargılama usulüne göre yürütülmesine karar verildiği belirlenmekle hükümlüye savunmasını bildirmesi için yapılan tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Şöyle ki 7201 sayılı Kanun’un “Tebellüğ edecek şahsın hasım olması” başlıklı 39. maddesinde belirtilen; “Bu kanun hükümlerine göre kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olacak şekilde hükümlü adına tebliğe çıkarılan ihtarın incelenen dosyada şikâyetçi olması nedeniyle hasım olan şikâyetçi ...'a tebliğ edildiği belirlenmiştir. Hükümlüye çıkarılan tebligatın usûlüne uygun yapılmadığı dikkate alınmadan yargılamaya devam edilerek savunma hakkının kısıtlanması suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 2. Şikâyetçi ...'a yönelik hüküm yönünden; 5237 sayılı Kanun'un Kasten yaralama başlıklı 86/2. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan ve suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ikinci fıkrasında yer alan; "(2) (Ek fıkra: 31.3.2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur." şeklindeki düzenleme gereği olay günü şikâyetçi ...'ı basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralayan hükümlü hakkında temel cezanın eylemin kadına karşı işlenmesi nedeniyle 6 aydan az olamayacağına ilişkin "(Ek cümle:12.5.2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz." şeklindeki düzenlemenin suç tarihi itibariyle yürürlükte olmadığı dikkate alınmadan temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesinin ikinci cümlesine göre tayin edilmesi ve hesaplama hatası da yapılarak sonuç cezanın belirlenmesi, Kanun’a aykırı olup (2) ve (3) numaralı kanun yararına bozma talelepleri yerinde görülmüştür. 3. Şikâyetçi ...'e yönelik hüküm yönünden; 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a, 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddeleri uyarınca belirlenen 135 gün adlî para cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 52. maddesi gereğince günlüğü 20,00 TL'den adlî para cezasına çevrilirken 2.700,00 Türk lirası adlî para cezası yerine hesaplama hatası yapılarak 27.000,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza belirlenmesi de, Kanun’a aykırı olup (4) numaralı kanun yararına bozma talelebi de yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Yumurtalık Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/535 Esas, 2022/666 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4 maddesi uyarınca (şikâyetçi ...'a yönelik kurulan hüküm yönünden 5271 sayılı Kanun'un 309/4-b maddesi gereği hükümlünün kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle) gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde karar verildi.