T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/912 KARAR NO : 2025/1450 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.04.2025 NUMARASI : 2021/152 E. - 2025/387 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 16.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16.10.2025 İzmir 3:Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.04.2025 tarih 2021/152 E. - 2025/387 K. sayılı kararın Dair…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/912 KARAR NO : 2025/1450 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24.04.2025 NUMARASI : 2021/152 E. - 2025/387 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 16.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16.10.2025 İzmir 3:Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.04.2025 tarih 2021/152 E. - 2025/387 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 10.11.2011 tarihinde, müvekkili ...’nın içerisinde yolcu olarak bulunduğu, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile Bor İlçesi istikametinden gelerek Aksaray-Adana yolu kavşağına girdiği esnada Ulukışla istikametinden Aksaray istikametine seyir halinde bulunan sürücü... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile çarpışmaları neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kaldığını, trafik kazasına kusuruyla sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle 39656770 nolu Kasko Sigorta Poliçesi uyarınca davalı...A.Ş.'nin teminatı altında olduğunu, müvekkilinin trafik kazası sonucu uğramış olduğu manevi zararların tazmininden davalı sigorta şirketinin teminat limiti ile sorumlu olduğunu, müvekkilinin özellikle kafatası kemiğindeki ve alın kemiğindeki çökme kırıkları başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar, ezilme ve yaralanmalar meydana geldiğini, kazadan sonra Bor Devlet Hastanesi kaldırılan ve tedavisine Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde devam edilen müvekkilinin, yatarak tedavi gördüğünü ve çeşitli cerrahi operasyonlar geçirdiğini, trafik kazası neticesindeki yaralanmaları nedeniyle müvekkilinin hem fiziken hem de manen telafisi güç ve imkânsız acı, elem ve üzüntüler yaşadığını, dava konusu trafik kazası nedeniyle Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2011/5606 Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma yapıldığını beyanla davanın kabulü ile başkaca sorumlulara karşı başvuru, dava ve her türlü yasal haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin manevi zararların tazmini amacıyla 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ....A.Ş.'den teminat limiti ile sorumlu olmak üzere tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, dava konusu olayın yaralanmalı bir trafik kazası olduğunu, yaralanmalı trafik kazalarında "taksirle yaralama" suçundan dolayı ceza zamanaşımının 8 yıl olarak uygulanmakta olduğunu, kazadan 9 yıl 3 ay 20 gün sonra açılmış olan davada davaya konu talebin zamanaşımına uğradığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ... plakalı aracın müvekkili şirkete, 12/03/2011–2012 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 39656770 numaralı Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere poliçeden dolayı sorumluluğun sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde manevi ve ZMSS'yi aşan kısım yönünden maddi tazminata ilişkin olarak azami 30.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı beyan edilmiş ise de, davacı yolcu konumunda olduğundan emniyet kemerinin takılı olup olmadığı ve bu sebeple de müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun da araştırılmasını talep ettiklerini, kusur durumunun tespitine yönelik Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmasını, Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/5606 E. sayılı dosyasının celbini, davacının manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, manevi tazminatın belirlenmesinde kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, TMK’da yer alan hakkaniyet ilkesinin esas alınması gerektiğini, davacıların yaralanmaları nedeniyle tazminat talep edebilmeleri için öncelikle kaza sırasında sekel mahiyette arızalarının bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğini, davacının kazadan sonraki genel adli muayene raporları ile tam teşekküllü bir devlet hastanesi veya üniversite hastanesinden son durum raporu alınarak Adli Tıp Kurumu’na sevkinin beyanla davanın öncelikle zamanaşımından ve neticeten esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece davacının davaya konu kaza nedeniyle tedavi gördüğü tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında mevcut tedavi evrakları, kayıt ve belgeleri ilgili kurumlardan celp edilerek dosya arasına alındığı, davacının tedavi sürecinin ne zamana kadar devam ettiği ve hangi tarihte bittiği, zararın (maluliyetin) ne zaman öğrenildiği ya da öğrenilmesi gerektiği hususlarında Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından ve İstanbul ATK 2.İhtisas Dairesinden aldırılan maluliyet raporları ve dosyada toplanan delillerden, davacının 10.11.2011 tarihli trafik kazasına bağlı olarak tıbbi iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 6 ay olarak kabul edilebileceği, davacının dosya arasına getirtilen tıbbi evraka göre en son beyin ve sinir cerrahisi kontrolünün 22.11.2011 tarihinde olduğu ve başındaki yara için 30.11.2011 tarihinde yara pansumanı yapıldığını gösterir tıbbi evrakın bulunduğu, davacı tarafça tedavinin daha sonraki tarihlerde de devam ettiği iddia edilmiş ise de aşamalarda verilen kesin sürelere rağmen iddia edilen tedavilere ilişkin herhangi bir tedavi evrakı sunulmadığı, mevcut dosya durumuna göre, alınan adli tıp raporları kapsamında, davacının 30.11.2011 tarihi sonrasına ait herhangi bir takip ve tedavi evrakının bulunmadığı, dolayısıyla mevcut tıbbi belgeler ve adli tıbbi genel kabuller çerçevesinde olay neticesinde meydana gelen kafatasındaki çökme kırığı nedeni ile davacı ...'nın tedavi sürecinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar devam ettiğinin kabulünün uygun olacağı, davacının tedavi sürecinin bu süre sonunda bittiğinin kabulünün tıbben uygun olacağı, davacıda davaya konu olan trafik kazasında meydana gelen ve maluliyet oranına sebep olan kafatasındaki açıklığın 10.11.2011 tarihli operasyon itibariyle sabit olduğu tespit edildiğinden ve davacı tarafça raporlara itiraz ile rapor kapsamındaki tespitlerin aksi iddia edilmiş ise de iddiaların ispatına elverişli delil de sunulmadığından alınan raporlara itibar edildiği, davaya konu kazanın 10.11.2011 tarihinde meydana geldiği, alınan adli tıp raporlarına göre davacının iyileşme süresinin 6 ay olduğu, buna göre iyileşme süresinin tamamlandığı tespit edilen ve zararın öğrenildiği tarihin 10.05.2012 olacağı, bu tarihten itibaren hesaplanan 8 yıllık zamanaşımı süresinin 10.05.2020 tarihinde dolduğu, buna göre eldeki davanın zamanaşımı dolduktan sonra açıldığı, TBK.'nun 154. maddesinde belirtilen zamanaşımının kesilmesini gerektiren bir durumun da mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, istinafa konu kararda, iyileşme sürecinin 6 ay olacağı yönündeki kabulün hem tıbben hem de hukuken hatalı olduğunu, yargılama konusu kazada müvekkilinde beyin hasarı, beyin kemiği kırığı, kafatravması, beyin kanaması meydana gelmiş olup iyileşme süresinin 6 ay değil en az 18 ay olduğunu, işbu yöndeki tespitin kabulü mümkün olmadığı gibi tespit ve tıbbi değerlendirmenin hatalı olduğunu, zamanaşımı süresinin 8 yıl olarak kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, zamanşımı süresinin 8 yıl değil, KTK gereği 10 yıl olup Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairelerinin son tarihli kararları gereğince işbu süre maluliyetin tespiti tarihinden itibaren başladığını, yargılama konusu trafik kazası 10.11.2011 tarihinde meydana gelmiş olup, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından önce, 01.03.2021 tarihinde işbu davanın ikame edildiğini, TBK'nun 72. maddesi ve KTK'nun 109/1. maddesi gereğince işbu davada uygulanacak zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, dosya kapsamında alınan ilk rapor olan 08.08.2019 tarihli rapora göre zamanaşımı tespiti gerekirken, hatalı tespit ve değerlendirme ile zamanaşımı başlangıcı tespitinin yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, davalı yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, TBK md. 56 gereğince manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Özel kanun niteliğinde olan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)'nun 109. maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden önceden yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesindeki düzenlemeden farklı, özel bir hüküm getirilerek Borçlar Kanunu’nun 60. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi, bu tür tazminat davaları yönünden iki yıl olarak düzenlenmekle birlikte 11/01/2011 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'nın 72. maddesinde ise süre iki yıl olarak benimsenmekle 2918 sayılı yasa ile paralel bir düzenleme getirilmiştir. Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay 4. HD'nin 12.12.2022 tarih ve 2021/21079 E. - 2022/16718 K. ) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarında belirtildiği üzere, bedensel bütünlüğün zarar gördüğü ve tedavinin uzunca bir süreye yayıldığı durumlarda, oluşan zararın miktarı tıbbi bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşmaktadır. Gelişen bir durumun bulunduğu, zararın niteliği ve kapsamının bu nedenle sonradan öğrenildiği hallerde zamanaşımı zararın kesin miktarının öğrenildiği tarihten başlayacaktır. (Yargıtay HGK 21.03.2001 gün ve 2001/4-258 E., 2001/276 K.; 05.06.2002 gün ve 2002/4-470 E., 2002/477 K.; 15.05.2015 gün ve 2013/21-2035 E., 2015/1345 K. ve 01.03.2017 gün ve 2014/21-2372 E., 2017/379 K. Sayılı ilamları) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir. Fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şart değildir. Yine, Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu da aranmaz. (Yargıtay HGK 20.12.2006 tarih 2006/4-80 E. - 2006/813 K.) 30.11.2011 tarih ve 2011/17-569 E. 2011/710 K.) Öte yandan 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğü giren 7226 Sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde belirtilen süreler 2480 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmış olup buna göre bu tarihler arasında 95 gün zamanaşımı süreleri durma nedeni ile uzadığı hususları sabittir. Somut olayda, 10/11/2011 tarihinde.... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile .... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçların çarpışması ile meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasında davacı ...'in .... tarafından kullanılan aracın içerisinde yaralanması sebebi ile karşı araç kaskocusu davalı aleyhine İMMS teminatı kapsamında manevi tazminatın tahsiline yönelik dava açıldığı, bahse konu kazadan kaynaklı davacının %19 oranında maluliyet ile birlikte kazadan itibaren 6 ay süre ile geçici iş göremezlik durumunun oluştuğu ve işbu manevi tazminat talebinin maluliyetten kaynaklı ileri sürüldüğü görülmekle somut olayda 5237 Sayılı Yasanın 66 maddesine göre 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda İDM'ce davacı yan yönünden maluliyetinin oluşup oluşmadığı, maluliyete yönelik tedavisinin ne zaman başlayıp bittiği, yaralanmadan dolayı gelişen bir maluliyet durumunun olup olmadığına yönelik yapılan inceleme ve araştırmalar yerinde ve yeterli görülmekle birlikte bahse konu trafik kazasından kaynaklı davacıda yeni ve gelişen bir durum olmadığının yapılan yargılamada alınan raporlar ile anlaşıldığı, tedavinin devam ettiğine yönelik beyan karşısında bu hususta verilen süre içerisinde iddia konusu edilen hususun ispata elverişli deliller ile ispatlanamadığı, İDM'ce geçici iş göremezlik süresi boyunca tedavisinin devam ettiğine yönelik görüşün yerinde ve isabetli olduğu, İDM'ce 8 yıllık zamanaşımı süresinin 10.05.2020 tarihinde dolduğu yönündeki süre belirlenmesine esas hesaplamaya yukarıda covide yönelik açıklamada belirtilen süre eklenmekle birlikte dava tarihi itibariyle işbu davanın zamanaşımı dolduktan sonra açıldığı yönündeki kanaat benimsenmekle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik verilen İDM kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.