T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 20/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2025 NUMARASI : ...Esas- ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Ticari Satımdan Kaynaklanan G.KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 İl…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 20/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2025 NUMARASI : ...Esas- ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Ticari Satımdan Kaynaklanan G.KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı ... A.Ş , 3 yıldır cari hesap ilişkisi çerçevesinde mal alım satımı yaptığını, müvekkili şirketin davalıdan olan alacaklarını gösterir dilekçe ekinde sunulu 2023 yılı cari hesap ekstresine göre, davalının müvekkiline borcu 20/09/2023 tarihi itibariyle 409.133,03 TL olduğu, müvekkili tarafından usulüne uygun olarak faturası kesilen ve karşı tarafa tebliğ edilen fatura içeriğine davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı için fatura bedelleri kesinleştiğini, kesinleşen faturalara konu cari hesap bedelinin ödenmesi için gerek yazılı ve gerekse sözlü olarak davalı tarafa müracaat edildiğini, ancak davalının taleplere karşılık ödemeden imtina etmesi üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyasıyla borçlu aleyhine ilamsız takiplere yönelik takip açılarak ödeme emri tebliğ edildiğini, borçlu sadece yargılamaların uzamasını fırsat bilerek takibe itiraz ettiğini ve yaptığı haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, borçlu söz konusu itiraz dilekçesinde takibe , borca , borç ilişkisi ve borç kaynağına , takibin tüm eklentilerine itiraz ettiğini, üç yılı aşkın bir süredir devam eden cari hesap ilişkisini dahi inkar eden borçlunun itirazı kötüniyetini ortaya koyduğunu, icra takibine yapılan itiraz üzerine taraflarınca 26/09/2023 tarihinde ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, bu süreçte davalı tarafla anlaşamama neticesinde 26/10/2023 tarihinde arabuluculuk son tutanağı düzenlendiğini, yapılacak bilirkişi incelemesine esas olmak üzere, müvekkil şirkete ait ticari defterler ve faturalar ve cari hesaba konu faturalar ile ilgili malların teslimini gösterir irsaliyelerin tamamı , ‘’...’’ adresinde faaliyet gösteren şirketin mali müşaviri ... ofisinde olduğunu, müvekkiline ait ticari defterler ve tüm belgeler üzerinde inceleme yapılmasını ,borçlunun itirazı haksız ve kötüniyetli olduğundan itirazın iptali, takibin devamı ve takibe konu alacak likit bir alacak olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi için mahkemeye başvurduklarını, öncelikle müvekkil şirketin mağduriyetinin önlenmesi açısından davalı şirkete ait menkul ve gayrimenkul mallar üzerine ihtiyati haciz mahiyetinde olmak üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda da borçlunun ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı haksız ve kötüniyetli olan itirazının iptalini, takibin devamına,itiraz hukuki ilişkiyi de inkar eder şekilde kötüniyetli olarak yapıldığından davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında ticari ilişki nedeniyle borç-alacak ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirketin işbu ticari ilişki kapsamında davacı şirkete borcu bulunduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete yapılan mal teslimi çoğu kez ayıplı şekilde ifa edildiğini, bu bağlamda taraflarınca davacı şirkete iade faturası kesildiğini, ancak davacı şirket tarafından söz konusu iade faturalarının haksız şekilde kabul edilmediğini, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile haksız ve mesnetsiz iddialar ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine itiraz edildiğini, dava konusu olmayan menkul ve gayrimenkuller hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden ve davacı şirket tarafından söz konusu alacağın bulunduğuna dair yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde delil sunulmadığından mahkeme tarafından bu tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, mahkememizin 05/12/2023 tarihli ara kararı gereği davacının ihtiyati tedbir talebinin reddedildiğini, davacı tarafından işbu alacağın açık ve somut hangi deliller ile ispatlanması gerekirken söz konusu dosyaya davacı tarafından alacağın bulduğunu gösterir hiç bir delil sunulmadığını, davacı tarafından işbu davaya konu borç yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde ispatlanamadığından Mahkeme tarafından verilen söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete defalarca kez ayıplı mal ifa edilmiş olup bu bağlamda müvekkili şirket tarafından iade faturaları tanzim edildiğini, ancak davacı şirket işbu iade faturalarını hukuka ve hakkaniyete aykırı olacak şekilde kabul etmediklerini, bu nedenle davacı şirketin müvekkil şirketten alacağı bulunduğunun taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirket tarafından ayıplı ifa edilen mallara ilişkin taraflarınca 09/09/2023 tarihli 46.526,26 TL bedelli iade faturası, 19/09/2023 tarihli 46.991,26 TL bedelli iade faturası, 30/09/2023 tarihli 46.991,26 TL bedelli iade faturası, 07/10/2023 tarihli 46.991,26 TL bedelli iade faturası ve 09/10/2023 tarihli 46.991,26 TL bedelli iade faturası kesilmiş olup davacı şirket tarafından söz konusu faturalar kabul edilmediğini, bu bağlamda davacının söz konusu ayıplı ifasına ilişkin olarak iade faturalarını kabul etmemesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete borcu bulunduğunu, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ticari defter, ticari işletmelerin mali durumunu, borçlarını ve alacaklarını, yaptıkları harcamaları, alınan kararları tuttuğu defter olduğunu, ticari defterler içeriğine göre çeşitlere sahip olduğunu, ticari defterlerin var olmasının sebebi ticari hayattaki güvenliğin sağlanması olduğunu, Ticari defterler sayesinde ticari faaliyetler denetlenebilir olduğunu, tacirlerin ve şirketlerin işlerini takip etmesi açısından da ticari defterler önemli olduğunu, aynı zamanda ticari defterler uyuşmazlıklarda delil olarak kullanılabileceğini, davacı şirketin söz konusu ayıplı mal teslimine ilişkin kesilen faturaları ticari defterlerine işlememesi nedeniyle işbu dosyada yapılacak bilirkişi incelemesi ile taraflar arasında tutulan ticari defterler arasında cari farklılıkların bulunduğu açıkça görüleceğini, bu bağlamda ticari defterler arasında farkın bulunması hayatın olağan akışına aykırı olup davacı tarafından söz konusu cari hesap alacağına ilişkin yazılı ve kesin delil niteliğine haiz belgeler sunulması gerektiğini, tüm bu nedenlerle ayıplı mal teslimine ilişkin müvekkil şirket tarafından kesilen iade faturalarının davacı şirket tarafından kabul edilmemesi nedeniyle oluşan cari açıktan müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağı, bu bağlamda davacı şirketin usul ve yasaya uygun olacak şekilde mal tesliminde bulunduğunu yazılı ve kesin deliller ile ispatlaması gerektiğini, dayanak belgeler ile desteklenmeyen ticari defter malın tesliminde ve alacağın bulunduğuna yönelik ispata yeterli olmadığını, bu bağlamda davacı tarafından müvekkkil şirketten alacağı bulunduğuna dair yazılı ve güçlü delil sunulmadığından davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, yalnızca ticari defterlere kaydedilmiş alacak kaydının var kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olacağını, işbu ticari defterlere kaydedilen alacak kaydına ait faturada belirtilen malın teslim edildiği, teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edilir olduğunu, tek başına fatura malın teslim edildiğini göstermeyeceğini, bu noktada davacının söz konusu faturaların temelini oluşturan ticari işin yapıldığının kesin ve yazılı deliller ile ispatlanması gerektiğini, kuşkusuz, bu belgelerin imzalı ve imzaların, alıcıya veya alıcının çalışanına ait olması gerektiğini, yalnız, imzanın alıcı veya çalışanı yanında, başka biçimde teslim almaya yetkili sayılabilecek kişiye ait olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini, uygulamada, bu belgelere, sadece kime ait olduğu anlaşılamayan imza atıldığına veya sadece ismin yazıldığına sıklıkla rastlanıldığını, bu durum alacaklının aleyhine olup malın teslim edildiğine ilişkin ispat külfeti davacı/alacaklıya ait olduğunu, bu bağlamda işbu cari hesap alacağına ilişkin sunulacak faturaların müvekkil şirket yetkilisi tarafından imzalı olmasının yanında işbu faturaya konu malların teslimini gösterir imzalı sevk irsaliyelerinin ve teslim makbuzu vb. Belgelerin sunulması gerektiğini, ancak davacı tarafından işbu dosyaya cari hesap alacağının varlığını kanıtlar yazılı ve kesin delil niteliğine haiz fatura, sevk irsaliyesi vb. belgelerin sunulmamış olup davacı tarafından işbu davadaki haklılığı kanıtlanmadığını, taraflarınca kesilen iade faturaları davacı şirket tarafından usul ve yasaya aykırı olacak şekilde kabul edilmemiş olup davacı şirket, müvekkili şirketten haksız kazanç elde etme saiki ile hareket ettiğini, bu nedenle işbu davada davacı şirketin söz konusu alacağı bulunduğunu iddia ettiği fatura alacağına ilişkin malların müvekkile eksiksiz ve ayıpsız şekilde teslim ettiğinin ispatı büyük önem taşıdığını, ancak davacı şirket tarafından müvekkili şirkete kesilen faturaların ayıpsız ve eksiksiz teslim edildiğine dair kesin ve yazılı delil sunulmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ticari defterlere kaydedilmiş olan fatura tek başına malın teslimine ve faturaya dayanak işin yapıldığına kanıt olamayacağını, bu bağlamda faturanın imzalı sevk irsaliyesi, teslim makbuzu vb. belgeler ile kanıtlanması gerektiği, faturaya itiraz edilmemesi söz konusu faturaya konu işin yapıldığını kanıtlayamayacağını, bu bağlamda davacı tarafından ticari defterlerde bulunan işin yapıldığını kesin ve yazılı deliller ile ispatını gösterir belgelerin sunulması gerektiğini, bu nedenle davacı tarafından işbu davaya konu alacağa dayanak işin yapıldığına dair kesin ve yazılı delil sunulmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, itirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olduğundan icra dosyasına sunulmayan deliller davacı tarafından işbu davada öne sürülemeyeceğini, bu kapsamda davacı tarafından icra dosyasında yalnızca cari alacağa dayanılmış olup davacının bu davadaki haklılığı kanıtlanmadığını, itirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak çıktığını ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olduğunu, bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlü olduğunu, mahkemece icra takibine dayanak yapılan cari hesap konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde olmayacağını, davacı tarafından icra takibine dayanak olarak gösterilmeyen belgeler işbu davada öne sürülemeyeceğini, olup yargılama genişletilemeyeceğini, bu nedenle davacı tarafından icra takibine yalnızca cari hesap görüntüsü eklenildiğini, bu delil dışında dosyaya delil sunulamayacağını, bu davada ispat yükü davacıda olup davacı tarafından bu dosyaya haklılığını kanıtlar yazılı ve kesin delil sunulamadığını, bu nedenle davacı tarafından kanıtlanamadığını, işbu davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, ispat yükü tamamen alacaklıda olduğunu, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibine konu borcun varlığını kanıtlar somut ve güçlü delil sunulamadığını, davacının tamamen kötü niyetli olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, nitekim davacı tarafından işbu müvekkili şirket aleyhine açılan ve hakkın kötüye kullanımı teşkil eden alacak taleplerinin reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından kesilen ayıplı ifaya ilişkin iade faturalarının davacı şirket tarafından kabul edilmemesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu bağlamda işbu davada davacı şirket ayıpsız ve eksiksiz mal tesliminde bulunduğunu kesin ve yazılı deliller ile ispat külfeti altında olduğunu, işbu davada ispat yükünün davacıda olduğunu davacı tarafından işbu cari hesap alacağına ilişkin yazılı ve güçlü delil sunulmadığı açıkça ortada olduğunu, davacının usul ve yasaya aykırı ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, huzurdaki haksız ve dayanaksız davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20 si tutarında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini belirtmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...2004 Sayılı İİK'nın 67/2 Maddesi gereğince açılan davanın KISMEN KABULÜ ile; ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında; Davalı borçlunun 403.095,75-TL asıl alacak yönünden İTİRAZININ İPTALİNE, takibin 403.095,75-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-)Hükmolunan ve itiraza uğrayan 403.095,75-TL'nin % 20'si olan 80.619,15-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-) Davalı tarafın davacı aleyhine kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE," karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 18/06/2025 tarihli ek kararı ile; "Mahkememizin ...E., ... K. Sayılı gerekçeli kararın hüküm kısmının 6.maddesinde geçen "toplam 2.548,10 TL" ifadesinin "toplam 7.295,21 TL" şeklinde HMK'nın 304 ve devamı maddeleri uyarınca TASHİHİNE" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının cari hesap ekstresinde yer alan isimsiz ve imzasız faturaların malın teslim edildiğini ve alacağın varlığını tek başına ispata yeterli olmadığı halde, yerel mahkemece fatura içeriklerinin teslim edildiği şeklinde gerekçe ile kabul kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete defalarca kez ayıplı mal ifa edilmiş olup bu bağlamda müvekkili şirket tarafından iade faturaları tanzim edildiğini, yerel mahkeme tarafından ayıplı mal iddiaları ve buna dair düzenlenen iade fatuaralarının hükm esas alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararın gerekçesinde, "Ayıp savunmasında bulunan davalının TBK'nın 223/2. maddesi uyarınca gerekli incelemeyi yaptıktan sonra bunu davacı-satıcıya bildirdigine dair herhangi bir yazılı delil sunamadıgı görülmektedir" ifadelerine yer verdiğini, bu ifadelerin kabulü mümkün olmayıp müvekkili şirket tarafından malların kontrolü yapılarak süresi içinde iade faturaları düzenlendiğini, müvekkilinin TBK md. 227’de alıcıya tanınmış seçimlik haklardan ayıp oranında bedel indirimi hakkını kullandığını, bu kapsamda, davacı şirket tarafından ayıplı ifa edilen mallara ilişkin taraflarınca 09/09/2023 tarihli 46.526,26 TL bedelli iade faturası, 19/09/2023 tarihli 46.991,26 TL bedelli iade faturası, 30/09/2023 tarihli 46.991,26 TL bedelli iade faturası, 07/10/2023 tarihli 46.991,26 TL bedelli iade faturası ve 09/10/2023 tarihli 46.991,26 TL bedelli iade faturası kesilmiş olup davacı şirket tarafından söz konusu faturaların hukuka ve hakkaniyete aykırı şekilde kabul edilmediğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığından ve ayrıca dava konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın hüküm kısmında (4) ve (6) nolu maddelerde kabul/ret oranına göre karar verilmesi gerekirken harçların tamamından müvekkilinin sorumlu tutulmasının kanuna aykırı olduğunu, bu nedenlerle; yerel mahkemece verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma sebebi ile öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulüne, istinaf başvurusunun kabulü ile, yerel mahkemece verilen kararın müvekkili aleyhine olan kısmının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, müvekkili lehine olan kısmının onanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile, davalı tarafın istinaf dilekçesinde cari hesap ekstresinde yer alan ‘’isimsiz ve imzasız’’ faturaların malın teslim edildiğini kanıtlamakta tek başına yeterli olmadığının, imzaların yetkili şirket tarafından atılmadığının ve bazı faturaların hiç teslim edilmemiş olduğunun, faturalarda bulunan imzaların kime ait olduğunun araştırılmadığının ve malların teslim edilip edilmediğinin araştırılmadığını iddia ettiğini ve buna ilişkin sunmuş olduğu Yargıtay Kararlarında ;sadece davacının ticari defterlerinin incelenmesinin kesin delil olmadığı , davacının malları teslim edildiğinin de ispatlaması gerektiği , isimsiz imzaların kime ait olduğunun araştırılması gerektiğinin belirtildiğini, hükme esas alınan 02/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili davacının ve davalının defterlerinin ibraz edildiği ve usulüne uygun olarak tutulduğu belirtildiği ve raporda müvekkilinin kestiği toplam fatura ile davalının kesmiş olduğu toplam fatura arasında 6.037,68 TL lik fark olduğu bunun dışında takibe konu edilen fatura ve ödemelerin taraf defterlerinde kayıt olduğu , faturalara ilişkin sevk ve irsaliyelerin düzenlendiğiin tespit edildiğini, bu durum dahi davalının kendi defterlerinde kayıtlı olan faturalara ilişkin malın teslim edilmediğine yönelik iddiasının gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, davalı istinaf dilekçesinin 3. sayfasında teslim aldığı malların ayıplı olduğunu ve ‘’iade’’ faturası düzenlediğini belirterek malları teslim aldığını ikrar ettiğini, davalı tarafça sunulan Yargıtay kararlarında sadece tek bir tarafın ticari defterlerinin sunulması ve deftere kayıtlı olması durumunda ayrıca malların teslim edildiğinin de ispatının gerekli olduğunun yazılı olduğunu, ancak her iki tarafında ticari defterlerine kayıtlı bir alacak için teslim olgusunun ayrıca ispatlanmasına gerek olmadığını, ticari defterlerin kesin delillerden olduğunu, davalının faturalarda şirket yetkililerinin imzalarının bulunmadığını, imzaları olan kişilerin şirket çalışanı olup olmadığının araştırılmadığı iddialarının da gerçek dışı olduğunu, zira bilirkişi raporunda irsaliyelerin büyük bölümünde teslim alanın imzasının bulunduğunu , isim bilgisi bulunan ..., ... , ... , ... , ... , ... , ...’ın ...İ’nin sigortalı çalışanı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir ayıplı mal teslim etmediğini, HMK'nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu, Yerel Mahkeme davanın 26/06/2024 tarihi ön inceleme duruşmasında vermiş olduğu 3 nolu ara karar ile davalı tarafa ayıplı mallara ilişkin ayıp ihbarına yönelik ihtar veya yazılı başvuru evrakını sunması için 2 haftalık süre verdiğini ancak davalı tarafın herhangi ayıp ihbarına ilişkin herhangi bir yazılı belge sunmadığını, davalı tarafın faturaların içeriğine itiraz etmediği gibi ... İcra Müdürlüğü’nün ...E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazda da malların ayıplı olduğuna ilişkin bir beyanda bulunmadığını, ayıplı mal iddiasını sadece dava safahatında kötüniyetli olarak öne sürdüğünü, bu nedenlerle davalının mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; cari hesap alacağından kaynaklanan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, tüm dosya kapsamından; karar gerekçe içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde mahkemece delillerin takdirinde ve yasanın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, ilk derece mahkemesince davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı için içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğini ispat yükünün davacıda olduğuna dair doğru tespit yapılan 6.037,28 TL tutarlı fatura haricindeki tüm faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmakla bu faturalar yönünden malın davalıya teslim edildiğinin kabulünün gerekmesine, davalı tarafça teslim edilen malların bir kısmının ayıplı olduğu iddia edilerek iade faturası tanzim edilmiş ise de düzenlenen iade faturalarının "fiyat farkı faturası" olarak düzenlendiği, dosya kapsamında davalı tarafın iade faturalarına konu malların ayıplı olduğunu ispat edemediği gözönüne alındığında ilk derece mahkemesince varılan sonucun doğru olmasına, taraf defterlerinde kayıtlı faturalar toplamı üzerinden alacak likit olmakla davacı lehine icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğunun sabit olmasına, hükümde davacıdan peşin tahsil edilen harçların mahsup edilerek bakiye harçlardan davalının sorumlu tutulmasında herhangi bir yanlışlık bulunmamasına göre davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/04/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 27.535,47 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.883,98 TL'nin mahsubu ile bakiye 20.651,49 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine, 5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oy birliği ile karar verildi.20/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.