Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2024/3170 E. , 2024/5398 K. T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3170 Karar No : 2024/5398 DAVACI : ... Üretim Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : ... Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü 2- ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Kömür ithalatına ek mali yükümlülük konulmasına ilişkin 18/07/2016 tarih ve 2016/9073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında değişiklik yapılmasına dair 19/09/20…
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2024/3170 E. , 2024/5398 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3170 Karar No : 2024/5398 DAVACI : ... Üretim Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : ... Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü 2- ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Kömür ithalatına ek mali yükümlülük konulmasına ilişkin 18/07/2016 tarih ve 2016/9073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında değişiklik yapılmasına dair 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 2. maddesinin ve bu Karara dayanılarak davacı adına tescilli ... tarih ve ... ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile ihtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen ek mali yükümlülüğe vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenen ek mali yükümlülüğün tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Anayasa'nın 167. maddesi ve 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca Bakanlar Kuruluna ek mali yükümlülük konulmasına dair verilen yetkinin "vergi ve benzeri" yükümlülük olmaması koşuluna bağlandığı, iptali istenilen düzenleme ile piyasada belirlenen fiyata göre değişen "vergi ve benzeri" yükümlülük ihdas edilerek söz konusu yetkinin aşıldığı, Karar'da dayanak gösterilen 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 16, 22 ve 55. maddelerinin düzenlemeyle ilgisinin bulunmadığı, ek mali yükümlülüğün bir korunma önlemi olduğu göz önüne alındığında, Dünya Ticaret Örgütü Korunma Önlemleri Anlaşmasına ve 2004/7305 sayılı İthalatta Korunma Önlemleri Hakkında Karar'da belirlenen usullere göre soruşturma yapılması suretiyle düzenleyici işlemin yürürlüğe konulması gerektiği, ödenecek ek mali yükümlülüğün hesaplanmasında, uluslararası fiyata göre değişmekle birlikte ton başına sabit bir parametre olan 70 ABD Dolarının esas alınmasının "verginin yasallığı" ilkesine aykırı olduğu, sadece ithal kömür kullanan elektrik üreticilerine getirilen ek mali yükümlülüğün eşitlik ilkesine aykırı olduğu, çok büyük bir borç yükü altında 2012 yılında tamamlanan Çatalağzı termik santrali yatırımlarının öngörülemez bir şekilde ek mali yükümlülük baskısı altında bırakıldığı, bu bağlamda, %90'ını ithal kömür oluşturan maliyetlerine ortalama %45 oranında ek mali yükümlülük eklenmesi suretiyle hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği, elektrik üretim maliyetlerinin piyasanın üzerine çıktığı, her ne kadar yerli kömür üretimini desteklemek ve ithalat bağımlılığını azaltmak amacıyla söz konusu düzenlemenin getirildiği ifade edilse de, ithal kömür ile elektrik üreten santrallerde kullanılan kazanların ithal kömür kalitesi baz alınarak tasarlandığı, bu kazanların 6000 kcal değerindeki ithal kömür kullanımına elverişli olduğu, yerli kömürler ise ortalama 2250 kcal değerine sahip olup enerji verimliğinin yerli kurulu düzende çok düşük kaldığı, dolayısıyla elektrik santrallerinin kullanımı bakımından yerli ve ithal kömürün birbirinin ikamesi olmadığı, ek mali yükümlülüğe rağmen ithalat miktarlarının düşmediği, ayrıca ülkemizde çıkarılan kömürün yerli kömürle çalışan termik santrallere bile yetmediği, aylık 700.000 ton ithal kömüre ihtiyaç duyulan santrallerinde %2-3 oranında kalori değeri yüksek yerli kömür karıştırılarak üretim yapılabilmesini teminen Türkiye Taşkömürü Kurumunca yıllık sadece 50.000 ton ile sınırlı olmak üzere kömür verilmesinin planlandığı ve ilave yerli kömür ihtiyaçlarının üretim yetersizliği sebebiyle karşılanamadığı dikkate alındığında, düzenlemenin yürürlüğe konuluş amacına hizmet etmediğinin görüldüğü, 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ek mali yükümlülüğün hesaplanma biçiminin belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olarak belirlendiği, zira sabit değer olan 70 ABD Dolarının yerli üretim maliyeti olarak belirlendiği iddia edilse de, üretim maliyetleri sabit kalmış gibi söz konusu tutarın 2016 yılından beri değişmediği, değişken parametre olan uluslararası fiyat olarak, ICE Rotterdam Coal Future'da, yani gerçek kömür alım-satımına ilişkin olmayıp gelecekteki fiyatın ne olacağı konusundaki tahminlerin (vadeli sözleşmelerin) alınıp satıldığı türev piyasada belirlenen fiyatların esas alındığı, ithal kömürün ağırlıkla ticaret yapılan Kolombiya'dan gemiyle Türkiye'ye sevkinin yaklaşık 45 gün sürdüğü, uluslararası fiyat olarak beyannamenin tescil tarihinden önceki haftanın son ICE kapanış endeksi esas alınacağından ve anılan endeks haftanın beş günü yayınlanıp değişken olduğundan kömür ticaretine konu anlaşmanın yapıldığı tarihte ne kadar ek mali yükümlülük ödeneceğinin belirsiz olduğu, yurt dışı borsa fiyatına endeksli uygulamanın vergilendirme ilkelerine aykırılık taşıdığı, öte yandan, hesaplamada kullanılan ICE Rotterdam Coal Future kapanış endeksi verilerine erişilemediği, verilerin elde edilme biçiminin ve hangisinin kullanılacağının tartışmaya açık olduğu, nitekim ICE verilerine bakıldığında 34 adet satırda farklı fiyatların yer aldığı, davaya konu düzenlemeye göre beyannamenin tescil tarihinden bir hafta önceki kapanış değerleri dikkate alınacak ise de, beyannamelerin tescil tarihi 1 Eylül olduğunda, hesaplamada tescilden bir hafta öncesine tekabül eden Aug değil de Sep satırının neden seçildiğinin izaha muhtaç olduğu, verilerin elde edilmesine yönelik İthalat Genel Müdürlüğünce farklı tarihlerde 3 adet kılavuz yayımlanmasının bile tek başına idarenin kendi içinde tutarsız olduğunu gösterdiği, her ne kadar düzenleyici işlemin gerekçesinde, yukarı yönlü fiyat dalgalanmalarının kömürden elektrik üreten tesisleri olumsuz etkilememesi amacıyla ek mali yükümlülüğün değiştirildiği belirtilmişse de, üretimin sürekliliği için fiyattaki yükselişlerden bağımsız olarak kömür ithalatının zorunlu olması karşısında, elektrik üreticilerini ithal kömür fiyatlarındaki artıştan koruyucu bir mekanizmanın olmadığı, Devletin yerli kömür üreticisini koruma görevi olduğu gibi yerli elektrik üreticisini de korumakla yükümlü olduğu ileri sürülerek 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davaya konu maddesi ile anılan düzenlemeye dayanılarak tesis edilen işlemin iptali istenilmektedir. ... SAVUNMASI: Anayasa'nın 167. maddesinin 2. fıkrası ve 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca, dış ticaretin ülke ekonomisi yararına düzenlenmesini sağlamak amacıyla davaya konu Karar'ın yürürlüğe konulduğu, Anayasa Mahkemesinin 11/10/2012 tarih ve E:2011/109, K:2012/145 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülük konulması ve kaldırılmasının Bakanlar Kurulunun yetkisinde olduğu, "ithalatın ülke ekonomisinin yararına gerçekleştirilmesi ve yerli sanayinin korunması ile ilgili tedbirleri almak ve ticaret politikası savunma araçlarını uygulamanın" Ticaret Bakanlığının görev ve yetkileri arasında sayıldığı, bu bağlamda, yukarı yönlü fiyat dalgalanmalarının kömürden elektrik üreten tesisleri olumsuz etkilememesi ve ülkemizde yerli kömür kullanımının teşvik edilmesi, madencilik firmalarının ithalat baskısından korunması amacıyla yürürlüğe konulan Karar'da hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. ... BAKANLIĞININ SAVUNMASI: Anayasa ve 2976 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan davaya konu Bakanlar Kurulu Kararında, anılan Kanun'un 3. maddesi uyarınca, ek mali yükümlülüğün nev'i, miktarı, tahsili, takibi vb. unsurların belirlendiği, ek mali yükümlülük konulmadan önce soruşturma yapılması gibi bir zorunluluğun bulunmadığı, yerli kömür üreticilerinin rekabet edebilmesi amacıyla sabit ek mali yükümlülük alınmasından vazgeçilerek davaya konu düzenlemenin yapıldığı, ton başına sabit bir ek mali yükümlülük uygulamasının, uluslararası kömür fiyatlarının çok düşük olduğu dönemlerde yerli üreticiyi ucuz ithalat karşısında korumaya yetmediği, yerli kömür üreticisinin ton başı üretim maliyeti dikkate alınarak birim fiyatın 70 ABD Doları olarak belirlenmesinin, madencilik firmalarının ithalat baskısından korunmasını, yerli kömür kullanımının teşvik edilerek yerli üreticinin rekabet edebilmesini ve böylece cari açığın azaltılmasını amaçladığı, ICE Rotterdam Coal Future endeksinin, Avrupa teslimli 6000 kcal kömürün ABD doları cinsinden ton başına fiyatını belirttiği, fiziksel kömür işlemlerinin fiyatlarına dayanılarak hesaplandığı, kömürün fiyatlandırılmasında uluslararası çapta güvenilir ve şeffaf bir ölçüt olması, arz ve talep dinamiklerini yansıtması nedeniyle kömür ithalatında yaygın olarak kullanıldığından, uluslararası fiyatın belirlenmesine esas alındığı, zira elektrik üretiminde kullanılmak üzere kömür ithalatı yapan firmaların söz konusu endeksi oldukça iyi bildikleri ve bu endekse bağlı olarak alımlarını gerçekleştirdikleri, ödenecek ek mali yükümlülüğün hesaplanmasında kullanılan "70 ABD Doları-Uluslararası fiyat" kriterinin, uluslararası kömür fiyatlarındaki dalgalanmalara intibak edilmesini mümkün kıldığı, kömür ithalatına ilişkin gelecekte meydana gelebilecek ekonomik gelişmeler ile uyumlu bir biçimde ithalatın ülke ekonomisi yararına gerçekleştirilmesini sağladığı, ayrıca yerli üretici, tüketici ve ithalatçılar arasındaki menfaat dengesini gözettiği, şartlar ne olursa olsun sabit bir ek mali yükümlülük uygulamasından vazgeçilerek üreticiden tüketiciye kadar piyasadaki bütün aktörlerin korunduğu, şöyle ki, kömür fiyatının 70 ABD Dolarından fazla olduğu dönemde, yüksek fiyatın halihazırda yerli üreticiyi koruduğu saikiyle ithalatçılardan ek mali yükümlülük tahsil edilmeyerek maliyeti artırmamak suretiyle nihai tüketicilerin yüksek elektrik fiyatına maruz kalmamasının sağlandığı, nitekim 01/09/2016- 01/03/2019 tarihleri arasında ve 01/03/2021 tarihinden günümüze kadar uluslararası fiyatın 70 ABD Doları üzerinde seyretmesi nedeniyle kömür ithalatında ek mali yükümlülük tahsil edilmediğinden, ithalatçı ve nihai tüketiciler üzerinde ilave bir mali külfet oluşmadığı, ayrıca kömür fiyatlarının yüksek olması nedeniyle maliyetlerin diğer kaynaklara nispeten çok yüksek olduğu dönemlerde üretimi desteklemek amacıyla Enerji Piyasası Denetleme Kurumunca destekleme bedeli uygulandığı, dolayısıyla davacının iddiasının aksine fiyat artışı halinde de elektrik üretimi yapan kömür ithalatçılarının korunduğu, ayrıca destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılan uzlaştırma fiyatlarının da ICE Rotterdam Coal Future API 2 endeksiyle hesaplandığı, bu bakımdan da anılan endekse göre yapılan fiyatlamanın öngörülebilir olduğu, kömür fiyatının 70 ABD Dolarından az olduğu dönemde ise, ithalatçılardan ek mali yükümlülük tahsil edilerek yerli üreticinin düşük kıymetli ithalattan zarar görmesinin önlendiği, öte yandan, serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihinde geçerli olan ek mali yükümlülüğün ithalatçı ve idare nezdinde kati biçimde hesaplanabilir olması gerektiğinden, beyannamenin tescilinden bir hafta önceki kapanış endeksiyle yapılan hesaplamanın objektif ve tereddüte mahal vermeyecek derecede açık olduğu, uluslararası fiyat verilerinin elde ediliş yöntemi ve hangisinin kullanılacağına dair İthalat Genel Müdürlüğünce farklı tarihlerde hazırlanan kılavuzlarda belirtilen kriterlere uygun bir şekilde oluşacak uluslararası fiyat verisinin BİLGE sistemine tanımlandığı, beyanname oluşturulma aşamasında gümrük idaresince hesaplama yapılmayıp, fiyat verisi sistemden otomatik olarak çekilmek suretiyle ithalatçının kontrol ve onayıyla ek mali yükümlülük hesaplandığından "belirlilik" ilkesine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, Anayasa ve 2976 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan Bakanlar Kurulu Kararının davaya konu maddesi ile anılan düzenlemeye istinaden tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararında yer alan gerekçelerle, 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Kömür İthalatına Ek Mali Yükümlülük Konulması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar"ın davaya konu 2. maddesinin ve bu Karara dayanılarak davacı adına tescilli ... tarih ve ... ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile ihtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen ek mali yükümlülüğe vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenen ek mali yükümlülüğün tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi, fazlaya ilişkin faiz istemi yönünden ise davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Uyuşmazlık, 02/08/2016 tarih ve 29789 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 18/07/2016 tarih ve 2016/9073 sayılı Kömür İthalatına Ek Mali Yükümlülük Konulması Hakkında Karar'ın yürürlüğe konulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile bu Kararda değişiklik yapılmasına ilişkin olarak 03/10/2016 tarih ve 29846 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın ve davacı şirket adına tescilli ... tarih ve ... ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile gerçekleştirilen ithalatlarda Zonguldak Gümrük Müdürlüğünce uygulanan ek mali yükümlülük işlemine yapılan itirazın reddedilmesi üzerine işlemin iptali istemiyle Doğu Marmara Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile ihtirazi kayıtla ödenen ek mali yükümlülük tutarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 73. maddesinin 3. fıkrasında vergi, resim harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı kurala bağlanmış; 167. maddesinin 2. fıkrasında da, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek malî yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebileceği düzenlenmiştir. Anayasa'nın 167. maddesine dayanılarak 15/02/1984 tarih ve 18313 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve bu tarihte yürürlüğe giren 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde; dış ticaretin, ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesini sağlamak amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler konulması ve kaldırılması, bu yükümlülüklere ilişkin esasların tespit edilmesi ve oluşan fonların kullanılmasının bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği; 2. maddesinde, Bakanlar Kurulunun bu Kanun kapsamındaki konularda düzenlemeler yapmaya yetkili olduğu, "Ek mali yükümlülükler" başlıklı 3. maddesinde ise, ithalat, ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali yükümlülüklerin nevi, miktarı, tahsili, takibi ve iadesi, gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanım esaslarının Bakanlar Kurulu Kararında gösterileceği hükmüne yer verilmiş, 07/07/2018 tarih ve 30471 ikinci mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 700 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 88. maddesi ile 2976 sayılı Kanun'un 1,2 ve 3. maddelerinde yer alan "Bakanlar Kurulu" ibaresi "Cumhurbaşkanı" şeklinde değiştirilmiştir. Davaya konu yapılan, 4458 sayılı Kanun ile 2976 sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak 02/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu Kararına ekli 2016/9073 sayılı Kömür İthalatına Ek Mali Yükümlülük Konulması Hakkında Karar ile dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesini sağlamak amacıyla ... GTİP numarasına kayıtlı eşyanın (kömür) ithalatında "15 ABD Doları/Ton" ek mali yükümlülük tahsil edileceği kararlaştırılmış, Kararın 2. maddesinin 2. fıkrasında bu Karar kapsamının ek mali yükümlülük uygulamasının, gümrük mevzuatının nihai kullanıma ilişkin hükümlerine tabi olduğu, 3. maddesinin (1) işaretli bendinde ek mali yükümlülüğün, gümrük idarelerince, ithalatta alınan gümrük vergileri ve diğer mali yükümlülüklerden ayrı olarak tahsil olunacağı ve genel bütçeye irat olarak kaydedileceği düzenlenmiş, aynı Yasa hükümleri ile verilen yetkiye dayanılarak yayımlanarak yürürlüğe giren 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de 2016/9073 sayılı Karar'da öngörülen mali yükümlülük "70 ABD Doları/Ton - (Uluslararası Fiyat)" olarak kararlaştırılmış, uluslararası fiyat olarak gümrük beyannamesinin tescil edildiği günün içinde bulunduğu haftadan bir önceki haftada en son yayımlanmış "ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeksinin esas alınması öngörülmüştür. İncelenen dosyadan, davacı şirket adına tescilli ... tarih ve ... ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile gerçekleştirilen ithalatlarda Zonguldak Gümrük Müdürlüğünce uygulanan ek mali yükümlülük işlemine yapılan itirazın reddedilmesi üzerine işlemin iptali istemiyle Doğu Marmara Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılan başvurunun ... tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmesi üzerine bu işlemin iptali ve ödenen ek mali yükümlülüğün iadesi ile işleme dayanak olan 2016/9073 ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararlarının iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kurala bağlanmış iken; 07/05/2010 tarih ve 5982 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile değişik dördüncü fıkrasında, yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı; yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Maddedeki bu sınırlama, kamu idarelerine tanınan yetki uyarınca yürürlüğe konulan düzenlemelere karşı açılacak davalarda, öncelikle yasada belirlenen sınırların aşılıp aşılmadığının; belirlenen sınırlar dahilinde kullanılan yetkinin de, yine Anayasa'nın 73. maddesinde ifade edilen ''verginin yasallığı'' ilkesi ile aynı maddenin birinci fıkrasında, "herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür" biçiminde ifade edilen "vergilendirmede eşitlik" ilkesine ve 10. maddesinde açıklanan "yasa önünde eşitlik" ilkesine uygunluğu yönünden yargısal denetime tabi tutulmasını öngörmüştür. 125. madde hükmü ile öngörülen amaç, bu ilkeler dışında ve/veya bu ilkelerle bağdaşmayacak ölçütlerle yapılacak yargısal denetimin, idarenin takdir yetkisinin, hiç veya gereği gibi kullanılamaması gibi Hukuk Devletinde istenmeyen bir sonucun doğmasına neden olmasının önüne geçilmesidir. İdari yargı yerlerinin denetim yetkisi, kanunların idari makamlara bıraktığı yetkilerin kullanılmasının hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi ile sınırlı olup, Bakanlar Kurulunca, Anayasanın 167. maddesinin 2. fıkrası ile 4458 sayılı Kanun ve 2976 sayılı Kanun'da verilen yetkiye dayanılarak, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesini sağlamak amacıyla hangi eşya için ve hangi miktarda ek mali yükümlülük öngörüleceğinin yargısal denetiminin yapılmasının Anayasanın 125. maddesi ile bağdaşmayacağı açık olup, Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan düzenlemelerle, Anayasa ve Yasalarla verilen yetkinin aşıldığından da söz edilemeyeceğinden, iptal istemine konu yapılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, ... tarih ve ... ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile gerçekleştirilen ithalatlarda Zonguldak Gümrük Müdürlüğünce uygulanan ek mali yükümlülük işlemine yapılan itirazın reddedilmesi üzerine işlemin iptali istemiyle Doğu Marmara Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne yapılan başvurunun reddine dair ... tarihli ve ... sayılı işlemde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine ısrar olanağının bulunmadığı da gözetilerek işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Uluslararası kömür fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ithal kömürün yerli kömüre kıyasla maliyet avantajına sahip olduğu ve bu durumun ithalatta artışa sebep olduğu yetkili idari merciler tarafından tespit edilmiştir. Bunun üzerine termik santrallerde yerli kömür kullanımının desteklenmesini ve kömür üreticilerinin rekabet edebilmesini sağlamak amacıyla elektrik üretiminde kullanılmak üzere yapılacak kömür ithalatına 02/08/2016 tarih ve 29789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 18/07/2016 tarih ve 2016/9073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar ile "15 ABD Doları/Ton" ek mali yükümlülük konulmuştur. İlgili merciler tarafından konunun tekrar değerlendirilmesi neticesinde, ton başına sabit ek mali yükümlülük uygulamasının, uluslararası kömür fiyatının çok düşük olduğu dönemde yerli üreticiyi korumaya yetmediği ve daha dinamik bir uygulamaya geçilmesinin icap ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yukarı yönlü fiyat dalgalanmalarının kömürden elektrik üreten tesisleri olumsuz etkilememesinin amaçlandığı da gerekçe gösterilerek 03/10/2016 tarih ve 29846 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın 2. maddesi ile tahsil edilecek ek mali yükümlülük "(70 ABD Doları/Ton)-(Uluslararası Fiyat)" olarak değiştirilmiş ve "uluslararası fiyat" olarak gümrük beyannamesinin tescil edildiği günün içinde bulunduğu haftadan bir önceki haftada en son yayımlanmış "ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeksinin kullanılacağı, haftanın yedi gün olup Pazartesi günü ile başlayacağı belirtilmiştir. Zonguldak ili Çatalağzı beldesinde kendine ait termik santralde elektrik üretimi yapan davacı adına tescilli ... tarih ve ... ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile elektrik üretiminde kullanılmak üzere ithal edilen 6000 kcal değerindeki Kolombiya menşeli kömüre ilişkin ihtirazi kayıtla tahakkuk ettirilerek ödenen ek mali yükümlülüğe vaki itirazın reddine dair işlem ile birlikte ek mali yükümlülüğün hesabında dikkate alınan "(70 ABD Doları/Ton)-(Uluslararası fiyat)" kriterini getiren 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki Karar'ın 2. maddesinin iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinin beşinci fıkrasında devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrasında dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Cumhurbaşkanına (dava konusu düzenleyici işlemin tesis edildiği tarihte Bakanlar Kuruluna) yetki verilebileceği kurala bağlanmıştır. 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde dış ticaretin, ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesini sağlamak amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler konulması ve kaldırılması, bu yükümlülüklere ilişkin esasların tespit edilmesi ve oluşan fonların kullanılmasının bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun'un 2. maddesinde Cumhurbaşkanının (dava konusu düzenleyici işlemin tesis edildiği tarihte Bakanlar Kurulunun) bu Kanun kapsamındaki konularda düzenlemeler yapmaya yetkili olduğu; 3. maddesinin birinci fıkrasında ise ithalat, ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali yükümlülüklerin nev'i, miktarı, tahsili, takibi, iadesi, gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanım esaslarının Cumhurbaşkanı kararında (dava konusu düzenleyici işlemin tesis edildiği tarihte Bakanlar Kurulu kararında) gösterileceği hükmü yer almıştır. 02/08/2016 tarih ve 29789 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 18/07/2016 tarih ve 2016/9073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kömür İthalatına Ek Mali Yükümlülük Konulması Hakkında Karar ile 2701.12.90.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonundaki kömür cinsi eşyanın elektrik üretiminde kullanılmak amacıyla ithalinde "15 ABD Doları/Ton" ek mali yükümlülük tahsil edilmesi kararlaştırılmıştır. 03/10/2016 tarih ve 29846 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan dava konusu 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Kömür İthalatına Ek Mali Yükümlülük Konulması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar'ın 2. maddesi ile tahsil edilecek ek mali yükümlülük "(70 ABD Doları/Ton) - (Uluslararası Fiyat)" olarak değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A. Düzenleyici işlem yönünden yapılan değerlendirme: a. Genel ilkeler: Kalkınmakta olan ülkelerde mal ve hizmet ihracatındaki artışın yavaş olmasına karşılık kalkınmanın gerçekleşmesi için gerekli ithalat hacminin hızla büyümesi ve sonuçta ihracatın, ithalat finansmanını sağlamakta yetersiz kalması yüzünden ortaya çıkan dış ticaret açığının ve bunun neden olduğu darboğazların aşılabilmesi için yürütme organlarının ivedi ve etkili tedbirler almaları zorunlu görülmektedir (AYM, E:1984/6, K:1985/1, 11/01/1985). Ülkemizde de dış ticaret alanında karşılaşılan güçlüklerin ortadan kaldırılması bakımından Gümrük Kanunu, gümrük giriş tarife cetveli, ithalat miktarının kısıtlanması, gümrük muafiyeti ya da indirimi gibi önlemler dışında gerekli görülen tedbirlerin zamanında ve derhal alınmasının sağlanması ereğiyle Anayasa’nın 167. maddesinin 2. fıkrası hükmü getirilmiştir. Bu fıkra hükmüne göre, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Cumhurbaşkanına (dava konusu düzenleyici işlemin tesis edildiği tarihte Bakanlar Kuruluna) yetki verilebileceği öngörülmüştür (AYM, E:1984/6, K:1985/1, 11/01/1985). Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 167. maddesinin 2. fıkrası hükmünde anayasa koyucunun Anayasa’nın 73. maddesinde öngörülenden tamamen ayrı bir esas benimsediğini belirtmiştir. Anayasa’nın 73. maddesi uyarınca, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ancak kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Bu mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimler ile oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına (dava konusu düzenleyici işlemin tesis edildiği tarihte Bakanlar Kuruluna) verilebilir. Oysa Anayasa’nın 167. maddesinin 2. fıkrası ile sözü edilen “ek malî yükümlülüklerin” konulması ve kaldırılmasında Cumhurbaşkanına (dava konusu düzenleyici işlemin tesis edildiği tarihte Bakanlar Kuruluna) kanunla yetki verilmesi söz konusudur. Başka bir ifadeyle Anayasa’nın 73. maddesi uyarınca vergiler, esaslı unsurları kanunla belirlenerek konulacak ve yürütme organına bu unsurlardan sadece dördünde kanunla belirlenen hadler dâhilinde düzenleme yapma yetkisi verilebilecektir. Anayasa’nın 167. maddesinde ise yürütme organına “ek malî yükümlülüklerin” konulması ve kaldırılmasında kanunla yetki verilebileceği düzenlenmiştir. Böylece Anayasa'nın 73. maddesi kapsamında kalan mali yükümlülüklere kıyasla yürütme organına, dış ticaretin düzenlenmesi ve bu kapsamda ek mali yükümlülükler konulması konusunda daha geniş bir düzenleme alanı bırakılmıştır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, bir “ek mali yükümlülüğün konulması”nın onun nev’inin ve miktarının saptanması demek olduğunu ve türü ve miktarı belli olmayan bir yükümlülüğün konulamayacağını ifade etmiştir. Mahkeme, yürütme organının, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi sağlamak amacıyla konulacak ek mali yükümlülüğün nev’ini ve miktarını saptamada serbest olacağını, esasen, önceden ek mali yükümlülüğün nelerden ibaret olacağını saymaya ve miktarını saptamaya olanak da bulunmadığını ayrıca belirtmiştir (AYM, E:1984/6, K:1985/1, 11/01/1985). Anayasa’nın 167. maddesinin 2. fıkrası hükmüne dayanılarak kabul edilen ve dava konusu düzenleyici işlemin kanuni dayanaklarından birini oluşturan 2/2/1984 tarih ve 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, bu amaca yönelik kuralları içermektedir. Özetle, global bir bakış açısıyla gelecekteki ekonomik gelişmelerin kavranmasında yaşanan güçlük, ithalat ile ihracatın her an değişebilen dinamik yapısı ve diğer ülkeler tarafından konulan sınırlamalara karşı ülke ekonomisini koruyabilmek adına hızlıca mukabil tedbirler alınması zorunluluğu dış ticaretin düzenlenmesi konusunda yürütme organına esnek yetkiler verilmesini gerekli kılmaktadır. İthalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemlerindeki yasaklamalar, kotalar, vergi ve benzeri mali yükümlülükler ile ek mali yükümlülükler dış ticaretin düzenlenmesine yönelik yöntemler arasında yer almaktadır. Bu yöntemlerden her biri sağladığı fayda yanında gereksiz koruma ile tekellerin doğmasına, haksız kazanç ve rantların ortaya çıkmasına ve mal ve hizmet bazında fiyat esnekliğinin yakalanamamasına da neden olabilmektedir. Dolayısıyla uygulanacak tedbirin seçiminde bu hususlar da gözetilmelidir. İç üretim ve ithal girdilerindeki ani fiyat yükselişlerini önlemek, bu fiyat yükselişlerinden tüketiciyi korumak, yurt dışına döviz çıkışını engellemek, iç ve dış ekonomik şartlar arasındaki dengeyi ülke ekonomisi yararına yönlendirmek ve ihracatı teşvik ederek ekonomik büyümeyi sağlamak yukarıda sayılan yöntemlere başvurulmasına yönelik gayelerin önde gelenlerindendir. Dış ticaretin mahiyeti ve ülke ekonomisinin korunmasındaki gereklilik nedeniyle yürütme organının bu alanda geniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte, hukuk devleti ilkesi gereği yürütme organının bu yetki kullanımının da hukuka uygunluk denetimine tabi olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukuki güvenlik ilkesi oluşturmaktadır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Mali yükümlülükler alanında hukuki güvenlik ilkesi, devletin egemenlik yetkisine dayanarak mali yükümlülüklere ilişkin hüküm altına aldığı kurallarla ve ilgili kuralların uygulanmasıyla hem mükellefler hem de kendisi açısından güvence sağlamasını ifade etmektedir. Mali yükümlülükler bakımından ilke, kişilere, devletin hak ve özgürlük alanlarına mali yükümlülük konulması aracılığıyla yaptığı müdahaleyi önceden görebilmeleri ve mali durumlarını buna göre ayarlayabilmelerini sağlama konusunda devlete yükümlülük yükler. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), genel ekonomik ya da sosyal strateji tedbirleri konusunda olduğu gibi vergilendirme alanında politikayı şekillendirirken ve uygularken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında “devletin geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu” ifade etmektedir (Gasus Dosier-und Fördertechnik GmbH/Hollanda, B. No: 15375/89, 23/02/1995, § 60; Stere ve diğerleri/Romanya, B. No: 25632/02, 23/2/2006, § 51; Azienda Agricola Silverfunghi S.A.S. ve diğerleri/İtalya, B. No: 48357/07, 52677/07, 52687/07, 52701/07, 24/06/2014, § 103; Imbert de Tremiolles/Fransa (k.k.), B. No: 25834/05, 4/1/2008; Di Belmonte/İtalya, B. No: 72638/01, 16/3/2010, § 41). AİHM, vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin öncelikle öngörülebilir, belirli ve yeterince ulaşılabilir bir hukuka dayalı olması gerektiğini belirtmektedir (Lithgow ve digerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 9006/80, 9262/81, 9263/81, 9265/81, 9266/81, 9313/81, 9405/81, 8/7/1986, § 110). Öngörülebilirlik, hukuk kurallarının uygulanması halinde doğabilecek sonuçların, önceden tahmin edilebilmesi anlamına gelmektedir (Hentrich/Fransa, B. No: 13616/88, 22/9/1994, § 42). AİHM içtihatlarına göre vergilerin konulması ve ödenmesi için gerekli tedbirlerin alınması şeklindeki bir müdahale, kamunun yararı ile bireyin temel haklarının korunmasının gereklilikleri arasındaki adil dengeyi sağlamalıdır. Mahkeme, bu dengenin sağlanması için müdahalede kullanılan araçlar ile takip edilen meşru amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunması gerektiğini ifade etmektedir (James ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 50; Ulusal & İl Yapı Kooperatifi, Leeds Kalıcı Yapı Kooperatifi ve Yorkshire Yapı Kooperatifi/Birleşik Krallık, B. No: 21319/93…, § 80; Ferretti/İtalya, B. No: 25083/94, 26/2/1997; Buffalo S.r.l. in liquidation/İtalya, B. No: 38746/97, 3/7/2003, § 32; WASA Liv Ömsesidigt, Försäkringsbolaget Valands Pensionsstiftelse, yaklaşık 15000 kişiden oluşan bir grup birey/İsveç [GK] (k.k.), B. No:13013/87, 14/12/1988). Anayasa'nın 13. maddesi bağlamında ölçülülük ilkesi; "elverişlilik", "gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkeden oluşmakta, "elverişlilik" öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, "gereklilik" ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını, yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, "orantılılık" ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Bu genel ilke ve değerlendirmeler ışığında, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi amacıyla uygulanacak yöntemin öncelikle belirli ve öngörülebilir nitelikte olması gerekir. Bu bağlamda yöntem olarak Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrası ve 2976 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yürütme organı tasarrufuyla ek mali yükümlülük konulması tercih edilmişse ilgililer, bu mali yükümlülüğün uygulanması nedeniyle katlanacakları külfetleri önceden öngörebilmeli ve mali durumlarını buna göre ayarlayabilmelidirler. Ayrıca, yöntemin uygulanması aynı hukuki statüde bulunan kişilere farklı muamele edilmesi sonucunu doğuruyorsa, bu farklı muamele objektif ve makul bir nedene dayanmalı ve aynı hukuki statüde bulunanlara farklı muamele edilmesi ölçüsüz bir sonuca yol açmamalıdır. Nihayet, uygulanacak yönteme karşı açılacak idari davada yöntemin dayandığı neden objektif verilerle ortaya konulmalıdır. Ek mali yükümlülükler yönünden aynı hukuki statü kavramı aynı ithalatı gerçekleştiren tüm sektörler baz alınarak belirlenebilir. Bu kapsamda aynı ithalatı gerçekleştiren farklı sektörlerden biri için ek mali yükümlülük uygulanması öngörüldüğünde bu sektör bağlamında farklı muamele uygulamasının yukarıda söylenen amaçların gerçekleştirilmesi ile ilintili objektif ve makul bir nedeninin bulunması ve farklı muamelenin başlı başına ölçüsüz bir sonuca yol açmaması gerekir. Ölçülülük değerlendirmesi açısından, ilk olarak, yöntemin, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu bağlamda, ek mali yükümlülüğün, genel olarak dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi amacını ve özelde ise iç üretimi korumak, ithal girdilerdeki ani fiyat yükselişlerini önlemek, bu fiyat yükselişlerinden tüketiciyi korumak, iç ve dış ekonomik şartlar arasındaki dengeyi ülke ekonomisi yararına yönlendirmek gibi bir amacı gerçekleştirmeye elverişli olması şarttır. İkinci olarak, uygulanacak yöntemin seçiminde, amacı gerçekleştirmeye elverişli yöntemlerden kişilere en az yükümlülük yükleyecek olanı tercih edilmelidir. Bu kapsamda ek mali yükümlülüğün kapsam ve miktarının bir yandan yukarıda sayılan amacı gerçekleştirmeye kâfi, diğer yandan olabildiğince ilgililere en az yükümlülük yükleyecek nitelikte olması, ek mali yükümlülüğün kapsam ve miktarının amacı gerçekleştirmeye muktedir olandan daha geniş ve fazla olmaması gerekir. Üçüncü olarak uygulanacak yöntemin, bu yöntemden etkilenecek kişiler üzerinde orantısız bir yük bırakmaması gerekir. Bu noktada ek mali yükümlülüğün ilgililer üzerinde bırakacağı yükün amaç ile araç arasındaki adil dengeyi bozucu nitelikte olmaması gerektiği ifade edilmelidir. Ayrıca ek mali yükümlülük uygulanmasını öngören düzenleyici işlem dava konusu edildiğinde hukuka uygunluk denetiminin gerçekleştirilebilmesi için farklı muamele uygulanmasına ilişkin objektif ve makul nedeninin de yargı merciine sunulması gerektiğinde şüphe bulunmamaktadır. b. Dava konusu düzenleyici işlemin genel ilkeler uyarınca hukuka uygunluğunun incelenmesi: Dosyadaki bilgi ve belgelerden, uluslararası kömür fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ithal kömürün yerli kömüre kıyasla maliyet avantajına sahip olduğu ve bu durumun ithalatta artışa sebep olduğunun yetkili idari mercilerce tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda termik santrallerde yerli kömür kullanımının desteklenmesi ve kömür üreticilerinin rekabet edebilmesi amacıyla elektrik üretiminde kullanılmak üzere kömür ithalatına önce sabit bir ek mali yükümlülük konulduğu görülmektedir. Ardından konunun yetkili idari mercilerce yeniden değerlendirilmesi sonucunda, ton başına sabit ek mali yükümlülük uygulamasının, uluslararası kömür fiyatının çok düşük olduğu dönemde yerli üreticiyi korumaya yetmediği ve daha dinamik bir uygulamaya geçilmesinin icap ettiği anlaşılmış, ayrıca yukarı yönlü fiyat dalgalanmalarının kömürden elektrik üreten tesisleri olumsuz etkilememesinin amaçlaması da gerekçe gösterilerek davaya konu Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki Karar'ın 2. maddesi ile tahsil edilecek ek mali yükümlülük "(70 ABD Doları/Ton)-(Uluslararası Fiyat)" olarak değiştirilmiştir. i. Öngörülebilirlik ilkesine aykırılık iddiası yönünden yapılan inceleme: Davaya konu düzenleyici işlemde uluslararası fiyatın tespitinde, gümrük beyannamesinin tescil edildiği günün içinde bulunduğu haftadan bir önceki haftada en son yayımlanmış "ICE Rotterdam Coal Future" kapanış endeksinin kullanılması yolunda düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme yöntemiyle küresel kömür piyasasında oluşan fiyat seyriyle bağlantılı bir dış ticaret politikasının benimsendiği anlaşılmaktadır. "ICE Rotterdam Coal Future" borsasında, Avrupa'ya fiziken teslim edilen aynı nitelikteki yüksek kalorili termal kömürün fiyatına göre sözleşmeler yapılmakta ve bu sözleşmeler her Cuma günü yayınlanan Argus/McCloskey Kömür Fiyat Endeksi Raporu'ndaki "API 2" endeksi esas alınarak fiyatlandırılmaktadır. Fiyatlamalar ise, haftanın beş günü (Pazartesi ila Cuma) itibarıyla, Ocak ila Aralık aylarını kapsayan on iki ayrı ve ardışık sözleşme ayından oluşan altı yıllık dönem için ton başına "ABD Doları" cinsinden yapılmaktadır. Başka bir ifadeyle, vadeli işlem piyasasının niteliği gereği, riskten korunmak maksadıyla yapılan değerleme ile aylık periyotlarla gelecekteki dönemlere ilişkin oluşan kömür fiyatlarına göre alım-satım yapılabilmektedir. Termik santraller arz güvenliklerini sağlamak amacıyla üreticilerle yılı kapsayacak şekilde alım sözleşmesi yapmakta ve gereksinim duyulan zamanda kömür tedariğini ithalat kapsamında sağlamaktadır. Kömür ticaretinin ağırlıkla Kolombiya, Rusya ve Avustralya'dan yapıldığı göz önüne alındığında, bir ayı geçen sevkiyat süreleri olabilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, kömür ithalatında maliyetin düşük tutulması amacıyla daha uzun vadelerin esas alınması ve bu bağlamda maliyet unsurlarında belirsizliğin giderilerek öngörülebilirliğin sağlanması gerektiği açıktır. Bu noktada oluşan temel sorun, uluslararası fiyat olarak endeksin esas alınacağı tarihin beyannamenin tescil tarihine göre belirlenmesidir. Yukarıda da açıklandığı üzere, "ICE Rotterdam Coal Future" borsasında esas alınan "API 2" endeksiyle, haftanın beş günü itibarıyla aylık bazda fiyatlamalar yapılmakta ve bu fiyatlamalar her gün değişebilmektedir. Örnek üzerinde açıklamak gerekirse, anılan borsanın resmi web sitesinden (https://www.ice.com/report/10) son bir haftalık fiyatlama raporlarına ulaşılabilmekte olup buradan temin edilen 08/12/2023 tarihli raporda Aralık/2023, Ocak/2024 ve Şubat/2024 için oluşan fiyatlar sırasıyla 122,90, 118,20, 113,75 ABD Doları iken, bir hafta sonra yani 15/12/2023 tarihli raporda aynı dönemler için oluşan fiyatların sırasıyla 117,00, 107,50, 103,30 ABD Doları olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, ek mali yükümlülük unsuru olarak uluslararası piyasanın seyrine göre günlük olarak değişen dalgalı bir fiyatlama modelinin benimsenmesi belirsizliğe neden olması açısından vergilendirme tekniğine uygun düşmemektedir. Ayrıca, esas alınacak fiyatın beyannamenin tescil tarihine göre belirlenmesi de öngörülebilirliğe aykırılık oluşturmaktadır. Şöyle ki, ticaret planlamasının yapılmasından ticaretin gerçekleştirilmesine kadar olan süreçte, ithalatçının beyannamenin tescil tarihinden önceki haftada oluşacak son kapanış endeksini ve dolayısıyla ne kadar ek mali yükümlülüğe katlanacağını bilme imkanı bulunmamaktadır. Hatta, ithalatçılar tarafından, kömür alım sözleşmesinin yapıldığı, malın gemiye yüklendiği ve faturanın düzenlendiği tarihlerde oluşan ve beyannamenin tescil edileceği öngörülen aya yönelik kapanış endekslerine göre maliyet hesabı yapılsa bile, beyannamenin tescil tarihinden önceki haftada oluşacak son kapanış endeksi bu değerlerden farklı olabileceğinden yapılan maliyet hesabı tahminden öteye gidemeyecektir. Bu durumda, davaya konu düzenleme ile önceden maliyet hesabı yapılmasına engel olacak şekilde, uluslararası fiyat olarak kullanılan "ICE Rotterdam Coal Future" borsasında oluşan endeksin beyanname tescil tarihine göre esas alınması "öngörülebilirlik" ilkesine aykırı olduğundan düzenleyici işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmamaktadır. ii. Eşitlik ilkesine aykırılık iddiası yönünden yapılan inceleme: Dava dosyasında yer alan bilgilere göre dava konusu düzenleyici işleme konu ek mali yükümlülüğün "yerli kömür üreticisini koruma" amacıyla konulduğu anlaşılmaktadır. Bu amaçla ek mali yükümlülük salt ithal kömür kullanan elektrik üreticilerine yönelik olarak öngörülmüştür. Tüm kömür ithal eden sektörler gözetildiğinde ek mali yükümlülüğün sadece elektrik üretiminde kullanılmak üzere kömür ithalatına uygulanmasının, elektrik üreticileri yönünden farklı bir muamele oluşturduğu açıktır. Devletin bu alandaki geniş takdir yetkisi dikkate alındığında, diğer hukuka uygunluk koşulları saklı kalmak kaydıyla, bu yönde bir farklı muamelenin objektif ve makul bir nedene dayanması ve ölçüsüz sonuçlara yol açmaması halinde hukuka uygun olacağında kuşku bulunmamaktadır. Yerli kömür üreticisinin korunması amacıyla kömür ithalatında ek mali yükümlülük uygulanmasının, kural olarak, dış ticaretin ülke ekonomisi yararına düzenlenmesi ve iç üretimin korunması amaçlarını gerçekleştirmeye elverişli bir yöntem olduğu söylenebilir. Öte yandan, dava konusu düzenleme ile öngörülen ek mali yükümlülüğün amacı gerçekleştirmeye kifayeti ve daha az bir yöntemle bu amacın gerçekleştirilebileceği hususunda bir iddia ve dosyaya sunulmuş objektif veriye dayalı bir belge bulunmadığından gereklilik unusuru yönünden bu aşamada değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Orantılılık açısından ise öncelikle iç üretimin ihtiyacı karşılamaya yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Davacı tarafından santralin ihtiyaçlarını karşılama bakımından iç üretimin gerek miktar ve gerekse kalori değeri açısından yeterli olmadığı Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü ile yapılan bir yazışma dayanak alınarak ileri sürülmüştür. Davalılar tarafından ise bu durumun aksini kanıtlayıcı herhangi bir belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava konusu düzenleyici işlemle korunmaya çalışıldığı belirtilen yurt içi kömür üretiminin miktar ve kalori değeri açısından yetersizliği dikkate alındığında, tüm kömür tüketen ve ithal eden sektörler arasında sadece elektrik üreticilerine yönelik olarak uygulanması öngörülen ek mali yükümlülüğün davacı üzerinde orantısız bir yük bırakmadığından söz edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Diğer yandan, ithal kömürün sadece elektrik üreten termik santrallerde değil, birçok sanayi dalında kullanıldığı göz önüne alındığında, enerji arz güvenliği bakımından stratejik öneme sahip elektrik piyasasında davacıyla birlikte ithal kömürle üretim lisansı bulunan firmaların yapacakları ithalatlarda ek mali yükümlülük uygulanmasının "eşitlik" ilkesine aykırı bir durum yarattığı açıktır. Aynı hukuki statüde bulunan ithalatçılar açısından farklı bir düzenleme getirilmesi mümkün olmakla birlikte bunun objektif ve makul bir nedene dayanması ve idari davada bu nedenin ortaya konulması idarenin sorumluluğu kapsamındadır. Davaya konu düzenleyici işlem uyarınca elektrik üreticilerine yaptıkları ithalatlarda ek mali yükümlülük uygulanmasına yönelik farklı muamelenin dayandığı objektif ve makul nedenin davalı idarelerce ortaya konulmadığı anlaşıldığından, salt elektrik üreten termik santraller için kömür ithalatında ek mali yükümlülük getirilmesinin hukuka uygun düşmediği sonucuna ulaşılmıştır. c. Düzenleyici işlemin hukuka uygunluğu yönünden değerlendirme sonucu: Yukarıda belirtilen hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca dava konusu düzenleyici işlemin "eşitlik" ve "öngörülebilirlik" ilkelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından dava konusu düzenleyici işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir. B. Uygulama işlemi yönünden yapılan değerlendirme: Yukarıda değinilen gerekçelerle hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılan düzenleyici işlemin davaya konu 2. maddesine dayanılarak davacı adına tescilli ... tarih ve ... ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile ihtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen ek mali yükümlülüğe vaki itirazın reddine ilişkin işlemde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 07/11/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7190 sayılı Kanun ile değişik 216. maddesi gereğince, iadesi istenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi icap ettiğinden, ödenen ek mali yükümlülüğün tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi, fazlaya ilişkin faiz istemi yönünden ise davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 19/09/2016 tarih ve 2016/9166 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki "Kömür İthalatına Ek Mali Yükümlülük Konulması Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar"ın 2. maddesinin ve bu Karara dayanılarak davacı adına tescilli ... tarih ve ... ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile ihtirazi kayıtla beyan üzerine tahakkuk ettirilen ek mali yükümlülüğe vaki itirazın reddine ilişkin işlemin İPTALİNE, 2. Ödenen ek mali yükümlülüğün tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine, 3. Fazlaya ilişkin faiz istemi yönünden ise DAVANIN REDDİNE, 4. Bakılan dava; kısmen kabul, kısmen retle sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren ... TL tutarındaki kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan ... TL tutarındaki kısmının ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, duruşmalı işlere ilişkin ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya, davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.