9. Ceza Dairesi 2025/6288 E. , 2025/9611 K. "" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/292 E., 2025/2 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davalarında b…
9. Ceza Dairesi 2025/6288 E. , 2025/9611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/292 E., 2025/2 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davalarında bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, katılanın soyut beyanı dışında sanığın cezalandırılmasına yeterli delil olmadığına, eksik inceleme sonucunda karar verildiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Katılanın aşamalardaki beyanları, rapor, savunmalar ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, olay tarihinde katılana yönelik eylemde nitelikli cinsel istismar suçunun icrai hareketlerine başlamadığı, o ana kadar gerçekleşen eylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçu kapsamında kalacağı gözetilip aynı Kanun'un 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar da nazara alınarak hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek nitelikli cinsel saldırı suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üyeler ... ve ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.12.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararlarında (2019/14-167 E. 2020/11 K., 2019/14-36 E. 2019/675 K. vb) belirtildiği üzere; Cinsel saldırı suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin ilk fıkrasında cinsel saldırı suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi, suçun temel şekline nazaran daha ağır cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak yaptırıma bağlanmıştır. TCK'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında; "Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur." şeklinde tanımlanan teşebbüsün varlığından söz edilebilmesi için; 1- Kasıtlı bir suç işleme kararı olmalı, 2- Elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlanmalı, 3- Failin elinde bulunmayan nedenlerle suç tamamlanamamalı ya da amaçlanan sonuç gerçekleşmemelidir. Sanığın fiilinin basit cinsel saldırı suçunu mu, yoksa nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsü mü oluşturacağının belirlenmesi açısından "elverişli hareketlerle suçun doğrudan doğruya icrasına başlama" şartı da değerlendirilmelidir. Genel olarak suçun dış dünyada oluşmaya başladığı süreç; "hazırlık hareketleri" ve "icra hareketleri" olmak üzere birbirinden farklı iki aşamaya ayrılmaktadır. Suçu işlemek için kullanılacak âletlerin üretilmesi ya da temin edilmesi, eylem yerinin araştırılması veya gözetlenmesi gibi fiiller hazırlık hareketleri olup, suç tipini oluşturan icra hareketlerinden önce gerçekleştirilen ve cezalandırılmayan davranışlardır. Teşebbüs ise, suçun tamamlanmasından önce, fakat hazırlık hareketleri aşamasından sonra gelen, başlanmış ancak bitirilememiş bir eylemli aşamayı ifade eder. Bu kapsamda cezalandırılabilir davranışların, yani suça teşebbüsün sınırlarının saptanması, diğer bir ifadeyle suç yolunda ilerleyen sanıkla ilgili olarak hangi andan itibaren ceza hukukunun devreye gireceği sorununun çözülmesi gerekmektedir. Ceza Genel Kurulunun 24.09.2013 tarihli ve 1239-384 sayılı, 5.02.2014 tarihli ve 496-97 sayılı ve 28.11.2019 tarihli ve 36-675 sayılı olmak üzere birçok kararında nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsün mümkün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 2019/14-167 E. 2020/11 K. Sayılı kararında sanığın ev kiralama konusunda yardımcı olacağı bahanesiyle katılan mağdureyi patronuna ait olan ve kullanılmayan eve götürüp yalnızlaştırarak uygun ortam hazırlaması, evi gezdikten sonra çıkmak isteyen katılan mağdurenin boğazına bıçak dayayıp ağzını kapatması, yatak odasına götürerek yatağa itmesi, bir yandan pantolonunun kemerini çözerken diğer yandan katılan mağdurenin elbiselerini çıkarmaya çalışması, boynunu öpmesi, kanayan eline pansuman yapacağı bahanesiyle sanığı mutfağa yönlendiren katılan mağdurenin evden çıkmaya çalışırken sanık tarafından tekrar engellenmesi, sanığın cinsel organını katılan mağdurenin vajinal bölgesine sürtmesi, göğüslerini ve kalçasını sıkması, katılan mağdurenin direnci nedeniyle onu elbiselerini çıkarmadan bu işi yapmaya ikna etmeye çalışması, katılan mağdurenin yardım çığlıkları ve tanık ...’in kendilerini görerek bağırması üzerine ortaya çıkan engel durumlar nedeniyle eylemine son vermek zorunda kalması hususları birlikte gözetildiğinde, sanığın dış dünyaya yansıyan eylemlerinin vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı kastını açıkca ortaya koyduğu, ancak mağdurenin etkin direnmesi ve tanığın müdahalesi üzerine eylemini tamamlayamadığı anlaşıldığından, eyleminin bir bütün hâlinde nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Yine Ceza Genel Kurulunun 2020/14-140 E. 2024/245 K. Sayılı kararında akşam saat 19.00 sıralarında evlerinden alarak ormanlık alanda alıkoydukları katılan mağdure ve ailesine yönelik sanık ve inceleme dışı sanıkların darbetme eylemi devam ederken sanığın, katılan mağdureyi cinsel eylemin diğer kişiler tarafından görülmemesi için yaklaşık 50 metre uzaktaki çalılıkların arasına götürüp yere yatırarak kalçasına ve göğüslerine dokunduğu, ardından katılan mağdurenin eşofmanını ve iç çamaşırını dizlerine kadar indirip kendi pantolonunu da çıkarmaya çalıştığı, bu esnada katılan mağdurenin eline geçirdiği taşla sol kulağını kanatacak şekilde sanığa vurduğu, bu darbenin oluşturduğu öfkenin etkisiyle katılan mağdureyi darbeden sanığın başlamış olduğu icra hareketlerini iradi olarak veya kendi çabası ile değil, dosyada mevcut adli rapor bulgularından da anlaşıldığı üzere katılan mağdurenin kendisine karşı koyduğu sırada yaralanması nedeniyle sona erdirmek zorunda kaldığı, bu nedenle sanık hakkında gönüllü vazgeçme hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı,.... sanığın elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı nitelikli cinsel saldırı suçunu katılan mağdurenin kendisine etkin bir şekilde direnmesi ve kulağına taşla vurması nedenleriyle tamamlayamayarak sona erdirmek mecburiyetinde kalması karşısında, eyleminin teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu belirtilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 2023/9-504- E. 2024/10 K. sayılı kararı da aynı yöndedir. Somut olayda sanığın daha önce tanıştığı katılanı arabasına alarak aracı barajın olduğu yerde boş bir araziye götürdüğü, sanığın katılana kendisinde büyü olduğunu ve bir bayanla birlikte olması gerektiğini söylediği, katılanın birlikte olmayı kabul etmemesi üzerine sanığın araç içerisinde katılanın boğazını sıktığı ve "ya benim olursun yada şuan burda seni öldürürüm, seni buraya gömerim, seni kimse burda bulamaz" diyerek tehdit ederek katılanın üzerindeki giysileri zorla çıkarmaya çalıştığı, katılanın rızası dışında zorla cinsel ilişkiye girmek için eylemlerde bulunduğu, katılanın direnmesi üzerine sanığın katılana tokat attığı, direnerek sanıktan kurtulup araçtan kaçan katılanın çalılık alanda saklanıp daha sonra yakınlardaki bir eve sığındığı olayda, sanığın amacının katılana yönelik organ sokmak suretiyle cinsel saldırı olduğu, ancak katılanın direnci ve kaçması sebebiyle eylemini elinde olmayan nedenlerle tamamlayamadığı, sanığın eylem sırasında "bende büyü var bir bayanla birlikte olmam gerekiyor, ya benim olursun yada şuan burda seni öldürürüm, seni buraya gömerim, seni kimse burda bulamaz" diyerek eyleminin organ sokmaya yönelik olduğunu ortaya koyduğu, eylemin icrai hareketlerine başlayan sanığın mağdurun sert direnci ve araçtan çıkarak çalılık alana kaçıp saklanması üzerine eylemini tamalayamadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin bir bütün hâlinde nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs niteliğinde olduğu ve ilk derece mahkemesi hükmünün onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.