İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 10/03/2026 YAZIM TARİHİ : 10/03/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2025 tarih, 2024/820 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, hukuki niteliği itibarıyla Şirket Yöneticisinin Azli ve Şirkete Kayyım atanması talebine yönelik olup, istinaf konusu uyuşmazlık, davacı tarafından talep edilen terditli ihtiyati tedbir talebinin reddi…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/3264 KARAR NO : 2026/503 KARAR TARİHİ : 10/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/09/2025 NUMARASI : 2024/820 ESAS DAVACI : ... - -...- ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... İLİŞKİLİ KİŞİ : 1 -... - ... İLİŞKİLİ KİŞİ : 2 -... - ... DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 10/03/2026 YAZIM TARİHİ : 10/03/2026 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2025 tarih, 2024/820 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, hukuki niteliği itibarıyla Şirket Yöneticisinin Azli ve Şirkete Kayyım atanması talebine yönelik olup, istinaf konusu uyuşmazlık, davacı tarafından talep edilen terditli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara kararın kaldırılması talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen 30/09/2025 tarihli ara karar ile davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi gereğince davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. 6102 sayılı TTK’nda sermaye şirketlerinde yönetime dışarıdan müdahaleye, yani şirkete mahkemece yönetim kayyumu atanmasına olanak sağlayan açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Sermaye şirketlerinde kayyım atanması ile ilgili olarak, TTK 'nda bulunan tek madde TTK nun 617. maddesinin üçüncü fıkrası ile yapılan yollama uyarınca 412. maddedir. Burada; genel kurula çağrının yapılması için kayyım atanabileceği düzenlenmiştir. TTK.nun, 636/2 maddesi, limited şirketlerde organ yokluğunu ve bunun sonuçlarını düzenlemiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasında fesih davası açıldığında mahkemenin gerekli önlemleri alacağı belirtilmiştir. Bunlar arasında kayyım atanması olduğu da kuşkusuzdur. Diğer taraftan TTK'nun 1. Maddesi gereğince; Türk Ticaret Kanunu,Türk Medenî Kanunu'nun ayrılmaz bir parçasıdır. Türk Medeni Kanunu'nda kayyımlık, temsil kayyumu (TMK, m.426), yönetim kayyumu (TMK, m.427) ve isteğe bağlı (iradî) kayyım (TMK, m.428) olmak üzere üç türü düzenlenmiştir. TMK'nun 427/4. Maddesinde; Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağı belirtilmiştir. Ayrıca limited şirketlerde müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayılmıştır. (TTK'nun 616/1-b) Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, şirketlerin seçilmiş organları eliyle idaresi asıl olup, bir şirkete kayyum atanması için kural olarak şirketin yasal organlarının mevcut olmaması gerekmektedir. Somut olayda dava konusu şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi mevcut delil durumu dikkate alındığında, HMK'nun 389. maddesi anlamında, dava konusu şirkete yönetim kayyumu atanmasını gerektirir bir durumun mevcut olduğu HMK'nun 390/3 maddesi kapsamında yaklaşık olarak ispat edilemediği gibi yeni bir durum meydana gelmediği yada yeni bir delil ibraz edilmediği, SGK tarafından yapılan incelemenin önceki talep tarihlerinde de bilindiği ve mahkemece gözetildiği, davacının şirkette uzun süre yöneticilik yaptığı, davalının eşinin ve kızının şirkette sigortalı gösterildiğini bilecek durumda olduğundan, ilk derece mahkemesince terditli ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 615,40.TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60.TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır