T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1096 - 2025/1100 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1096 KARAR NO : 2025/1100 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.07.2023 NUMARASI : 2020/611 Esas 2023/826 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 26.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 22.10.2025 İlk derece mahkemesince veri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1096 - 2025/1100 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1096 KARAR NO : 2025/1100 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.07.2023 NUMARASI : 2020/611 Esas 2023/826 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 26.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 22.10.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalılar ... ve davalı ... Uluslararası Nakliyat Ve Ticaret Limited Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 05.07.2019 tarihinde davalı ...'nun sevk ve idaresindeki, davalı ... Sigorta tarafından ZMMS ile sigortalı ve davalı şirketin işleteni olduğu çekici ve yarı römorkla seyri sırasında, emniyet şeridinde duran davacıların murisi ...'a aracın römork kısmı ile çarptığını, kazada davacıların murisinin hayatını kaybettiğini, ayrıca murise ait ... plakalı araçta hasar meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına ve ceza dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde ...'nun kusurlu olduğunu, sigorta şirketi tarafından maddi tazminat ödenmiş ise de zararın karşılamadığını ileri sürerek destekten yoksun kalma tazminatı olarak her bir davacı için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Uluslararası Nak. ve Tic. Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, araçta meydana gelen hasarın giderilmesi için harcanan 7.400,00 TL'nin kaza tarihi olan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...'ın manevi zararlarının tazmini için 60.000,00TL, davacı ...'ın manevi zararlarının tazmini için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ... Uluslararası Nak. ve Tic. Ltd.Şti'nden müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini istemiştir. Davacılar vekili 08.03.2021 tarihli dilekçesi ile hasar bedeline yönelik 7.400,00 TL’nin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini istediklerini, ancak 25.02.2021 tarihinde hasar bedeli ve faizi için 9.775,32 TL ... tarafından yatırılması sonrasında, Asliye Ceza MahkemesiNİN 2019/472 E. Dosyadan davacıya gönderildiğini davanın bu talep yönünden konusuz kaldığını, ancak davalının davaya sebebiyet vermesi nedeniyle lehlerine vekalet ücreti takdir edilirken bu miktarında nazara alınmasını tüm yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasını istemiştir. Davacılar vekili 06.10.2022 tarihli ıslah dilekçesinde; davacı ... için açmış oldukları destekten yoksun kalma tazminat taleplerini 1.838.271,84TL'ye, davacı ... için açmış oldukları destekten yoksun kalma tazminat taleplerini 496.967,71TL'ye yükselttiklerini belirterek bu tutarın 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Davalılar ... ile ... Uluslararası Nak. ve Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde; davalıların kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilen 30.03.2020 tarihli raporda müteveffanın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ... Sigorta AŞ tarafından davacılara toplam 317.984,74TL ödemede yapıldığını, tüm maddi zararlarının karşılandığını, müteveffanın mirasçılarının destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamayacağını, destekten yoksunluk zararının oluşmadığını, davacı yana SGK tarafından bir ödeme yapılıp yapılmadığını araştırılması gerektiğini, araç hasar bedeli talebinin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, usul ve yasaya aykırı gerçekleştirilen keşfi ve alınan raporu kabul etmediklerini, talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan davalı şirkete ait aracın, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı olduğunu, davacılar tarafından davadan önce davalıya başvuru yapıldığını, garameten paylaştırma ilkesi de dikkate alınarak ... için 249.057,19 TL, ... için 68.157,55 TL olmak üzere toplam 317.214,74 TL'nin 27.09.2019 tarihinde ödendiğini, yapılan bu ödeme ile davacıların maddi zararlarının karşılandığından huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacı yana SGK tarafından yada başkaca bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, ödeme yapıldı ise iddia olunan zarardan tenzili gerektiğini, araç hasarı için talebin fahiş olduğunu, piyasa rayiç değerlerine göre incelenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, ölümlü trafik kazası sonucu destekten yoksun kalan davacıların maddi ve manevi zararlarının tazmini istemine ilişkin olduğu, 01.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda, sürücü ...'nun tali kusurlu, müteveffa yaya ...'ın ise asli kusurlu olduğu, 13.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise sürücü ...'nun asli kusurlu, araç sürücüsü/yaya ... ise kusursuz olduğu, 21.09.2020 tarihli taraf vekilince sunulan Uzman Görüşünde sürücü ...’nun tali kusurlu, yaya ...’ın ise asli kusurlu olduğu, 30.03.2020 tarihli ATK raporunda sürücü ... ve yaya ...’ın asli kusurlu olduğunun belirlenmiş olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 21.12.2020 tarihli raporunda çekici sürücüsü ...’nun asli kusurlu, yaya ...’ın tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığının belirtilmiş olduğu; mahkemece alınan 03.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda çekici ve bağlı dorse sürücüsü davalı ...'nun meydana gelen kazanın oluşumunda 2918 sayılı KTK'nın 47/d, 56/a-1 ve 84/l maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla asli derecede %75 oranında kusurlu olduğu, otomobil sürücüsü müteveffa yaya ...'ın 2918 sayılı KTK'nın 68/c maddesindeki kuralı ihlali ile %25 oranında tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığının belirtildiği; mahkemece alınan rapor ve diğer mahkemelerde alınan raporlar arasındaki çelişki nedeniyle İTÜ Trafik Kürsüsü öğretim üyelerinden alınan raporda; müteveffa yaya ...'ın %25 oranında kusurlu olduğu, çekici sürücüsü ...'nun %75 oranında kusurlu olduğu tespit, görüş ve kanaatine varıldığının belirtildiği, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu kabul edilerek itibar edildiği; dosya içerisinde yer alan belgelerden, kazaya karışan ... plakalı çekiciyi zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalayan davalılardan ... Sigorta AŞ tarafından davacılardan ... için 249.057,19TL, ... için 68.157,55 TL olmak üzere toplam 317.214,74 TL destekten yoksun kalma tazminatının 27.09.2019 tarihinde ödendiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla Mahkemece ödenen bu kısım dikkate alınarak davalı sigorta şirketi yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, bu arada tarafların birbirlerinden yargılama gideri talep etmediği anlaşıldığından bu konuda herhangi bir karar verilmediği; diğer davalıların sorumluluğunun tespiti için alınan aktüer bilirkişi raporunda; 05.07.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ve %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilen ...'ın desteğinden yoksun kalan eşi ... için 3.818.841,71TL, kızı ... için 996.502,60TL bakiye destekten yoksun kalma tazminatı tespit edilmekle birlikte, anılan miktarın, poliçe teminat limitini aştığı dikkate alınarak, davacı ... yönünden 1.838.271,84TL, ... yönünden 496.967,71TL olacağının belirlendiği ve bu miktarlar üzerinden hüküm kurularak, destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ......Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine karar verildiği; davacı tarafın desteğin ölümünden duydukları acı ve üzüntü sebebiyle manevi olarak yıkıma uğradıklarına mahkememizce vicdanen kanaat getirildiğinden tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın alım gücü, kaza tarihi gibi olgular dikkate alınarak takdiren manevi tazimata da hükmedilmesi gerektiği, gerekçesiyle, davacı tarafın açtığı maddi tazminat davasının kabulüne, davacılardan ... için 1.838.271,84 TL, ... için 496.967,71 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den kaza tarihi olan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta hakkındaki davaya ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 50.000,00 TL, ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den kaza tarihi olan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş hüküm davacılar vekili, davalı ... Uluslararası Nakliyat Ve Ticaret Limited Şirketi vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; vefat edenin kazancının eksik hesaplandığını, dosyadaki maaş bordrolarının dikkate alınmadan hesaplama yapıldığını, mahkemece alınan raporlarda müteveffanın net maaşı asgari ücretin 6.02 katı olarak hesaplandığını, oysa brüt asgari ücretinin 19.538,43 TL olmasına göre, kabul edilen 12.174,84 TL’nin üzerinde bir geliri olduğunu, maaş haricinde yan ödemelerinin de olduğunu, bu nedenle hesaplamanın net maaşına göre değil, net kazancına göre yapılması gerektiğini; manevi tazminatın kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ayrıca ret kararının da gerekçelendirilmediğini, bu nedenle kaldırılarak talebin tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece eksik vekalet ücreti takdir edildiğini, sigorta şirketine dava açılmasında davacıların kusuru bulunmadığını, bu nedenle sigorta hakkında açılan destek tazminatı ve araç hasarı nedeniyle sigortanın sorumluluğu olması nedeniyle davacılar için ayrıca vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, davanın kendilerine yöneltilmesine sigorta şirketi neden olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinden sigorta şirketi hakkında da karar verilmesi gerektiğini, yine hasar bakımından Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/34 E. sayılı dosyasında yapılan masrafların da eldeki dosyada değerlendirilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalılar ... ve ... Uluslararası Nak. Ve Tic. Ltd Şti vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkemece hükme esas alınan İTÜ Öğretim üyelerince tanzim edilen raporun soyut olduğunu ve olay ile örtüşmediğini, İTÜ raporunda, yayanın bulunduğu yerin belirsiz olduğu (Sağ şeritte ya da banket üzerinde) ancak banket üzerinde bulunması durumunda kazanın gerçekleşeceğinin malum olduğunu belirterek rapor tanzim ettiğini, oysa dosya kapsamında resmi ve itiraza uğramamış belgelerle müteveffanın yerinin sabit olduğunu, raporun bu haliyle eksik inceleme ile tanzim edildiğinden karar vermeye elverişli olmadığını, dosya içerisinde İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından tanzim edilen 08.07.2019 tarihili olay yeri inceleme tutanağı raporu ve 05.07.2019 tarihli olay yeri krokisi olduğunu, raporun bu belgeler gözden kaçırılarak tanzim edildiğini, bu nedenle rapora itibar edilemeyeceğini, krokiye göre kaza anında yayanın sağ şerit içerisinde olduğunu, olay yeri inceleme tutanağında yayanın yol üzerinde bulunan ...'a ve yol kenarındaki aracına çarptığının tespit ile belirtildiğini, buna göre yayanın yol üzerinde ve şeritte olduğunun kanıtlandığını, yine savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporunda da yaya ...’ın aracını emniyet şeridine gerekli önlemleri almaksızın durdurarak, araçtan indikten sonra trafik akışının olduğu yolda araç içerisindekiler ile iletişimde olmasından dolayın asli kusurlu, davalı sürücüsünün ise tali kusurlu olduğunun belirtildiği, bu resmi belgeninde görmezden gelindiğini, İTÜ raporunda atıf yapılan ve katılmadıklarını belirttikleri ATK raporunda, çekicinin bankete taşar şekilde seyrettiği, yayanın sağ şeritte olduğu belirtilerek görüş bildirildiğini, dolayısı ile söz konusu ATK raporunun Kaza Tespit Tutanağı Krokisi ve Olay yeri inceleme raporu ile uyumlu olması nedeniyle, yayanın yerinin belirsizliğinden söz edilmeyeceğinden raporun karar vermeye elverişli olmadığını, İTÜ raporundaki tespitin diğer raporlar ile de çelişki oluşturduğunu, somut tespitler ile uyumlu olmadığını, buna rağmen ATK İstanbul Trafik ihtisas Dairesinden rapor alınması taleplerinin haksız olarak reddediliğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacıların dava dilekçesinde yasal faiz talep ettiklerini, ıslah dilekçesi ile ticari faizi ile alacaklarını talep ettiklerini, ancak usulüne uygun yapılan bir ıslah olmadığını, bu konuda harç yatırmadıklarını, bu nedenle avans faizi uygulanamayacağını, faiz türüne ilişkin harç yatırmadıklarını, ayrıca avans faizi işletilmesinin de mümkün olmadığını talebin haksız fiile ilişkin olduğunu; manevi tazminata ilişkin verilen kararında hatalı olduğunu talebin reddi gerektiği, verileceği farzedilse bile, manevi tazminat için faiz işletilemeyeceği, manevi tazminatın zenginleşmeye yol açacağını; aktüer hesap raporunun da hatalı olduğunu, ölenin anne babası tarafından da Ankara Batı 5 Asiye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, her iki dosyada ölenin gelirinin farklı olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesinde 11.906,40 TL iken, eldeki dosyada 12.174,87 TL olduğu bu tespitlerden birisinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporun da tamamen hukuka aykırı olduğunu, desteğin ölmeden önceki 6 aylık gelirlerinin yeterince incelenmediğini, bağlantılı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında ise incelendiğini, esas alınan son geliri 12.174,87 TL’nin 8.883,54 TL'sinin aylık kazancı, 3.291,33 TL’sinin ise fazla çalışma ücreti olduğunu, fazla çalışmanın arızı nitelik taşıdığından gelire dahil edilmesinin kabul edilemez olduğunu, aksi durumda ise 6 aylık kazancı ortalamasına göre son gelirinin belirlenmesi gerektiğini, dosyaya sunulan uzman görüşünün de bu yönde olduğu, yine iki mahkemede aynı konuda alınan 2 bilirkişi raporunda çelişki olduğu; hükme esas alınan rapora, tek çocuklu iken ölen desteğin iki çocuğa sahip olacağı varsayımının hesaplamaya dahil edilmediğini, Yargıtay içtihatlarında çocuksuz veya tek çocuklu ölüm halinde bir çocuk daha ilave edilerek hesaplama yapılmasını kabul ettiğini, Uzman görüşünde de bu hususun açıklandığını, 2 çocuk varsayımına göre hesaplama yapılmamış olması nedeniyle kararın hatalı olduğunu, eşin yeninden evlenme ihtimalin de doğru şekilde değerlendirilmediğini, bilirkişinin bu nedenle çelişkiye düştüğünü, %4 indirimin davacının sağlığı, yaşı ve yaşadığı sosyal çevre göze alındığında çok düşük belirlendiğini, %4 indiriminde hatalı yapıldığını, dosyaya sundukları uzman görüşünde de %12 evlenme ihtimaline göre hesaplama yapıldığını, hükme esas alınan kusur raporundaki olayın oluş şekli yanı sıra kusur oranın da uygun olmadığını, kaza yerinin özellikleri ve vefat edenin sağ şerit üzerinde bulunmasına göre kusur oranını kabul etmediklerini, aracın durduğu nokta ve şerite mesafesi nazara alındığında, kazanın meydana gelmesinde vefat edenin tam kusurlu olduğunu, ölenin tam kusurlu olması nedeniyle mirasçıların destek tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını, davacının ücretine ilişkin beyanında mesnetsiz olduğunu, bu ücretten hesaplama yapılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, maddi tazminatın zamanaşımına uğradığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen karardaki kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle bakiye destekten yoksun tazminatı ve manevi tazminat, araç hasarı nedeniyle maddi tazminat istemidir. Davacı dava dilekçesinde, sigorta şirketinin destek tazminatı yönünden limit ile sınırlı ödeme yaptığını ve bakiye destek zararı olduğunu belirterek, sürücü ve işletenden bakiye destek zararı ile manevi zararlarını; araç hasarına yönelik olarak ise oluşan zararını sürücü, işleten ve sigorta şirketinden talep etmiş, yargılama sırasında araç hasarına ilişkin zararının, ceza yargılamasına istinaden sürücü tarafından ödenmiş olması nedeniyle konusuz kaldığını beyan etmiştir. İlk derece mahkemesi kararının gerekçesinde; taleplerin değerlendirilmesinde karışıklık yaratılmış ise de, sonuç olarak bakiye destek tazminatı talebinin, taleple bağlı kalınarak kabulüne, manevi tazminatın kısmen kabulüne, sigorta hakkındaki dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm sigorta şirketi haricindeki taraflarca istinaf edilmiştir. 06.07.2019 tarihinde, saat:18.30 saatleri sırasında, davacıların desteğinin sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, otoyol üzerinde emniyet şeridinde duraklayarak aracından inerek,aracın sol tarafında durduğu esnada, davalı araç sürücüsünün sevk ve idaresindeki arkasında dorse takılı vaziyette çekici ile seyri sırasında, aracının dorsesinin arka kısmı ile emniyet şeridinde duraklayan aracın sol arka yan kısmına (kaportada yarılma oluşturacak şekilde) ve aracının sol yanında durmakta olan davacıların desteğine çarptığı, çarpmanın etkisi ile davacıların desteğinin vefat ettiği, araçta da hasar oluştuğu, Kaza Tespit Tutanağı, olay yeri fotoğrafları, ceza dosyasında savcılık ve mahkeme aşamasında alınan beyanlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davalılar, davacıların desteğinin taşıt yolunda şerit üzerinde durduğunu ve kazanın meydana gelmesinde, vefat edenin asli ve tam kusurlu olduğunu savunmuş; davacılar ise vefat edenin araç dışına çıktığında emniyet şeridinde durduğunu, kazanın meydana gelmesinde, duran aracı ve sürücüsünü seyri sırasında görmesine rağmen, sevk idaresindeki dorsesinin arka kısmı ile çarpan davalının kusurlu olduğunu iddia etmişlerdir. İlk derece mahkemesi kararında da açıklandığı üzere meydana gelen kazaya ilişkin olarak, Savcılık, Ceza Mahkemesi ve İlk derece mahkemesi tarafından olmak üzere bir çok rapor alındığı, ayrıca davalılar tarafından dosyaya uzman görüşü sunulduğu görülmüştür. Olaya ilişkin olarak, davalı hakkında taksirle ölüme neden olmak suçundan Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/472 E. 2021/179 K. Sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen 02.03.2021 tarihli karar ile; olaya ilişkin, savunma, tanık beyanları ve müşteki, şikayetleri alınarak, kaza yerine ilişkin delillerde değerlendirilmek suretiyle, "Adli, Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 21.12.2020 tarihli rapora göre , çekici sürücüsü sanık ...'nun, yönetimindeki araç ile seyri sırasında yola gereken biçimde dikkatini vermemiş, seyrini kurallara aykırı ve tehlikeli biçimde yolun sağındaki bankete taşar vaziyette sürdürmüş, gündüz vakti, olay yeri yaklaşımında gördüğünü belirttiği yayaya karşı zamanında etkin tedbire başvurmamış, bu haliyle bankette park halinde olan otomobile ve bu otomobilin sol yanında bulunan yayaya, aracına bağlı yarı römorkun sağ yan arka kısmıyla çarpması sonucu meydana gelen olayda (KTK.56/a-1 ve KTK.47/d kurallarını ihlalle); dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle asli kusurlu olduğunun, müteveffa ...'ın yönetimindeki otomobili olay yeri yolun sağındaki bankete park etmesini müteakip indiği aracının sol yanında, sağ şerit içersinde bulunduğu sırada, yol üzerinde seyir halinde olan araçları kontrol etmesi gerekirken bu hususa özen göstermeyip, bu haliyle korunma tedbiri almadığı çekiciye bağlı yarı römorkun, banketteki aracına ve kendisine çarpması sonucu meydana gelen olayda (KTK.68/c kuralını ihlalle), tali kusurlu olduğunun tespit edildiğinin anlaşıldığı, sanığın tüm aşamalarda alınmış bulunan savunmaları, kovuşturma aşamasında dinlenmiş bulunan tanık beyanları, ATK raporu ve dosya kapsamındaki tüm deliller gözetildiğinde , sanık sürücü ...'nun kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu yönündeki ATK raporuna itibar edilerek sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediği hususunda vicdani kanaat hasıl olmuştur." denilerek, kazanın oluş şekli değerlendirilmek suretiyle, kazanın meydana gelmesinde vefat edenin tali, davalı sürücünün (sanığın) ise asli kusurlu kabul edilerek cezalandırılmasına, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından alınan 03.06.2021 tarihli trafik kusur bilirkişi raporunda; ceza mahkemesi dosyasındaki deliller, çarpma anında vefat edenin aracın konumunu gösteren fotoğraflar, Kaza Tespit Tutanağı değerlendirilmek suretiyle tanzim edilen raporda, ceza mahkemesinde hükme esas Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas dairesinden alınan rapor ile de uyumlu olacak şekilde, kazanın oluşumunda davalı sürücünün asli %75 oranında, desteğin ise tali %25 oranında kusurlu olduğunun mütala edilmesi sonrasında söz konusu raporun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin, ceza mahkemesindeki hükme esas alınan raporu ile uyumlu olmasına rağmen, daha önce alınan raporlarla çelişki oluşturması nedeniyle çelişkinin giderilmesi için bu defa İTÜ trafik kürsüsü öğretim üyelerinden oluşan heyetten rapor alındığı, söz konusu 12.01.2022 tarihli heyetten alınan bilirkişi raporunda da, vefat edene ait aracın, emniyet şeridinde durduğu nokta, davalı savunmaları ve tanık beyanları, davalının, davacıyı ve aracını görmesine rağmen, emniyet şeridine taşacak şekilde aracının dorse kısmı ile araca çarpmış olduğu kabul edilerek olaya ilişkin tanzim edilen ve dosyaya delil olarak sunulan tüm raporlar değerlendirilerek kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün asli %75 oranında, vefat eden davacıların desteğinin tali %25 oranında kusurlu olduğunun mütala edildiği, ilk derece mahkemesi tarafından söz konusu rapor karar vermeye elverişli görülerek hükme esas alındığı görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından, aktüer bilirkişinden rapor alınmış bilirkişi tarafından 13.04.2022 tarihli raporda; davacının fiili çalışması, düzenli geliri ve fazla çalışması olduğu tespit edilerek, 6 aylık maaş bordrosu getirilmekle birlikte, kaza öncesinde maaşındaki artış da nazara alınmak suretiyle, bilinen dönem zararları son geliri ve asgari ücretteki artışlar nazara alınarak, bilinmeyen dönem zararlarının ise rapor tarihinde oluşan geliri çerçevesinde, aktif dönem ve asgari ücrete göre pasif dönem zararları değerlendirilmek suretiyle ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş değerinin mahsubu ile bakiye destek zararının ... için 1.838,271,84 TL olduğu, ... için 496.967,71 TL olarak hesaplandığı, davacılar tarafından söz konusu rapora itirazlar ileri sürülmekle birlikte hesaplanan miktar üzerinden destek tazminatının ıslah edildiği görülmüştür. Mahkemece, davacıların itirazı ve davalıların uzman görüşü sunarak itirazları sonrasında, son alınan10.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda, itirazlar da değerlendirilmek suretiyle, asgari ücret artışlarından kaynaklanan artışlar sonucu, davacı ...'ın destek zararının 3.818,841,71 TL olduğu, ...'ın destek zararının 996.502,60 TL olarak hesaplandığı, mahkemece davacıların ıslah ettiği miktar üzerinden davanın esası hakkında karar verildiği, sigorta hakkında ise karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. 1-Davalıların kusur raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; her ne kadar davalılar kusur raporunun oluşa uygun olmadığını, kazanın meydana gelmesinde vefat edenin tam ya da asli kusurlu olduğunu ileri sürmüş ise de, olay tarihinde, gündüz vakti, görüşe açık otoyolda meydana gelen kazaya ilişkin olarak davalı sürücü ceza soruşturmasında şüpheli olarak verdiği savunmasında "...Akıncı gişelerini geçtikten sonra yol dik bir rampa şeklindeydi yaklaşık 70 km hızla gidiyordum, 3 şeritli İstanbul otoyolunun en sağ şeridinde ilerliyordum, saat:18:30 sıralarında yolun ilerisinde emniyet şeridinde beyaz renkli bir aracın herhangi bir uyarı işareti koymadan beklediğini gördüm bu esnada araç ile benim aramda yaklaşık 100 metre mesafe vardı, gördüğüm kadarıyla aracın kapıları kapalıydı bir şahıs aracın şoför kapısının açık camından içeriye girerek konuşuyordu, şahsın kafası camının dış tarafındaydı, ben araca daha da yaklaşmışken ölen şahıs kafasını ve vücudunu camdan alarak geriye doğru geldi, şahsın sırtı bana dönüktü ben şahsa çarpmamak için aracımın önünü orta şeride doğru yani sol tarafa doğru çevirdim aracımın ön tarafı ile tamamen orta şeride girdim ancak orta şeritten geriden hızlı şekilde trafik aktığı için tekrar bulunduğum şeride doğru aracın ön tarafını kırdım, o esnada bir ses duydum, aynadan dışarıya baktığımda yerde bir şahsın yattığını gördüm, yaklaşık 15-20 metre ileride de aracımı durdurup arıza şeridine çektim, benim tahminimce şerit değiştirirken tırın dorsesi savruldu ve yolun kenarındaki şahsa vurdu." beyan etmiş, olup emniyet şeridinde duran aracı ve araçtan inmiş vaziyette duran yayayı gördüğü anlaşılmaktadır. Öte yandan kaza anında vefat edene ait aracın emniyet şeridinde olduğuna yönelik uyuşmazlık olmadığı gibi, davacıların desteğine ait emniyet şeridinde duraklayan aracın sol arka yan kısmında, davalının aracının dorse kısmının çarpması ile kaportada yırtılma oluşacak şekilde hasar meydan geldiği, araç sol yan aynasının da kaza esnasında kırıldığı araca ait fotoğraflardan anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, kazanın gündüz saatleri içerisinde meydana gelmiş olmasına, davalının kaza yerine gelmeden davalı ve aracını fark etmesine ve yol müsaitliğine rağmen zamanında gerekli önlemleri almayarak, dorsenin arka kısmının emniyet şeridine taşacak şekilde araca çarpmasına, desteğe de aracın ön kısmı ile değilde dorsenin arka kısmı ile çarptığının anlaşılmasına, kaza sonrası aracın konumu nazara alındığında, ceza mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ve mahkemece trafik bilirkişisinden alınan rapor ile hükme esas alınan İTÜ Öğretim üyelerinden alınan raporun birbiri ile uyumlu olmasına, kazanın oluşunun bilirkişiler tarafından kabul edilenin aksine, meydana geldiğini kanıtlamaya yeterli delil olmamasına, davalının itirazlarının ve önceki raporlar değerlendirmek suretiyle kusur durumunun ve kazanın oluş şeklinin değerlendirilmiş olmasına göre davalıların kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Davalılar vekili tarafından aktüer raporunun uygun olmadığını, dosyaya sunulan uzman görüşü ile çeliştiğini işleri sürmüş ise de; destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat istemli davalarda, desteğin son geliri doğru şekilde tespit edilebiliyor ise son gelirinden hareket ile bilinen dönem ve bilinmeyen dönem aktif kazançları hesaplanır. Desteğin düzenli olarak fazla çalışması kanıtlanabiliyor ise, fazla çalışmadan kaynaklanan kazançlarda gelirine esas alınır. Fazla çalışmaya ilişkin iddialar ise kaza tarihinden önceki aylara ait bordolar ile kanıtlanabilir. Öte yadan hukuk mahkemesinde taraflarca hazırlanma ilkesi geçerli olduğundan, diğer destek yoksun kalanlar tarafından başka mahkemede açtıkları davada, gelirin daha düşük kabul edilmiş olması durumunda dahi söz konusu dosyadaki gelir eldeki davada kesin delil olarak değerlendirilmeyeceğinden mahkemece ispat ölçüsünde belirlenen gelir çerçevesinde zararı belirler. Eldeki dosyada, davalılar tarafından ölenin gelirinin vefatından önceki 6 aylık ortalama maaşı çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, süreç içerisinde desteğin gelirinde artışta olabileceği gözetildiğinde, asıl olanın kazandan önceki düzenli olduğu da anlaşılan son gelirinin nazara alınacak olmasına, bu nedenle bilirkişi tarafından ek raporunda da değerlendirdiği üzere kabul edilen gelirin, son düzenli geliri ile uyumlu olarak değerlendirilerek hesaplama yapılmış olmasına, fazla çalışmanın düzenli olarak yapıldığının dosyaya sunulan kurumsal çalışmasına ilişkin bordrolar ile kanıtlanmış olmasına göre, davalıların gelire yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediği gibi bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından "gerçek zarar" hesabında benimsenen ilke ve yöntemlere uygun yapılmasına, destek eşin evlenme ihtimalininde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin son içtihatları çerçevesinde AYİM Evlenme tablosuna nazara alınarak, rapor tarihine göre belirlenmiş olduğundan, %4 kabul edilmiş olmasında hata bulunmamasına göre davalının aktüer rapora yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. 3- Davacılar vekili destek tazminatının hesaplamasında brüt gelirinin daha yüksek olduğundan nazara alınması gerektiğini ileri sürmüş ise de; destek tazminatının hesaplanmasında esas olan kazanç düzenli nitelikte olan net kazanç olduğundan, hesaplama bu çerçevede yapılır. Mahkemece hükme esas alınan raporda, desteğin düzenli gelirine yönelik olarak kurumsal maaş bordroları da değerlendirilmek suretiyle düzenli gelirinin belirlenmiş olmasına, bu çerçevede fazla çalışmalarda düzenli gelir kabul edilerek gelirin belirlenmiş olmasına, brüt gelirin ise destek tazminatında esas alınamayacak olmasına, davacıların bilirkişi raporunda kabul edilenden daha fazla düzenli gelirin varlığını kanıtlayamamış olmasına göre davacıların gelire yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Buna göre; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve istinaf olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalının yasal süresi içerisinde zamanaşımı def'inde bulunmaması yanı sıra tazminat alacağınında zamanaşımına uğramamış olmasına, ayrıca zararın kaza tarihinden meydan gelmiş olması nedeniyle kaza tarihinden itibaren faizi ile talep edilebilecek olmasına, davacının ıslah dilekçesi ile talebini avans faizi ile talep etmiş olması nedeniyle ayrıca ıslah harcı yatırmasına gerek bulunmamasına, davalı açısından ticari iş olan kaza nedeniyle davacıların zararlarını avans faizi ile talep etmesine yasal engel bulunmamasına göre, aşağıda değerlendirilecek olan kamu düzenine aykırılık oluşturacak sebepler hariç davalılar vekilinin ileri sürdüğü tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamları dışındaki tüm itirazları yerinde görülmemiştir. 4-Davacılar, sürücü işleten ve sigorta şirketi hakkında açtığı davada, davalıların tamamından (sigorta dahil) araç hasarını, talep etmiş iken, sigorta şirketinin davadan önce limit dahilinde destek tazminatı ödediğinden bahisle destek tazminatını sigorta şirketinde talep etmemiştir. Yargılama sırasında davacının araç hasarına yönelik zararının ise, eldeki dava açıldıktan sonra, ceza dosyası kapsamında sürücü tarafından ödendiği, davacılar vekilinin ve davalı sürücünün beyanından anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında davacılar vekilinin davanın konusuz kaldığını beyan ettiği talep araç hasarına ilişkin olup, hüküm fıkrasında sigorta açısından davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasında hata bulanmamakta ise de; İlk derece mahkemesi gerekçesinde, konusuz kalan talebin, sigorta açısından dava konusu edilmeyen destek zararına ilişkin olduğunun belirtilmiş olması, dosyada olmayan sulh sözleşmesinden bahsedilmiş olması, araç hasarına yönelik hiç bir değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle hükmün bu nedenle düzeltilmesi gerekmiştir. 5-Davacılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebeplerine gelince; davanın konusu olan manevi tazminat istemi, 6098 sayılı TBK'nın 56/2. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre hakim, özel halleri göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibine bir miktar paranın ödenmesine karar vermektedir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Somut olayda, 05.07.2019 tarihinde, davacı ...'ın da içerisinde bulunduğu araç ile yolculukları sırasında meydan gelen kaza neticesinde, davacı ...'ın 33 yaşında iken eşini, davacı ...'in ise 5 yaşından iken babasını kaybettiği, kazanın meydana gelmesinde davalının asli %75 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, meydana gelen ölümün yaşanan üzüntü haricinde, sosyal yaşantılarına yaratacağı sarsıntı da nazara alındığında, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, taraflar sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın amacı ve belirlenmesinde esas alınan ilkeler nazara alındığında, başkaca manevi zarar görenler olduğu Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasından görülmüş ise de, TMK'nın 4. maddesi çerçevesinde davacı eş için 60.000,00 TL, davacı çocuk için 40.000,00 TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olacağı kanaatine varıldığından, davacıların takdir edilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. 6-Davacılar vekilinin yargılama gideri vekalet ücretleri ve davanın fer'ilerine yönelik istinaf sebeplerine gelince; Davacılar dava dilekçesi ile ölüme bağlı zararları yanı sıra, araç hasarından kaynaklanan zararlarını da sigorta şirketi, sürücü ve işletenden talep etmiş (her ne kadar ilk derece mahkemesi gerekçesinde bu hususu hatalı değerlendirmiş ise de) yargılama sırasında söz konusu zararın, ceza mahkemesindeki görülen dosyada davalı araç sürücüsü tarafından karşılandığı, ödeme dekontu ve davacının beyanından anlaşılmaktadır. Tarafların yargılama gideri talep etmediklerine dair anlaşmaları da bulunmamaktadır. Araç hasarına yönelik yapılan ödemenin eldeki davanın açılmasından sonra yapılmış olmasına göre konusuz kalan davada haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi gerekçesinde bu hususun karıştırılması yanı sıra, konusuz kalan kısım yönünden vekalet ücreti takdir edilmemiş olması da doğru görülmemiştir. Yine davacıların araç hasarına yönelik talepleri açsından, davacılar kusur oranında araç hasarından kaynaklanan zararı talep etmekte haklı olduğundan ve dosyaya UYAP üzerinden kazandırılan Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin Değişik İş dosyasına göre de, 314,00 TL keşif harcı, 210 TL tebligat ve posta giderleri, 550,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere tespit edilebilen 1.074,00 TL delil tespiti gideri yaptığı anlaşılmasına göre HMK'nın 323/1-ç maddesi gereğince, geçici tedbir talepleri çerçevesinde yapılan giderlerde haklılık durumuna göre talep edilebileceği halde yargılama giderinin hesaplanmasında nazara alınmamış olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla; kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değil ise de kamu düzenine ilişkin olarak istinaf talebinin kabulüne, davacı vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerle sair istinaf taleplerinin reddi ile 4 ve 5 no'lu bentlerde yazılı nedenlerle istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeninden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, esas hakkında kesinleşen yönler korunarak hüküm tesisine, buna göre davacıların manevi tazminat talebi yönünden kararın düzeltilerek, yukarıda açıklanan miktar üzerinden talebin tam kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı gerekçesi düzeltilerek, davacıların araç hasarına yönelik talepleri açsından, yargılama sırasında araç hasarına yönelik zararın karşılanmış olması nedeniyle sürücü, işleten ve sigorta şirketi hakkındaki talebin bu nedenle konusuz kalması nedeniyle talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bu çerçevede haklılık durumuna göre delil tespit giderleri de eklenmek suretiyle yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin değerlendirilmesine, destek tazminatı yönünden ise taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararındaki kesinleşen hususlar ile vekalet ücretine yönelik tashih kararı gözetilerek karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacılar vekilinin ve davalılar ... ve ... Uluslararası Nak. Ve Tic. Ltd Şti vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 19.07.2023 tarihli, 2020/611 Esas 2023/826 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davacı tarafın açtığı destekten yoksun kalma talepli maddi tazminat davasının KABULÜNE, davacılardan ... için 1.838.271,84 TL, ... için 496.967,71 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den kaza tarihi olan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacıların araç hasarına dayalı maddi tazminat istemi, dava sırasında ödeme ile konusuz kaldığından talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafın manevi tazminat davasının Kabulü ile davacı ... için 60.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın, davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den kaza tarihi olan 05.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Maddi tazminat davası yönünden; a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 159.520,21TL karar ve ilam harcından peşin alınan 708,38TL ve ıslah ile alınan 7.634,46TL harcın mahsubu ile bakiye 151.177,37TL harcın davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, b)Davacılar tarafından ödenen 54,40TL başvurma harcı, 708,38TL peşin harç ve 7.634,46TL ıslah harcı olmak üzere toplam 8.397,24TL'nin davalılar davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, c)Davacıların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen davacı ... için (konusuz kalan kısımına ilişkin , %75 kusur ve 1/4 miras payı çerçevesinde haklılık durumun olan 1.387,50 TL'nin hüküm altına alınan alacağa ilavesi ile belirlenen alacak üzerinden) 190.982,97 TL (sigorta şirketi 1.387,50 TL'si ile sınırlı olarak müşterek ve müteselsil sorumlu olmak üzere) ve ... için (konusuz kalan kısımına ilişkin , %75 kusur ve 3/4 miras payı çerçevesinde haklılık durumun olan 4.162,50 TL'nin hüküm altına alınan alacağa ilavesi ile belirlenen alacak üzerinden) 73.124,32TL (sigorta şirketi 4.162,50 TL'si ile sınırlı olarak müşterek ve müteselsil sorumlu olmak üzere) vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 4-Manevi tazminat davası yönünden; a)Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 6.831,00 TL karar ve ilam harcının davalılar davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, b)Davacıların kendilerini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle, karar tarihinde (Manevi tazminatın düzeltilmiş olması nedeniyle Dairemiz karar tarihinde) yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen davacı ... için 30.000,00 TL ve ... için 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 5-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.129,49TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Davacılar tarafından sarf edilen 4.200,00TL bilirkişi ücreti, 424,80TL tebligat ve posta gideri, 1.074,00 TL delil tespiti gideri olmak üzere toplam 5.798,80TL yargılama giderinin (Deliller toplanılmadan talebin konusuz kalması da gözetilerek takdiren sigorta şirketi 8,80 TL ile sınırlı olmak ve bu miktarla sınırlı müşterek müteselsilen sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, artan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-İstinaf edenler tarafından yatırlan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 738,00 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 188,80-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 926,80 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalılar tarafından yapılan 738,00 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 11,20-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 749,20 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak istinaf eden davalılara verilmesine, 4-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5- Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.