11. Ceza Dairesi 2025/3460 E. , 2026/658 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/1692 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2024 tarihli ve 2023/203018 Soruşturma, 2024/12991 K…
11. Ceza Dairesi 2025/3460 E. , 2026/658 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/1692 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2024 tarihli ve 2023/203018 Soruşturma, 2024/12991 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.03.2024 tarihli ve 2024/1692 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 07.03.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 08.07.2025 tarihli ve 2024/29619 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/88452 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2025 tarihli ve KYB-2025/88452 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin aynı işyerinde çalışıyor olmaları nedeniyle arkadaş oldukları şüphelinin kendisine ara ara mesajlar atarak gerçek dışı bir takım bahanelerle paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip kendisinden borç aldığını, şüphelinin borç isterken söylediklerinin basit yalan olmayıp hile boyutuna ulaştığını, almış olduğu paraları ödeyeceğini söyleyip sürekli oyaladığından bahisle şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada, hilenin nitelikli, ağır, ustaca olmadığı, basit yalan niteliğinde olup müştekinin denetim imkanını da ortadan kaldırmadığından dolayı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, Müşteki vekilinin 19.12.2023 tarihli şikayet dilekçesi ile, şüphelinin 02.10.2023 tarihinde eski nişanlısına 25.000,00-Türk lirası senetten kaynaklı borcu olduğunu ileri sürerek müştekiden borç para istediğini, bir hafta sonra ödeyeceğini söylediğini, müştekinin 04.10.2023 tarihinde kendi hesabından şüpheli hesabına "Ekim 2023 alınmak üzere gönderdiğim borç" açıklamasıyla 25.000,00 Türk lirası havale ettiğini, şüphelinin ertesi gün borcun yanlış hesapladığını, 12.500,00 Türk lirasına daha ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine aynı gün "Ekim 2023 te geri ödenmek üzere gönderdiğim borç" açıklamasıyla 9.000,00 Türk lirası daha havale ettiğini, 11.10.2023 tarihinde şüphelinin bu defa kardeşinin trafik kazası geçirdiğini, yolcu koltuğunda oturan arkadaşının sakat kaldığını, sakat kalan kişinin ailesine kan parası ödeyeceklerini, aksi halde kız kardeşine ve ailesine zarar vereceklerini, kan parası olarak yaklaşık 800.000,00-Türk lirası para istediklerini, bu parayı toplamak için ailesinden ve arkadaşlarından para topladıklarını, son 200.000,00-Türk lirası para kaldığını, bu parayı bulamadığını, kız kardeşinin çok kötü durumda olduğunu söyleyerek yeniden para istemesi üzerine şüphelinin durumuna üzülerek kız kardeşinin başına kötü bir şey gelmesini engellemek için şüpheli ile beraber ... Finansbank Bornova şubesine giderek şubeden 70.000,00 Türk lirası kredi, kredi kartından da 23.700,00 Türk lirası nakit avans çekerek şüphelinin ... Bankası hesabına 11.10.2023 tarihinde 89,550,00-Türk lirası olarak gönderdiğini, günlük EFT limitinin aşılmasından dolayı şüphelinin istediği kan parasının kalan kısmını da vermek amacıyla şüpheliye ... Finansbank'a ait kredi kartını ve kartının şifresini verdiğini, şüphelinin, babasının tırı olduğunu, babası ile konuştuğunu bu tırı satar satmaz borcunu ödeyeceğini söyleyerek ikna etmesi üzerine inanarak şüpheliye para ve kartının şifresini verdiğini, şüphelinin ise verdiği kredi kartı ve şifresi ile ertesi gün 12.10.2023 tarihinde ... Kuyumculuk'tan 47.500,00-TL tutarında altın alıp altınları bozdurduğunu, 16.10.2023 tarihinde de ... Oto Kiralama isimli oto galeriden 7.500,00-TL tutarında araç kiraladığını, yine Ekim ayı içinde ev sahibi ile arasının kötü olduğunu, kirasını ödeyemediğini, ev sahibinin uyuşturucu kullandığını, tehlikeli biri olduğunu kirayı ödemezse kendisine zarar vereceğini, yine kız kardeşinin gözlüğünün kırıldığını, gözlük almak zorunda olduğunu söyleyerek sürekli ve değişik bahanelerle para istediğini, müştekinin bu yalanlara inanarak ve ilirleyen zamanda babasının tırı sattığına ilişkin yazışmalarına kanarak şüpheliye değişik zamanlarda para gönderdiğini iddia etmesi ve şikayet dilekçesi ekinde gönderilen paralara ilişkin dekontların ve ... mesajlarının sunulması karşısında, şüphelinin müştekiyi yanıltacak ve kandıracak yoğunluktaki ustaca planlayıp sergilediği hileli davranışları sonucunda, müştekinin rızasıyla kendisine para vermesini ve kredi kartı ve ... yazışmalarından görüleceği üzere şifresini vermesini sağlayarak haksız menfaat sağlaması şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu hususunda yeterli şüphe bulunduğu, delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, Diğer yandan 02/12/2016 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve bu maddeye eklenen fıkraya göre 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, uzlaştırma işlemi yapılmadan karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; aynı iş yerinde çalışan şikayetçi ile şüphelinin 22.08.2023 tarihinde tanıştıklarının, tanışma tarihinden kısa bir sonra şüphelinin hileli hareketler ve gerçek olmayan bir kısım sözler sarfetmek suretiyle şikayetçiden maddi menfaat temin etmeye başladığının, bu doğrultuda değişik zamanlarda, eski nişanlısına senetten kaynaklanan borcu olduğu, kardeşinin trafik kazası geçirdiği ve bu kazada arkadaşının sakat kaldığı, ev sahibi ile arasının kötü olduğu, kirasını ödeyemediği şeklindeki söylemlerle şikayetçi aldattığının, şikayetçinin banka üzerinden yüksek tutarlı paralar gönderdiğinin, ayrıca altın alıp bozdurmak suretiyle nakit temini için verdiği kredi kartından şüphelinin araç da kiraladığının iddia olunması karşısında; şikayetçinin ayrıntılı beyanına başvurulması, dilekçede belirtilen tanıkların dinlenmesi, banka hesap hareketlerinin getirtilerek incelenmesi, kredi kartından hangi harcamaların yapıldığının belirlenmesi, şikayet dilekçesinde belirtilen olayların gerçekten meydana gelip gelmediği hususunda araştırma yapılması, sonucuna göre suç vasfının ve şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken; "...müştekinin herhangi bir araştırma yapmaksızın, sırf şüphelinin beyanı üzerine şüpheliye borç verdiği, bu kapsamda şüphelinin eylemlerinin basit yalan niteliğinde olduğu ve müştekinin denetim yetkisini ortadan kaldıracak herhangi bir eyleminin de bulunmadığı, bu suretle dolandırıcılık suçu açısından suçun yasal unsurlarının oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi belirtilen nedenlerle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.03.2024 tarihli ve 2024/1692 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2026 tarihinde karar verildi.