10. Hukuk Dairesi 2024/11258 E. , 2025/975 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1033 E., 2024/905 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Avanos 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/514 E., 2023/616 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tet
**10. Hukuk Dairesi 2024/11258 E. , 2025/975 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1033 E., 2024/905 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Avanos 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2022/514 E., 2023/616 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait iş yerinde 01.04.1994 tarihinden itibaren kesintisiz olarak çalıştığını, en son çalıştığı ay olan 2015 yılına ait aldığı net ücretinin 3.000 TL olduğunu, davalı şirket nezdinde çalıştığı süre boyunca asgari ücretin 3 katından aşağı olmamak üzere bir ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davacı yana ödenen maaş bordrolarının imzalı olduğunu, yaptığı işin niteliği gereği asgari ücret artı aylık ciro üzerinden maaş ödenmesinin mümkün olmadığını, davacının muhasebe personeli olduğunu, kıdem ve ihzar tazminatlarının ödendiğini ve daha sonra tekrar işe başladığını ve kendi isteğiyle tekrar ayrıldığını, tespit talebinde hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2011 yılı öncesi iddia edilen ücretlerin yazılı delil ispat sınırının üstünde olduğundan tanık ile ispatlanmasının mümkün olmadığı, 2011 yılı ve sonrasına ilişkin ücretlerin, TUİK kazanç bilgi sorgulama sisteminden yapılan araştırmaya göre muhasebe elemanı olarak çalışan ücretinin 2014 yılı Kasım ayında ortalama brüt ücretinin 1.950 TL olduğunun anlaşılmasına göre, dönemin asgari ücretinin (1.950/1.134) 1.72 katı olduğu, dosya kapsamında dinlenen bir kısım bordro tanıklarının da davacının asgari ücretin 2 katı tutarında ücret aldığı yönündeki beyanları nazarında, uyumlu olduğu gözetilerek 2011 yılı ve sonrasına ilişkin olarak hesaplanan ücretlere göre eksik bildirilen primlerin olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; yazılı belge olmadan sadece tanık beyanlarına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının almış olduğu tüm maaşları gösterir yazılı ve imzalı ücret bordroları ve özlük dosyasının dosyada bulunduğunu, yazılı ve imzalı bordrolardaki imzaların inkar edilmediğini, tamamen tanık beyanlarına dayanarak hesaplama yapılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksikliklerle dolu ve hatalı olduğunu, 2011 yılı ve sonrasında hesaplanan ücretlere göre sözde eksik bildirilen primler yönünden verilen kararı ve miktarları kabul etmediklerini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanmasının zorunluluğunun bulunduğunu, davacının asgari ücretin üç katı gelir elde ettiğini iddia ettiğini, talep konusu yıllar itibariyle tanıkla ispat yasağı parasal sınırları ile asgari ücret karşılaştırma tablosu ile tespitinin de bilirkişi raporunda yapılmadığını, dönemsel olarak asgari ücret tutarlarının senetle ispat sınırının üstünde olduğunu, tanık ifadelerinin yetersiz olduğunu, davacının asgari ücretin üzerinde maaş aldığını, muhasebe ara elemanı olarak görev yaptığını yani teknik ya da nitelikli bir muhasebe personeli olmadığını, iddia ettiğinin aksine sürekli olarak asgari ücretin üzerinde çalışmasının olduğunu, yapılan ücret araştırmasında davacı ile ayni sektörde çalışan bir çalışanın da asgari ücret ile çalıştığının tespit edildiğini, davacı tanıklarından iki tanığın aktif olarak davalı şirkete karşı dava açtığını ve davalı şirket ile husumetli olduğundan tanıklıklarının hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, eksik primlerin hatalı gösterildiğini ve kararda hata oluştuğunu, kararda davacının eksik bildirilen primlerini veya tespit edilen brüt ücret primlerini gösterilmesi gerektiğini, aksi durum davalı Kurum ve şirketin zararına olacağını, hukuki maddi gerekçelerini kül halinde değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece verilmiş olan kararın hukuka aykırı olup fer'i müdahil Kurum açısından hak kaybına neden olacak bir karar olduğunu, davacının 2011 yılı Ocak ayı ile 2015 yılı Aralık ayı tarihleri arasında davalı işveren ... Turizm San ve Tic A.Ş.'de geçen çalışmalarında Prime Esas Kazancın Kuruma eksik bildirildiğinin tespit edildiğini, ancak sigortalılıktan söz edebilmek için çalışmalarının varlığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanması gerektiğini, bu nedenle davacının davasının reddi gerekirken kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, zira fer'i müdahil Kuruma bildirilen süreler dışında davacının hizmetinin olduğu iddiasının kabul edilebilir nitelikte olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 77 ve 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesidir. Bu kapsamda davacı işçinin, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ... Kurumuna davalı işveren/işverenler tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287). Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı HMK’nın geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için yine HMK’nın Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289. maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür. 506 sayılı Kanun'un 78. maddesinde ve 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nun 288. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanun'un 78. maddesine göre “...günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır”. 82. madde de bu düzenlemeye paralel bir hüküm içermektedir. Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır. 3.Davacının davalı iş yerinde, muhasebe stok elemanı olarak 01.04.1994-31.12.2015 tarihleri arasında asgari ücretin 3 katından aşağı olmamak üzere ücretle çalıştığının tespitini talep ettiği eldeki davada, Mahkemece 2011 yılı öncesi iddia edilen ücretlerin yazılı delil ispat sınırının üstünde olduğundan tanık ile ispatlanmasının mümkün olmadığı, 2011 yılı ve sonrasına ilişkin ücretlerin, TUİK kazanç bilgi sorgulama sisteminden yapılan araştırmaya göre muhasebe elemanı olarak çalışan ücretinin 2014 yılı Kasım ayında ortalama brüt ücretinin 1.950 TL olduğunun anlaşılmasına göre dönemin asgari ücretinin (1.950/1.134) 1.72 katı olduğu, dosya kapsamında dinlenen bir kısım bordro tanıklarının da davacının asgari ücretin 2 katı tutarında ücret aldığı yönündeki beyanları nazarında, uyumlu olduğu gözetilerek 2011 yılı ve sonrasına ilişkin olarak hesaplanan ücretlere göre eksik bildirilen primlerin olduğu kabul edilmişse de yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. 4.Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 01.04.1994-31.10.2007 ve 02.09.2008-31.12.2015 tarihleri arasında davalı iş yerinden asgari ücret üzerinden sigortalı bildirimlerinin yapıldığı, ücretlerin banka aracılığı ile ödendiği, 02.09.2008 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının aylık brüt 830,42 TL ücretle çalışacağının kararlaştırıldığı, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan ücret bordrolarının davacı tarafından imzalandığı, bir kısım tanıklarca, davacının talebine konu dönemde asgari ücretin iki katı 2003 yılından itibaren asgari ücret tutarındaki ücretlerin banka kanalıyla, kalan tutarın elden ödendiğinin belirtildiği, davacının muhasebe stok elemanı olup bordroların hazırlanması işinde yer aldığı gözetildiğinde, dosyada yer alan yazılı delillerin karşısında tanık dinlemeyeceği gözetilmeksizin, yapılan emsal ücret araştırması ve tanık beyanları esas alınarak hazırlanan bilirkişi hesap raporuna göre karar verilmesi hatalı olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.