9. Ceza Dairesi 2021/17964 E. , 2024/11542 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/102 E., 2015/340 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEMYİZ EDENLER : Katılan mağdure vekili, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık …
**9. Ceza Dairesi 2021/17964 E. , 2024/11542 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/102 E., 2015/340 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat TEMYİZ EDENLER : Katılan mağdure vekili, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetine, atılı diğer suçtan beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği Özetle, sanığın cinsel saldırı suçunu işlediğinin sabit olduğuna, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Özetle, sanığın cinsel saldırıda bulunduğu sabit olmakla verilen beraat kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Özetle, somut delil bulunmadığına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Tüm dosya kapsamı ve gerekçe içeriğine göre Mahkemece kabul ve takdir kılınmış beraat hükmü usul ve kanuna uygun olup, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonucuna uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, inceleme dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Tanık ifadeleri, adli rapor ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın mağdureyi cinsel amaçla alıkoyduğuna dair dosya kapsamında delil bulunmadığı, dolayısı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109/5. maddesinin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanık Hakkında Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarında katılan mağdure vekili ile o yer Cumhuriyet Savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik katılan mağdure vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün suçun cinsel amaçla işlendiği hususunda şüphe bulunduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre mağdurenin sağır ve dilsiz olup, ayrıca orta derecede mental retardasyon rahatsızlığı nedeniyle beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu, mağdurenin bu akıl hastalığı nedeniyle köyde sürekli olarak dolaştığı, olay tarihinde de saat 19:00 sıralarında sanığın kendisine ait siyah renkli Fiat Doblo marka aracıyla giderken mağdureyi yolda yürürken gördüğü, aracı ile mağdurenin yanında durarak mağdureyi kucaklayıp aracın arkasına bindirip Havuzbaşı Köyü istikametine doğru hareket ettiği, bu sırada tanık ...'ın olayı gördüğü ve olayı arkadaşı olan tanık ...'e anlattığı, tanık ...'ın da olayı haber vermek için mağdurenin evine gittiği, tanık ...'ın yanına mağdurenin abisi olan müşteki ... ile tanık ...'ı da alarak kendi aracı ile sanığın gittiği istikamete doğru hareket ettiği, sanığın aracını Bayındır ilçesi Çınarlık Mevkii ve Alagöl Mevkisinde bulunan tenha bir toprak yola götürdüğü, tanıklar ... ve ... ile müşteki ...'nin sanığın aracının bulunduğu bölgeye geldikleri, jandarma görevlilerine ihbarda bulundukları, bu sırada mağdurenin araçtan çıkarak abisi olan müşteki ...'nin yanına geldiği, olay yerine jandarma ekiplerinin gelmesi üzerine sanığın, aracını çalıştırarak jandarma görevlilerinin yanına geldiği, jandarma görevlilerinin mağdureye kendisini kimin kaçırdığını sorması üzerine mağdurenin sanığı gösterdiği sabit olmuştur. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf olayda sanığın cinsel saikle hareket edip etmediği hususundadır. Çoğunluk görüşüne göre sanığın hangi saikle mağdureyi kaçırdığının bilinemeyeceği ve cinsel amaçla hareket ettiğinin şüphede kaldığı belirtilmiş olup, her ne kadar mağdure sağır/dilsiz olması ve orta derecede mental retardasyon rahatsızlığı nedeniyle sanığın kendisine yönelik cinsel davranışta bulunup bulunmadığını soruşturma ve kovuşturma aşamasında açıklayamamış ise de, sanığın gece vakti mağdureyi kaçırıp tenha bir yere götürmesinin cinsel amaç dışında başkaca bir sebebinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sanığın arkasından başka insanların gelmesi veya başka bir engel nedeniyle cinsel saldırı eylemine başlamamış olması ya da cinsel saldırıda bulunduğunun ispatlanamaması alıkoyma eyleminin cinsel amaçla işlendiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Hedef suçun işlenememiş olması ya da işlenmesine rağmen işlendiğinin ispatlanamaması halinde araç suçun hangi saikle işlendiği olayın bütününe bakarak değerlendirilmelidir. Örneğin gece vakti eve giren failin hırsızlık kastıyla mı yoksa suikast, cinsel saldırı gibi başka bir amaçla mı hareket ettiği olayın bütününe bakarak anlaşılabilir. Failin aralarında kan davası ya da ciddi husumet bulunan bir şahsın evine girmesi ve üzerinde silah bulunması halinde adam öldürme kastıyla girdiği, yine failin sürekli cinsel tacizde bulunduğu bir kadının evine girmesi halinde ise cinsel saldırı amacıyla girdiği kabul edilmelidir. Failin hiç tanımadığı bir şahsın evine girmesi ve üzerinde tornavida, pense gibi aletlerin bulunması halinde ise hırsızlık amacıyla girdiği kabul edilmelidir. Nitekim uygulamada gece vakti eve giren failin henüz bir suç işleyemeden yakalanması halinde, başka bir amaçla girdiğine dair bir delil yoksa hırsızlık amacıyla girdiği kabul edilmekte ve konut dokunulmazlığını ihlalin yanında hırsızlığa teşebbüs suçundan da mahkum edilmektedir (örn: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/484 E. 2016/108 K. 2016/67 E. 2017/160 K.). Failin eve girme amacını gösteren delil ve emareler yoksa hayat tecrübeleri ve yaşamın olağan akışına göre akla en yatkın olan amaçla hareket ettiği kabul edilmektedir. Aksinin kabulü halinde eve giren failin herhangi bir suç işleyemeden yakalandığı ve ifadesinde hangi amaçla eve girdiğini söylemediği hallerde failin sanki amaçsız şekilde eve girmesi söz konusuymuş gibi sadece konut dokunulmazlığını ihlal suçundan cezalandırılması gerekir ki böyle bir kabul hukuk mantığına ve yerleşik uygulamaya ters bir durumdur. Anlatılan hususlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık suçunu inkara yöneldiği için hangi amaçla mağdureyi kaçırdığını ifade etmemiş ise de, sanığın cinsel amaç dışında (fidye isteme, intikam alma vs.) mağduru kaçırdığını gösteren delil ve emareler de mevcut olmadığından gece vakti mağdureyi kaçırıp tenha bir yere götürmesinin cinsel amaçla gerçekleştiği kabul edilmelidir. Bu itibarla sanık hakkında cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün yerinde olup onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sanık hakkında TCK'nun 109/5. maddesinin uygulanmaması gerektiğine yönelik bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.