(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/11588 E. , 2013/4923 K. "" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava,ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde dava tarihindeki bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulün…
**(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi 2012/11588 E. , 2013/4923 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Eşya alacağı Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı eşya alacağı davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava,ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde dava tarihindeki bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. Davacı vekili, müvekkiline düğünde takılan takılara ve çeyiz senedinde belirtilen 13 adet burma bileziğe davalı tarafından el konularak davacı kadının ailesinin evine bırakıldığını, daha sonra bu takıların iade edilmediğini belirterek dava dilekçesinde belirttiği takıların aynen olmadığı takdirde değerinin ödenmesini istemiştir. Davalı vekili takıların bir kısmının davacı tarafından harcandığını bir kısmının düğün sırasında ailesi tarafından takan şahıslara iade edildiğini, bir kısmını da davacının beraberinde götürdüğünü,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava konusu ziynet eşyalarından dört adet bileziğin davacının kardeşine ödünç verildiği diğerlerinin ise evlilik birliği içerisinde sarf edildiği sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının evlilik birliği içinde davalı koca tarafından alınıp bozdurulduğunu ileri sürmüş, davalı koca ise altınları almadığını, davacı tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.