2. Hukuk Dairesi 2006/15748 E. , 2007/3826 K. "" MAHKEMESİ ... A.H.(Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul…
**2. Hukuk Dairesi 2006/15748 E. , 2007/3826 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ ... A.H.(Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,peşin alınan harcın mahsubuna, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi.12.03.2007 KARŞI OY YAZISI Davacı “kadın” tarafından boşanma davası açıldığı; davalı “kocanın” süresi içinde (HUMK m. 195) yetki itirazında (HUMK m. 187 b. 2) bulunduğu konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır. Çekişme nedir?; Boşanma davası, davacı “kadın” tarafından “sürekli kalma niyetiyle” oturduğu/kaldığı “baba evinin” bulunduğu yerde (TMK. m. 19 f. I) açıldığı halde ve bu yer mahkemesinin kadının “yerleşim yeri” mahkemesi (TMK. m. 168) olmasına rağmen değerli çoğunluğun boşanma davasının doğru yerde açılmadığına yönelik farklı yönde oluşan düşüncesine katılmıyoru Düşünceme göre : Aralarında meydana gelen olaylardan sonra kocası ile oturamaz duruma gelen ve ekonomik ya da sosyal zorunluluklar sebebiyle gidecek başka yeri de bulunmadığı için baba evine dönen/dönmek zorunda kalan “her kadın” boşanma davasını “ertesi günü” bile “sürekli kalma niyetiyle” geldiği/oturduğu/kaldığı “baba evinin” bulunduğu yerde açabilir/açabilmelidir. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 186 hükmüne göre “oturacakları konutu” eşler “birlikte” seçerler. Buna karşılık kadının “sürekli kalma niyetiyle” oturacağı yeri (TMK. m. 19) koca belirleyemez. Aksi düşünce (= Kadın, sürekli kalma niyetiyle oturacağı yeri tek başına belirleyemez düşüncesi ) “Kocanın yerleşim yeri kadının da yerleşim yeri sayılır” kabulünü zorunlu kılar ki hiç de böyle olmadığı TMK. m. 168 metninde yer alan “eşlerden birinin yerleşim yeri” anlatımıyla açık seçik bellidir. “Eşlerden birinin yerleşim yeri” ifadesi ile kadının ve kocanın yerleşim yerlerinin “bir ve tek” olmadığı gerçeği hiçbir farklı düşünmeye/yoruma sebebiyet vermeyecek kadar açık ve seçik olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple “Kadın, kocasından ayrı otursa bile ‘makul süre’ geçene kadar yerleşim yeri kocasının yerleşim yeridir” şeklindeki bir düşünce yerinde değildir/kabul edilemez. “Koca” sürekli kalma niyetiyle oturacağı yeri “tek başına” belirlerken/belirleyebiliyorken “kadın” neden sanki bu konuda geçmesi gereken asgari bir süre varmış da geçmemiş gibi bu belirlemeyi tek başına yapamamaktadır/yapamaz duruma düşürülmektedir?