Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/424 E. , 2024/1247 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/424 Karar No : 2024/1247 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACILAR) ..., ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : .. Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıların müşterek çocukları ...'ı…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/424 E. , 2024/1247 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/424 Karar No : 2024/1247 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACILAR) ..., ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : .. Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıların müşterek çocukları ...'ın davalı idarenin sorumluluk alanında bulunan su havuzuna girip mevcut elektrik akımına kapılarak ölmesi neticesinde davalı idarenin hizmet kusuruna bağlı olarak uğranıldığı ileri sürülen toplam (ıslah dilekçesi ile artırılarak) 90.521,00-TL maddi, 150.000,00-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacılar ... ve ...'in müşterek çocuğunun vefatında davalı idarenin asli kusurlu, davacıların ise tali kusurlu oldukları sonucuna ulaşılmış olup; 23.10.2017 tarihli rapordaki hesaplama ve davacıların tali kusurlu oldukları gözetildiğinde hesaplanan maddi tazminat miktarından 1/4 oranında indirim yapılarak davacılardan anne ... 33.945,37-TL baba ... için de 33.945,37-TL olmak üzere toplam 67.890,74-TL maddi zararın davalı idarece tazmini gerektiği, manevi tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise, manevi tazminatın, idarenin kusurunun ağırlığı, yaşanan elem ve üzüntünün niteliği de gözetilerek mahkemelerce takdir edileceği durumu ile müteveffanın yaşı ve hizmet kusurunun varlığı, davacıların tali kusurlu oldukları, 10.08.2015 tarihinde meydana gelen ölüm olayı neticesinde, müteveffanın anne ve babası olan davacıların duyduğu elem ve üzüntü de dikkate alınarak, müteveffanın annesi ... için 30.000-TL ve babası ... için 30.000,00-TL olmak üzere toplam 60.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılar; anne ... için 33.945,37-TL maddi, 30.000-TL manevi tazminat, baba ... için 33.945,37-TL maddi, 30.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 127,890,74-TL tazminat isteminin kabulüne, bu miktarı aşan tazminat isteminin ise reddine, hükmedilen 60.000,00-TL manevi tazminat ile maddi tazminatın 2.000,00-TL'lik kısmına idareye başvuru tarihi olan 08.01.2016 tarihinden, maddi tazminatın 65.890,74-TL'lik kısmına ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 01.02.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacılar tarafından, mahkemin tazminat miktarında 1/4 oranında kusur indirimi yapmasını kabul etmedikleri, kusurları olmadığı, takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu ileri sürülmektedir. 2- Davalı idare tarafından, kusur oranlarının tespiti için İdare Mahkemesince ayrıca bir bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, ceza dosyasındaki raporda kusur oranlarına yer verilmediği, parkı yapan şirketin olaydan sorumlu olduğu, kendilerinin sorumlu olamadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde "temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı" hükme bağlanmıştır. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde ile "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." hükmü eklenmiştir. 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde; "AİHM, devletin sorumluluğuna ilişkin tazminat davalarında, davacıların yargılamanın yavaş işlemesinden doğan zararlarını ortadan kaldıracak yeterli bir çözüm bulunmadığı yönünde ülkemiz aleyhinde ihlal kararları vermektedir. Düzenlemeyle, idarî yargıda açılan tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılama hakkının ihlali olarak kabul edilmesi sebebiyle, nihai karar verilinceye kadar ıslah suretiyle talep edilen tazminat miktarını arttırma hakkı tanınmaktadır." ifadesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu istinaf kararı taraflarca temyiz edilmiş olup; uyuşmazlıkta, talep edilen tazminatın miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle arttırılan kısmına yürütülecek faizin başlangıç tarihi yönünden değerlendirme yapılmıştır. Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. Tazminatın ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvuru üzerine, bu istemin idare tarafından açıkça veya zımnen reddi üzerine, idarenin, tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarak talep edebileceği, açılacak davada talep edilecek tazminat miktarının serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamakla birlikte, talep edilecek tazminat miktarının yüksek tutulması durumunda davacının talep ettiği tutar ölçüsünde ödemek zorunda kalacağı ve bu tür davalarda nispi olarak belirlenen yargılama harçlarının da yüksek olacağı, bunun da mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacağı açıktır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, uğranılan zararın gerçek miktarının Mahkeme tarafından net bir şekilde ortaya çıkması durumunda, ortaya çıkan bu gerçek zararın tamamının tazmini amacıyla verilen miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu sonucuna varılmaktadır. Yukarıda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde, esasen davacının dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulundukları bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de, davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradelerini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararları olduğunun, bu gerçek zararın esasen idarelere başvuru tarihinde bir başka deyişle idarelerin temerrüde düşürüldüğü tarihte ortaya çıktığı, ancak davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla arttırılan dava değerinin tamamına davalı idarenin temerrüde düştükleri idareye başvurma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerekmektedir. Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 09/06/2020 tarih ve E:2019/53, K:2020/853 sayılı kararı da bu yöndedir. Bu durumda; idarenin temerrüde düşürüldüğü tarih, zararın ödenmesi istemiyle davacılar tarafından yapılan 08.01.2016 tarihli başvuru olduğundan, İdare Mahkemesince verilen ve istinaf tarafından istinaf isteminin reddine dair verilen kararın hüküm fıkrasının; "maddi tazminatın 65.890,74-TL'lik kısmına ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 01.02.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine" kısmının, "65.890,74-TL maddi tazminatın idarenin temerrüde düşürüldüğü tarih olan 08.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. Temyize konu kararın diğer kısımları yönünden ise; karar hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 07/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.