T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/353 - 2026/338 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/353 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/12/2024 NUMARASI : 2023/396 Esas - 2024/970 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06/03/2026 Mahalli mahkemesince verilen …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/353 - 2026/338 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/353 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/12/2024 NUMARASI : 2023/396 Esas - 2024/970 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06/03/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 15.09.2022 tarihinde davalı ... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı olup davalı ...'in de maliki olduğu ... plakalı araç sürücüsü diğer davalı ...'ın davalı ... Kargo Servisi A.Ş.'nin işini yaparken, davacı ...'ın eşi yaya konumundaki diğer davacı ...'a çarparak ...'ın yaralanmasına neden olduğunu, ev hanımı olan davacı ...'ın kanser tedavisi gören eşine baktığını, ancak kaza nedeniyle eşine bakamaz hale geldiğini, kazaya karışan aracın ... Kargo firmasının kargo dağıtım işini yaptığını, ayrıca aracın ZMMS poliçesinin davalı sigorta şirketince düzenlendiği belirtilerek, tüm davalılardan fazla hakları saklı olmak üzere şimdilik, 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasak faizi ile birlikte tüm davalılardan tahsiline, davacı ... için 75.000,00 TL ve diğer davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın sadece davalılar ... ve ...'tan kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 08.11.2023 tarihli dilekçesinde; davalı sürücüsünün kaza yaptığı araç giydirmesinin ... Kargo isimli firmanın aracı olarak gözüktüğünü, araç sahibi davalı ...'in ... Kargo firmasının acentesi olup kargo işini yapmakta olduğunu, dolayısıyla da davalı kargo firmasının da araç sahibi gibi asli kusurlu olup sorumluluğunun da söz konusu olduğunu, davacı ...'ın 9 ay çocuklarının bakımına muhtaç kaldığını, bundan dolayı da 1.000,00 TL'lik maddi tazminatın 100,00 TL'sinin geçici iş göremezlik, 800,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik, 50,00 TL'sinin tedavi amaçlı ve 50,00 TL'sinin de evde bakım için olduğu belirtmiştir. Bedel artırım dilekçesi ile, yapılan uzman bilirkişi incelemesi neticesinde müvekkilinin trafik kazası sonrası tüm vücut engellilik oranının %24 olduğu, davacı mağdurun kusursuz olduğu, maluliyetine denk gelen geçici bakıcı gideri tazminatının 19.413,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatının 55.467,28 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının 454.358,56 TL olmak üzere maddi zararının toplam 529.238,84 TL olduğu anlaşıldığından taleplerini toplam 529.238,84 TL’ye (sigorta şirketi bakımından ZMMS limit tutarı ile sınırlı olmak üzere) artırmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının kullandığı aracın ZMS (Trafik) Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve öncelikle sigorta şirketine başvurulmasının gerektiğini, aksi halde davanın reddedilmesi gerektiğini, davacıların zorunlu başvuru kapsamında dava açmadan önce usulüne uygun şekilde sigorta şirketine başvuru yapması gerekirken, eksik belgeleri ikame etmemek suretiyle usulüne uygun başvuru yapmadığından öncelikle usul yönünden davanın reddine karar verilmesini, kazanın meydana gelmesinde de kaza tutanağında belirtilenin aksine davacı yayanın asli kusurlu olduğunu, keza yayanın yolu kontrol etmeden yola girerek kazanın oluşumuna neden olduğunu, dolayısıyla kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının belirlenmesi için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davacılar tarafından talep edilen 100.000,00 TL manevi tazminatın somut olaya göre fahiş, afaki ve salt zenginleşme amacına matuf olduğu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından davalıya gerekli evraklar iletilmeden iş bu dava açılmış olunmakla davanın reddi gerektiğini, kusur ve maluliyet oranı tespiti için ATK'dan rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiği bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Kargo Servisi A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kaza tarihinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın davalı şirket elemanı olmadığını, dolayısıyla da açılan haksız davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğini, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının da belirlenmesinin gerektiğini, davacı tarafça iddia olunan zararların da belirlenmesi gerektiği gibi varsa öncelikle sigorta şirketlerince karşılanmasının gerektiğini, davacının manevi tazminat taleplerinin de reddinin gerektiğini beyan etmiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; “dosya kapsamında tazminat hesabı yapılması ve tedavi giderleri hesabı yapılması için hesap ve doktor bilirkişiden rapor alınmış olup, alınan rapor Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 tablosu kullanılarak progresif rant yöntemine göre hesaplanmış olup, alınan rapor denetim elverişli bulunmakla hükme esas alınmıştır. 07/08/2024 tarihli raporda geçici ve sürekli maluliyet açısından terditli hesaplama yapılmış olup, Ankara BAM 35 Hukuk Dairesinin son kararları gözetilerek aktif pasif ayırımı yapılmadan davacının bakiye ömür sonuna kadar gelir vergisi istisnasından yararlanacağı vergi iade alacağı göz önüne alınarak yapılan 69.948,43 TL geçici maluliyet tazminatı ve 540.214,52 TL sürekli maluliyet tazminatına hak kazanacağı hesabına yönelik hesaplama hükme esas alınmış ise de, davacının talebi ile bağlı kalınarak bedel arttırım talebi doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Yine doktor bilirkişinin tedaviye ilişkin medikal ve ulaşım araç gideri ilişkin 4.750,00 TL olarak hesaplanmış olmakla denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış, davalı ZMMS sigorta şirketi, araç işleten ... ve kusurlu araç sürücüsü ... trafik kazasından dolayı oluşan geçici ve sürekli maluliyet, bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ve tedavi ulaşım giderlerinden 2918 sayılı Yasa hükümleri gereği müteselsilen sorumlu olduklarından 07/08/2024 tarihli raporda belirlenen tazminatın bu davalılardan müteselsilen tahsiline hükmedilmiş, davaya konu aracın ... Kargoya hizmet verdiğinden, bu davalıya karşı da maddi tazminat talebi bulunmakla birlikte, davalı Kargo şirketinin aracın işleteni olduğu, uzun süreli kiralayanı olmadığı, tedarik hizmeti aldığı, davalı şirketin acentesi olmadığı bu yönde delilin dosyada olmadığı, kazaya karışan kişinin davalı şirketin çalışanı olmadığının SGK kayıtlarından anlaşıldığından bu davalıya yönelik açılan davanın reddine karar verilmiş, yine dosya kapsamında davacının sürekli maluliyetinin oluşmasından kaynaklı davacı ... ve eşi olan ...'ın manevi tazminat talebi bulunmaktadır. 6098 sayılı TBK'nın manevi tazminat başlıklı 56 .maddesinde; "Hakim bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü mevcut olup, davacının dava konusu trafik kazasına bağlı vücut genel çalışma gücünden %24 nispetinde kaybettiği, 9 ay süre ile geçici iş görmezlik halinde kaldığı, 3 ay süre ile bakıcı ihtiyacı oluştuğu tespit edilmiş olup yaralanmasının fiziki, sosyal ve duygusal kişilik değerleri bakımından manevi olarak zarara uğramasına sebep olduğuna kuşku yoktur. Yine davacı ...'in eşi açısından manevi zarar oluşturduğu açıktır. Buna göre, olayın özelliği ile duyulan veya duyulacak elem ve acıya karşılık olarak davalı gerçek kişilere düşen kusur durumu, davacının kusursuz olması, tarafların sosyal ekonomik durumu, kaza tarihine göre paranın alım gücü değerlendirildiğinde aşağıdaki şekilde manevi tazminata karar verilmiş,” gerekçesiyle; “Davanın KISMEN KABULÜNE, 1.-19.413,00 TL bakıcı gideri tazminatı, 55.467,28 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 454.358,56 TL sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı olan 529.238,84 TL tazminatın kaza tarihi olan 15/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi (davalı sigorta şirketi açısından temerrüt tarihi olan 20/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile) davalılar ..., ... ve ... Sigorta Anonim şirketinden müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, 2.-75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ..., ...'den tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 2.a-20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ..., ...'den tahsili ile davacı ...'ın mirasçılarına miras payları oranında verilmesine, 3.-Davalı ... Kargo Servisi A.Ş.'ye karşı açılan davanın REDDİNE,” karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; kazaya karışan aracın üzerindeki renk ve logosuna bakılarak ... Korgo şirketine karşı da dava açıldığını, bu aracın kargoya verdiği zarardan kargo firması sorumlu tutulurken, yayalara verdiği zarardan sorumlu tutulamayacak olmasının beklenemeyeceğini, davalı ... Kargo Servisi A.Ş. bakımından reddedilen maddi tazminata yönelik mahkeme kararının sadece bu yönden kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacı pasif dönemde olduğundan geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketinin ancak sigortalısının "kusuru" oranında sorumlu olduğunu, hükme esas alınan kusur raporunun yetersiz olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, maluliyet oranı Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, hesap raporunun yaşam tablosu TRH 2010 ve hesaplamada esas alınması gereken teknik faiz %1,65 olarak düzenlenmesi gerektiğini, bakıcı gideri yaptığı ispatlanamadığından bakıcı gideri hesaplamasının tamamen hatalı olduğunu, hesabın da yanlış olduğunu ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi hesaplamalarının fahiş olduğunu, tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, kusur tespitinin tek taraflı yapıldığını, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine tevdi ile yeni/ek rapor alınması gerektiğini, davacı yaya asli kusurlu olup, aksi yöndeki kusur tespitinin doğru olmadığını, davacı tarafından maddi tazminat kapsamında bakıcı gideri ve tedavi masrafları talep edilmişse de bu zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat tutarının somut olaya göre fahiş ve zenginleşme amacına matuf olup reddi gerektiğini, davacı yayanın eşi ... (mirasçıları) tarafından manevi tazminat talep edilmişse de, yasal olarak manevi tazminat talep edebilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde; “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmünü içermektedir. Görüldüğü gibi sözkonusu maddede araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi de meydana gelen zarardan sorumlu tutulmuştur. Bu bakımdan motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında işletilmesi halinde yani aracın işletilmesine katılma halinde girişimci işleten ile birlikte sorumlu olacaktır. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hâkimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hâkimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Somut olayda; kazaya karışan aracının üzerinde ... Kargo A.Ş.’nin ismi ve logosu da bulunarak kargo taşıma işi yaptığının sabit olduğu anlaşıldığından, bu durumda davalı ... Kargo A.Ş.’nin de “işleten” sıfatıyla zarardan sorumlu tutulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ve mahkemece de gerekçeli kararda bu davalının “işleten” olduğu kabul edilmesine rağmen “uzun süreli kiralayanı olmadığı” gerekçesiyle bu davalıya yönelik davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinafının yerinde olduğu anlaşılmıştır. 2-Trafik kazası neticesinde meydana gelen zararlardan; zarara sebebiyet veren sürücüler, işleten ve işletenin sorumluluğunu ZMMS ile üstlenen sigorta şirketi, KTK'nın 85, 91 ve 88. maddeleri gereğince müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri TBK'nın 162/2. ve 163. maddelerine göre borcun tamamından sorumludur. Müteselsil borçlularda borcun sona ermesini düzenleyen TBK'nın 166. maddesinde; "(1)Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2)Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3)Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." düzenlemesine yer verilmiş, bu doğrultuda müteselsil borç nedeniyle alacaklıya halef olmayı düzenleyen TBK'nın 168/2 maddesinde de; "Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır." denilerek, bir borçlu lehine yapılacak olan iyileştirmenin, diğer borçluların aleyhine olması halinde, iyileştirmenin aleyhine olduğu, diğer borçluların da bundan istifade edeceği kabul edilmiştir. Müşterek müteselsil borçlulardan ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi, işletenin sorumluluğunu üstlendiğinden, sigorta şirketi ifâda bulunsun ya da bulunmasın bu sigorta yönünden feragat edilmesi işletenin yararına olduğundan işletene de sirayet edecek olup, işleten de sigorta teminat limiti ile sınırlı olarak (sigorta limitini aşan zarar varsa bu kısım hariç) borcundan kurtulacaktır. Davadan feragat borcu sona erdiren bir irade beyanı olup, kural olarak feragat edilen borçlu yönünden hüküm ifade etmekle birlikte, borçluların müteselsil sorumluluğunun bulunduğu hallerde, müteselsil borçlular ancak durumun ve borcun niteliği elverdiği ölçüde veya feragat ile borçlulardan birinin durumunu diğerlerinin zararına iyileştirmiş ise feragatten istifade edebilirler. Aksi takdirde, feragat ancak yapılan kişi lehine sonuç doğurur. Sürücü açısında ise, sigorta şirketi sürücünün sorumluluğunu üstlenmediğinden, sigorta şirketi hakkında davadan feragat edilmesi halinde, sürücü kusurundan kaynaklanan zararlarında, sürücünün zararına sigorta şirketinin durumunun iyileştirilmesi mahiyetinde olmadığından, sigorta şirketi hakkındaki davadan feragat edilmiş olması durumunda, sürücü yapılan ödeme var ise ancak ödeme yapılan miktar ile sınırlı olarak borcundan kurtulur (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2019/5845E. 2020/3050 K., 2016/18007 E. 2019/7784 K.). Somut olayda; davacı vekili tarafından 02/05/2025 tarihli “maddi tazminat ve ferileri hususunda SULH olunarak ödeme alınmış olup sadece sigorta şirketi bakımından davadan feragat ediyoruz.” şeklindeki dilekçe ile davalı (işleten) ...’in ZMMS sigortacısı olan davalı ... Sigorta A.Ş. hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Yine davalı ... vekili de istinaf aşamasında 27/06/2025 tarihli dilekçe ile; “davacılar ile SULH olunarak ödeme yapılmış olup ek'te sulhe ilişkin protokolü sunmaktayız. Bu bakımdan davadan feragat ediyoruz.” şeklinde beyanda bulunmuştur. O halde, yukarıdaki açıklamalar kapsamındaki ibraname sulh belgeleri getirtilerek bu belgelerin içerik ve kapsamları da değerlendirilerek davacının sigortaya yönelik feragatinin diğer davalılara (davalı ... Kargo şirketinin de işleten sıfatıyla sorumlu olduğu da gözetilerek) sirayet edip etmeyeceği, sirayet edecekse poliçe limitleri de değerlendirilerek ne miktar için sirayet edeceği değerlendirilerek yine davalı ... ile yapılan sulh sözleşmesi de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... vekillerinin istinaf talebinin kabulüne, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, ibraname sulh belgeleri getirtilerek bu belgelerin içerik ve kapsamları da değerlendirilerek davacının sigortaya yönelik feragatinin diğer davalılara (davalı ... Kargo şirketinin de işleten sıfatıyla sorumlu olduğu da gözetilerek) sirayet edip etmeyeceği, sirayet edecekse poliçe limitleri de değerlendirilerek ne miktar için sirayet edeceği değerlendirilerek yine davalı ... ile yapılan sulh sözleşmesi de değerlendirilerek davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekili ile davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜ ile, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 30/12/2024 tarihli, 2023/396 Esas – 2024/970 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, istinaf edenler vekillerinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 7. Genel İcra Dairesi'nin 2025/685 Esas sayılı dosyasına depo edilen 1.290,000,00 TL bedelli teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.